Türkiye'den köşe yazarları
Evrensel: Muhalefet içtüzük dayatmasını Kabul etmiyor
Milli gazette:
Üç ayrı suçtan yargılanan Leyla Zana beraat etti
Cumhuriyet:
AKP-MHP işbirliğine CHP'den tepki: Birlikte 20 Temmuz’u kutlasınlar
Aydınlık:
KHK mağdurlarına özel sektörde iş imkanı
Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:
...***
Ertuğrul Özkök 11 Temmuz tarihli Hürriyet gazetesinde, “Sayın Valilik siz kimi işletiyorsunuz”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Bilmiyorum bir yerden emir mi geldi...Yoksa bizatihi kendi işgüzarlığı mı.İstanbul Valiliği önceki gün “Adalet mitingine” katılan insan sayısını 175 bin olarak ilan etti...Sayın Valilik... Nedir bu telaş Allah aşkına?...Oraya toplanan insanlar sadece, sadece “Adalet” diye haykırdı... Devletin valiliği olarak nedir bu telaşınız?...Nedir bu mitingi küçültme gayreti?... Nedir oraya toplanan yüzbinlerce insanın derdini minimize etme gayreti?...Onun yerine “Nedir bu kalabalık” diye sorsanız, görecektiniz ki, korkacak, telaşlanacak bir şey yok ortada...Bütün araştırma kuruluşlarının hemen hepsinin anketinde çıkan bir sonucun fotoğrafıdır o kalabalık...Bu milletin yüzde 70’i “Ülkenin en büyük sorunu adalet” diyorsa, işte onun fotoğrafıdır.Katılan sayısını küçülterek sorunu küçültemezsiniz...”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Sayın Valilik...Biliyorum, bazıları kulağınıza “Bunu küçült, 15 Temmuz’u büyüt” cümlesini fısıldıyor.Bak bu çok yanlış bir şey Sayın Valilik...Çünkü pazar günü Maltepe’de yapılan miting, 15 Temmuz mitinginin rakibi veya alternatifi değil...Bu iki mitingi yarıştırmak, bu iki miting arasına fitne sokmaya çalışmak... İşte ülkeye asıl ihanet budur.Bu iki mitingi birbirinin tamamlayıcısı.Adaletsiz demokrasi olmaz.Demokrasisiz de adalet olmaz.Ayrıca Sayın Valilik, kim size bunu yapmanızı söylediyse, çok yanlış bir şey yaptırdı...Bu rakamı yayınlarken hiç 15 Temmuz mitingi ile ilgili yayınlayacağınız rakamı da düşündünüz mü?Mesela o gün 3 milyon kişi katıldı derseniz eğer...İnsanlar bu iki mitingin fotoğraflarını yan yana koyup size sormayacak mı?‘ O 3 milyonsa bu kaç milyon?”Veya “ O 175 binse, bu kaç bin?”Son sözüm...Keşke o talihsiz açıklamayı yapmadan önce, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 1 Mayıs 2015 günü yaptığı iki meydan karşılaştırmasına göz atsaydınız.
Madem siz unuttunuz, ben aşağıda size hatırlatayım.
CUMHURBAŞKANI Erdoğan 1 Mayıs 2015 günü yaptığı bir konuşmada Yenikapı ve Maltepe’nin insan alma ölçülerini şöyle belirlemişti:
“İstanbul Valiliği’nin belirlediği Avrupa yakasında Yenikapı, Anadolu yakasında Maltepe başta olmak üzere; eskiden tabii böyle büyük meydanlar yoktu. Ama şimdi bir Yenikapı var, bir buçuk milyon insanı alabiliyor. Bir Maltepe var, iki milyon insanı alabiliyor.”
…***
Ahmet Battal, 11 Temmuz tarihli Yeniasya gazetesinde, “AKP neye benziyor?”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“AKP’nin -en azından henüz- parti dahi olamadığını, şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hareket haline gelmiş olması sebebiyle artık çoktan bu şansı kaçırdığını yazdık.Bir de AKP’nin, izlediği cephe politikasıyla ve CHP’yi “düşman” olarak görüp göstermek suretiyle bilhassa dinde hassas seçmeni kendi yanında tutmaya çalıştığını, ancak bunun artık işe yaramayacağını yazdık. Bazı okuyucu-yanlış anlayıcılar, bizi “CHP’ye oy istemek”le suçladılar. Şaştık kaldık.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Fıkrasını anlatalım da devam edelim: Çiftçi öküzleriyle çift sürüyormuş. Tarlanın alt ucuna geldiği sırada tarlanın üst tarafından “şaştım, şaştım” diye bir ses duymuş. Bakmış bir adam bağırıp duruyor.
Çiftçi “neye şaştın” diye bağırarak sormuş, ama cevap yok. Adam “şaştım” demeye devam ediyor. Yine sormuş yine cevap yok, aynı nara devam ediyor. Bunun üzerine telaşlanan ve meraklanan çiftçi öküzlerini olduğu yerde bırakıp bağıran adama doğru yani tarlasının üst başına yönelmiş. Çiftçi yukarı yürürken önceden tarlanın alt başındaki dereye gizlenmiş olan ve şaştımcının arkadaşı olan hırsız, önceden anlaştıkları şeyi yapmış: Hemen çıkıp öküzlerden birini boyunduruktan kurtarmış ve dereye indirip saklamış.
