Türkiye'den köşe yazarları
Aydınlık: Barolardan Barzani referandumuna tepki
Birgün:
İbadi: Musul'da IŞİD'le bağlantılı 500 Türk vatandaşı var
Cumhuriyet:
Silivri'den mesaj var: Önlem alınmazsa ülke yaşanabilir olmayacak
Evrensel
Diyarbakır’da binler: Türkiye'nin barışa ihtiyacı var
Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:
…***
Orhan Bursalı, 18 Eylül tarihli Cumhuriyet gazesinde, “S-400’ler ve Batı ile ‘cepheleşme’...”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“22 Temmuz 2017 Pazar yazımda, yani yaklaşık 2 ay kadar önce, iktidarın Rus S-400 füze savunma sistemiyle ciddi flörtü üzerine şöyle yazmıştım:
“Batı’ya karşı savunma” S-400: Gerilim sürerse Ankara’nın tek yapabileceği, siyasi askeri kamp değiştirme tehditleridir... Zaten, Rus hava savunma sistemi satın almanın imza aşamasına gelmesi de, bu yolda atılmış en ciddi adımdır. Batı, ‘Türkiye bizden kopamaz’ diye düşünebilir. Ama bu savunma sisteminin aynı zamanda ‘Batı’ya karşı’ siyasi ve askeri bir yönü olduğunu görmeyecek kadar da aptal değildir..””diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
ABD şüphesiz ki karşı çıkacak ve bu sistemin NATO savunmasına entegre olamayacağını vurgulayacaktı.
Tabii ki! Çünkü Ortadoğu’da politik cepheler değişti. ABD’nin bölgedeki politikasıyla Türkiye’nin politikası uyuşmuyor. ABD, IŞİD’e karşı savaşı, PKK güdümlü Kürt güçleriyle sürdürüyor. Bu savaşta esas amaç, IŞİD’i ortadan kaldırmaktan çok, PKK ve yandaşı güçleri Suriye içinde özerk bir yapıya kavuşturmak. IŞİD ise bu amaca yönelik sadece bir araç.ABD’nin Suriye’yi kesin parçalama politikasının bir parçasıdır.Ankara, yanlış politikası ile ABD’nin bu politikasına hizmet etti. Türkiye üzerindeki tehditleri arttırdı. Yıllardır bu köşede savunduğumuz “Şam ile birlik ol”, “Suriye’nin bütünlüğünü savun” analizlerine sırt çevirdi, yanlıştan dönme cesaretini gösteremedi. Çünkü bu kararları veren, yanlış yapmayan bir dünya lideriydi!
Artık çok geç! ABD’nin yüz yıllık Kürt politikasının geldiği nokta, yarın Türkiye’nin de Güneydoğu’sunu Ortadoğu savaşının - paylaşımının bir parçası haline getirmektir... Ama, daha ileride!
S - 400 Rus füze sistemi, şüphesiz ki Rusya’dan, IŞİD’den ve Suriye’den Türkiye’ye gelebilecek bir tehdide karşı oluşturulmuyor. Veya Çin’den! “Tarafsız bakış”la, bu füze sistemi “ne taraftan gelirse gelsin”, bir ülkenin savunma politikasının bir parçası olarak görülebilir. Ama yakından bakış, S-400’lerin, Türkiye’nin Batı ve ABD ile politik karşı karşıya gelişiyle yakın ilişkisini saptar. Bunu ta temmuzdaki yazımda vurguladım.İlki, ABD’nin, Ortadoğu’nun yeniden biçimlenmesinde Kürt politikasına öncelik vermesi... ABD’nin, Türkiye’nin, kendi askeri yol haritasından ayrılmaya başladığını saptaması ve Türkiye’nin bu durumunu, şimdilik bilmediğimiz askeri ve politik raporlarına geçirmesi.. S - 400 füze sisteminin, öncelikle ABD - Batı politikasına karşı konuşlandığını görmesi..
Erdoğan’ın içeride yasal ve anayasal sistemi başına buyruk işletmesi; basın, insan hak ve özgürlükleri üzerindeki baskıda ısrarda kararlı görünmesi, bu kez Avrupa ile ilişkileri koparma noktasına getirmektedir. Erdoğan bunu ne kadar sürdürebilir, tartışılacak bir konu.
…***
Orhan Uğuroğlu, 18 Eylül tarihli Yeniçağ gazetesinde, “Koray Aydın'dan önemli açıklamalar”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Türk siyasetinde ciddiyeti ve prensipleri ile önemli bir kariyeri olan Koray Aydın ile yeni partinin kuruluş amacını ve siyasi hedeflerini konuştum.Sorularıma açık ve net yanıtlar veren Aydın, "bizim siluetlerimiz gözüküyor ama bu partiyi kuzeyden güneye, doğudan batıya tüm Türk halkı kuruyor" dedi.Aydın'ın sorularıma verdiği yanıtlar şöyle: Ana hedefleriniz neler? milliyetçi, muhafazakar, sosyal demokrat, sağcı, solcu her ne düşüncede olursa olsun etnik siyaset karşıtı Türk ve Kürt tüm vatandaşlarımızı kucaklayacağız partimizde. Türkiye'nin bugün çok ağır boyutlara ulaşmış durumda olan sorunlarını diyalog ile vatandaşlarımız ile ve sivil toplum örgütleri ile el ele barış içinde kavga etmeden çözeceğiz.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Yeni Parti'yi MHP'ye alternatif olarak mı kuruyorsunuz?Hayır, Yeni Parti'nin seçmen hedef kitlesi asla sadece MHP tabanı değildir. Bugün mevcut tüm partiler halkın beklentisini karşılamaktan uzaklaşmış durumdalar. Halkın beklentilerini de karşılayamıyorlar.Demokrasi ve insan hakları askıya alınıyor, kişilik haklarımız ihlal ediliyor. İktidar her geçen gün muhalefetin ve medyanın sesini, eleştirilerini kısıyor. Hiç kimse çaresizliğe teslim olmak istemiyor ve her partiden birçok üye ve insan partimize katılmaya geliyor ve "ülkemizin kötüye, daha kötüye gittiğini görüyoruz" diyorlar.İşte yeni partimize bu yüzden çok büyük bir ilgi var.
