Mayıs 29, 2017 08:36 Europe/Istanbul

Aydınlık: TSK’dan PKK’ya darbe

Cumhuriyet:

Erdoğan’dan parti dizaynı

Evrensel:

Surlular Ramazan ayına su ve elektrik olmadan girdi

Yeniçağ:

Erdoğan: İktidarımız konusunda sıkıntılarımız var

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

…***

İhsan çaralan, 28 Mayıs tarihli Evrensel gazetesinde, “İki varmış beş yokmuş: Bir darbe varmış ama yokmuş!”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“TBMM 15 Temmuz Darbe Girişimi Araştırma Komisyonu, kendisine verilen  sürenin bitmesinden beş ay sonra raporunu yayımladı. Ama ne rapor!500 küsur sayfalık raporda yeni bir şey yok. Üstelik raporu CHP’li ve HDP’li komisyon üyeleri kabul etmiyor; “Bu komisyonun değil AKP’li vekillerin görüşlerinin açıklanması” diyorlar.Bu itirazlara karşın, elbette burada raporu “komisyonun bir belgesi” olarak alıp değerlendireceğiz.Önce raporda olanlara bakalım:Darbenin arkasında FETÖ var: Rapora göre, 15 Temmuz darbe girişiminin arkasında FETÖ varmış. Fethullah Gülen de bu örgütün başıymış!İstihbarat zaafı var: Darbe ile ilgili istihbarat zaafı varmış! Bu yüzden ne MİT ne de Genelkurmay ne Emniyet ne de Jandarma istihbaratı darbeyi haber almış!”diye yazar, yazısının devamında şu ifadeelre yer veriyor:

…***

Raporda olmayanlar:

- ByLock’çuların listesi yok: Komisyon raporunda, FETÖ’cü olmanın tek maddi dayanağı olarak sunulan ByLock’çuların listesi yok. Zaten komisyonda böyle bir listeyi lütfedip istememiş bile.

- Darbe girişimin siyasi ayağı yok: Darbecilerin siyasi ayağı yok: Adliyeden orduya, emniyetten eğitime, sağlığa, bürokrasiye, sendikalardan devletin istihbarat örgütlerine, sanayiden, ticaretten medyaya akla gelen her alana sızan, kadrolaşan FETÖ, AKP başta olmak üzere siyasi partilere, siyaset alanına sızmamış!

- Darbe hükümetinin listesi yok: Darbeden hemen sonra kurulacak hükümette kim başbakan olacak, kim bakan olacaktı gibi sorulara da raporda bir yanıt yoktur. “Herhalde bu liste sadece Fethullah Gülen’in kafasında vardı ve o da bunu kimseye söylememiştir” denilerek fal bakılmıştır!

- Genelkurmay Başkanının ifadesi yok: Darbe girişiminin vurucu gücü olan TSK olmasına karşın TSK’nin başı olan Genelkurmay Başkanı, komisyonun çağrılarına karşı komisyona gelmemiş; yazılı olarak yanıtlaması istenen sorulara da yanıt vermeye tenezzül etmemiş!

- MİT Müsteşarının ifadesi yok: Darbenin istihbaratını almada birinci dereceden sorumlu ve eğer bir istihbarat zaafı varsa, bu zaafın da merkezi olan bir devlet kuruluşu olan MİT’in Müsteşarı da komisyonun çağrısına karşın komisyonda ifade vermeye gelmemiş, yazılı sorulara yazılı yanıt göndermekle yetinmiştir!

15 temmuzla ilgili belki en bilinen şey olsa da raporun en önemli saptaması, “istihbarat zafiyeti”ni kabul etmesidir. Ancak raporu hazırlayan komisyon, bu en önemli zaafı saptarken, bu zaafın nereden ve nasıl kaynaklandığına yanıt aramamış, aramak istememiş  ya da buna gücü yetmemiştir.

Çünkü; Türkiye’de Hükümete karşı darbe giriminden söz edildiğinde, “istihbarat zaafı” denince ilk akla gelen iki istihbarat örgütü vardır: MİT ve Genelkurmay istihbaratı!

