Türkiye'den köşe yazarları
Cumhuriyet: ABD Dışişleri'nden Türkiye açıklaması: İlişkilerimiz karışık
Yeniçağ:
Aydın: Yeni partide sen, ben yok 'biz' varız
Yeni Mesaj:
İbadi: Referandum artık mazide kaldı
Aydınlık:
Davutoğlun’dan Bahçeli’ye 10 maddelik yanıt
Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:
...***
Çiğdem Toker, 17 Ekim tarihli Cumhuriyet gazetesinde, “Bütçeden müteahhide 22 milyar TL”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Sadece iç ve dış politika değil, Maliye politikalarında da çok hareketli bir dönem içindeyiz. Vergi zamları getiren Torba Kanun, 2018 Bütçe Kanun Tasarısı, eylül ayı bütçe gerçekleşme rakamları ve nihayet ana muhalefet partisinin gensoru önergesi. Sıraladığım dört başlığın tamamında sıcak gelişmeler yaşanıyor. Bu satırlar yazılırken, kamu ihalelerinde yasal sorumluluğunu yerine getirmediği ve kamunun zarara uğratılmasına göz yumduğu gerekçesiyle Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan hakkındaki gensoru görüşmeleri sürüyordu.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
TBMM Genel Kurulu’ndaki müzakerelerin odağında, bu köşede sıklıkla dile getirdiğimiz “davetli ihale” ve Hazine garantili büyük altyapı projeleri yer alıyor. Eylül ayı bütçe rakamları açıklandı. Geçen ay, “müteahhitlik giderleri” başlığı altında yaklaşık 2 milyar TL harcama yapılmış.
Bu tutarla birlikte ocak-eylül dönemini içeren dokuz aylık müteahhitlik harcaması 22 milyar TL’ye yaklaşıyor: 21.9 milyar TL. Dokuz ayda 22 milyar TL müteahhitlik harcaması, geçen yıla göre çok yüksek bir tutardır.
2016 yılının ocak-eylül döneminde müteahhitlik gideri kalemi 17 milyar TL. Bu yılın aynı dönemindeki artış tutarı 4 milyar TL. Reddedileceğini bildiğimiz için icrai bir sonuç getirmeyecek olsa da gensoru görüşmeleri, bu harcama kalemine, bir başka pencereden bakmamızı sağlıyor.
CHP milletvekili Faik Öztrak, Parti Grubu adına yaptığı konuşmada, müteahhitlik piyasasında, Kamu İhale Kanunu’nun “davetli ihale” yöntemine dair veriler paylaştı. Öne çıkan yeni birkaçını aktarıyorum:
- Karayolları Genel Müdürlüğü’nın bu yıl verdiği pazarlık usulü yapım ihaleleri 13.6 milyar TL’ye ulaştı.
- Hükümete yakınlığıyla tanınan bir işadamı Karayolları ve Devlet Demiryolları’ndan sadece bu yıl pazarlık usulüyle 2.8 milyar TL’lik ihale aldı.
- Karayolları’nın yıl içerisinde pazarlık usulü ile verdiği 13.6 milyar TL’lik ihalenin yüzde 61’i, yani en az 8.3 milyar TL’lik kısmı, kamuoyunda hükümete yakınlığıyla tanınan firmalara dağıtıldı.
- Kamunun pazarlık usulüyle yaptığı ihalelerin tutarı, 2016’da yüzde 86 artarak, 21.7 milyar TL’ye ulaştı. Sadece bu yılın ilk altı ayında pazarlık usulüyle yapılan ihalelerin tutarı da geçen yılın aynı dönemine göre, yüzde 175 artarak 16.8 milyar TL’ye sıçradı. Öztrak, geçen yılki eğilimin sürmesi varsayımı altında bu yılın pazarlık yoluyla yapılan ihale bilançosunun 59.6 milyar TL’ye çıkabileceğini belirtti. Yazıyı geçen cuma Plan Bütçe Komisyonu görüşmeleri sırasındaki bir notla bitirelim. Maliye Bakanı Ağbal, “Ekonomi ihtiyaçlarına göre kamu harcamalarında 2018 yılında ciddi anlamda kemer sıkacağız” demiş bulunuyor.
…***
Abdulkadir Selvi, 17 Ekim tarihli Hürriyet gazetesinde, “Erdoğan’la Gökçek ne konuştu?”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Siyasetin gündeminde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek var.Geçen hafta, direnen bir Gökçek vardı. İstifa etmeyeceğini belirtiyor, “Beni görevden alsınlar” diyordu. Bu hafta ise rüzgâr tersine döndü. İstifa kararını almış ancak onurlu bir çıkış arayan bir Gökçek var.Gökçek’in iyi bir final yapmak istemesi kadar doğal bir şey yoktur. “Çoluğuma çocuğuma ne anlatacağım, yolsuzluğum mu var, FETÖ’cü müyüm, neden istifa edeceğim” demesinin insani bir tarafı vardı. Herkes şeref ve haysiyeti için yaşar. Ama bir de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yürüttüğü bir değişim süreci var. Peki hem istifa hem onurlu bir final mümkün mü? Mümkün.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Melih Gökçek 5 Ekim Perşembe akşamı 1 saat 45 dakika süren bir görüşme yapmıştı. Erdoğan, “Benim bu şekilde çekilmem doğru olmaz” diyen Gökçek’e, “Bu işi fazla uzatma, istifa et” demişti. Gökçek, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir görüşme daha yaptı. İstanbul’dan Ankara’ya dönen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Esenboğa Havaalanı’nda karşılayıp ayaküstü konuştu. Soğuk bir görüşme olmadı. Erdoğan elini tuttuğu Gökçek’le ayaküstü sohbet etti. Peki bu Gökçek’in devam edeceği anlamına mı geliyor? Hayır.
