İran basınından seçmeler
İran basınından ele alacağımız ilk gazete İttilat gazetesi.
İttilaat gazetesinde Şam’ın Kabun semti ile ilgili varılan anlaşma gereği 1900 silahlı teröristin aileleri ile birlikte bu semtten çekilerek İdlib’e geçmesi, Türkiye savaş uçaklarının Kuzey Irak’ta PKK mevzileri olarak açıkladığı noktaları bombardıman etmesi gibi haberler göze çarparken, Keyhan gazetesinde Lübnan’lı siyasi analistin İran demokrasisinin sağlam temeline dair açıklamasını konu eden bir haber dikkatimizi çekiyor. Haberde kısaca şunları okuyoruz:
...***
Beyrut Üniversite hocası ve siyaset uzmanı Dr. Hasan Cuni, Batı demokrasisinin, gerçek bir demokrasi olmadığı, oysa İran demokrasisinin temelinde, tarih, medeniyet ve değerler yattığını ifade etti.
Bugün birçok Arap ülkesinin diktatörlükle yönetildiğini kaydeden Lübnan’lı siyaset uzmanı “Bir zamanlar Amerika, kendi demokrasisini Arap ülkelere ihraç etmek istediğini söylediğinde, birçok Arap aydın bu konuyu sıcak karşıladı ve söz konusu demokrasinin birçok sorunun çözümüne kapı aralayacağını duyurdu, ancak bu doğrultuda Amerika’nın Irak’ı işgal etmesi ve bunun devamında yaşanan gelişmeler, Amerika’nın demokrasi anlayışının ne olduğunu açıkça ortaya koydu.”ifadesini kullandı.
İran’da İslam İnkılabının zafere kavuşmasından sonra şahlık rejiminin yerine halkçı İslami yönetimin işbaşına geldiğini kaydeden Lübnan’lı siyaset uzmanı Dr. Cuni, İran demokrasisinin İslam Cumhuriyeti şeklinde adlandırılarak, bölge ülkelerine yeni bir demokrasi modeli sunduğunu sözlerine ekledi.
...***
Kudüs gazetesinde Irak İnsan Hakları İzleme Örgütünün, genellikle kadın ve çocuklardan oluşan 64 sivilin Musul kentinde IŞİD terör örgütü tarafından öldürüldüğünü bildirmesi, Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’un Astana oturumunda imzalanan belgenin Suriye'nin dört bölgesinde ateşkesi garanti altına aldığını ve bu ülkenin güvenliğinin sağlanacağı yönündeki umutları arttırdığını söylemesi gibi haberlere yer verilirken, Cevan gazetesinde Suud rejiminin İran karşıtı kışkırtıcı girişimlerini konu eden bir haber dikkatimizi çekiyor. Haberde kısaca şunları okuyoruz:
...***
Batı Asya konuları uzmanı Kasım Gafuri, Suudi yetkililerin İran’a karşı kışkırtıcı tutumları ile ilgili olarak, İran ve Pakistan sınırındaki terör operasyonlarının Suudilerin senaryosunun bir parçası olduğunu vurguladı.
Gafuri bu bağlamda açıklamasını şöyle sürdürdü:Suudi Savunma ve Dışişleri Bakanları olmak üzere Arabistanlıların İran karşıtı son tutumları birkaç aşamada değerlendirilebilir. Bu konunun bir kısmı, Arabistan içerisindeki gelişmelerden kaynaklanmış olabilir. Katif gibi bazı bölgelerde, halk uyanışına şahit olunmaktadır. Suudi güçler kapsamlı olarak o bölgelerdeki halkın talepleriyle kapsamlı olarak mücadele etmekte ve Avamiye bölgesinde de şiddetli baskı eylemleri gerçekleştirmektedir.Suudiler ülke içerisinde büyük güvenlik sorunları ile karşı karşıya kalmış ve ekonomik başarısızlık ve güçsüzlük de Arabistan’ı sarmıştır. Uluslararası kuruluşların istatistikleri, Arabistan’ın ekonomik alanda birçok sorunla karşıya karşıya olduğunu ortaya koymaktadır.Arabistan iç sorunların yanı sıra, Yemen olmak üzere bölgesel alanda da bir başarı sağlayamamıştır. Riyad bu alanda her gün yeni bir yenilgiye uğramaktadır. Suudiler Suriye ve Irak konusunda da Ürdün sınırlarında gerçekleştirdikleri askeri eylemlere ve yaptıkları propagandalara rağmen, istenilen bir sonuç elde edememişlerdir.Suudiler şimdi, İranofobi gibi konuları gündeme getirerek ülke içerisinde kamuoyunun düşüncesini saptırmak istiyor. Riyad bu taktikle iç ayaklanmaları hafifmiş gibi göstermek ve bu suçlamalarla yaptığı eylemleri haklı kılmak istiyor.Suudiler Trump’ın Arabistan’a gerçekleştireceği ziyaret arifesinde de bazı eylemlerde bulunuyorlar. Arabistan önümüzdeki günlerde Amerika ve İslam ülkeleri zirvesi iddiasıyla bir toplantı düzenleyecek ve Trump da bu toplantının konukları arasında olacak. Riyad bu tip eylemleri ile Amerika karşısındaki başarısını korumaya ve Washington’dan ayrıcalık kazanmaya çalışıyor.Arabistan’ın gerçekleştirdiği bütün bu eylemler, iç ve dış sorunlardan kaynaklanmaktadır. Riyad suçlamalarda bulunarak, bu sorunları örtbas etmeye çalışıyor.
...***
Cam-ı Cem gazetesinde Suriye’de kimyasal saldırı komplosunu konu eden bir haber dikkatimizi çekiyor. Haberde kısaca şunları okuyoruz:
...***
Son günlerde Suriye’nin Han Şeyhun kentinde yaşanan kimyasal hadiselerin üzerindeki sis perdeleri aralanıyor.
Velid Hindi adlı bir terörist Türkiye’de bir TV kanalı ile birlikte Suriye’de kimyasal saldırı filmini uydurduklarını itiraf etti.
Velid Hindi bu filmde teröristlerin oluşturduğu beyaz şapkalılar örgütünün üyeleri ile yan yana görünüyor.
Hindi, bu örgütle çalışmak için üç yıl boyunca Suriye’de teröristlere mali destek veren Fars Körfezi’ndeki bazı Arap emirliklerinden para aldığını ve bir Türk TV kanalı için kimyasal saldırı olmuş gibi rol oynadığını ve böylece çekim yapıldığını belirtti.