Mayıs 28, 2017 07:55 Europe/Istanbul

Aydınlık: MHP’de yaprak dökümü bitmiyor

Birgün:

CHP'li vekilin paneline AKP'li belediyeden ambargo

Cumhuriyet:

Referandumda 'Evet' oyu çıkmayan 5 köyün muhtarı görevden alındı

Yeniasya:

Sözcü gazetesi soruşturmasında önemli gelişme!

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

...***

Necati Doğru, 27 Mayıs tarihli Sözcü gazetesinde, “Bin Sözcü yeşerir” başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Üç arkadaşımız; Mediha Olgun, Yonca Yücekaleli, Gökmen Ulu, sorguları bitti, mahkemeye çıkacaklardı. Onları alkışlamak, serbest kalınca da kucaklayıp sarılmak için dün sabah erken saatlerde İstanbul'da Adliye Sarayı önünde toplandık. Bazı okurlar da duymuşlar, geldiler. Edip Akbayram dostum ve diğer sanatçı dostlarımız destek için oradaydı. CHP milletvekilleri ile İstanbul Barosu'ndan hukuk insanları da bizimleydi. Adalet bekliyorduk. Serbest bırakılacaklardı.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Çatı iddianamede “SÖZCÜ'nün FETÖ ile bağlantılı olduğuna dair hiçbir kanıt ve belgeye rastlanmamıştır” diye yazan cümle vardı. Ortada kanıt, belge yok. Arkadaşlarımızın mahkemeye getirilmeleri uzadı, ben yazımı yetiştirmek için erken ayrıldım. Atılan çamuru destekleyecek bir belge, bir kanıt, bir belirti, en ufak bir yakınlık olmadığı halde niçin SÖZCÜ'ye “Fetullah bağlantılı” iddiasını yapıştırmaya kalktılar? Susturmak istiyorlar.Sadece çok keskin muhalefet yapan, ses getiren, sonuç alan, insanlara umut ışığı olmaya çalışan, hayır oylarının yüzde 49.6'ya ulaşmasında payı da olan bir gazete olduğu için değil, asıl kök sebepten ötürü SÖZCÜ'yü biçmek istiyorlar.Kök sebep:

Arsızlığa kılıç çekmektir. SÖZCÜ, “arsızlığı seçmeyen bir gazete” çıkarıp, çok yüksek sayıda okura ulaşmanın yolunu, yöntemini, sistemini, modelini yeniden canlandıran ve gösteren bir gazete olmayı başardığı için onu bitirmek istiyorlar. SÖZCÜ'yü biçerek “arsız gazeteciliği devam ettirmeyi” hedeflediler. Kalemi satmak, arsızlıktır. Bir gazete yaşamak için başka yollardan dolaylı ve dolaysız parasal destek alıyorsa o gazete arsızlaşır. Kalemini iktidara, işadamlarına,egemen güçlere satar.Daha somut anlatayım:

SÖZCÜ'nün üzerinde bugün satış fiyatı olarak 1 TL yazıyor. Okur 1 TL'yi verir. gazeteyi alır. Bu 1 TL ile gazetenin basılıp okurun eline gelmesi için gerekli olan:Kağıt parası.Boya, mürekkep parası.Baskı parası.Yazar, muhabirlerin maaşı.Tüm çalışanların aylığı.Matbaa binalarının kirası.Yazı işleri binasının kirası.Dağıtım şirketinin payı.Gazete bayiinin payı.Devletin vergi payı.Gazete patronun kâr payı.Hepsi bu 1 liradan karşılanır.Yani “gazete ekonomisi” öyle ayarlanmalıdır ki, gazete okurundan elde ettiği o 1 liraların içinden, yukarıda sıraladığım bütün giderlerini karşılasın, iktidarlara, holdinglere, bankalara, tarikatlara, cemaatlere, egemenlere muhtaç olmasın.Muhtaçlık arsızlık doğurur.

