Nisan 04, 2017 08:11 Europe/Istanbul

Aydınlık: FETÖ davasında tahliyeci hakimler açıkta

Evrensel:

Yurt dışı oyları yarım milyonu aştı

Birgün:

Üsküdar Belediyesi temizlik işçilerine 'HAYIR' pankartlarını kestiriyor

Yeniçağ:

Numan Kurtulmuş'un mitinginde 'hayır' şoku

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları

...***

Şükran Soner, 4 Nisan tarihli Cumhuriyet gazetesinde, “Evetçi baskılarda yüzsüz tırmanışlar...”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Evetçilere sorarsanız, çok emek verilmiş hafta sonu Ankara şovu güçlü bir gövde gösterisiydi... Yüzsüzlük, bugüne kadar yapılan tüm şovları kapsayan yalanlar, hukuksuzluklar, kamu gücü kaynaklarının, hayırcılar için yasaklı, evetçiliğin dayatılması için kullanılması boyutlarındaki sınır tanımazlığın teşhircilik dozunda... Kaderlerini tek adam liderliğine, rejimine teslim etme tehdidi, baskısı altındaki seçmeni bir cephede tutma taktiğinin son hamlesi mi? Ankara için yine toplu açılışlar adıyla, Erdoğan-Başbakan katılımlı evetçilerin gövde gösterisi toplantısı için kamu kaynakları, kamu görevlileri, kurumları seferberliği günlerce sürdü. Yüreği sıkıp da seferberliğe katılmamış, koşturmamış, gereğini yapmamış kamu görevlisi, kurumu olmuş mudur? Gazetecilik onuru, kimliği, etiği adına tanıklıklar yeterince yüz kızartıcıydı...”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Sansürlü, kaygılı vurgulamalarıyla kimi araştırmacıların ortaya koydukları kimi sonuçlar dikkatlerden kaçmamalı... AKP ile resmi yandaş MHP’nin toplam oy oranlarına göre, anket sonuçlarındaki arasındaki evetçiler oranları arasında çok büyük hayırcı oy verme eğilimi referandum sonuçlarına ya yansırsa?

AKP MHP ile bağlarını koparmadıklarını söyleyen çok önemli bir çoğunluk, Türkiyenin rejimini değiştirecek nitelikte gördükleri, dünyada bir örneği olmayan otoriterleşmenin uç örneği Cumhurbaşkanlığı adı altındaki başkanlık rejimine geçişi istemiyorlar. Ancak evetçi, baskıcı, medya güdülemesinin etkisi altındalar.

Açık açık hayırcı çıkış yapamadıkları bir yana, sandığa gitmeden tepki verme eğiliminin en çok işsizlik, ekonomik sorunlar, krizin etkisinde iflasları yaşayan gençlik, esnaf kesiminden gelebileceğini yapılmış anket sonuçları ortaya koyuyor.

İşte tam da bu nedenle evetçilerin kazanacağı kamuoyu baskısı ile, geleceklerini, çıkarlarını İktidarlarına bağlamış geleneksel AKP-MHP seçmeninden, istemeseler de bu korku ve baskıyla sandığa giderek evet oyuna zorlanmaları hedefleniyor...

Erdoğan başta evetçileri cepheleştirmeye, düşmanlığa yönlendirmede yarışılan söylemlerinde sertlik, hakaret dozu tırmanırken, sineye çekilip yutulan, bir daha asla ağızlara alınmayan, dahası çark edilen çok fazla konu var. Doğrusu kampanya taktikleri değişikliklerinden çok, çaresiz yaşam gerçekleri ile yüz yüze kalmaktan kaynaklanıyor...

Parlamenter, tarihi gelenekleri oluşmuş, güçler ayrılığına dayalı rejimimizin sorunlarının çoğulcu demokratik düzen içinde çözülebileceği gerçeğinde buluşan örgütsüz, cephe oluşturamamış olsalar da büyük çoğunluk oluşturdukları ortada hayırcıların, fiili var oluşları araştırma sonuçlarında da saklanamıyor... Evetçiler kendi geleneksel seçmenlerinin de içinde oldukları gerçek hayırcılarla klasik seçim taktiklerinin üslubunda; “terörist, düşman, hain...” söylemlerini sürdüremediklerinden referandum kampanyalarının ilk haftalarında çok fazla dış düşman kullanmayı seçtiler... Gelin görün ki evdeki hesap çarşıya uymuyor. Hele de dış politikanın giderek izlenemeyen kaypak, kirli çıkar dengeleri değişim rüzgârlarını öngörebilmek değil aylara, haftalara, günlere sığmıyor... Uyanık tek adam, tek merkezden çok kazançlı, çok parlak hesaplanmış sert çıkışlar boğazlara düğümleni veriliyor...