Ne var ki bu iki örgütün başındaki kişiler, komisyon tarafından çağırılmalarına karşın komisyona gelip ifade vermemişlerdir.

Ancak burada bu iki kişinin gelip ifade vermediğini söylemekle sınırlı kalınırsa, bu gerçeği çarpıtmak olur.

Çünkü bu iki kişi; MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, iç ve dış gezilerinde Cumhurbaşkanının yanından hiç ayırmadığı ikilidir. Dahası bu iki kişi resmi olarak da başbakana bağlı, onun emrinin dışına çıkamayacak devlet mamurlarıdır. Bu yüzden de “Akar ve Fidan komisyona gelmedi” demek yanlıştır. Bu kişiler Cumhurbaşkanı ve Başbakan tarafından komisyonda ifade vermeye gönderilmemişlerdir.

…***

Mert Nayır, 28 Mayıs tarihli Vatan gazetesinde, “Yapılandırma Meclis’ten geçti sıra sanayide”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Geçen yıl 6376 sayılı kanunla getirilen yapılandırmaya rekor başvuru yapılmış, 54 milyon borç dosyası yapılandırma kapsamına alınarak, toplamda 77 milyar 602 milyon 570 bin 915 TL borç yapılandırılmıştı. Şimdi piyasaya bir kez daha nefes aldırmak isteyen Hükümet yapılandırma düğmesine yeniden bastı. Maliye ile Gümrük ve Ticaret bakanlıkları, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), il özel idareleri, belediyeler, büyükşehir belediyeleri su ve kanalizasyon idarelerinin alacakları yeniden yapılandırılıyor.Daha önceki yapılandırmaya başvurmayan vatandaşlara ikinci bir şans tanıyan, bazı kamu alacaklarını yeniden yapılandıran kanun teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı. Cumhurbaşkanı onayının ardından Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girecek olan Torba Kanunun bir hafta içerisinde yayımlanması planlanıyor.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

…***

Hangi borçlar dahil?

31 Mart 2017 dikkate alınarak, belirlenen vergiler, gümrük vergileri, vergi cezaları, bazı idari para cezaları, sigorta primleri, topluluk sigortası primleri, emeklilik keseneği ve kurum karşılığı, işsizlik sigortası primi, sosyal güvenlik destek primi ile bu alacaklara ilişkin her türlü faiz, zam, gecikme zammı, gecikme faizi, cezai faiz, gecikme cezası gibi feri alacaklar yapılandırma kapsamına alınıyor. Ayrıca Amme Alacaklarının Tahsil Usulu Hakkında Kanun kapsamında takip ve tahsil edilen bazı alacaklar ile belediyelerin su, atık su ve katı atık gibi alacakları da kapsama dahil ediliyor. Kesinleşmiş olan idari para cezalarının %50’si silinecek ve uygulanan gecikme zammı ve tescil faizinin yerine Yİ-ÜFE oranında hesaplanarak eşit taksitlere bölünecek. Belirtilen kanun kapsamında herhangi bir af ya da borç silinmesi söz konusu değildir.

Daha önce hayata geçmiş borç yapılandırmalarından faydalanmakta olan kişilerden yapılandırması devam edenler, yeni yapılandırmadan yalnızca 1 Temmuz 2016 ila 31 Mayıs 2017 tarihleri için yararlanabilecekler.

Ülke ekonomimizin ve istihdamın bel kemiği olan sanayicilerimize de hükümetten bir kanun çalışması getirilmektedir. TBMM Komisyonundan geçen 76 maddelik kanun tasarısında bir çok yeni düzenleme bulunmaktadır. Getirilecek olan kanun tasarısında ilk madde sanayicilerin büyük sıkıntısı olan ve her yıl belediyelerden haftasonu çalışmalarına ilişkin ruhsat alma işleminin kaldırılmasıdır.

