Türkiye'den köşe yazarları
Aydınlık: CHP ittifak arayışında
Cumhuriyet:
CHP'li Aldan'dan çarpıcı iddia: AKP'li bakanlardan biri itirafçı olabilir
Yurt:
Birleşik Arap Emirlikleri ile 'hırsız paşa' gerilimi... Türkiye çok sert tepki gösterdi
Evrensel:
İşçi eylemleri 2017’de artış gösterdi
Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:
…***
Hikmet Çetinkaya, 19 Aralık tarihli Cumhuriyet gazetesinde, “Doğayı katleden cellatlar”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Artvin’de Cerattepe’de altın ve bakır madeni ruhsatı yıllar önce verildi. Çevreciler tam 25 yıldır bir hukuk mücadelesi veriyor. Bu mücadelenin içinde olan bir tek cemaatçi görmedim bu süreçte ben... Çünkü başta Akın İpek olmak üzere, çok sayıda Fethullahçı maden ruhsatı aldı 90’lı ve 2000’li yıllarda. Bergama Ovacık, Akın İpek’in değil miydi? Dahası da var... Kütahya Eti gümüş madeni, siyanürlü havuzun taşması, o yörede kanser hastalığının yaygın oluşu...”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Çevre bilincinin ülkemizde yayılmasını desteklemek gerek. Cumhurbaşkanı, çevrecileri bölücü diyerek suçluyor oysa... Çevreye sahip çıkmak, siyasal iktidara, ülkenin Cumhurbaşkanı’na karşı siyasal tavır almak falan değil, ülkenin yarınlarını düşünmek, çocuklarımıza güzel bir gelecek yaratmaktır. Gezi eylemlerini, çevre hareketlerini paralelcilik, bölücülük olarak görmek büyük bir yanılgıdır. Artvin’de ve Rize’de yaşayan herkes, ülke genelindeki yurttaşlar bu gerçeği biliyor... Çünkü dağlarımız, ovalarımız delik deşik ediliyor, ağaçlar katlediliyor...Fethullahçı kahraman polis müdürleri, efsane özel yetkili savcıları... 17/25 Aralık’a dek kol kola, omuz omuza yürümüştü AKP hükümeti... Fethullahçılar devletin olanaklarını kullanarak yargıdan polise, TSK’den Milli Eğitim’e kadar kadrolaşmışlardı...
14 yıldır iktidarda olan AKP, o zaman cemaati yanına alarak “askeri vesayet”ten kurtulmak için düzmece örgütleri yaratmamış mıydı?.. Şimdi cemaatin adı FETÖ! 45 yıldır yüzlerce yazı, yedi kitap yazdım... 14 yıldır iktidarda olan AKP, cemaate hep destek verdi, düzmece torba davalarla insanların canını yaktı. Denizci Albay Ali Tatar’ın intiharını unuttuk mu sandınız...Unutmadık... Kaçkarlar’ı, Artvin’i, Erzincan İliç’i, savcı İlhan Cihaner’in makam odasının nasıl basılıp apar topar Erzurum’a götürülüp tutuklanışını...
Erzincan İliç Çöpler, Çalık Maden İşletmeleri AŞ (Çalık Maden), Kanada şirketi Anatolia Minerals Development ortaklığıyla çalışma yapıyor... 90’lı yıllardan bugüne dek bölgede pek çok şirkete ruhsat verildi altın aramaları için... Karadeniz’den Ege’ye; Trakya’dan Akdeniz’e dek on binlerce ruhsat... Dağlar delik deşik edildi, on binlerce ağaç katledildi. Manisa Turgutlu Çaldağ’da 2009 yılında Sardes Nikel Madencilik AŞ’ye ruhsat verildi. El değiştirmeler oldu. Fethullahçılar bazı ruhsatlarını başka şirketlere devrettiler... Çaldağ’da 60 bin çam ağacı katledildi, haberiniz var mı? Yolunuz düşerse Gömeç üzerinde Bergama’ya gidin, Akın İpek’in Koza İpek Maden Şirketi’nin o fıstık çamlarını nasıl katlettiğini göreceksiniz... Ben gittiğimde içim acıyarak seyrederim ağaçların ölümünü... Cellatlar öldürüyor ağaçları... Hüznün ve acının sisi içindeyim doğanın katledilişi karşısında...
