Temmuz 03, 2017 09:46 Europe/Istanbul

İran basınından ele alacağımız ilk gazete Kudüs gazetesi.

Kudüs gazetesinde İslami Şura Meclisi Başkanı Ali Laricani’nin, İran’ın mutlaka Bercam nükleer anlaşmasının ihlallerinin takipçisi olacağını belirtmesi, İran Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Ali Şamhani’nin, direnişin zaferinin, güvenliğin petrol dolarları ile satın alınamayacağını gösterdiğini vurgulaması gibi haberler göze çarparken, Cumhuri İslami gazetesinde Amerika ve Suudi Arabistan arasındaki yeni dönem münasebetlerle ilgili Lübnan’lı siyasi analist Tarık İbrahim’in değerlendirmesini konu eden bir haber dikkatimizi çekiyor. Haberde kısaca şunları okuyoruz:

...***

Lübnan’lı siyasi analist Tarık İbrahim, Amerika başkanı Trump ve Suudi Arabistan yeni Veliati Muhammed Bin Salman’ın ifa ettikleri yeni rollerle birlikte Amerika ve Suudi Arabistan ilişkilerinin yeni bir aşamaya geldiğine dikkat çektiği açıklamasına Washington ve Riyad siyasetlerini madalyonun iki yüzü şeklinde yorumladı.

Suud rejiminin izlediği dış siyasette muhafazakar tavrından uzaklaşarak saldırgan tavra büründüğünü kaydeden Lübnan’lı uzman, Suud rejiminin izlediği siyasetlerinin Amerika siyasetlerinden ayrı bir şekilde yorumlanmaması gerektiğini ifade etti.

Trump’ın Arabistan ziyaretinin Riyad diplomasisinin tarihi seyrini değiştirerek saldırganlaştırdığını kaydeden İbrahim, mevcut gelişmeler Suud rejiminin bölgede kanlı savaşları tetiklemek istediğini gösterdiğini belirtti.

İbrahim, açıklamasının devamında Muhammed Bin Salman’ın siyasetteki tecrübesizliğine rağmen yeni maceracılıklara soyunması, Suud hanedanı için ağır bedelleri beraberinde getireceğini söyledi.

...***

Keyhan gazetesinde İslami İran savunma bakanı general Hüseyin Dehgan’ın Suriye yönetiminin Hiçbir Zaman Kimyasal silah peşinde olmadığını söylemesi, Haziran ayında Irak’ta yaşanan terör olaylarında hayatını keybedenlerin sayısının 415’e ulaştığının duyurulması gibi haberler ön plana çıkarılırken, Horasan gazetesinde Yemen gelişmelerine dair bir haber dikkatimizi çekiyor. Haberde kısaca şunları okuyoruz:

...***

İngiliz siyasi uzman ve aynı zamanda sosyal yardımlaşma kurumu “MONA”nın kurucularından olan Rıza Kerim, Suudi Arabistan’ın saldırılarından dolayı Yemen’de yaşanan sivil krizine değindiği açıklamasında “BM’nin Yemen’deki insanlık dramının devam etmesine göz yummaları şaşırtıcı sayılmaz. Çünkü Yemen’in idam hükmünü BM verdi” açıklamalarında bulundu.

İngiliz uzman açıklamasını şöyle sürdürdü: Yemen’de yaşanan olaylar bazı şahıslar ve özellikle BM için şaşırtıcı değildir. Çünkü bu kurum, bir taraftan Yemen’in ölüm fermanını verirken diğer taraftan savaşta kaç kişinin öleceği öngörülerinde de bulunmuştu.Ne zaman bir ülkenin altyapısı yıkılsa ve o ülkenin insanları barınma, içecek suyu ve sağlık gibi ihtiyaçlarından mahrum kalırsa, kolera gibi ölümcül hastalıklar hızla yayılarak ortaya çıkar.Yemen, bir takım zorba devletlerin Suudi Arabistan liderliğinde birleşip; yönetimini, sınırlarını ve toprak bütünlüğünü hiçe sayarak, saldırılarda bulundukları ve tamamen yok etmek istedikleri bir ülke. Uluslararası kuruluşların birçoğu, Yemen’de insanlığa yöneltilmiş olan bu cinayetlere sessiz kalıyor. Muhammed bin Salman kısa sürede padişahlık tahtını ele geçireceğini düşünüyordu. Hiç kimse Yemen gibi küçük bir ülkenin böyle ayakta kalacağını ve Arabistan’a karşı böyle bir direniş göstereceğini tahmin etmiyordu. Yemen’in bu duruşu tüm öngörüleri ve mantıkları yıktı. Şu anda Suudi Arabistan ve müttefikleri sadece kendi onurlarını kurtarmak uğruna savaşa devam ediyorlar. Yemen bu duruşu ile dünyadaki tüm güçlü ülkelere savaş ve direniş dersi vermiştir.

...***

Cevan gazetesinde Amerika’nın Rusya’ya yönelik izlediği siyasetleriyle ilgili Rus stratejistin değerlendirmesini konu eden bir haber dikkatimizi çekiyor. Haberde kısaca  şunları okuyoruz:

...***

Rus stratejist Aleksander Kozentsef, Amerika’nın Rusya karşıtı caydırıcı siyasetini yıllar öncesinden beri izlediğine dikkat çektiği açıklamasında, Amerika başkanı Trump’ın bu doğrultuda Rusya’nın Avrupa sınırlarında yeni kriz odakları yaratmaya çalıştığını ifade etti.

 NATO güçlerinin Doğu Avrupa’nın Rusya sınırlarında hareketliliğinin genişlediğine dikkat çeken Rus stratejist, söz konusu gelişmelerin Amerika’nın Rusya’ya yönelik kapsamlı caydırıcı planının bir bölümünü oluşturduğunu belirtti.

Trump’ın başkanlık seçim kampanyalarında Rusya ile münasebetlerin iyileştirileceği vaadinde bulunmasına rağmen, gelinen noktada bu yönde her hangi bir adım atılmadığını kaydeden Rus stratejik, Washington’un tavrı, beklenen bir tavır olduğu, zira Amerika’nın NATO’nun başını çeken bir güç olarak, güçlü bir düşmana ihtiyacı olduğu bu yüzden söz konusu rolü Rusya için biçtiğini sözlerine ekledi.