Tüm partilerin üyelerinden ve seçmenlerinden oluşan müthiş bir ilgi var ki belki dünyada bir ilk olacak seviyededir. Şunu açıkça vurgulamam gerekir ki en büyük dilimi AKP'den alıyoruz. AKP'yi CHP ve MHP takip ediyor. Ben özellikle şunu vurgulamak istiyorum. Bu yeni partiyi inanın bana, halk kuruyor. Her ne kadar bizlerin silüetleri ön planda görünüyor ise de bu partinin içini Türk halkı dolduruyor, doldurmaya da büyük bir hızla devam ediyor.* Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP iktidarı tavrı sonucunda Türkiye müttefiki Amerika başta AB üyesi ülkeler ile de kavgalı durumda. Nasıl yorumluyorsunuz?Maalesef herkesle kavga eden bir Cumhurbaşkanımız var. Türkiye'nin haklı siyasi çıkarları için diyalog en önemli yol olmalı. Çağımız diyalog çağı ki diplomasinin de olmazsa olmaz kuralıdır. Kullandığı üslubu Türkiye Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanına yakıştıramıyoruz. Ayrıca bu üslup ve tavrı da Türkiye'ye zarar veriyor. Sonuç olarak Erdoğan'ın siyaset dilinden de şikayetçiyiz. Yeni parti için anketler yapıyor musunuz? Kurucular kurulu hakkında bilgi verir misiniz?Evet, %14-15 ile başlayan anketler henüz partimiz kurulmadan %20'leri aştı. Çok hızlı bir yükseliş trendi yaşanıyor. Toplumun her kesiminden doğudan batıya, kuzeyden güneye Türk halkını temsil edecek kurucularımız olacak.Türk halkı bu resmi görünce inanıyorum ki ilgi ve destek de zirve yapacak, rekor kıracak. Kaldı ki bu kurucular kurulu resmi yeni partinin tüm il, ilçe ve belde teşkilatlarında da gerçekleştirecek.Ben teşkilatlanmayı yürütüyorum ve hiçbir beklentisi olmadan göreve talip olan müthiş bir talep patlaması yaşıyorum.Madem bu partiyi Türk milleti yurdun dört bir yanından katılımı ile kuruyor bizler de halkımıza layık olmak için gece gündüz çalışıyoruz.
…***
Murat Muratoğlu, 18 Eylül tarihli Sözcü gazetesinde, “Dünya bizimle dalga geçiyor”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Saflık timsali bu girizgâhın bir nedeni var! En azından bu derece saf olmalıyız ki açıklanan her ekonomik veriye “eyvallah” çekelim. Yetmez! Saflığımızın yanında zekâmız da 3-c sınıfının performansına eşit olmalı. Şüpheci sorular sorulmamalı. Gayet pişkince açıklıyorlar; Daha zenginiz… Çok hızlı büyüyoruz… Tasarruflarımız yükseldi… Yatırımlarımız çok hızlı artıyor… Hani? Nerede? Siz bilmiyorsunuz! Ama onlar görüyor. Herkescikler bizi kıskanıyor! Peki, açıklanan parlak istatistikler neden piyasaya yansımıyor? Mucize diye bir şey yok da ondan! Mal bu, malzeme bu… Enflasyonun bu, gelirin bu… Sana kağıt üzerinde artış gösterip inandırmaya çalışıyorlar. Ülkenin yarısı da inanıyor. Az başarı mı? İlk iki çeyrek yüzde 5 büyüdük, üçüncü çeyrekte yüzde 7'yi aşacağız! Rahat aşarız. Zorlasak 10'lardayız… Türkiye'nin ölçüm sisteminin yalan, yanlış ve hatalı olmadığını bilmeyen ekonomist mi var? Kimi kandırıyoruz?”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Milli geliri 2007 yılında 126 milyar dolar, 2016 yılında 142 milyar dolar daha kağıt üzerinde hesaplama değişiklikleri ile artırdık. Tabii el-âlem buna inanmadı. Milli gelirin yanı sıra utanmadan yüzde 25 ile dünyanın en fazla tasarruf eden ülkeleri arasında yer aldığımızı açıkladılar. Hem de gözümüzün içine baka baka yaptılar. Çıkıp nasıl olduğunu bir açıklasalar… Yapamazlar! Ben açıklayayım… Bir veriyle oynayınca ister istemez diğer veriler de etkileniyor, mesela tasarruf oranı yüzde 25'e çıkmış görünüyor. Türkiye bir anda 13'üncü büyük ekonomi oluyor! Sonra Alman Commerzbank gelip “bu oranlar yalandır” deyip dalga geçince bozuluyoruz. Sadece o da değil, Türkiye ekonomisi hakkında rapor yayımlayan her yabancı kurum yazının bir köşesinde bu çekincelerini belirtiyor. Hafiften kafa buluyorlar. Makine ve teçhizat yatırımları ilk altı ayda yüzde 21'e yakın geriledi. İşsizliğin azalması bir yana, kayıtlı işsizler Makedonya, Ermenistan, Litvanya, Slovenya gibi ülkelerin nüfusunu geride bıraktı. Yüzde 5 büyüdük masalına inanacak aklı başında insan kalmadı.