…***
Sabri Durmaz, 19 Aralık tarihli Evrensel gazetesinde, “Bu oyun artık bozulmalı!”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Asgari ücrette yıllardır oynanan oyun aynen, sahne sahne oynanıyor. “Sahne” aynı, oyunun “senaryosunu yazanlar”, “yönetmeni”, “oyuncuları”, hatta “seyirciler” de aynı. 5 Türk-İş, 5 Hükümet, 5 de patron temsilcisi olmak üzere 15 oyuncunun rol aldığı Asgari Ücret Tespit Komisyonunun geçtiğimiz cuma günü yapılan 2. toplantısında, Türk-İş öne çıktı; 2018 yılı için asgari ücret talebini belirlediğini açıkladı.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
TÜİK’in bir kişi için hesapladığı, “asgari geçim standardı” olan 1893 TL’yi, Türk-İş asgari ücret olarak talep ettiğini açıkladı. Türk-İş’in Genel Başkanı Ergün Atalay, bir adım daha attı; “Eğer Hükümet tarafı da bu ücrete evet derse, asgari ücreti hemen imzalarız” diyerek, Hükümete açık çek sundu!
Sanki kendisinden başka teklifler yokmuş gibi. Ya da kendi tekliflerini işçilerle tartışmış ve öyle “masa”ya getirmiş gibi! Oysa asgari ücret için CHP 2 bin TL, DİSK 2 bin 300 TL istemişti. Ve onların istediği rakamlar da işçilerin geçim koşullarıyla bağlantılı hesaplara dayanıyor.Patron temsilcileri, Türk-İş’in talebi için bir şey söylemiyorlar ama CHP’nin 2 bin, DİSK’in 2 bin 300 TL’lik isteklerinden “rahatsız oldukları”nı belirtiyorlar. Muhtemelen Türk-İş’in temsilcilerinin görüşü de bu doğrultuda.
Çalışma Bakanı Sarıeroğlu da önceki gün yaptığı açıklamada, “Asgari ücreti herkesi memnun edecek düzeyde belirleyeceğiz” diyerek, “herkesi” aptal yerine koyma rolünü oynamaya devam etti. Çünkü, sınıfların olduğu bir toplumda “herkesi” memnun edecek bir ücret tespitini kimse başaramaz! Peki, patronlar ve Hükümet, Türk-İş’in talebine “evet” derler mi?
Şunu şimdiden söylemeliyiz ki; “evet” demeyecekler. Dahası geçen yılki 1404 TL’lik asgari ücretin 100 TL’sini bir yıl süreyle Hazineden karşılayan Hükümetten bu 100 TL’lik desteği bu yıl da sürdürmesini istiyorlar.
Peki, patronlar ceplerinden asgari ücrete bir şey eklemek istiyorlar mı? Belki; ama, “Bunu Türk-İş’in istediği düzeye kadar çıkarırlar mı?” denirse bu beklenemez. Çünkü Türk-İş’in öne sürdüğü rakam için bile işçi gücünün devreye girmesi gerektiğini en başta Türk-İş olmak üzere “herkes” bilmektedir. Çünkü patronlar biliyor ki Hükümet, başta biraz ortada duruyor gibi görünse de iş ciddiye bindiğinde patronların istediğine yaklaşacak, dolayısıyla bu yıl da asgari ücret, patronlar ve Hükümetin ortaklaşmasıyla patronların istediği düzeyde belirlenecektir!