...***

Ender İmrek, 27 Mayıs tarihli Evrensel gazetesinde, “Yasaklanan grev ve açılan direniş yolu”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“TÜSİAD toplantısında konuşan Erdoğan, TÜSİAD Başkanı Birecik’in “OHAL’in bir an önce kalkacağını ümit ediyoruz” mealindeki sözlerine ateş püskürmüştü. Böyle konuşanlara şaşırdığını söylemişti. Patronlara seslenip mealen; “Siz OHAL’den ne zarar gördünüz. Hangi yatırımı yapmanıza engel oldu, OHAL hangi işlerinizi aksattı, söyleyin, varsa OHAL’in size bir zararı gereği neyse yapalım” demişti.Çok sürmedi 6 bin şişe cam işçisinin grevi AKP Hükümeti eliyle yasaklandı. Bu 12. grev yasağı... Hatırlanacağı gibi AKP Hükümeti metal işçilerinin grevini de yasaklamıştı. Ancak işçilerin kararlı tutumu karşısında geri adım atmak zorunda kalmış ve işçilerle patronun masaya oturması kaçınılmaz olmuştu. Fiili ve meşru mücadele başarılı olmuş, patron ve arkasındaki AKP Hükümeti geri adım atmıştı.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Cam işçisi de bu deney ve birikim üzerinden hareket ediyor. Önceki gün üretimi 1 saat durduran Trakya Cam ve Anadolu Cam işçileri yürünecek yolu daha da genişletmiş oldular. İşçiler grev yasağına rağmen, haklarını savunmaktan, toplu iş sözleşmesi hakkını kullanmaktan geri durmayacağını göstermektedir.

Böyle devam ederse ve Eskişehir, Lüleburgaz başta olmak üzere mücadelede kararlılık gösterilirse diğer iş alanları ve iş kollarının da destek ve dayanışmasıyla AKP iktidarının patronlara kıyağı anlamına gelen grev yasaklama tutumu işlevsiz kılınacaktır.

İşçi sınıfının tüm iş kollarında dikkatini şişe cam işçisinin grevine, hükümetin grev yasağına çevirmesi halinde güçlü bir dayanışma ve mücadelenin ortaya çıkmaması için hiçbir neden bulunmuyor.

AKP iktidarının en çok korktuğu da dayanışma ve mücadeledir.

Bunu en çarpıcı göstergesi de Nuriye Gülmen ile Semih Özakça’nın direnişidir.Biri akademisyen biri öğretmen iki eğitimcinin KHK ile haksız ve hukuksuz biçimde işten atılmaları karşısında gösterdiği direniş toplumsal bir mücadele boyutuna evriliyor.

İktidar işçi ve emekçilere acı üstüne acı çektirmeye devam ediyor.Haksızlık ve hukuksuzluk had safhaya varmışken işçilerin bu olup biten karşısında kendi talepleriyle de sınırlı olmayan bir toplumsal mücadele borçları bulunuyor.Şişe cam işçilerinin grevinin yasaklanması karşısında tüm iş kollarındaki işçilerin bu keyfiyete, bu sömürü ve baskıya, bu sendikasızlaştırmaya, sendika ağaları ile kol kola giren iktidarın işçi düşmanı politikalarına karşı bir duruş göstermesi gerekir.AKP iktidarının amacı kölelik koşullarında çalışılan bir düzeni hepten yerleştirmektir.

KHK ile işinden edilmiş bir kamu emekçisi olan Veli Saçılık’ın annesi Kezban Saçılık’ı Ankara’da Yüksel Caddesi’nde yerlerde sürükleyen, başını tekmeleyen, küfür eden bir iktidarın yönetiminden daha ne beklenebilir ki....Bu iktidarın işçi ve emekçilere reva göreceği geleceğin nasıl bir gelecek olacağı bellidir. İşçi sınıfına, ezilen sınıf ve tabakalara karşı en zalimane tutumu sergileyen bu iktidar karşısında sadece kendi iş yeri sorunlarına hapsedilmiş, dar bir pencereden bakmak yerine ülkenin geleceğinden bakılabilirse, açılan direniş yolu büyütülebilir, grev yasağı da diğer yasaklar da ortadan kaldırılabilir.

