Türkiye'den köşe yazarları
Yeniasya: OHAL Komisyonu’na başvurular tamamlandı
Yeniçağ:
Referanduma tepki yetersiz
Aydınlık:
CHP’de kritik istifa
Birgün:
MHP’de Akşener depremi
Şimdi ise hafat içi köşe yazıları:
…***
Ali Sirmen, 16 Eylül tarihli Cumhuriyet gazetesinde, “OHAL 12 Eylül’ü yaya bıraktı”başlıklı yazısını okyucularla paylaşıyor.
“Salı günü 37. yılını tamamladığımız 12 Eylül’ün kurumları yaşamımızı olumsuz etkilemeyi hâlâ sürdürüyor.OHAL döneminin üniformasız görüntüsü, içinde bulunduğumuz sivil vesayetin, 12 Eylül askeri vesayetinin devamı olduğu gerçeğini görmemize engel olmamalıdır. 12 Eylül darbesinden sonra, geçilen çok partili rejimin beklentileri tümüyle karşılayacak performansı gösterememesi üzerine, bu işlevi layıkıyla yerine getirecek sivil vesayet rejimine hayat verecek formül olan Türk-Amerikan ortak yapımı olan AKP dizayn edildi.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
12 Eylül ile aynı amaçlar doğrultusunda dizayn edilmiş olan AKP’nin, bir avantajı da sivil görüntüsüydü.
AKP üniformalı vesayeti tasfiye edip yerine, kendi vesayetini ikame ederken 12 Eylül’ün bütün yöntem ve kurumlarını kullandı. Böylelikle AKP iktidarında askeri vesayet yerine sivil vesayet kaim olurken baskı sürekliliği de sağlanmış oldu.
12 Eylül’ün 38. yılına girdiğimiz şu dönemde, ülke 12 Eylül’ün armağanı olan OHAL rejimi ile yönetilmektedir.
OHAL’in bir yılı biraz aşkın uygulamaları dokuz yıllık 12 Eylül sıkıyönetim dönemini çoktan yaya bırakmıştır.
Çarşamba günkü Cumhuriyet’te de yayımlanan rakamlar bu gerçeği bütün açıklığıyla ortaya seriyor.
Nitekim 12 Eylül döneminde 35 bin kamu görevlisi ihraç edilirken, bu miktar OHAL döneminde 124 bine ulaşmıştır. 12 Eylül’de görevden alınan subay ve astsubay sayısı 2 bin iken sivil vesayet döneminde 7 bin 200 kişiye yükselmiştir. 12 Eylül döneminde hakkında işlem yapılan öğretmenler 3 bin 854 iken AKP döneminde 60 bin 532 olmuştur. 12 Eylül döneminde görevden alınan akademisyen sayısı 120 iken, AKP döneminde bu miktar 4 bin 931’e ulaşmıştır. 12 Eylül’de hakkında işlem yapılan hâkim ve savcı sayısı 47 iken, AKP döneminde 4 bin 238 hâkim ve savcı meslekten men edilmiş bulunmaktadır. 12 Eylül döneminde tutuklu gazeteci sayısı 31 iken AKP döneminde bu sayı 184’e ulaşmış bulunuyor. AKP’nin OHAL döneminin, 12 Eylül’ü yaya bıraktığını gösteren örnekleri artırmak mümkün ama gereksiz.
…***
Orhan Uğuroğlu, 16 Eylül tarihli Yeniçağ gazetesinde, “MİT TIR'ları Kılıçdaroğlu'na çarpmak üzere”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“CHP İstanbul Milletvekili gazeteci Enis Berberoğlu'nun MİT TIR'ları gizli belge ve fotoğraflarını Cumhuriyet gazetesine ilettiği iddiası ile "casusluk" suçundan 25 yıla mahkûm edilmesinin ardından CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun avukatı Celal Çelik de FETÖ soruşturması kapsamında gözaltına alındı.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan son konuşmalarında sık sık, "Eğer yakında, bu içeride olan zat ile alakalı Kılıçdaroğlu'nun bağlantısı çıkarsa şaşmayın ha" diye açıklamalar yaptı.AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Mahir Ünal ise, Enis Berberoğlu polemiğinde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik "tutuklama" tartışmalarına ilişkin olarak 15 Ağustos'ta, "Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP'si suçüstü yakalanmanın paniğini yaşamaktadır. Öncelikle şunu bir kez daha belirtmek gerekir. MİT TIR'ları ihaneti; Türkiye'yi teröre destek veren ülke olarak göstermek, Türkiye'ye uluslararası yaptırım uygulanmasını temin etmek, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı ve diğer yöneticilerini uluslararası mahkemelerde yargılatmayı hedefleyen büyük bir ihanettir" demişti.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu'nca yürütülen Fethullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) avukat yapılanmasına yönelik soruşturma kapsamında, Kılıçdaroğlu'nun avukatı Celal Çelik, Ankara'da gözaltına alındı.Bu gelişme başkent siyasi kulislerinde, "Cumhurbaşkanı'nın, Başbakan'ın, Adalet Bakanı'nın, AKP Genel Başkan Yardımcılarının açıklamaları ile yandaş medyanın haber ve yorumları MİT TIR'larının CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'na çarpmak üzere tam gaz hızlandığı" şeklinde yorumlarına neden oldu.Kılıçdaroğlu ise Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eleştirilerine, "Erdoğan yaptığı açıklamayla aslında büyük bir itirafta bulunmuştur. Ben savcılara talimat veriyorum, hâkimlere talimat veriyorum, benden aldıkları talimat üzerine onlar gereğini yapıyorlar" diye yanıt vermişti.Gazetecilerle yaptığı görüşmede Kılıçdaroğlu, "Sizi tasfiye mi etmeye çalışıyorlar?" sorusuna, "Öyle anlaşılıyor" diyerek hedefin partisiyle birlikte kendisi de olduğunu söylemişti."MİT TIR'ları belgelerini sizin talimatınızla Enis Bey'in verdiği yazıldı. Böyle bir şey yaptınız mı?" sorusuna Kılıçdaroğlu, "Hayır, kim söylüyor bunu. Niye belgesini koymuyorlar ortaya" karşılığını vermiş ve "Türkiye'de yargı bağımsız değildir, siyasi otorite yargıyı toplumu ya da kurumları biçimlendirmek için siyasi sopa olarak kullanıyor" diye eleştirmişti.CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun kırmızı listeden ByLock kullanıcısı çıkan eski danışmanı Doç. Dr. Fatih Gürsul, 6 Aralık 2016'da gözaltına alınmış, İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi olan Gürsul, hakkında 'silahlı terör örgütüne üye olmak' suçlamasıyla iddianame düzenlenerek tutuklanmıştı. Gözaltına alınan Kılıçdaroğlu'nun ve CHP'nin avukatı Celal Çelik'in telefonla sık sık Gürsul ile görüştüğü iddiası da ilk sızan bilgiler arasında. Anlaşılan o ki MİT TIR'ları konusu Türkiye'de siyasetin en önemli konuları arasında kalmaya devam edecek.
