İran basınından seçmeler
İran basınından ele alacağımız ilk gazete Keyhan gazetesi.
Keyhan gazetesinde İslam İnkıalbı Muhafızlar Ordusu Hava Uzay Birliği Komutanı General Emir Ali Hacızade’nin, İslam İnkılabı Muhafızlar Ordusunun son yıllarda ABD komuta merkezlerine kadar nüfuz etmeyi başardığını duyurması, Suriyeli müzakereci heyetin Başkanı Beşar Caferi’nin, Astana-6 müzakereleri başarı ile sonuçlandığını açıklaması gibi haberler göze çarparken, Risalet gazetesinde Amerika toplumunda kültürel ve sınıfsal çatlağı konu eden bir haber dikkatimizi çekiyor. Haberde kısaca şunları okuyoruz:
...***
Washington post gazetesi, Amerika toplumunda radikal gruplar ve onların muhalifleri arasındaki şiddet olaylarının, bu ülkede kültürel- sınıfsal çatışmaların bariz göstergesi olduğunu duyurdu.
Yazıda, Amerika'nın Charlottesville kentinde son iki ayda yaşanan şiddet olaylarına dikkat çekilerek, Amerika'da son yıllarda kültürel- sınıfsal çatlağın giderek büyümekte olduğu kaydedildi.
Amerika toplumunda yüksek eğitim gören uzman kesimlerle eğitimsiz kesimler arasındaki ihtilafların giderek arttığı ve bu meselenin yeni krizlere zemin hazırladığına dikkat çekilen yazıda, Amerika toplumunda artan bir şekilde meşruiyet krizi yaşandığı, Amerika'lı vatandaşların büyük çoğunluğunun bu ülke yönetimine güvenini kaybettiği, zira toplum liderliğini yapanların kifayetsiz olduğuna inandığı belirtildi.
Amerika'da demokrasi krizi de yaşandığına dikkat çekilen yazıda, "Amerika toplumunda halk kendi düşüncesini rahatça dile getiremediği bir ortam hakimdir, bu yüzden Amerika toplumunun cumhuriyetçi- demokrat bloğundan kendini kurtarması gerekiyor."ifadesine yer verildi.
...***
Cumhuri İslami gazetesinde Myanmar’da Müslüman’lara yönelik işlenen cinayetlere karşı dünya çapından tepkilerin gelmeye devam etmesi, İslami İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Hüseyin Caberi Ensari’nin, Astana-6 müzakerelerine paralel olarak Rusya, Türkiye ve Suriye heyetleri ile ayrı ayrı istişarelerde bulunması gibi haberlere yer verilirken, Kudüs gazetesinde Myanmar’lı Müslümanlar’a karşı işlenen cinayetlere dair bir haber dikkatimizi çekiyor. Haberde kısaca şunları okuyoruz:
...***
Müslümanlarının yaşadığı Arakan eyaletinde 25 Ağustos’ta Myanmar ordusunun başlattığı ve adeta bir etnik kıyım halini alan olaylarda 3 bine yakın Müslüman hayatını kaybederken 300 bin kişi de komşu Bangladeş’e göç etmek zorunda kaldı. BM tarafından dünyanın en mazlum halkı ilan edilen Rohingya Müslümanları yeni bir insani trajedi yaşıyor. Myanmar ordusu ve radikal Budistler, sözde insan hakları savunculuğu iddiasında olan ülkeler ve uluslararası kuruluşların sessizliği altında Myanmar’lı Müslümanlara karşı katliam girişimlerini sürdürüyor.
Myanmar ordusu ve Radikal Budistlerin bu ülke Müslümanlarına yönelik başlattığı yeni tur saldırılarda, 471 Rohingya köyünün etnik temizlik operasyonlarının hedefi olduğu, 176 köyün tamamen boşaltıldığı ve 34 köyün de kısmen terk edildiği bildirildi.
...***
Hemşeri gazetesinde Suud rejiminin Suriye konusunda tutumunu değiştirmek zorunda kaldığına dair Rus basınından naklen bir haber dikkatimizi çekiyor. Haberde kısaca şunları okuyoruz:
...***
Rus haber ajansları, Suudi Arabistan’ın Suriye konusundaki tutumunu değiştirdiğini yazdı.
İzvestiya gazetesi diplomatik kaynaklara dayandırdığı haberinde; Suudi makamların Suriye’nin geleceğinde Beşar Esad’ın önemli rolü olacağına inandıklarını bildirdi.
Sputnik haber ajansı Suudi Arabistan’ın Suriye ve Beşar Esad hakkında beklenmedik siyasi bir dönüş yaşadığına işaret ederek; “Arabistanlı siyasi analistler Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın Suriye’deki geçiş döneminde konumunu koruyacağını düşünmekteler” şeklinde değerlendirdi.
Suudi Arabistan’dan gelen bu açıklamaları “beklenmedik gelişme” olarak yorumlayan Sputnik, “Bölge ülkeleri artık kapılı kapılar ardında Beşar Esad’ın Suriye’den gitmesi yönünde konuşmuyorlar” ifadelerini kullandı.
Söz konusu diplomatik kaynaklardan elde edilen bilgilere göre Suudilerin Beşar Esad’ı artık bölgenin bir gerçeği olarak kabul ettikleri ifade edilirken Esad ile işbirliği yapmaya mecbur kaldıkları ifade edildi. Elbette bu durum Suudilerin Suriye politikalarının tamamen değiştiği anlamına gelmemektedir. Ancak sahadaki bugünkü durum ve Şam yönetiminin güçlü konumu Suudi Arabistan’ın Suriye söylemlerinin değişmesine neden olmaktadır.