Bu arada çiftçi üst başa varıp adama “neye şaştın birader, neden söylemiyorsun, yoksa altın mı buldun” demiş. Adam cevap vermiş; “Yarım saattir seni izliyorum, tek öküzle nasıl çift sürüyorsun ona şaştım!”
Bunu duyan çiftçi dönmüş aşağıya bakmış ki ne görsün: Hakikaten sabanının ucunda tek öküz var. Bunun üzerine dönmüş adama; “Şaşmakta haklısın, hem vallahi ben de şaştım” demiş.Demek CHP’ye oy isteyecekmişiz! Gelelim başlıktaki mevzuya:Son referandumda AKP yüzde on oranında oy kaybetti deniyor. Bu kayıp kalıcı mı?Geçici olmadığı kesin. İşte ispatı:AKP’ye oy veren hangi kesimden ne kadarı koptu gitti? Hepsinden eşit ve yüzde on mu? Son referandumda mesela AKP’nin merkez kurucu kadrosunun ne kadarı AKP’den koptu? Yüzde on mu yoksa mesela yüzde elli mi?
Mesela AKP’nin taşradaki kurucu kadrolarının ve taşıyıcı kolonlarının ne kadarı AKP ile gönül bağını bitirdi? Yüzde on mu yüzde altmış mı? Mesela AKP’ye destek vermiş olan sivil entelektüellerin ne kadarı bu partiden ümidini kesti? Yüzde onu mu yoksa yüzde yetmişi mi? AKP’nin seçmeninde oy kaybı yüzde on. Ama gördüğünüz gibi seçmeni bir arada tutan omurgada destek kaybı belki yüzde altmış-yetmiş. Sebebi net: Çünkü seçmeni yönlendiren ve diri tutan bu kesimlerin hepsinin ya kendi evinde ya da yakın akrabasının-dostunun evinde 20 Temmuz yangını var.Evet, bu eski omurga sessiz. Ama bu sessizlik AKP için hiç de hayra alamet değil!
…***
Haydar Baş, 11 Temmuz tarihli Yeni Mesaj gazetesinde, “15 Temmuz ve Maltepe mitingi”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Bugüne ait gazetelere baktığımda bir kısmında 15 Temmuz darbe kalkışmasını hatırlatan haberlerin, bazılarında ise Kılıçdaroğlu'nun tamamladığı yürüyüşün manşete taşındığını görüyorum. Her ikisi de partiler üstü iki konu haline gelmiş durumda.15 Temmuz kalkışması esnasında tekvücut olan milletimiz, seçilmiş iradeye, kendi iradesine sahip çıktı ve gelecek FETÖ tehdidini savurdu.Kılıçdaroğlu'nun başlattığı yürüyüş de esasen CHP tabanından ziyade ‘adalet’ kavramını öne çıkarmasıyla büyük halk desteğini arkasına alarak sonlandı.Türk milletinin beklediği de zaten bu…Cumhuriyetin kuruluşundan beri yavaş yavaş değişen siyaset anlayışı ve siyasetçi portresine rağmen görülmek istenen, partizanlık ile milleti ayrıştıran ya da bir tarafı seçmek zorunda bırakan görüşlerden ziyade, toplumun tamamını kucaklayacak ve herkesin sorununa çare olacak siyasiler ve görüşler…”diyen yazar, yazısının devamıdna şu ifadelere yer veriyor:
…***
Bazıları Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşünü ‘hayır’cıların zaferi olarak vermiş. Referandumda ‘evet’ oyu kullananların da yürüyüş boyunca protesto ettiğini yazmış. Biz sağ-sol ayrımı, ‘hayır’cı ‘evet’çi kavramlarının içinden geçtiğimiz zor günlerde artık bırakılmasını, ayrıştırıcı siyasetle oy avcılığının bitmesini bekliyoruz.Ne 15 Temmuz sadece Ak Partisi'nindir, ne de 'adalet' CHP'nindir. Her ikisi de millete mal olmuştur ve neticeleri milletin eseridir.Her iki konu konuşulmaya başlandığında direkt sandığa yansımalarının nasıl olacağı tartışılıyor. Oysa millet ne kalkışmaya karşı dururken ne de adalet, hak, hukuk derken sandığı düşündü.Vatanının, geleceğinin, evlatlarının derdindeydi. İçeride ve dış siyasette ciddi meselelerle boğuşuyoruz.Ekonomik dar boğaz ülkemizdeki siyasi, sosyal hatta ahlaki çöküntünün baş nedeni; derhal halledilmeli.15 Temmuz kalkışması sonrasında Yunanistan'a sığınan askerleri iade etmeyen ülke ile problemlerimiz devam ediyor. Güneydoğumuzda devam eden terör olayları, sınır ötemizde dahil olduğumuz harekât hepsi birer sorun.Bu sebeple, bir an evvel milletin sesine kulak vererek; iç barışı, adalete olan güveni, hukuk devletini hayata geçirmeye mecburuz. Zira bir ve beraber olmadan halledemeyeceğimiz, partiler üstü büyük sorunlarla karşı karşıyayız.
…***