Kasım 21, 2017 11:23 Europe/Istanbul

Cumhuriyet: 150 bin öğrencinin dersliği ve öğretmeni yok

Aydınlık:

ABD Türkiye’ye satmadığı patriotları Romanya’ya verecek

Evrensel:

Maden işçisi: Politika yapmazsak canı yanan biz olacağız

Milli gazete:

İbrahim Kalın: NATO ile ilişkileri devam ettireceğiz

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

…***

Nilgün Ongan 20 Kasım tarihli Evrensel gazetesinde, “Taşeron işçilere kadro vaadi”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“AKP’nin 15 yıllık iktidarında, taşeron işçilere yapılan kadro vaadi en fazla gündeme gelen konular arasında yer alıyor.Kadro vaadi, ne yıllardır sürdürülen neoliberal politikaların geneliyle örtüşüyor ne de tümüyle esneklik politikasına dayandırılan istihdam stratejisiyle. Nitekim işçiler kadro beklerken yasalaşan ise ya kiralık işçi büroları oluyor ya da genişletilen esneklik uygulamaları.Zaten hazırlanan büyüme programlarından ulusal istihdam stratejisine kadar tüm politika belgeleri de aynı hedefe odaklanıyor: Daha fazla esneklik.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

…***

Buna karşılık iktidarın farklı Başbakan ve Çalışma Bakanları ise kadro vaadinde birleşiyorlar. Kimi zaman bir seçim vaadi olarak gündeme gelen bu konu, kimi zaman “yeni hükümet döneminin taahhüdü” olarak kamuoyuna duyuruluyor.

İşte yıllardır alışa geldiğimiz bu durum, bugünlerde yeniden gündemde. Maliye Bakanı ve Başbakan’dan sonra, geçtiğimiz günlerde, Çalışma Bakanı da “2018 yılında taşeron sorunu olmayacak” açıklamasında bulundu. Hükümet, bu konudaki düzenlemelerin 2017 yılı bitmeden tamamlanacağını söylüyor.

Yeni düzenlemenin ayrıntılarının henüz belli olmadığı şu aşamada, işçilerin beklentisini ne ölçüde karşılayacağı konusunda kesin konuşmak zor. Ancak bu konuda daha önce yapılan düzenlemelerin kapsam ve içeriği belli tahminler yürütmeyi olanaklı kılıyor.

Örneğin Davutoğlu’nun Başbakanlığı sırasında hazırlanan düzenleme kapsamının sadece esas işte çalışan taşeron işçilerle sınırlı olduğunu hatırlamak lazım. Yani taşeron çalışması zaten yasak olanlarla! O da; yaş, çalışma süresi ve koşullarına ilişkin sınırlandırmaları aşabilenlerin, sınav ve güvenlik soruşturmasından da geçebilmeleri halinde geçmişte birikmiş tüm hak ve davalarından vazgeçmeleri koşuluyla. Üstelik yapılan düzenleme, tüm bu koşulları sağlayanlar için de kadro değil “özel pozisyon” adı altında düzenlenmiş sözleşme öngörüyordu.

Basına yansıyan kimi haber, yıl sonuna kadar tamamlanması planlanan mevcut çalışmanın da, kadro yerine “özel sözleşmeli personel” statüsü getireceği yolunda. Nitekim kamu istihdam rejiminin hergün daha fazla esnekleştirilmesini öngören mevcut koşullarda, işçilerin beklentilerini karşılayacak biçimde hazırlanmış bir kadro düzenlemesi pek de olası görülmüyor.Öte yandan kamu kurumlarının taşeron firmalarla ileriye dönük sözleşmeler yapmak üzere yeni ihaleler açıyor olması ise gündemde olduğu söylenen düzenleme konusundaki kaygıları derinleştiriyor.

…***

Ümit Ozdağ, 20 Kasım tarihli Yeniçağ gazetesinde, “Erdoğan-Bahçeli Bölünme Anayasasına Neden Karşıyım?”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Erdoğan ve Bahçeli ittifakı, Türkiye'yi başkanlık anayasası ile bir bilinmeze doğru sürüklüyor. Üstelik, ülkemizin iç savaş ve bölünme tehlikesi ile en ağır şekilde karşı karşıya olduğu bir dönemde başkanlık referandumu millete zorla dayatılıyor. Erdoğan bile 15 Aralık günü muhtarlara yaptığı konuşmada Türkiye'nin Suriye ve Irak gibi iç savaşa sürüklenmek ve bölünmek istendiğini ifade etmiştir. Bu kadar ağır bir tehdit ile karşı karşıya olan hiç bir ülke, sistem değiştirme riskine girmez. Üstelik Erdoğan bilmeli ki başkanlık için ısrar etmek, Türkiye'yi iç savaşa sürüklemek isteyenlere büyük bir fırsat verecektir.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

…***

Türkiye, Erdoğan'ın başkanlığına karşı olanlar ve onun başkanlığını destekleyenler diye ikiye bölünmüş durumdadır. Türkiye'de kitlelerin bölünmüşlüğü artık gerçek anlamda bir millî güvenlik sorunu haline gelmiştir.Bundan yıllar önce Yeniçağ'da yazdığım bir açık mektupta kitlelerin bölünmüşlüğünün bir millî güvenlik sorunu haline gelmekte olduğunu ifade etmiştim. Artık bu süreç büyük ölçüde tamamlandı. Birbirine kızgınlıkla bakan Erdoğan yanlısı ve karşıtı grupların içinde, Erdoğan'a taparcasına bağlı olanlar ve ölümüne nefret edenler var. Birisinin arkasında 15 Temmuz deneyimi, diğerinin arkasında Gezi deneyimi var. Sokak deneyimi olan kitlelerin sokağa çıkması kolaydır. Bütün bunlara iç savaş tahrikçilerinin son günlerde daha yoğun işitilen mezhepçi çığlıkları eklenmektedir.

