İran basınından seçmeler
İran basınından ele alacağımız ilk gazete Cumhuri İslami gazetesi.
Cumhuri İslami gazetesinde İslami İran dışişleri bakanlığı sözcüsü Behram Kasımi’nin, Dışişleri Bakanı Zarif’in BM genel kurulunun yıllık oturumuna katılmak üzere Newyork’a gideceğini söylemesi, İAEK Başkanı Ali Ekber Salihi’nin bir kez daha Bercam nükleer anlaşmasını kolay kolay kaybetmeyeceklerini vurgulaması gibi haberler göze çarparken, Risalet gazetesinde Arabistan’ın Yemen’de işlediği cinayetlerine karşı Batı’nın sessizliğini konu eden bir haber dikkatimizi çekiyor. Haberde kısaca şunları okuyoruz:
...***
İtalya'da yayınlanan Kuryere Delasra gazetesi, Batı'nın Suudi Arabistan'ın Yemen'de işlediği cinayetleri karşısındaki sessizliğini eleştirdi.
Suud rejiminin Yemen'de masum insanları katliam ettiğine dikkat çekilen haberde, Batı'nın Suudilerin işlediği cinayetler karşısında sessizliğinin hayret verici olduğu belirtildi.
Suudi Arabistan'ın işlediği onca cinayetlere rağmen, Batı'nın gözdesi olduğu, zira Batı'nın çıkarları doğrultusunda hareket ettiğine dikkat çekilen haberde, Suudi savaş uçaklarının Yemen'de çarşıları, okulları, yerleşim alanları ve cenaze törenlerine vahşice saldırı düzenlerken, Batı'lı ülkelerin sessizliğini korumakla bu cinayetlere alkış tuttuğu kaydedildi.
Yemen savaşında masum çocukların katliamına dair yayınlanan fotoğrafların vicdanları sızlattığına dikkat çekilen haberde, Batı'lı güçlerin Yemen savaşının durdurulmasına yönelik her hangi bir eylemde bulunmamasının Batı'nın insan hakları savunuculuğu iddiasının yalandan ibaret olduğunun göstergesi olduğu vurgulandı.
Bilindiği gibi Suud rejiminin 2015 yılının Mart ayından itibaren Yemen'e düzenlediği saldırılarda şimdiye kadar 12 binden fazla Yemen'li vatandaş hayatını kaybederken, on binlercesi de yaralanmış bulunuyor.
...***
Kudüs gazetesinde Bahreyn’de Halife rejimi güvenlik güçlerinin protestocuları şiddetle bastırması, İslami İran Hatem-ul Enbiya Hava Savunma Karargahı Komutanı General Ferzad İsmaili’nin, İran semalarını 24 saat aralıksız koruduklarını vurgulaması gibi haberlere yer verilirken, İttilaat gazetesinde Ortadağu’da yaşanan krizlerin dış müdahaleden kaynaklandığına dair bir yazı dikkatimizi çekiyor. Yazıda kısaca şunları okuyoruz:
...***
Ortadoğu'da son dönemde yaşanan kriz ve çatışmalarda büyük bir artış yaşanırken, bölge genelinde yaşanan sıkıntıların dış etkenlerden kaynaklandığı gerçeği her geçen gün daha da net anlaşılıyor. Dış müdahalelerle istikrarsızlaşan Ortadoğu ülkelerinde yaşanan otorite boşlukları, kısa süre içerisinde çok sayıda örgüt tarafından dolduruldu. Bu durum kargaşayı daha da arttırdı.Özellikle IŞİD gibi bazı terör gruplarının hem etkin oldukları bölgelerde hem de bölge dışı alanlarda bombalı saldırılar ve intihar saldırıları gerçekleştirmesi ise uluslararası güvenliği tehdit eden bir boyuta ulaşmış durumda.
Bölgede yaşanan terörü derinleştiren asıl etken ise uluslararası güçlerin Ortadoğu'da gerçekleştirdikleri müdahalelerdir.
Ortadoğu'daki terör eylemleri ve saldırılar ile ilgili Chicago Üniversitesi Güvenlik ve Terörizm Departmanı yaptığı ve 2016 yılında yayımlanan araştırmada uluslararası güçlerin bölgedeki çatışmalar üzerindeki etkisini net bir şekilde ortaya koyuyor.
Özellikle ABD'nin Afganistan ve Irak işgalleri bölgedeki çatışma dinamiklerini derinleştirirken, kaosun da artmasına neden oldu. Çeşitli örgütlerinin son dönemde etkin bir şekilde kullandıkları intihar saldırıları da işgal sonrasında büyük artış gösterdi. ABD'nin Irak işgalinden önce ülkede yaşanan intihar saldırıları sıfır iken, işgalden sonra ülkede yaşanan intihar saldırıları 2 bin 152'ye çıktı. Yine Afganistan'da 2003 yılına kadar 2 intihar saldırısı gerçekleşmişken, 2003 sonrası dönemde bu rakam bin 143 olarak tespit ediliyor.
...***
Hemşeri gazetesinde Lübnan Hizbullah'ı merkez konseyi üyesi Şeyh Nebil Kavuk’un Direniş’in güçlü konumuyla ilgili açıklamasını konu eden bir haber dikkatimizi çekiyor. Haberde kısaca şunları okuyoruz:
...***
Lübnan Hizbullah'ı merkez konseyi üyesi Şeyh Nebil Kavuk, Hizbullah’ın IŞİD ve Nusra terör örgütlerinin yenilgiye uğramasına sebep olan ordu ile direniş cephesinin savaş meydanındaki işbirliğinden memnun olduğunu kaydettiği açıklamasında söz konusu işbirliğinin Siyonizm veya tekfircilik karşısında Lübnan’ı korumak için gerçek bir garanti olduğunu belirtti.
Şeyh Kavuk; Lübnan’da ordu, millet ve direniş cephesi üçlüsünün günümüzde güçlü konumda olduğunu belirterek, şöyle dedi: Biz endişeli değiliz, biz savaşın galibiyiz. Dolayısıyla siyaset ve medya tartışmalarının tuzağına düşmeyiz.
Şeyh Nebil Kavuk, direniş cephesinin sınavdan başarıyla geçtiğine değinerek, bugün direnişin altın çağını yaşadığını ve askeri gücünün zirvesinde olduğunu belirtti.