Türkiye'den köşe yazarları
Rauf Tamer, 1 Ocak tarihli Hürriyet gazetesinde, “Merhaba 2017”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Terörden ağzımız öyle yanmış ki... Elektrikler saatlerce kesilince acaba sabotaj mı diyenler oldu.Yıllar evvel yine böyle bir elektrik krizi olmuştu. Hakkari hariç bütün yurtta elektrikler 5-6 saat kesildi.Nehar Tüblek’in karikatürünü hatırlıyorum:Simsiyah bir Türkiye haritası... Sadece Hakkari beyaz. Altta da Makber’den bir mısra: Her yer karanlık, pirnur o mevki.Hem de o yıllarda.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Karanlıklar, inşallah 2017’nin müjdeli haberleriyle aydınlığa dönüşsün... Yeni yıl, ülkemize ve insanlığa huzur ve güven getirsin.
KISA NOTLAR
Yeni değişikliğe göre, meclis feshedilince cumhurbaşkanlığı da feshediliyor ama peki 5+5 takvimi ne oluyor?
CHP’nin direniş biçimini beğendim, ellerindeki yazılı metni koro halinde güzel okuyorlar ama güfte yetmez, ona bir de beste lazım.
Kar, fırtına, buz, yağmur, sel... Kış günü başka ne olabilir ki? Böyle sürpriz haberlerle yüreğimizi oynatmayın...
Son dakika, son dakika...
Ve noktayı koyalım.
2016 bizim için bir sabır taşı’ydı, nihayet çatladı. 2017 ise dilek taşı’dır.
Dualarımızla.
…***
Ceren Sözeri 1Ocak tarihli Evrensel gazetesinde, “Türkiye'de basın özgürlüğünün fotoğrafı”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Arabada giderken telefonumla güneşin doğuşunu çekmeye çalışıyorum, saat 06.24, yolculuk Mardin’e.Yanımda o zaman Diken’in editörlerinden Tunca oturuyor. Geçen sene Şubat’ın 5’i, Haber Nöbeti’nin ilk ekibindeyiz. Diyarbakır’da kalamadık. Cizre’de bodrum katlarından insanların yardım çığlıkları yükseliyor. Selahattin Demirtaş Mardin’e gelmiş. Diyarbakır’dan gazeteci arkadaşlarımız Mahmut Oral ve İlyas Akengin’le birlikte haber yapacağız. Saat 7.30, bir kahvede soba başında Tunca ile Demirtaş’ı nasıl yapsak da uyandırsak planları yapıyoruz kıkır kıkır, ne de olsa haberimizin peşindeyiz. Şehir ağır bir güne uyanıyor.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Önce Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk’le görüşüyoruz, hakkında açılan soruşturmaları soğukkanlılıkla anlatıyor ama acil olan Cizre. Ahmet Türk rüyasında Selahattin Demirtaş’ı görmüş, Cizre’deki insanlar kurtarılıyormuş. Tunca ‘nasıl yaparım da Cizre’ye giderim’ derdinde. Cizre’ye giremeden Nusaybin’de Cizre’dekilerin yakınlarıyla görüşebiliyoruz. Elimizden gelen tek şey seslerini duyurmak, bir masada dirseklerimiz çarpışarak ve adeta yarışarak haber yazıyoruz.
Tunca Öğreten tanıdığım en iyi gazetecilerden biri. Geçtiğimiz pazar sabaha karşı Tunca ile birlikte Dihaber’den Metin Yoksu, Ömer Çelik, BirGün’den Mahir Kanaat, Yolculuk gazetesinden Eray Saygın ve ardından ETHA’dan Derya Okatan gözaltına alındılar. Avukatlarıyla ancak beşinci günün sonunda görüşebildiler. Avukatları gözaltı süresinin 24 Ocak’a kadar uzatılabileceğini ve soruşturma dosyası üzerinde gizlilik kararı olduğu gerekçesiyle kendilerine bilgi verilmediğini aktardılar. Avukatların edinemediği bilgilere Sabah gazetesi her ne hikmetse hemen ulaşmış, haberi “RedHack’in algı ekibine operasyon” başlığıyla vermişti. Haberde gazetecilerin, herkesin bir VPN’le ulaşabildiği Berat Albayrak’ın artık alenileşmiş maillerini haber yaptıkları için, “terör örgütü üyeliği” ile suçlandıkları, adreslerinde “çeşitli terör örgütlerine yönelik çok sayıda doküman ele geçirildiği” yazıyordu. “Çeşitli terör örgütleri” işi çok karışıktı meğer onu da birkaç gün sonra öğrenecekmişiz.
Tunca ve diğer gazeteci arkadaşlarımız gözaltında olmasaydılar dün gazetelerde gördüğünüz “Gazetecilerin Yeni Yılı Özgür Olsun” sloganlı yılbaşı kartında yer alacaklardı. Ben Gazeteciyim inisiyatifinin çabalarıyla bir araya gelen gazeteciler hapisteki meslektaşlarına böyle bir selam göndermeye, yanlarında olduklarını göstermeye karar verdiler. Fotoğraf çekiminden saatler sonra aralarından biri daha selam yollananlara katıldı. Ahmet Şık gözaltına alındı. Ertesi gün de tutuklandı. İşte Türkiye’de basın özgürlüğünün fotoğrafı.