Önce Erdoğan ile Gökçek arasında yaşanan diyaloğu aktarmak istiyorum.
- Sayın Cumhurbaşkanım, siz ne isterseniz ben onu yaparım. Ankara’yı kaybetmeyelim.
- Tabi, her zaman görüşürüz.
Gökçek, direnme kararını sürdürseydi bu görüşme ve arkasından gelen diyalog yaşanmazdı. Ancak istifa kararının almasıyla birlikte iklim yumuşadı.
Gökçek cephesindeki gelişmeleri takip etmek kimi zaman İstanbul Borsası’nı izlemekten daha zor oluyor. Eğer farklı kaynaklardan kontrol etmezseniz her an ‘Gökçek istifa etmiyor’ diye başlık atabilir ya da ‘Gökçek veda etti’ diye haber olabilirsiniz. Geçen hafta müthiş iniş çıkışlar yaşandı. Ama sanki iklim normalleşti gibi. Çünkü Gökçek istifa kararını aldı. İş, zamanlama meselesi. Şimdi sıra bu sürecin Gökçek ve AK Parti açısından yıpratıcı olmadan çözülmesine geldi. Gökçek’in istifa etmemesi üzerine geçen hafta AK Parti Ankara İl Başkanlığı tarafından belediye meclis üyeleri ve ilçe belediye başkanları ile yapılan toplantıda, “Hiçbir karara imza atmayacaksınız, satın alma işlemleri ve kiralamaları, alım-satımı onaylamayacaksınız” talimatı verilmişti. “Kararları onaylayan ve imza atanlar partiden ihraç edilir” uyarısı yapılmıştı.
Bu süreçler yaşanırken, AK Parti ile Gökçek arasındaki diyalog hiçbir zaman kesilmedi. Sorunun krize dönüşmeden, suhuletle çözülmesi için çaba gösterildi. Gelinen noktada bu yöndeki çabaların başarılı olduğu anlaşılıyor.
…***
Saygı Öztürk, 17 Ekim tarihli Sözcü gazetesinde, “Neyin karşılığında istifa ediyorlar” başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Düzce Belediye Başkanı Mehmet Keleş'in istifa ettirilmesinden sonra aralarında Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in de bulunduğu 10'dan fazla başkan istifaya zorlanıyor. Etmeyenler hakkında Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile geçmişteki bağlar ya da belediyede yapılacak soruşturmalar başkanları daha da zor duruma düşürecek. Açıkçası başkanların gitmemekte direnmesinin nedeni de zaman kazanıp, kendileri için “sıkıntılı” olan konuları bu dönemde çözmek olabilir.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran dönüşü uçakta gazetecilere “CHP'li belediye başkanlarından şikayetler var. Onların da gereği yapılacak” dedi. Tabii ki şikayet varsa gereği yapılır. Bu sözlerin hemen ardından CHP'li başkanlar “müfettiş kıskacı”na alındı. “Özel denetim” adı altında CHP'li bazı belediyelere gönderilen müfettişlerin şu anda yürüttüğü soruşturmanın her şeyi gizli… Onlar, CHP'li belediyelerin mal ve hizmet alımı yaptıkları şirketlerde bir yığılma, o şirketlerin FETÖ bağı olup olmadığını da inceliyor. AKP'li bazı başkanlar istifaya zorlanırken, benzer bir durumu, müfettiş raporlarını dayanak gösterip CHP'li başkanlara da uygulama hazırlığı var. Bunlar, seçim hazırlık çalışmasının da bir parçası. Bu süreçte CHP'li başkanlar kamuoyunda yıpratılacak. CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, “Belediyelere, AKP Genel Başkanı'nın talimatı üzerine müfettiş gönderildi. AKP'li başkanlara FETÖ operasyonu yapılacak. Muhalefet belediye başkanlarına da operasyon yaparak bir yerde dengeleme yapmak istiyorlar” görüşünde… CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'yla yaptığımız sohbette, aralarında İstanbul, Ankara, Antalya, Mersin, Adana, Bursa, Balıkesir, Denizli'nin de bulunduğu birçok ilde CHP adaylarının seçimi kazanacağını söylemişti. AKP içindeki dağınıklık, başkanlara dönük suçlamalar, eleştiriler de CHP'nin işini daha da kolaylaştıracaktı. Bunu engellemek için müfettişler devreye sokuldu. SÖZCÜ'nün manşetinden sonra CHP'nin Yerel Yönetimlerden Sorumlu Gene Başkan Yardımcısı Seyit Torun da nasıl bir baskıyla karşı karşıya kaldıklarını basın toplantısıyla açıkladı. Belediye yönetimlerinde, görevini kötüye kullanan veya Cumhurbaşkanı'nın deyimiyle faaliyetleri yetersiz görülen, “metal yorgunluğuna uğramış” belediye başkanları hakkında öncelikle uygulanması gereken hükümler Belediye Kanunu'nda açık seçik olarak belirtiliyor. İstifasının istenmesinin de mevzuatta yeri yok. O yüzden bazı başkanlardan bir an önce kurtulmak uğruna hukuku zorlayan bu uygulama desteklenmemeli.