İşletmelerin organize sanayi bölgeleri, serbest bölgeler, endüstri bölgeleri ve sanayi sitelerinde yapacakları yatırımlarda yatırım maliyetini azaltmak amacıyla belirtilen bölgelerde bulunan arsaların tahsisi nedeniyle şerhi gerektiren işlemleri, inşa edilen binalara ait devir ve tescil işlemleri ve binaların cins değişikliği harç muafiyeti kapsamına alınmıştır. Yine aynı bölgelerde bulunan arsaların tahsislerine ilişkin sözleşmeler ve taahhütnamelere damga vergisi muafiyeti getirilmiştir ve ayrıca bu bölgelerdeki binalar emlak vergisinden de muaf tutulmuştur.

Bulunduğu bölgenin mera olarak geçmesi halinde bölge vasfının değiştirilmesi imkanı getirilmektedir. Ayrıca vasıf değiştirilmesi durumunda ödenecek olan ot bedelinde de muafiyet sağlanacaktır. Tüm sanayi işletmelerinin kullanmakta olduğu elektrik bedelinden Türkiye Radyo-Televizyon kurumunun pay kesintisi de kaldırılacaktır.

…***

Remzi Özdemir, 29 Mayıs tarihli Yeniçağ gazetesinde, “Borsa neden yükseliyor?”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Türkiye'de işsizlik her geçen gün biraz daha artıyor.Yüzde 13 sınırına yaklaştı. Genç nüfusta işsizlik oranı yüzde 20'nin üzerinde. Neredeyse her 4 gencimizden biri işsiz.Referandum öncesi yaşanan durgunluk, bu sürecin bitmesi ile yerini harekete bırakmadı. Tam tersi artık ticari hayat durma noktasına gelmiş.Sayıları son 10 yıl içerisinde mantar gibi çoğalan alışveriş merkezlerindeki iş yerleri bir bir kapanıyor. Daha önce dolarla kiraya verilen iş yerlerine aylardır kiracı bulamayan AVM'ler fiyatları sürekli aşağı çekiyor ama ne gelen var ne giden.Ticari canlılık şu an için sadece yeme içme sektöründe dikkat çekiyor.İnsanlar bir çok harcamalarından kısmasına rağmen yeme içme harcamalarını kısmadı. Bu sektörü ayakta tutan ise kredi kartları.Yani alışverişlerin yüzde 95'i plastik kartlarla yapılıyor.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

İhracatta tık yok. Çünkü mal satacağınız ülke kalmadı. Rusya yaptığımız onca şirinliğe rağmen maalesef bizden ne domates ne de başka bir ürün alıyor. Şu ana kadar ambargoyu birkaç ürün için kaldırdı. Brokoli gibi Türkiye'de bile yeterince üretilmeyen tarım ürünleri için.Türk tarım ürünlerini komşu ülke olarak sadece Irak'a satıyorduk. O pazar da geçen hafta itibariyle kapandı. Yani geriye kaldı bir Avrupa.Avrupa deyince aklımıza en çok ihracat yaptığımız Almanya geliyor.Almanya ile durumumuz belli.Dünyanın bir çok ülkesinde Türk ürünlerine farklı gözle bakıyorlar.Gelelim turizme.Turizm için sözün bittiği yerdeyiz. Rus turistler kırmızı halı sermemize rağmen yine de gelmiyorlar. Enflasyon son 10 yılın en yüksek seviyesinde. Tabii ki devletin rakamlarına göre. Bir de çarşı pazar enflasyonu var. İşte tüm bunların yaşandığı bir ülkede borsa yükseliyor.Borsa endeksi 100 bin puan sınırına yaklaştı.Gazete ve televizyonlar bu güzel haberi canlı olarak veriyor.Borsa yeni bir rekor kırdı.Peki borsa neden yükseldi? Bu kadar kötü bir ekonomisi olan ülkenin borsası neden yükseliyor?Burada yanıt bulunması gereken soru bu.Bu arada son bir hafta içerisinde bir çok büyük holding ve aile  hisselerini satmaya başladılar.Bu satış ve borsanın yükselmesi çeşitli komplo teorilerinin de gündeme gelmesine neden oldu.Nedir bu komplo teorileri derseniz ne siz sorun ne ben söyleyeyim.Söylenecek tek şey Allah yardımcımız olsun.