…***

İhsan Çaralan, 4 Nisan tarihli Evrensel gazetesinde, “Şimdi daha bir gayretli ve hedefli çalışmanın zamanı!”başlıklı yazısını okuyuucularla paylaşıyor.

““Evet” cephesi; devletin bütün olanaklarını “evet” kampanyası için kullandıkları; “hayır” diyenleri emniyet, savcılar, sivil milisler ve Diyanet kadrolarıyla iş birliği yaparak engellemeye çalıştıkları halde, “evet” propagandası halkın sağduyusuna çarparak kırılıyor.Nitekim, kampanyanın başından beri yapılan hiçbir ankette “evet” önde çıkmış değil. Anketlerin işareti, “kararsızlar”ın ve “sandığa gitmeyenler”in sayısı azaldıkça “hayır”ın yükseleceğini de gösteriyor. Sadece AKP propagandası ve onun medyadaki sözcüleri “evet diyenler yüzde 60’dan fazla”,...gibi, “afaki”, “sallama iddialar” öne sürüyorlar. Ancak, Başbakan bile “Evet önde, biz çok rahatız!” demekle yetiniyor ve yaptırdıkları anket sonuçlarını açıklamaktan özenle kaçınıyor.Bu yüzden de “evet” cephesi yelkenlerini dolduracak bir rüzgar yaratamadıkları için bu cephenin önde gelenleri çok stresli!”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

…***

- Cumhurbaşkanının Diyarbakır mitinginde konuşmaktan vazgeçtiği ama son anda, “Çıkıp konuşmazsanız daha kötü olur” diye ikna edildiği belirtiliyor. HDP Van Milletvekili Nadir Yıldırım, “Erdoğan, son Diyarbakır ziyareti ile AKP tarihindeki en büyük yıkımı yaşadı, çünkü beklediği ilgiyi göremedi” diyor.

- Gençlik ve Spor Bakanı ile Yeni Şafak Yazarı Yusuf Kaplan kalabalık önünde kapışıyorlar. Yazar Kaplan, Siirt’te verdiği konferansta kendisini dinlemeyen Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay’a; “Adam gelir dinler. Adam 5 dakika dinler, 10 dakika dinler” diye fırçasını atıyor. Bakan “Öyle bir şey yaptın ki ben gideyim, hemen çıkayım” diyor. Kaplan aşağıdan almıyor; “Tabii ki git abi. Ne işin var ya?” diyor.

- AKP’yi destekleyen aydınların en önde gelenlerinden  Gazeteci, Yazar Ali Bayramoğlu, referandumla ilgili olarak Medyascope.tv’de yaptığı değerlendirmede, 16 Nisan’da yapılacak referandum sonucunda “Evet çıkması durumunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın keyfiliği kurumsallaşır, daha kötü bir şey düşünemiyorum” ifadelerini kullanarak evet cephesi içindeki “hayır” diyenlerin görüşlerini, referanduma az bir zaman kalmışken medya aracılığı ile dile getirmekte ısrar ediyor.

- AKP kurucularından Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Kayseri mitingine de katılmayarak referandumda “evet” demeyeceğini açıkça ortaya koyarken, Davutoğlu’nun da görüşlerini Cumhurbaşkanına yazılı bildirerek “evet”in mahzurlarını anlattığı belirtiliyor. Arınç’ın ise “evet” faaliyetine katılamadığı herkesin malumu. Ki, bu örnekler de AKP içindeki “gizli hayır” direncinin çökertilemediğini gösteriyor.

