Türkiye'den köşe yazarları
Birgün:100 günde 107 kadın katledildi!
Aydınlık:
Kılıçdaroğlu ve 6 vekil için fezleke
Evrensel:
Erdoğan imza attı, Yıldırım ağladı
Cumhuriyet:
HDP'den AYM'ye referandum başvurusu
Şimdi ise hafta içi köşe yazıları
...***
Atilla Özsever, 2 Mayıs tarihli Birgün gazetesinde, “HAYIR’ın 1 Mayıs coşkusu”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“İstanbul Bakırköy Halk Pazarı’ndaki 1 Mayıs mitingi oldukça coşkuluydu. Anayasa referandumundaki “Hayır” duruşu, miting alanına yansımıştı. Bir anlamda toplumun yarısının gösterdiği “Hayır” tavrı, 1 Mayıs’ta da devam etti ve katılanlara moral aşıladı.Mitingin başlama saati 13.00 olmasına rağmen sabahın erken saatlerinden itibaren meydan dolmaya başladı. Alana girişte polisin iki kez arama koridoru yapması, sıkışıklık yarattı. Grupların girişini geciktirdi. O nedenle alanın tümüyle dolması, biraz zaman aldı. Miting de bir saat gecikmeyle 14.00’te başladı.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Kürsünün hemen önünde DİSK Genel Başkanı Kani Beko’nun sendikası olan Genel-İş üyeleri çoğunluktaydı. Eğitim Sen başta olmak üzere KESK de önemli bir katılımla alandaydı.
Sezgin Tanrıkulu, Mahmut Tanal, Gamze İlgezdi gibi bir çok CHP milletvekilinin yanı sıra Ertuğrul Kürkçü, Filiz Kerestecioğlu gibi HDP’li milletvekilleri de alandaydı. CHP’nin Şişli, Beşiktaş, Ataşehir gibi belediye başkanları da oradaydı. Milletvekilleri topluca kürsüden halkı selamladılar.
1 Mayıs ve Enternasyonal marşları hep birlikte söylendi, büyük alkış aldı. İlk konuşmayı DİSK Genel Başkanı Kani Beko yaptı.
Kani Beko, referandum öncesi kıdem tazminatının gaspına “Hayır” dediklerine vurgu yaparak “Kıdem tazminatımız bizim evimize götürdüğümüz ekmektir, iş güvencemizdir. Asla gaspına izin vermeyiz” dedi. Beko, tüm alandakilere kıdem tazminatının gaspına “hayır” diyeceklerini bir kez daha tekrarlattı.
Taşeron işçilerin kadro sorununa değinen DİSK Başkanı Beko, kamu emekçilerinin de iş güvencesinin tasfiyesine “Hayır” dediklerini ifade etti.
“Büyük bir kavganın arifesindeyiz” diye seslenen DİSK Başkanı, sözlerini şöyle tamamladı:
“Sandıklardan ‘Hayır’ çıktı ancak YSK bunu ‘Evet’e çevirdi. Bu hırsızlığın hesabını sormak boynumuzun borcudur. 80 milyonun anayasasını yapmak için birlikte mücadele vermeliyiz. Bizim anayasamız eşitlikçi, özgürlükçü ve sosyal bir hukuk devletini öngören bir anayasa olacaktır…”
KESK Eşbaşkanı Lami Özgen de, OHAL’e kesinlikle karşı olduklarını KHK’lerle işten atılan kamu emekçilerine sahip çıkacaklarını söyledi. Kamu çalışanlarının iş güvencesinin ortadan kaldırılmasına karşı mücadele edeceklerini belirten Lami Özgen, şaibeli referandum sonucunu kabul etmediklerini ifade etti.
1 Mayıs mitingi politik içeriği açısından da iyiydi, katılanların “Hayır” tavrından vazgeçmeyecekleri bir kez daha yüzlerinden okunuyordu. Mitingin ana sloganı ile izlenimlerimizi noktalayalım: “Hayır bitmedi, mücadeleye devam…”
…***
Ahmet Takan, 2 Mayıs tarihli Yeniçağ gazetesinde, “Hindistan uçağında 2 MHP'li bakan mı?..”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“İşin gerçeğini itiraf edeyim. Aslında, saray kaynaklarından bilgiye geçtiğimiz Cumartesi günü ulaşmıştım. Ankara kulislerinin bugünlerde çok konuştuğu şu kabine revizyonu ve yeni kabinede MHP'li Bakanlar da olacak mı olmayacak mı, mevzusu. Oldukça güvenilir kaynağım çok iddialıydı verdiği bilgiler de gazeteciyi telaşlandıracak cinstendi. Her nedense (!) yazmak gelmedi içimden. Zaten, çok mücbir sebepler olmadıkça Bakanlar Kurulu değişikliklerini yazmak öteden beri pek hoşuma gitmez. Hani gidecek Bakanları yazarsınız da, gelecekleri yazmak içime sinmez. Çünkü, devamlı şu sorgulamayı yaparım; yeni kabinede adı geçen yeni ismin reklamını mı yapıyorum acaba? diye...MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin R.Erdoğan ile kurduğu gizli ittifakların ve gerçekleştirdiği gizli görüşmelerin neler olduğuna ADSIZ'ın takipçileri aşinadır. Benim için de sizler için de yeni ve şok edici bir şey yok aslında.