…***

Cevher İlhan, 27 Mayıs tarihli Yeniasya gazetesinde, “OHAL yetkisini istismar”başlıklı yazıswını okuyucularla paylaşıyor.

“Meclis’in hükûmete geçici olarak verdiği OHAL yetkisi, Anayasaya göre “OHAL’in gerekli kıldığı süre, yer ve konular”la sınırlandırılmıştır.Bu açıdan Bakanlar Kurulu’nun OHAL dönemlerinde “OHAL’i gerekli kılan konular”ın dışındaki düzenlemeler açıkça Anayasanın ihlâli olur. Ne var ki, Meclis’in verdiği KHK çıkarma yetkisi, âdeta “yetki devri” niteliğine dönüştürüldü; Garip kurnazlık ve çarpıtmalarla OHAL ile hiç ilgisi olamayan KHK’lara “OHAL KHK’si” denilerek anayasal sınırlar aşıldı. Meclis’te etraflıca görüşülüp tartışılarak yapılması gereken ve birçok husus KHK’lerle düzenlenerek Meclis’in yetkisi resmen gasbedildi, gasbediliyor. Sadece 120 bin kamu görevlisinin yargısız ihrâcıyla, 50 bin vatandaşın tutuklanmasıyla, binlerce özel vakıf, eğitim ve sağlık kurumuyla firmanın kapatılmasıyla kalınmamış; ek vergilerin konulmasından yeni üniversitelerin kurulmasına, “OHAL ilânı ve yetkisi”yle hiçbir alâkası olmayan bir yığın işlem yapılmış, yapılıyor...”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

…***

En son 29 Nisan tarihli 690 sayılı KHK ile İdâre, Bölge İdâre ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanuna “Bölge idâre mahkemelerinde başkan, daire başkanı ve üyelerin görevden doğan veya görev sırasında işlenen suçları ve şahsi suçlarıyla ilgili soruşturma ve kovuşturmalar usulü” eklenmiş.

Yine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu düzenlenmiş. Yargıtay Kanununda “Ağır cezâ mahkemelerinin görevine giren kişisel suçlarla ilgili suçüstü hali genel hükümleri” getirilmiş. Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Kanununa fıkralar ilâve edilmiş. Ayrıca Nüfus Hizmetleri Kanununda, “yabancı ülke adli/idâri makamlarca boşanma, evliliğin butlanı veya iptali ve nüfus kütüğüne tescil işlemleri”nde değişiklikler yapılmış. Yine Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununa ek maddeler getirilmiş. Milli Eğitim’in yurtdışındaki mezunlarının diploma ve derecelerinin denklik işlemleriyle göçmen kaçakçılığı suçunda kullanılan araca elkoyma, soruşturma - kovuşturma ayrıntıları yazılmış.Bu arada Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel ve Disiplin Kanunundan, temel askerlik eğitimine, astsubay okullarından astsubay çavuşluğa nasbedilenlerin durumuna ve yasadaki “pilot subayların’ ibâresinin kaldırılması”na kadar birçok husus OHAL KHK’siyle tanzim edilmiş.

Millî Savunma Bakanlığı merkez ve taşra, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Jandarma Teşkilâtı görev ve yetkileri kanunları; ilgili ve ilişkili kuruluşlarda görev alacak personelin güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması hizmetlerinin MİT’çe yapılması, Sivil Havacılık, Devlet Hava Meydanları İşletmesi ve Orman genel müdürlüklerini ilgilendiren yasalardaki değişiklikler de KHK’yle kotarılmış.