…***
Murat Yetkin, 16 Eylül tarihli Hürriyet gazetesinde, “CHP’yi hep savunmada tutma taktiği mi?”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Televizyonlarda Fethullahçı gizli örgütlenmenin AK Parti hükümetleri döneminde devlet kademelerinde yükseldiğini en çok vurgulayan isimlerdendi Celal Çelik; CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun avukatlarındandı ve dün bir “FETÖ operasyonu” çerçevesinde gözaltına alındı.Çelik 26 Eylül 2011’de Yargıtay’a Fethullahçı hâkimlerin hâkim olmaya başladığını ve bunların da davalarda “blok oy” kullandığını söyleyerek “Yargı bitti” iddiasıyla istifa etmişti. Televizyon programlarında da sık sık Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Ne istediler de vermedik” sözünü iddiasına kanıt olarak kullanıyordu.Kılıçdaroğlu gözaltını “Demokrasi adına yüz karası” sözleriyle protesto etti; “Akıl tutulması” dedi.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Başbakan Binali Yıldırım ise “Bu yargının bir işidir” dedi; “Dosyanın içeriği nedir bilmediğimiz için daha fazla değerlendirme doğru olmaz.”Doğrusu hükümetin İstanbul savcılığına talimat verip CHP’li avukatı gözaltına aldırdığını Kılıçdaroğlu da söylemedi, böyle bir kanıt da yok.Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Yıldırım ve diğer hükümet üyeleri bir süredir Türkiye cumhuriyetinin kurucu partisi CHP’yi “yerli ve milli” olmamakla, “teröristlerle” aynı dili kullanmakla suçluyorlar; medyanın belli bir kesiminin de katkısıyla böyle bir algı oluşturulmak isteniyor.
Terörist derken şu günlerde kasıt yasa dışı Fethullahçı örgütlenme ve PKK. Örneğin insan hakları ve hukuk konularına özel olarak eğilen CHP’li Sezgin Tanrıkulu, bir PKK operasyonu sırasında PKK militanları değil silahsız sivillerin mi vurulduğu iddiasını gündeme getirdiği için hedefe konmuş durumda. Tanrıkulu ve onu neden susturmadığı üzerine Kılıçdaroğlu hakkında ciddi bir AK Parti kampanyası devam ediyor. Medyadaki malum bazı isimler tarafından adeta hedef yapılan Tanrıkulu’nun Kürt kökenli olması da vurgulanarak CHP’yi HDP çizgisine çektiği iddiası ortaya atılıyor. Böylece CHP içindeki bazı fay hatları da hareketlendirilmek isteniyor.Bir CHP milletvekili, Enis Berberoğlu ise zaten 25 yıl hapse çarptırılmış vaziyette cezaevinde.
Ancak işin dikkat çekici yanı, CHP’nin Fethullah ve Kandil çizgisinde olduğu yolundaki kampanya, Kılıçdaroğlu’nun Berberoğlu’nun hapse koyulması ardından başlattığı “Adalet Yürüyüşü” sonrasında başlatılmış, Türkiye’deki en önemli sorunun adaletsizlik olduğu iddiasıyla toplanan “Adalet Kurultayı” sonrasında dozunun artırılmış olması.Bu tür gelişmeler nedeniyle CHP aslında kendi planlarına harcayacağı zaman ve enerjiyi, kendisini savunmaya harcıyor.
CHP bu baskı altındayken dahi Tunceli’deki çevre mitingi, Giresun’daki fındık mitingi gibi yerel ölçekte seçmenin günlük hayata dair taleplerine dokunan işler yapıyor gerçi.Ancak son gelişmeler AK Parti’nin doğal olarak hoşuna gidiyor; dikkatler CHP’ye çekilmişken Erdoğan AK Parti’nin iç sorunlarını kamuoyuna fazla yansımadan yoluna koymak için zaman ve enerji kazanıyor.