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Lafı uzatmayalım. Sadede gelelim. Geçtiğimiz Pazar günü Hindistan'a gitmeden R.Erdoğan'ın yaptığı açıklamaları okuyunca, bir de uçakta çektirilen fotoğraf kareleri medyaya düşünce, "artık yazmak farz oldu" dedim kendi kendime...Kabine revizyonu ve kabinede MHP'li Bakanlar olacağı iddialarının sorulması üzerine ne diyordu Erdoğan:"Kabine değişikliği teklifi Cumhurbaşkanı'nın değildir. Kabine değişikliği Hükümetindir. Dolayısıyla Hükümetin tasarruf alanına ben tabii ki Cumhurbaşkanı olarak giremem. Şu anda gündemde böyle bir şey söz konusu değil ama ileride ne olur, ne biter onu da şu anda söylemek yanlış olur."Erdoğan'ın son cümlesi, saray kaynağımdan duyduklarımın kuvvetli teyidiydi. Ondan sonra medyaya servis edilen uçaktaki brifing heyeti fotoğrafı; MHP Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı ve tam karşısında oturan MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta...Hindistan heyetindeki MHP'li bu 2 isim ajansların geçtiği haberlerde "sürpriz isimler" olarak nitelendirildi. Gerçekten sürpriz miydi?..Tekrar, geçtiğimiz Cumartesi günü ulaştığım kulis bilgilerine dönelim. Saraya yakın arkadaşımla, R. Erdoğan'ın tekrar AKP'nin başına geçmesi, Bakanlar Kurulu değişiklikleri, yeni kabineye MHP girer mi girmez miyi, erken seçim olur mu olmaz mıyı konuşurken çok kesin iddialarda bulunmuştu. Şöyle özetleyebilirim:"Reis, Devlet Bahçeli ile görüştü. 4 Bakana kadar yeni kabinede MHP'ye yer verilebilir. Devlet Bey'in son kararını bize iletmesini bekliyoruz.Devlet Bey, MHP'li isimlerin yeni kabineye girmesine onay verse de vermese de çok önemli değişiklikler olacak.Numan Kurtulmuş, parti yönetimine Genel Başkan Yardımcılığına dönüyor. Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, kesinleşen gidicilerden. Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak sallantıda, hakkındaki kesin karar verilmedi. İbrahim Kalın yüksek olasılıkla Dışişleri Bakanlığı koltuğuna oturur.Esas büyük sürpriz ekonomi yönetiminde olacak. Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek'in yerine Ali Babacan gelecek. Ali Babacan ile görüşmeler son noktasına geldi, ikna olmuş gibi."MHP'ye önerilen Bakanlıkları sorunca da şu yanıtı aldım:"Reis, Devlet Bahçeli'ye Ekonomi Bakanlığı için Erhan Usta'nın ismini önerdi. MHP'ye teklif edilen Bakanlıklar, Millî Savunma Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı..."
…***
Kazım Güleçyüz, 2 Mayıs tarihli Yeniasya gazetesinde, “17 KHK hükümsüz”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Kanun hükmünde kararname, hükümete icraatını hızlandırma noktasında tanınan bir imkân.Kanunla tanzim edilmesi gerektiği halde, görülmek istenen işin niteliğine bağlı olarak sür’ate ihtiyaç duyulan hallerde başvurulan bir formül. Ama kararnamenin kalıcılığı, yine Meclis tarafından onaylanıp kanunlaşması şartına bağlı. Bu şart hem olağan hal, hem OHAL KHK’ları için geçerli.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Anayasa m. 121/3’e göre; Olağanüstü hal süresince, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda, kanun hükmünde kararnameler çıkarabilir. Bu kararnameler, Resmî Gazete’de yayımlanır ve aynı gün Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur; bunların Meclisce onaylanmasına ilişkin süre ve usul, İçtüzükte belirlenir.
Peki, İçtüzükteki belirleme nasıl?İçtüzük m. 128’e göre: “Anayasanın 121. maddesi gereğince çıkarılan ve TBMM’ye sunulan KHK’lar anayasanın ve içtüzüğün kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesi için koyduğu kurallara göre, ancak komisyonlarda ve Genel Kurulda diğer KHK’larla kanun tasarı ve tekliflerinden önce, ivedilikle en geç 30 gün içinde görüşülür ve karara bağlanır. Komisyonlarda en geç 20 gün içinde görüşmeleri tamamlanmayan KHK’lar Meclis Başkanlığınca doğrudan doğruya Genel Kurul gündemine alınır.”
Hukukçulara göre, bu sürede TBMM Genel Kurulunun onayına sunulmayan veya Mecliste reddedilen KHK’lar yürürlükten kalkar.15 Temmuz’dan beş gün sonra ilan edilen ve 3. üç aylık dilimin ardından bir üç ay daha uzatma ile bir yıla tamamlanacak olan OHAL çerçevesinde çıkarılan, en son 2 adetle toplam sayısı 24’e yükselen KHK’lardan yalnızca 5’inin Meclis onayından geçtiğini ifade etmiştik. Yeni çıkanları saymazsak, 17’sinin, yukarıda aktardığımız kurallar gereği hükümsüz hale gelmiş olması gerekiyor.Bu KHK’ların hukukî geçerliliği son derece tartışmalı olan içerik ve kapsamları bir yana; yürürlük kazanmaları için anayasa ve içtüzüğün öngördüğü kurallar bunu icab ettiriyor.Ama kural tanımama, keyfîlik, hukuksuzluk o kadar kanıksanmış ki, bu derece önemli bir konu hiç kimsenin gündeminde değil.