Ahmet Şık bir süredir kendisine yönelik tehditlerin olduğunu ve kumpas kurulabileceğini dile getiriyordu. Ancak yaptığı haberler nedeniyle üç ayrı terör örgütünün propagandasını yapmak gibi trajikomik bir gerekçeyle tutuklanacağını tahmin etmiyordur sanırım. Sadece bu gazetecilikten tutuklandığının kanıtı olmaya yeter. Ahmet Şık’ı iyi bir gazeteci yapan hiç ödün vermediği bağımsız duruşu. Medya kuruluşlarının bağımsızlığı kadar önemli, bir gazetecinin, icabında kendi kurumuna karşı bile, bağımsız bir tutum sergilemesi. Bir Cemaat operasyonu nedeniyle 375 gününü cezaevinde geçirmesine rağmen kin gütmeden onlara yönelik hak ihlallerini de dile getirdi. Savcının sorularından biri Sabah gazetesinde Nazif Karaman’ın imzasıyla yayınlanan bir habere dayanıyordu, Karaman için çok üzücü olsa gerek. İfadesinde yine bir gazetecilik dersi verdi: “Mesleki faaliyetlerimin soruşturma konusu edilmesini, meslek ahlakıma hakaret sayarım, kimsenin de haddine değildir.”
2017’ye her anlamda karanlıkta girdik, mum ışığında yapılabilecek en güzel şeylerden biri fotoğraflara bakmaktı. Benim fotoğraflarımda yer alanların bir kısmı yeni yıla demir parmaklıklar ardında girdi. Ancak Ahmet Şık’ın dediği gibi “Kimse enseyi karartmamalı”. Bize geçtiğimiz yıldan geriye kalan belki de tek iyi şey, iyi gazeteciliğin önemini yeniden hatırlamak.
…***
Mehmet Kara, 1 Ocak tarihli Yeniasya gazetesinde, “Cumhurbaşkanlığı teklifinin komisyon macerası”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Geçen yılın son günlerinde başlayan anayasaya yeni bir yama yapan anayasa değişiklik paketi komisyondan geçti, önümüzdeki günlerde genel kurulda görüşmeleri başlayacak.MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin gündeme getirip, desteklediği ve AKP’li 316 milletvekillerinin imzası ile Meclis’e sunulan “cumhurbaşkanlığı görünümlü başbakanlık modeli”ni ihtiva eden 21 maddelik anayasa değişikliği görüşmelerinin Meclis Anayasa Komisyonu’ndaki görüşmeleri çok hakaretli ve bol tartışmalı geçti.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Son yıllarda gerek torba kanunlarda, gerekse de Türkiye’yi ilgilendiren önemli kanun görüşmelerinde TBMM komisyonlarında sert tartışmalar hatta yaralanmaların yaşandığı ve hakaretlerin havada uçtuğu komisyon toplantıları görmüştük, ama ilk defa böylesini de gördük. Su bardakları fırlatıldı, komisyon salonunda Meclis tarihinde ilk olduğu söyleyen sloganlar atıldı. “Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek” sloganına AKP’li vekiller “terör örgütünün sloganı diye itiraz etseler de sloganlar atılmaya devam etti. En ilgincin de son günkü görüşmelerde AKP Yozgat Milletvekili Abdulkadir Akgül’ün testi kebabı arabaşı çorbası getirmesi oldu. Akgül masaların başında testileri kırarken, Komisyon Başkanı Şentop, “anayasa anısı” diyerek testi kırdı…
Anayasa değişikliği teklifi AKP ve MHP’li yetkililerinin günler süren çalışmalarıyla TBMM Başkanlığına 10 Aralık’ta sunulmuştu. Komisyon, görüşmelerine 20 Aralık’ta başlanan teklifin, bazen gece yarısını geçen, bazen sabahı bulan, zaman zaman sert tartışma ve kavgaların yaşandığı görüşmeleri, komisyonda 9 gün sürdü. Teklifin tümü üzerindeki değerlendirmeler aralıksız 5 gün yapıldı. Bazı maddeler tekliften çıkarılırken bazıları birleştirildi. Komisyon’dan 18 madde olarak çıktı. Teklif üzerinde, 70 saat süren görüşmelerde 370 milletvekili konuştu. Görüşmeler tutanaklara bin 144 olarak yansıdı.
Komisyon çalışmalarında yaşananların bir kısmını aktardığımız tartışmaların yaşandığı böyle bir ortamda bütün Türkiye’yi ilgilendiren ve darbe anayasasından kurtulup yeni bir anayasa yapmak yerine yeni bir yama daha atan 21 maddelik değişiklik teklifi kavga gürültü arasında kabul edildi.
Cumhurbaşkanının aynı zamanda partisinin genel başkanı olması, partisinin milletvekili listesini belirlemesi, iki seçimin aynı anda yapılması, Meclis’in hükümeti denetleme görevine son verilmesi, kuvvetler ayrılığı gibi eleştiriler dikkate alınmadı. Eleştirilerin merkezinde yer alan kararname çıkarma yetkisi bir maddeden çıkarıldı, ama başka maddeye eklendi. Cumhurbaşkanına OHAL ilân etme yetkisi verildi.
Meclis’in denetim yolları olan gensoru ve güvenoyu kaldırıldı. Başbakanlık kaldırıldı. Askerî yargı kaldırıldı. Bütçeyi Cumhurbaşkanı hazırlayıp Meclis’e sunacak. Seçilme yaşı 18’e indi. Milletvekili sayısı 600’e çıktı.
Birçok soru cevap bulamadı. Meselâ… Cumhurbaşkanı seçilen kişi aynı zamanda genel başkanlığını yaptığı parti sandıktan ikinci çıkarsa yürütmenin başı olan cumhurbaşkanı aynı zamanda ana muhalefet ya da muhalefet partisi genel başkanı olarak mı anılacak? “Cumhurbaşkanı, ana muhalefet partisi genel başkanı filanca kişi” yazılmasında bir gariplik olmayacak mı?