Üstelik kitleler birbirlerine bu kadar kızgınlık ile bakarken savunma ve güvenlik kurumlarımız ağır bir krizden geçmektedir. TSK; FETÖ ve AKP'nin darbeleri altında travma yaşamaktadır. Ordu içinde FETÖ'cü subay oranı hâlâ çok yüksek. Hava ve Deniz Kuvvetleri'nin durumu trajik. Kara Kuvvetleri'nin zamana ihtiyacı var. Özel Kuvvetler sokaktan adam topluyor. Kısaca ordumuz yeniden örgütlenmek için zamana ihtiyaç duymaktadır.Ekonomimiz çok ağır bir krizden geçmektedir. Dış borç ancak yeni dış borç ile ödenebilmektedir. Şubat 2017'ye kadar ödenmesi gereken dış borç 38 milyar Euro'dur. Bir çok büyük firma batmanın eşiğine gelmiştir.Özetle, Türkiye Cumhuriyeti; ordu, istihbarat, dış işleri ve ekonomisini hızla iyileştirmesi gereken bir süreçten geçmektedir. Böyle bir süreçten geçilirken ülkemizin önüne Ukrayna senaryoları koyabilecek bir politik sistem değiştirme girişimi büyük riskler taşımaktadır. Ülkemizin bugün her zaman olduğundan daha fazla millî birliğe ihtiyacı vardır. 15 Temmuz akşamı, %49 ile iktidara gelmenin iktidarda kalmaya yetmediğini, iktidarda kalmak için %100'ün desteğine ihtiyaç duyulan zamanlar olduğunu AKP'ye öğretmiş olmalı. Buna sadece 15 Temmuz gecesi değil, en az önümüzdeki 2 senede de ihtiyacımız var. Ben bunun alınmaması gereken bir risk olduğunu düşünüyorum ve başkanlık sistemi ile ondan önce referanduma, süreci taşıdığı risklerden ötürü karşı çıkıyorum.

…***

Murat Muratoğlu, 20 Kasım tarihli Sözcü gazetesinde, “Limon gibi sıktılar millet” başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Çoluk çocuğun tükettiği içeceklerden medet uman bir ekonomi yönetimi olur mu? Vergileri artırmak kendilerinin en büyük saadeti… Parasız kalınca kanepenin altına yuvarlanan 1 lirayı arayan adama çevirdiler devleti… Tadı kaçtı, iş tamamen çığırından çıktı. İktidar milleti limon gibi sıktı! Hem fakirin neyine yiyip içmek? Ölsün daha iyi… Arkadaş limonataya, meyve suyuna, sodaya lüks denir mi? Nasıl bir açık varsa bütçede, meyve suyu torba yasaya dâhil edilir mi? Özel Tüketim Vergisi getirilir mi?”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

…***

Ekonomimiz hakikaten çok iyi! Yahu minarelli sudan ne istediniz bre vicdansızlar! Bir de verginin de vergisini alacaklar. İçecek bedelinin üzerine önce yüzde 10 ÖTV, sonrasında yüzde 10 ÖTV'li bedele yüzde 18 KDV koyacaklar. Vergiyi tabana yayacaklar. Altta kalanın canını çıkaracaklar! Yeri gelmişken bir ihbarda bulunmak istiyorum. Yakından tanıdığım biri limonatayı evde yapıyor, domatesten salça üretiyor, turşu falan kuruyor. Vergisini ödemeyip devletin itibarından tasarruf ediyor, ülkenin şaşaasından ödün veriyor. Belli ki kendisi iflah olmaz bir vergi kaçakçısı… Şahsen örgüt bağlantısından şüpheleniyorum. Yetkilileri uyarıyorum! Yesin bir üç- beş yıl aklı başına gelsin diyorum.Yalan yere araba yaptık, uçak yaptık haberleriyle oy toplayıp ülke yönetirsen geleceğin nokta burasıdır…

İktidarın ülke ekonomisini nasıl içler acısı durumuna soktuğunu göstermesi açısından manidardır. Yat, tekne alınca ÖTV sıfır… Sen git sodanın içine vergiyi sığdır. Oysa devletin görevi adil bir şekilde vergi toplamaktır. Öyle zenginlerin borçlarını silip, silinen borçları halktan tahsil etmek değildir… AKP aşığı Devlet Bahçeli'nin deyişiyle; limonataya ÖTV getiren bu hükümet ne yapmak bununla nereye varmak istemektedir? Bizden toplanan vergileri yandaşa ihale olarak zimmetliyorlar. Kendi lüks harcamalarını kısmayıp, daha fazla gelire ihtiyacımız var diyorlar. Akıllarına gelen her şeye vergiyi bindiriyorlar!

Özetle nefes almak hariç, yaşamak bile lüks bu memlekette… Büyük oyun, dış mihraklar derken devamlı zam yapıyorlar. Batıyı kıskançlıktan çatlatıyorlar!Haksız da sayılmazlar! Bulmuşun böyle milleti, geçireceksin vergiyi… İktidara saygılarımı sunuyorum. Yolun açık olsun Reis diyorum.

Önemli not: Limon sıkacağımı alan komşumdan acil geri dönüş bekliyorum