Ocak 21, 2018 10:54 Europe/Istanbul

Cumhuriyet: HDP'den Demirtaş'lı paylaşım: İnsanlar sizin saltanatınız için ölmek zorunda mı?

Birgün:

Yıldırım'dan Afrin operasyonunda kara harekatı sinyali

Hürriyet:

AKP’den sürpriz hamle; ittifak genişliyor

Yeniçağ:

AKP’den Gül’e çok ağır sözler

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

…***

Emre Kongar, 21 Ocak tarihli Cumhuriyet gazetesinde, “Kişi hürriyeti ve güvenliği, ifade ve basın özgürlüğü”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Ağır Ceza Mahkemeleri, Mehmet Altan ve Şahin Alpay hakkında Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararları “görev gaspı” sayarak bunlara uymayı reddettiler... Adalet Bakanı da, “Mahkemeler arasında hiyerarşi yoktur” diyerek tüm bir evrensel adalet sisteminin güvencesi olan “temyiz hakkı”nı ve Anayasa Mahkemesi’nin “Demokrasiyi koruma” görevini yok saydı! AYM’nin internet sitesinde yayımladığı Mehmet Altan kararının bazı bölümlerini aşağıda alıntıladım.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

 “Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu 11/1/2018 tarihinde, Mehmet Hasan Altan tarafından yapılan bireysel başvuruda ... kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine karar vermiştir.”

“Kamu makamlarının değerlendirmelerinden ve çoğunluğun görüşünden farklı olan görüşlerin, görüşü ifade edenin amacından hareketle bir suça konu edilebilmesi için, bu amacın- ifadelerin içeriğinin dışında- somut olgularla ortaya konulması gerekir.”

“Somut olayda ‘suç işlendiğine dair kuvvetli belirti’nin yeterince ortaya konulamadığı, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.”

“Başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin suça konu edilen yazı ve konuşmaların içeriğinden bağımsız olarak kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı yanında ifade ve basın özgürlüklerine yönelik de bir müdahale oluşturduğu anlaşılmaktadır.”

“İsnat edilen suçlamalara dayanak olarak gösterilen temel olguların başvuruya konu yazı ve konuşmalar olduğu gözetildiğinde, hukukilik şartını sağlamayan tutuklama gibi ağır bir tedbir, ifade ve basın özgürlükleri bakımından demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülü bir müdahale olarak kabul edilemez.”

“Suça konu yazıların yayımlandığı ve konuşmaların yapıldığı dönemde kamuoyunun bir kesiminin dile getirdiğine benzer görüşleri başvurucunun yazılarında ve konuşmalarında ifade etmesi nedeniyle hakkında tutuklama tedbirine başvurularak ifade ve basın özgürlüklerine müdahale edilmesinin hangi ‘zorlayıcı toplumsal ihtiyaç’tan kaynaklandığı ve demokratik toplum düzeninde neden gerekli olduğu somut olayın özelliklerinden ve tutuklama kararının gerekçelerinden anlaşılamamaktadır.” “Yazılar ve konuşmalar dışında somut olgu ortaya konulmadan başvurucunun tutuklanmış olmasının ifade ve basın özgürlüklerine yönelik caydırıcı bir etki doğurabileceği de açıktır.” “Bu itibarla ifade ve basın özgürlüklerinin de ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.”Politikacıların, hak ve özgürlüklerimizi sınırlayan ve kısıtlayan keyfi kararlarını denetleyen Anayasa Mahkemesi’ne karşı çıkmaları, beklenen bir davranıştır... Ama toplumu bir arada tutan hak, hukuk, adalet kavramlarını temsil eden, hakkımızda ömür boyu hapis kararı verme yetkisine bile sahip olan Ağır Ceza Mahkemeleri’nin, politikacıların bu davranışına katılmaları hüzün ve utanç vericidir!

