İran basınından seçmeler
İran basınından ele alacağımız ilk gazete Keyhan gazetesi.
Keyhan gazetesinde İranlı milletvekili Abbas Papizade, Dışişleri Bakanlığı’na Türkiye’ye baraj inşaatı konusunda tepki göstermesini söylediklerini açıklaması, Hollanda yetkililerinin, Türkiye Başbakan yardımcısı Türkeş’in mevcut şartlarda Hollanda’yı ziyaret etmesinin uygun olmadığını açıklaması gibi haberler ön plana çıkarılırken, Cevan gazetesinde Irak’lı siyasi analist Haşim El-kendi’nin Suudi Arabistan’ın bölgedeki siyasetlerine dair değerlendirmesini konu eden bir haber dikkatimizi çekiyor. Haberde kısaca şunları okuyoruz:
...***
Irak’lı siyasi analist Haşim El-kendi, Riyad’da düzenlenen Arap, İslam ve Amerikan zirvesi ardından Suudi Arabistan’ın siyasetlerinde yaşanan değişime dikkat çektiği açıklamasında Arabistan’ın Amerika tarafından bölgede jandarma konumuna getirildiğini ifade etti.
Riyad zirvesinden sonra Arabistan’ın bölgede jandarma konumuna gelmek için Amerika’dan yeşil ışık aldığının açıkça ortada olduğunu kaydeden El-kendi, Suudilerin yeni misyonunun kanıtlarından biri, Suud rejiminin Siyonist rejimle ilişkilerini normalleştirme girişimlerinin başlatılması olduğunu söyledi.
Arabistan’ın bugün Amerika’lıların kendilerine biçtiği rolü ifa ettiklerini kaydeden El-kendi, Suudilerin Irak ve Suriye’de terörizme verdiği destek, Bahreyn işgali ve Yemen savaşında aldığı ağır yenilgi ardından, bölgede Amerika’nın jandarması olması durumundan kendileri için çıkar sağlayabileceğini zannettiğini belirtti.
...***
Cumhuri İslami gazetesinde Bazı Amerikalıların sözde terör kurbanı olduklarını ileri sürerek Amerika yüksek mahkemesinde İran’ın mal varlığına el koymak üzere yeni girişimlerde bulunduğunun bildirilmesi, Fransa’nın siyonist İsrail rejiminden Doğu Kudüs'teki yapılanma projelerini gözden geçirmesini istemesi gibi haberler göze çarparken, Kudüs gazetesinde Lübnan’lı Ortadoğu meseleleri uzmanı Ali Hicazi’nin Suud rejiminin yeni dış politikasına dair değerlendirmesini konu eden bir haber dikkatimizi çekiyor. Haberde kısaca şunları okuyoruz:
...***
Lübnan’lı Ortadoğu meseleleri uzmanı Ali Hicazi, İran ve Suudi Arabistan arasında yaşanan gerilimden Suudi Arabistan’ın sorumlu olduğuna dikkat çektiği açıklamasında, Riyad yetkililerinin İran ile karşı karşıya gelmekten Siyonist rejimle ittifak sağlama yönünde faydalanmak istediğini belirtti.
Suud rejimi ve Veliaht Muhammed bin Salman’a bağlı medya organlarının tutumunun, İran ile gerilimin azami ölçüde tırmandırılması yönünde Suud rejimine direktifler verildiğini gösterdiğini kaydeden Hicazi,” Birçok Suudi aktivist, Muhammed Bin Salman’ın Suudi Arabistan ile Siyonist İsrail ilişkilerinin normalleştirilmesi yönünde gerekli talimatları verdiğini ifşa etmiş bulunuyor ve bu konu tek başına Muhammed Bin Salman’ın iktidara geldikten sonra nasıl bir çizgide hareket edeceği gerçeğinin habercisidir”ifadesini kullandı.
Muhammed Bin Salman’ın bölgede krizi tırmandırmaya yönelik siyasetler izlediği, Yemen konusunun buna bir örnek olduğunu kaydeden Hicazi, birçok Al-ı Suud hanedan üyesinin Suudi Arabistan’ın Yemen bataklığına saplanmasından Muhammed bin Salman’ın sorumlu olduğu kanaatinde olduğunu sözlerine ekledi.
...***
Hemşeri gazetesinde Kutsal Rezevi Külliyesi mütevellisi hüccetülislam Reisi’nin Erbain etkinliğinde yaptığı konuşmasını konu eden bir haber dikkatimizi çekiyor. Haberde kısaca şunları okuyoruz:
...***
Kutsal Rezevi Külliyesi mütevellisi hüccetülislam Reisi, Mutahhar Rezevi Türbe’de Hüseyni Erbain aktivistlerinin katıldığı toplantıda yaptığı konuşmada, Aşura’yı ölümsüzlük, yeni hayat, dinin ihyası ve İslami öğretilerin tecelli etmesi şeklinde yorumlarken şöyle dedi: Aşura tablosunda tüm yüksek insani ve İslami özellikler tecelli etmektedir. Aşura tablosunda Tevhit, Allah’a kulluk, fedakarlık ve yiğitlik gibi yüce değerler beşeriyete öğretilmiştir.
İmam Hüseyin (as) hareketi ve Aşura olmasaydı, bugün İslam’dan hiçbir şey kalmayacağını kaydeden Rezevi Horasan dini ilimler yüksek konsey üyesi hüccetülislam Reisi, “ tevekkül, vefa, Allah karşısında kulluk ve ibadetin en doruk noktası, fedakarlık, insanseverlik ve Allah yolunda başkalarını sevmek, cihat, şehadet ve diğer yüce insani özelliklerin hepsi Kerbela tablosunda göze çarpmıştır. Aşura, insanların hayatında İmam Hüseyin (as) adında bir medeniyete imza atıldığı gündür.”ifadesini kullandı.
Kerbela’nın Aşura izinden gidenlerin başlangıç ve doğuş noktası olduğunu kaydeden hüccetülislam Reisi, “Kerbela olayında düşman, Aşura’nın son nokta olmasını istiyordu, Yezidiler, Aşura’dan geriye hiçbir iz kalmaması için İmam Hüseyin (as) ve yarenlerini şehit ettiler, ancak gerçekte bu, işin başlangıcıydı.”dedi.
Şehitlerin kanlarının beşeriyet dünyasından cehaletin giderilmesine neden olduğunu kaydeden hüccetülislam Reisi, konuşmasını şöyle sürdürdü: İslami uyanış, Aşura sahnesinde olduğu gibi canlarını feda eden şehitlerin kanları sayesinde gerçekleşmiş bulunuyor. Şehitlerin kanları dünyada birçok fıtratın uyanmasına neden olmaktadır ve uyanan fıtrat hiçbir zaman zulmü kabul etmez ve zalimler ve müstekbirlere fırsat vermez. Aşura beşeriyet hayatında sosyal, siyasal ve kültürel reform için bir başlangıçtır.