Bu ve benzer başka gelişmeleri dikkate alan “evet cephesi”nin medya ve siyasetteki “akilleri”, AKP propagandasının “hayır” diyenleri “Terörle yan yana olmak”la, “Darbecilerle iş birliği” ile suçlamaktan çark ettiğini iddia ediyorlar. Ya da “Diyarbakır konuşması”ndan “Referandumdan sonra çözüm sürecine dönüleceği” vaadi çıkaranlar var. Ancak, bu tür “dönüşlerin” kolay olmayacağı da ortada.

Cumhurbaşkanı bir yandan “Bizim için evet diyen ne kadar saygınsa hayır diyen de o kadar saygındır” derken aynı cümlenin arkasından “Ancak bir de uyarı görevimiz var” deyip, “Hayır diyenler, darbecilerle Kandil’le aynı saftadır” demekte de ısrar etmektedir.

…***

Murat Muratoğlu, 4 Nisan tarihli Sözcü gazetesinde, “enflasyonla verilmek istenen mesaj” başlıklı yazısını okuyuucularla paylaşıyor.

“Enflasyon artmış, 2008 yılından beri en yüksek seviyeye ulaşmış. Mart ayı enflasyonu yüzde 11.29 oranında gerçekleşmiş. Bize kısaca bu kadar fakirleştiniz diyorlar. Külliyen yalan! Bu açıklamayı yapanlar hakkında, halkı kin ve düşmanlığa sevk etmeye teşebbüsten soruşturma açılmalı. Bakın; ülkede ekonominin kötü gitmesi için koalisyon hükümetlerinin yarattığı istikrarsızlık ortamı olması gerekir. Var mı öyle bir ortam? Yok! Yaklaşık 15 yıldır ülkeyi AKP tek başına yönetiyor. Ülkeyi hem de tek başına yönetirken, bu kadar kötü sonuç için ciddi anlamda kabiliyetsiz olman gerekir. Yani? Algı operasyonundan başka bir şey değil…Ne o gelirimiz her geçen gün eriyormuş. Neyse ki referanduma az kaldı. Asrın Lideri; “Enflasyon yüzde 2'ye düşmüştür!” kararnamesi çıkartacak. Sonra ne yapacaksınız?”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

…***

Şimdi atıp tutmak kolay, o zaman itiraz etsenize… Nitekim “evet” cephesinin dehası, MHP'nin başı; “Türkiye'de diktatör olmaz. Bir defa diktatör Türkçe değil” açıklamasıyla yüreklere su serperken aynı zamanda kirli bir oyunu da açığa çıkartmış oldu. Nasıl? Enflasyon da Türkçe değil! Demek ki enflasyon Türkiye'de yükselemez. Zaten bu işin kurmaca olduğu o kadar belli ki… Tüketici fiyatları bazında mart ayında en yüksek fiyat artışı yüzde 27.53 ile mandalinada gerçekleşmiş.Amaç Turuncu Devrim mi? O zaman neden mandalinanın fiyatı bu kadar artıyor?Mandalina ne renk? Turuncu… Ya Hollanda? O da! Biz kiminle didiştik?Turuncularla… Bakın, aklınızı başınıza alın, şimdilik mandalina, uzatırsanız portakal kadar büyür bu iş demeye getiriyorlar. Belli ki Avrupa'nın yeni bir oyunu ile karşı karşıyayız. Ufak bir soruşturma ile mandalinadaki fiyat artışının özellikle Avrupa bağlantılarına dair kuvvetli delillere rastlanacağını söylemek için âlim olmaya gerek yok!Bu ülkede daha geçen hafta Cokonat ile darbe mesajı vermeye çalıştılar. Neyseki sağduyulu bir grup hemen Cumhurbaşkanı'nın evinin önüne gidip korumayı akıl etti. Peki, bu oyunlara göz yumacak mıyız? Maalesef yumacağız… Daha kötülerini de göreceğiz. Enflasyon kuvvetle muhtemel sonbahara kadar çift hanede seyredecek. Eğer dolar kuru Rabia'yı zorlarsa 2018 de çift hanelerde geçecek. Yoksa yılı biraz da oynamayla yüzde 10'un altında enflasyonla kapatmaya çalışacaklar. Çifte açık veriyoruz. Bu durum bir ekonominin arkadan dom dom kurşunu yemesi anlamına gelir ki uzun süre üstüne rahat oturmaz. Ayakta da ne kadar dayanabilirsen artık…