Kasım 28, 2016 15:08 Europe/Istanbul

Bugünkü sohbetimizde İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei kelamında Mehdeviyet konusunu masaya yatırmak istiyoruz.

Huzura kavuşmak her insanın en temel arzu ve isteklerinden biridir. İnsan huzura kavuşarak böylece cismi ve ruhi açıdan yücelmek ve yaşamının en iyi anlarında yaşamak ister. İnsanların hakları tüm alanlarda çiğnenmediği zaman derin bir huzura kavuşur. Huzura kavuşmanın en önemli bileşenlerinden biri ise, toplumda adaletin sağlanmasıdır. İslam öğretilerinde adaletli bir ortamda yaşamak insanın manevi ve insani yücelmesinin yoludur. Bu yüzden beşeriyetin kurtarıcısının en önemli hedeflerinden biri, zuhur ettikten sonra insanlara adaletin güzel tadını tattırmaktır. Müslümanlara göre ancak İslam Peygamberi’nin –s– soyundan olan 12. İmamın zuhur etmesinden sonra dünyada hakiki adalet gerçekleşir ve toplumların hakimiyeti müstekbirlerin elinden kurtarılır. Bir başka ifade ile hak yerini bulur. Bu konuda İslam Peygamberi –s– şöyle buyurur: Mehdi benim evlatlarımdandır. Onun gaybeti söz konusudur. Zuhur ettiği zaman ise, zulümle dolan yeryüzünü adalet ve eşitlikle doldurur.

İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei, Hz. Mehdi’nin –s– zuhur ettikten sonra en önemli şiarı, tevhid gölgesinde adaleti inşa etme şeklinde beyan ediyor. Ayetullah Hamanei’ye göre ancak tevhid ve Allah eksenine dayanan bir toplumda hakiki adalet gerçekleşebilir ve Hz. Mehdi –s– tevhid, maneviyat ve dindarlık sloganları ile adaleti inşa etmek amacıyla kıyam eder. Bu konuda İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei şöyle diyor:

Mehdeviyetin en seçkin şiarı adaletten ibarettir. Nudbe duasında o büyük insanın sıfatlarını saymaya ve beyan etmeye başladığımızda, büyük ataları ve mutahhar hanedanı ile bağları sayıldıktan sonra zikrettiğimiz ilk cümle şudur:

این المعدّ لقطع دابر الظلّمه، این المنتظر لاقامه الامت والعوج، این المرتجی لازاله الجور والعدوان

Yani o kurtarıcı gelip zulmün kökünü kurutması, beşeriyet tarihinde geçmişten beri sürekli var olan ve bugünde tüm şiddeti ile var olan zulmün binasını yıkması ve zalimlere haddini bildirmesi için beşeriyetin kalbi sabırsızlıkla atıyor. Bu, vadedilen Mehdi’yi –s– bekleyenlerin o büyük insanın zuhur etmesinden ilk beklentileridir. Ya da Al-i Yasin ziyaretinde o büyük insanın özelliklerini zikrettiğinizde, bu sıfatların en seçkin olan şudur:

الّذی یملأ الارض عدلا و قسطا کما ملأت ظلما و جورا

Beklenen şey, o hazretin sadece bir noktayı değil, tüm alemi adaletle doldurması ve eşitliği her yerde sağlamasıdır. O büyük insan hakkındaki rivayetlerde de aynı mana yer alıyor. Dolaysıyla vadedilen Mehdi’yi –s– bekleyenlerin birinci derecede beklentileri adaletin sağlanmasıdır.

İslamî öğretilere göre, İmam Zaman –s– halkın gücüne dayanarak dünyada hakiki adaleti inşa ediyor. İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei’ye göre, Hz. Mehdi –s–  o hazretin yüce imanı ve doztları ve izleyenlerinin imanı ile elde ettiği güçle alemin zalimlerinin yakasına yapışacak ve zulüm saraylarını yıkacaktır. Ayetullah Hamanei bu konuda şu açıklamada bulunuyor:

Adaleti inşa etmek ister dünya genelinde ister dünyanın her yerinde olsun, adil e salih ve adalettalep insanların iktidarın başında olmasını ve zorbalarla zor dili ile konuşmalarını gerektirir. Zalimane gücün sarhoşu olanlarla nasihat dile ile konuşulamaz, onlarla iktidar dili ile konuşmak gerekir. İlahi peygamberlerin davetinin başı nasihat dili ile gerçekleşir, ama daha sonra taraftarlarını toplayarak donattıklarında, işte o zaman tevhid düşmanları ve beşeriyet düşmanları ile kuvvet dili ile konuştular.

İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei nasihat dili ile dünyanın hiç bir yerinde adaletin sağlanamayacağını ve Hz. Mehdi –s– de alemin zalimlerini zulüm ve aşırı talep ve sultacılık ve sömürmekten el çekmeleri için nasih etmeye gelmiyor, bilakis onlara karşı kıyam ediyor. Bazı muteber rivayetlerde okuduğumuz gibi o hazretin müstekbirlere ve zalimlere karşı kıyamı sekiz ay sürüyor ve bu sekiz ayın sonunda tüm müstekbirler yok oluyor ve küreselgüç tamamen bu büyük insanın eline geçiyor.

