Kasım 07, 2017 09:56 Europe/Istanbul

Aydınlık: Eylem sona erdi: 58 madde madencilerin istediği gibi düzenlenecek

Birgün:

ABD'den vize gelişmesine ilişkin yazılı açıklama

Milli gazete:

AKP’de Erdoğan rahatsızlığı

Yeniasya:

Bylock tek başına delil olamaz

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

…***

Kadri Gürsel, 7 Kasım tarihli Cumhuriyet gazetesinde, “FETÖ’cülük suçlamasının serencamı”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Twitter hesabını Cemaatçilerin yönettiği hemen ilk bakışta anlaşılıyor. Bu hesaptan 4 Kasım’da gönderilen tweet’e bir görsel iliştirilmiş. 15 kişinin portre fotoğrafları yer alıyor görselde... Bunlardan 11’i daha önce Cemaat’in gazetelerinde yıllarca yazmış, televizyonlarında program yapmış, kimisi de bu mecraları yönetmiş. Aralarında eskiden savcı olup sonradan köşe yazarına dönüşen de var. 12’nci kişi, Ergenekon ve Balyoz operasyonlarının icrası için özel olarak kurulan gazetenin “Bavulcu” namlı tetikçisi.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Fotoğraflar beşerden üç sıra halinde, alt alta. “Bavulcu”nunki orta sıranın sonunda. İlk iki sıradakilerin bugün hepsi mahpus. Alt sıradaki beş kişiden dördünün ismini zikredeceğim. Sıranın sonundaki beşinci kişiden başlıyorum: Ahmet Şık. Dördüncü kişi Cumhuriyet’in Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu. Üçüncü suret bendenize ait. İkinci sıradaki de “FETÖ’nün medya yapılanması” davasında 14 ay tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilen gazeteci Murat Aksoy.

Tweet’te ise şunlar yazıyordu:

“Kadri Gürsel  ve Murat Aksoy içerideyken bu görsel hazırlanmıştı. Sevin ya da sevmeyin, biliyorsunuz aynı nedenden dolayı cezaevindeler.”

Gerçekten mi? Aynı nedenden dolayı mı cezaevindeydik? Buna gereken cevabı vermeden önce üç hususun altını çizmek gerekiyor: Birincisi, kriterimiz sevmek ya da sevmemek değil, hukuk ve insan haklarıdır. İkincisi, gazetecilik faaliyeti nedeniyle suçlanarak cezaevine atılmış olan herkes bir an önce serbest bırakılmalıdır; çünkü gazetecilik iktidardakini rahatsız etse de suç değildir. Üçüncüsü de şu: Şebeke mensupları, gazeteciliği bir cemaatin kriminal operasyonlarına alet etmiş olsalar da bu kişiler adil yargılanma hakkından mahrum bırakılamaz.

“Bavulcu” gibilerle aynı nedenden dolayı cezaevinde olduğumuz şeklindeki propaganda yalanına gelince... Ben kendi adıma konuşacağım: Bağımsız, eleştirel ve sorgulayıcı bir gazeteci olarak kalmakta ısrar etmem nedeniyle tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne konuldum. Benim tutuklanma nedenim ile Balyoz kumpasının medya operatörü Bavulcu’nunki arasında herhangi bir ayniyet yoktur ve oluşturulamaz. Ben gazeteciyim, “Bavulcu” ise değil. Peki, bu Cemaat hesabı, benim ve şu an Silivri’de tutuklu olan iki arkadaşımız, Murat Sabuncu ve Ahmet Şık’ın fotoğraflarını hangi durumu suiistimal ederek söz konusu görselin içine yerleştirip tweet’leyebiliyor? Cevabı basit: Bizlere, “Üye olmamakla birlikte Fethullahçı Terör Örgütü’ne (FETÖ) bilerek ve isteyerek yardımcı olmak” gibi saçma sapan bir suçlama atılabildiği için. Cemaatçiler, üzerimizden kendi elemanlarına meşruiyet transfer etmek için bize yönelik bu suç isnadını kullanıyorlar ve diyorlar ki “Aynı nedenden dolayı cezaevindeler”... Biz gazeteci olduğumuz için, onlar da bizim sırtımızdan gazeteci olarak görünmeye çalışıyor.

…***

Esfender Korkmaz, 7 Kasım tarihli Yeniçağ gazetesinde, “Muhalefet ihtiyacı”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“İYİ Parti'ye iyi oldu veya olmadı diyenler var. Daha kuruluş aşamasında olan bir partiyi, üstelikte programını ve hedeflerine bakmadan kim tenkit edebilir? Çok açıktır ki bunlar, iktidar partisine yakın olanlar ile oy kaybından korkan partilerdir. Siyasi konjonktür güçlü muhalefet partilerine ihtiyaç gösteriyor. Kaldı ki siyasi iktidar içinde muhalefetin daha güçlü olması, yaptıklarının ve yapacaklarının birkaç kere daha fazla  gözden geçirilmesini zorlar.İYİ Parti'nin  adını veya Meral Akşener'e  sempati veya tersini tartışmak yerine partinin programını ve muhalefet  ihtiyacını tartışmak zorundayız.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

