Türkiye'den köşe yazarları
Cumhuriyet: AİHM, AKP’den yanıt bekliyor: Cumhuriyetçiler neden tutuklu?
Birgün:
CHP sayılarla ortaya koydu: Cemaatin yargıdaki kadrolaşması AKP döneminde iki kat artmış
Milli gazette:
Hükümetten bedelli askerlik açıklaması
Yeniasya:
Türkiye üretmeden, tüketerek büyüyor
Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:
…***
Ahmet Say, 13 Haziran tarihli Evrensel gazetesinde, “CHP'den önemli bir adım”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında bir CHP heyeti, geçen hafta sonunda HDP Genel Merkezi’ni ziyaret etti. Heyette Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç, parti sözcüsü Bülent Tezcan ve Genel Başkan Başdanışmanı Cemil Erhan yer alıyordu. Ev sahibi olarak Eş Genel Başkan Serpil Kemalbay, TBMM İdare Amiri Sırrı Süreyya Önder, HDP Sözcüsü Osman Baydemir ve MYK üyesi Fatma Kurtulan konuk etti CHP’lileri. Gazetelerden edindiğimiz bilgilere göre, CHP ve HDP kurulları arasındaki görüşmeler bir saati aşmış, ağırlıklı konu olarak tutuklu milletvekillerinin durumu ile 16 Nisan Referandumu’nun sonuçları ele alınmıştı.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Bu görüş alışverişinde HDP heyeti, referandumun ardından toplumda “evet” ya da “hayır” üzerinden hareket etmek yerine, “evet” oyu verenlerden demokratik değerlere inancı olanları da içerecek bir “Demokrasi Bloku”nun üzerinden hareket edilmesinin daha sonuç alıcı olacağını dile getirmişti. Kılıçdaroğlu’nun görüşlerini ise basınımız şöyle özetlemişti:
“20 Temmuzda yapılan bir OHAL darbesiydi. Demokrasi, bütün boyutlarıyla ortadan kaldırıldı. Referanduma böyle bir iklimde gittik. Bütün devlet baskılarına rağmen, toplumun en az yüzde 50’si demokrasiden yana tercih yaptı ve HAYIR dedi. Dolayısıyla esas referandum 2019’da yapılacaktır. Türkiye’nin temel sorunları, demokrasi ortak paydasında buluşmakla çözülebilir.”
Gazetelere göre, görüşme sırasında Kemal Kılıçdaroğlu, Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP Eş Genel Başkanı Selâhattin Demirtaş’ın durumunu sormuş ve “Onunla görüşmek üzere vekil arkadaşları göndereceği”ni söylemişti. Bunun üzerine HDP heyetinden bir sözcü, “Demirtaş’ı sizin ziyaret etmeniz daha anlamlı olur” demişti.
…***
Esfender Korkmaz, 13 Haziran tarihli Yeniçağ gazetesinde, “Hormonlu büyüme”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“2017 ilk çeyreğinde Gayri Safi Yurt İçi Hasıla geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5 oranında büyüdü. Son tespitlere göre nüfus artış oranı yüzde 1.5 olduğuna göre, ilk çeyrek fert başına büyüme oranı yüzde 3.45 oldu.IMF'nin, 2017 için gelişmekte olan ülkeler ortalama büyüme tahmini yüzde 4.5'tir. Yüzde 5 büyüme bugünkü dünya ekonomik konjonktürüne göre daha yüksektir.Ancak, işi slogana dökmeden iki önemli tespit yapmak zorundayız... Birisi bu büyüme yeterli mi İkincisi ise büyüme devam eder mi? Gelir artışını fert başına büyüme gösterir.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Türkiye'nin kaynak yaratması ve dış kaynak ihtiyacından kurtulması için fert başına gelir artışının yüksek olması gerekir. Ayrıca Türkiye'nin dış borçlarını ödeyebilmesi için de, önce gelir yaratması sonra da bu geliri dövize çevirmesi gerekir. Bunun için en az yüzde 6-7 oranında büyümesine ihtiyaç var. Büyümenin sürekli ve kalıcı olması için, sabit sermaye yatırımlarının artması gerekir. Oysa ki, 2017 ilk çeyrekte, sabit sermaye oluşumunda büyüme düşük kalmış, yüzde 2.2 olmuş.Aslında yerli ve yabancı doğrudan sabit sermaye olarak yatırım eğilimi düşüktür. Söz gelimi, Türkiye'ye gelen doğrudan yabancı yatırım sermayesinin, dünya gelişmekte olan ülkelere giden toplam yabancı sermaye içindeki payı 2006 yılında yüzde 5 iken 2016 yılında yüzde 1.9'a gerilemiştir.Özel tüketim harcamalarında artış yüzde 5.1 ve kamu harcamalarında artış yüzde 9.4 yüksek olmuş... Harcamaların artmasının yatırımları uyarması gerekir. Zira malını satacağını düşünen herkes yatırım yapar. Ne var ki herkes harcamalardaki artışın, referandum nedeniyle, hükümetin yaptığı vergi indirimi ve kredi desteği gibi nedenlerle meydana geldiğini biliyor. Yani talep artışına kalıcı gözle bakmıyor. Daha önemlisi de bugünkü OHAL ortamında ve dahası yargı siteminin tartışıldığı bir ortamda kimse yatırım yapmaz. İlk çeyrekte, ihracatın yüzde 10.6 oranında buna karşılık ithalatın yüzde 0.8 oranında artması umut veren bir gelişmedir. Böyle devam ederse, üretimin dışa, ithalat ara malı ve ham maddeye olan bağımlılığı azalmış olacaktır.Öte yandan büyümeye en büyük katkı tüketimden, sonra da ihracattan geliyor. Artan tüketim harcamalarının bir kısmı stoklardan karşılanıyor.Yatırımların büyümeye katkısı çok zayıf kalmış.