Hz. Mehdi’nin –s– evrensel iktidarı bize ulaşan rivayetlere göre tamamen halkçı bir iktidardı ve ana eksenlerini de halk oluşturur. Bu sözün izahatı için İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei’nin sözlerine bakıyoruz. Ayetullah Hamanei Hz. Mehdi’nin –s– hükümetini şöyle vasfediyor:

Hz. Mehdi’nin –s– gelecekteki hükümet, tam anlamı ile halkçı bir hükümettir. Halkçı demek ne demektir? Yani bu hükümet halkın iman ve irade ve gücüne dayanır. İmam Zaman –s– sadece dünyayı adaletle doldurmaz. İmam Zaman –s– mümin insanlara dayanarak alem genelinde ilahi adalet temelini atıyor ve yüzde yüz halkçı bir hükümet kuruyor.

İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei Hz. Mehdi’nin –s– iktidarını günümüzdeki hükümetler gibi görmüyor ve bu konuda şu izahatta bulunuyor: Bu halkçı hükümet, günümüz dünyasında halkçı ve demokratik olduklarını iddia eden hükümetlerle yerden göğe kadar farklıdır. Bugün dünyada demokrasi ve halkçı tabir edilen şeyler, yeni kılığa bürünmüş eski diktatörlüklerdir; yani toplulukların diktatörlüğüdür. Eğer herhangi bir rekabet de varsa, bu rekabet bu toplulukların veya grupların arasındadır ve bu arada halk hiçe sayılmaktadır. Bir grup iktidarı ele geçiriyor ve ülkenin tüm işlerini onlara devreden siyasi iktidar sayesinde ve bu iktidarı kötüye kullanarak para ve sermaye ve serveti kende çıkarları doğrultusunda topluyor ve bunları yeniden güç kazanma yolunda harcıyor. Günümüz dünyasında demokrasiler yalan ve kandırıcı ve gözleri ve gönülleri büyüleyen propagandalara dayanıyor ve demokrasi paranın iktidarının pençesinde esir olmuştur. İmam Zaman’ın –s– halkçılığı, yani dini halkçılığı bugünkü yöntemlerle tamamen farklıdır.

Dünyada adalete dayalı bir hükümetin kurulacağına dair büyük hakikat, tabi ki yağmacıların hoşuna gitmeyen bir durumdur. Gücünü şiddet ve milletleri yağmalama yolunda sarf edenler, Ahir Zaman kurtarıcısı ve adalet abidesinin en büyük düşmanlarıdır. Dolaysıyla bunlar başta film ve diğer medya ürünleri üretmek olmak üzere çeşitli yollardan kurtarıcının zuhur gerçeğini tahrip etmeye ve zuhurdan sonra karmaşık bir dünya görüntüsü yaratmaya ve telkin etmeye çalışıyor. Bu zümre ellerinden tüm imkanları ile insanların gölünde yanan bu umut nurunu ve kurtarıcının zuhuruna yönelik inancını gönüllerde söndürmeye çalışıyor. Bu konuda İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei önemli noktalara temas ederek şöyle diyor: bizim konumuz, bu inancın üzerine yürüyen bilge düşmanlardır. Ben onlarca yıl öncesine, yani sömürünün Kuzey Afrika’ya ayak bastığı yıllara ait olan bir belge gördüm. Kuzey Afrika ülkelerinde insanlar İslam Peygamberi’nin –s– ehli beytine –s– eğilim büyüktür. Bu insanlar hangi İslamî mezhebe mensup olursa olsun ehli beyt –s– hayranıdır. Sudan ve Fas ve diğer Afrika ülkelerinde Mehdeviyet inancı oldukça koyudur. O yıllarda sömürü bu bölgelere ayak bastığında, yani geçmiş yüzyılda, sömürüyü rahatsız eden konulardan biri Mehdeviyet inancıydı. Benim gördüğüm belgede, sömürünün önde gelen büyükleri ve sömürü komutanları Mehdeviyet inancının yavaş yavaş halkın arasında silinip kaybolması için bir şeyler yapmaları gerektiğini söylüyor. O günlerde İngiliz ve Fransız sömürücüler bazı Kuzey Afrika ülkelerine girmişti, gerçi sömürücülerin nereden olduğu fark etmez, ecnebi sömürücülere göre bu insanların arasında Mehdeviyet inancı yaygın olduğu müddetçe hedef ülkeleri sömürmeleri mümkün değildi. Bakın, Mehdeviyete inanmak ne kadar önemlidir.

Bu belge, sömürücülerin İslam ülkelerinde Mehdeviyet inancına yönelik yargılarının küçük bir örneğidir. İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei ise insanları alemin hareketi salah ve aydın ufuklara olduğu konusunda müjdeliyor ve şöyle diyor:

Alemin müstekbirleri ne derse desin, ne kadar gövde gösterisi yaparsa yapsın, ancak Hak ve hakikat ordusu ve beşeriyeti adalet menziline doğru götüren kervan hiç durmadan yoluna devam ediyor ve sayıları da her geçen gün daha da artıyor. Yılların akıp gitmesi bu umudu gönüllerde yok edemiyor veya renksizleştiremiyor ve umarız gelecekte, pek de uzak olmayan bir gelecekte tüm beşeriyet adaletin tadına gerçek manada varacaktır.