…***

İYİ Parti'nin programı ve hedefleri ekonomi ve sosyal alanda iyi koordine edilmiş , tutarlı ve etkili bir programdır. Ayrıca kuruculara ve programına bakınca, mevcut  partilerden farklı ve ideolojik takıntısı olmayan bir parti olarak görünüyor.CHP de muhalefet görevini yapıyor. Ancak CHP  solda duruyor… İYİ Parti ise Merkezde bir parti olarak ortaya çıkıyor. Milliyetçi bir parti olan MHP  kamuoyunda bir muhalefet partisi değil, iktidar ortağı bir parti olarak görülüyor.CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kamuoyunda kabul görüyor ve  tartışılmıyor. Özellikle Adalet Yürüyüşü'nden sonra güven eşiğini artırdı. Ne var ki CHP'de demokrasi anlayışı bazı mensupları tarafından istismar ediliyor. Bu noktada Kılıçdaroğlu kendisini ve parti meclisi partiyi kullananlara karşı daha dikkatli olmalıdır.Ben Deniz Baykal'la yakın çalışırdım. Ama tövbe partide veya Mecliste bir görev talebim olmadı. Parti Meclisini kendisi önerdi. Milletvekilliğini ise parti Meclisinde listeler açıklanırken öğrendim.CHP'de isteyen herkes Deniz Baykal'ı evinden arayıp ulaşabilirdi. Kemal Kılıçdaroğlu da aynı çizgiden sapmadı. Bu durum aynı zamanda partinin ve liderlerinin ne kadar fazla  halka açık ve demokratik olduğunu gösteriyor.Bu gün bu demokratik tavrı kavrayamayıp, kullananlar var.Özellikle Genel Başkan Kılıçdaroğlu'nun iyi niyetini istismar edenler var.   Daha önce bürokraside birlikte çalıştıkları veya İstanbul Büyük Şehir Başkan Adaylığı sırasında kendisine yakın duran bazıları parti içinde her sandalyeyi kendi doğal hakları gibi görüyorlar.Söz gelimi, İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığı için parti tabanında  kaos yaşanıyor. Birisinin ''Kılıçdaroğlu'nun adayıyım, git çalış dedi'' şeklinde konuştuğu belirtiliyor. Gerçekte ise açıktır ki böyleleri  Kılıçdaroğlunu istismar ediyor. Doğal olarak hiçbir genel başkan yetkili kurullarla tartışmadan, birine "Git İstanbul'da  çalış'' demez.Üstelik benim yakından gördüğüm, bu gibi kişilere parti tabanından tepki var. Bir kişinin koltuk hırsı için seçimin kaybedilmesine, başta Genel Başkan olmak üzere herkesin karşı çıkması gerekir.CHP tarihinde ve bugün, dostluk - arkadaşlık ilişkileri üstüne değil yetenek ve performans üstüne aday tespit etmiştir.Söz gelimi 1980 öncesi CHP'de bugünkü MYK yerine genel idare kurulu vardı. Bu kurula seçilebilmek için ön seçimle milletvekili olmuş olmak gerekiyordu. Parti kontenjanından seçilenler bu kurula aday olamıyordu.Özetle, şimdilerde demokrasiye her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Muhalefet partilerinin önce kendileri demokrasi örneği vermelidir.

…***

Saygı Öztürk, 7 Kasım tarihli Sözcü gazetesinde, “Sahi hesap vermeden nereye gidiyorsunuz” başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın isteğiyle İstanbul, Ankara, Bursa, Balıkesir, Niğde, Düzce belediye başkanları istifalarını açıklarken, hepsi de ne kadar başarılı hizmetler yaptığını anlattı. Duyan da, başarılı olmanın ödülünün istifa olduğunu sanacak! Başkana “istifa et” denildiğinde istifa ediyorlarsa önemli açığı olduğu akla gelir. Hem başarılısın ama istifa et denildiğinde istifa ediyorsun. İstifa eden başkanlara düşen görev, başkan seçildikleri dönem verdikleri mal varlığı bildirimiyle, istifa ettiği dönemdeki mal varlığını açıklamalarıdır.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

…***

Hatta, kendi dönemleriyle ilgili soruşturma isteseler de, haklarındaki gerçek olmayan iddialardan sıyrılmaları da çok yerinde olur.Parlamenter sistemin yerel düzeydeki canlı bir modeli ve demokrasinin beşiği olan belediye yönetimlerinde, belediye başkanının görevinden kaynaklanan faaliyetlerinin öncelikle, Belediye Kanunu'nun 26. maddesi uyarınca, belediye meclisince bilgi edinme ve denetleme yetkisi/yolları kullanılarak değerlendirilmesi gerekiyor. İstifa ettirilen belediye başkanlarının istifa ettirilişinin kamuoyuna yansıyan haline bakalım: Belediye başkanının bir yıllık genel iş ve yürütümünü kapsayan, başkanın performansını/metal yorgunluğu olup olmadığını da yansıtan yetersizlik oyu verilmedi. Yetersizlik oyu verilmesi halinde belediye başkanı, Danıştay kararı ile başkanlıktan düşürülmesi sağlanabilir. Bu yapılmadığına göre faaliyet raporlarındaki açıklamaları belediye meclislerince her yıl değerlendirilerek yeterli görülmüş. Faaliyetinden memnun kalınmayan/hatalı görülen belediye başkanı hakkında belediye meclisi üyeleri tarafından, başkanlığının düşürülmesine yol açacak kabul edilmiş gensoru önergesi de yok.