Geçmiş yıllarda olduğu gibi Türk-İş yine “şerh” koyacak. Böylece Türk-İş işçilerin gözünde, “sefalet düzeyinde bir asgari ücreti” kabul etmemiş olacak. Ve tabii Türk-İş de rezalet düzeyindeki asgari ücreti kabul etmediğini söyleyerek, vaziyeti kurtarmış olacak!
Bu oyunun böyle bitmemesinin tek koşulu; işçilerin, asgari ücretin, örneğin 2 bin 300 TL olan DİSK’in isteğine az çok yaklaşabilmesi için DİSK ve milyonlarca asgari ücretle çalışan işçinin önemli bir bölümünün ortak bir tutum almasıdır.
Aksi halde “oyun” geçmiş yıllarda olduğu gibi ve bugüne kadar oynandığı gibi, bundan sonra da bilinen biçimiyle sürecektir. Çünkü asgari ücret ya da işçilerin zam talebi gündeme geldiğinde patronlar ve hükümet, yüzde 13’lük enflasyonu da, üçüncü çeyrekteki yüzde 11.1’lik rekor büyümeyi de, büyük firmaların ihracat ve kâr rekorlarını da unutup; “İşsizlik var”, “Dünya yakın bir ekonomik kriz tehdidi altında”, “Rekabet gücümüzü düşürmemeliyiz”... gibi gerekçeler arkasında bildiklerini okuyacaklardır.İşçiler ve mücadeleci sendikacılar “seyirci” olmaya devam ettikçe patronlar da hükümetleri de bu kârlı oyunu sürdürecektir! Bu nedenledir ki, bugün asgari ücret sorununda işçiler için asıl görev bu “kadim oyun”un bozulmasıdır.
…***
Esfender Korkmaz, 19 Aralık tarihli Yeniçağ gazetesinde, “Hükümet çalışanın hakkını yiyor”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Asgari ücretin ne olacağına ''Asgari Ücret Tespit Komisyonu'' karar veriyor. Bu komisyon, hükümete bağlı 5 bürokrat, TİSK'in tayin edeceği 5 üye ve TÜRK-İŞ'in tayin edeceği 5 üye olmak üzere 15 kişiden oluşur. Hemen hemen her zaman hükümetin dediği olur. Bu nedenle bazı yıllar TÜRK-İŞ tepki olarak komisyona katılmamıştır.Asgari ücretin tespitinde tarafsız ve objektif kurumları da işin içine katmak gerekir. Yine işçi temsilcileri için belirli oy mutabakatı aramak gerekir. Aksi halde işçi temsilcileri lüks olsun diye bu komisyonda olacaklardır. Hiçbir zaman bir toplumsal mutabakat oluşmayacaktır.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Asgari ücret tespit komisyonunun iki görevi olmalıdır… Birisi asgari geçim için gerekli harcamanın tespiti… İkincisi ise asgari ücretin tespiti.TÜRK-İŞ halen 1404 lira olan asgari ücretin 2018 yılında 1893 liraya çıkarılmasını istedi.Başbakan Binali Yıldırım da, enflasyonun altında bir zam yapılmayacağını söyledi. Başbakan bir başka konuşmasında 2018 enflasyon tahminin yüzde 10.5 ve 2018 Büyüme tahminini de yüzde 5.5 olarak açıkladı. Hükümetin vereceği rakamın 1600 lira olacağı tahmin ediliyor.Önceki yıllarda da aynı terane vardı: ''Çalışanı enflasyona ezdirmeyiz .''Ne var ki esip-gürlemekle hayatın gerçekleri birbirine uymuyor. 2016'da asgari ücret 1300 lira idi. 2017'de 1404 lira oldu. Yüzde 8 oranında arttı. 2017 Enflasyonu ne oldu? yüzde 13'e yaklaştı. Biz yıl sonu TÜFE oranını yüzde 11 kabul edelim. Yüzde 8 yüzde 11'in altında değil mi ?. Hani ezdirmeyecektiniz? Kaldı ki 2017'de büyüme oranı yüzde 6'yı geçecek diye övünüyorsunuz…