Büyümenin gelir dağılımı üstünde olumsuz etkisi olmuş. İş gücü ödemelerinin gayrisafi katma değer içerisindeki payı geçen yılın ilk çeyreğinde yüzde 41 iken, 2017 yılının birinci çeyreğinde yüzde 39,7'ye gerilemiş. Buna karşılık net işletme artığı/karma gelirin payı ise yüzde 39,5'ten yüzde 41,3'e yükselmiş.Bu yılın ikinci çeyreğinde de, tüketimin teşviki nedeniyle büyüme olabilir. Ancak devam etmez. Ekonomide barut bittiği için ve yatırım yapılmadığı için büyüme de devam etmez. Bunun için de erken seçim olabilir.
…***
Kazım Güleçyüz, 13 Haziran tarihli Yeniasya gazetesinde, “Artık hukuk işlesin”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Gelinen aşamada, bir taraftan özellikle Bylock gerekçeli gözaltı ve tutuklamaların hız kesmeden devam ettiği, diğer taraftan artık tahliye formüllerinin konuşulmaya başlandığı çelişkili bir tablo ile karşı karşıyayız.Nasıl bu gözaltı ve tutuklama furyasının ve uzadıkça uzayan tutuklulukların ilânihaye sürdürülmesi mümkün değilse, bu tuhaf çelişki de daha fazla devam ettirilemez.Darbe travması da illâ ki aşılır ve buna dayandırılan hukuk, vicdan, insanlık dışı olağanüstü uygulamalar bir yerde durur, normale dönülür ve hukuk da işlemeye başlar.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Geçen 29 Aralık’ta bana bir tweet’ten, Özdabak’a bir karikatürden açılan ve tek celsede beraat ettiğimiz davanın soruşturma aşamasında ifade için gittiğimiz savcı, “Normal bir süreçte değiliz” diyerek, yargıdaki olağan dışılıkları, yaşanan olağanüstü ortamla açıklamaya çalışmıştı.Önceki darbe dönemlerinin dahi hiçbirinde görülmemiş yaygınlık ve yoğunlukta alabildiğine geniş kesimlere yönelik gözaltı, tutuklama ve ihraçlar bunun sıkıntılı neticeleri.Bizim bütün çaba ve çırpınmamız, çok büyük mağduriyetlere yol açan bu ortamın bir an önce ortadan kalkması ve hukukun gerçek anlamda işler hale gelmesi için.Nitekim bunun işaretleri gelmeye başladı. Bylock dayatmasının yargıda kabul görmemesi, hakim ve savcılardan “Tek başına Bylock delil teşkil etmez, bundan dolayı tutuklananlar bırakılmalı” itirazlarının yükselmesi, hattâ bu yönde kararlar verilmesi ve son olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının sadece Bylock sebebiyle tutuklanan ev hanımı, esnaf, işçi, çiftçi ve öğrenciler... için tahliyeyi gündeme getirmesi bunun örneklerinden.25 Nisan’da uzun tutukluluklar için “Yakında açıklayacağız” dediği ilke kararını hâlâ açıklayamamış olsa dahi, AYM Başkanının en son konuşmasında insan haklarını ve AİHM’deki durumumuzu vurgulamış olması da bir başka örnek.AKP’li vekil Şamil Tayyar yaşananlar için “Yargıda bir direnç var. Dip dalga geliyor” derken bunları mı kast ediyordu bilmiyoruz, ama hukukun artık daha fazla gecikmeden işler hale gelmesi lâzım.Şimdiden tezi yok, daha fazla vakit kaybetmeden, en kısa zamanda.