…***

Orhan Uğuroğlu, 21 Ocak tarihli Yeniçağ gazetesinde, “"Bahçeli MHP'yi kapattı!"”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“AKP'nin metal yorgunu gemisinin Türk siyasetinde batmaması, 2019'da yapılacak 3 seçimde batmaması için Erdoğan çareyi MHP ve BBP ile ittifakta buldu.Metal yorgunluğu sonucu ortaya çıkan bozulma MHP ve BBP ile giderilir mi?Yoksa siyaset denizinde dibe oturan MHP ittifak yapacağı AKP gemisini yüzdürmeye mi, onu da dibe çekmeye mi neden olur?Bu fizik ya da kimya alanlarında laboratuvar deneyleri ile değil, siyaset deneyimi ile yanıtlanan bir sorudur.Siyasette iki partinin birleşmesi 2+2=4 gibi matematik sonucu vermez.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

…***

Bakınız Anavatan Partisi ile Doğru Yol Partisinin birleşmesine. Sonuç = 0 oldu.Siyasette çok örnekleri vardır ki AKP ile MHP'nin ittifak ile de olsa iltihak ile de olsa sonucu MHP'nin AKP'yi de dibe çekmesi ile sonuçlanacak siyasi bir fiyaskoya dönüşecek olmasıdır.Devlet Bahçeli'nin MHP'deki erimeyi hatta yok olmayı görmesi sonucunda ortaya koyduğu AKP'ye 2+5 destek formülü, yani 7 yıl AKP'nin yaması olma amacı partisinin anahtarlarının AKP'ye tesliminin tescilidir.Devlet Bahçeli MHP'nin iflas ettiğinin beyannamesini 2+5 formülü ile ilan etmiştir.Başbuğ Alpaslan Türkeş'in kemiklerini sızlatacak bu davranış ile ülkü ocakları ve ülkücü seçmen AKP'ye devşirilecektir.9 Şubat 1969'da Alparslan Türkeş tarafından kurulan MHP 50. Yılına denk gelen 2019 yılında yapılacak 3 seçimde kendi başına, kendi iradesi ile değil AKP yandaşı ve Erdoğan iradesine teslim edilmektedir.Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'e Mustafa Yılmaz'ın hazırlayıp sunduğu ve katıldığım TV5'deki "Aykırı Gündem" canlı yayınında, "MHP'nin 2+5 yıl AKP ile ittifak yapması ne anlam taşıyor?" diye sordum.Perinçek, "MHP'nin kapısına kilit vurmak, partiyi kapatmaktır" diye özetleyeceğim bir yanıt verdi.MHP için ne kadar acı bir son değil mi?Olaya bir de AKP ve Erdoğan cephesinden bakacak olursak yüzde 50+1 formülüne ulaşabilmek için MHP'nin de az geldiğini gören Büyük Birlik Partisi'ni de ittifaka dahil etti.AKP+MHP+BBP = yüzde 50+1 eder mi?Etmez, neden etmeyeceği için 16 Nisan 2017 referandumuna bakalım. AKP+MHP+YSK yüzde 50+1'i anayasa ve siyasi partiler yasasını çiğneyerek zar zor bulabildi.2019'da yarışa artık kadın eli değecek ki, İYİ parti anketleri yıka yıka, sınırları aşa aşa iyi yükseliyor. İYİ Parti'nin AKP'nin tüm hedeflerini yıkacak ittifakın yüzde 50+1 hedefine ulaşmasının en büyük engeli olacaktır.MHP'li bir dostum seçime katılacak partilerin listesini gönderdi bana What'sUp'tan. Hemen, "Bu önemli bir fırsat, en kısa sürede erken genel seçim kararı alsın AKP ve MHP" diye yanıt yazdım.Çünkü listede İYİ parti yoktu. İYİ Parti Genel Sekreteri ve Sözcüsü Aytun Çıray'a bu mesajı yönlendirdim. Çıray, "Açıklanan listede İYİ Parti'nin yer almaması yasa gereğidir. Çünkü söz konusu listeye 1. Kongresi'ni yaptığı 10 Aralık 2017 tarihinden 6 ay sonra girecektir" diye yanıt verdi.Aytun Çıray, "Bu yasal gerçeği bildiği halde bazı siyasetçilerin sosyal medyadan, 'Yaşasın İYİ Parti listede yok' nidasıyla kafa karıştırmaya çalışmalarının nedeni İYİ Parti'den haklı korkularının sonucudur.

…***

Faruk Çakır, 21 Ocak tarihli Yeniasya gazetesinde, “Çiftçinin derdi bizim de derdimiz”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Bir yerlerde planlama hatası yaptığımız çok belli ki hem tarım ülkesi olmakla övünürüz hem de bazen samanı, bazen eti, bazen de en temel gıda maddelerini başka ülkelerden ithal etmek durumunda kalırız.Yeteri kadar petrol yataklarına sahip değiliz, bu sebeple petrolü ithal ediyoruz. Peki şartlara uygun olarak gerekli çalışmaları yapabilsek et ihtiyacımızı kendi çiftliklerimizden karşılayamaz mıyız?Türkiye Ziraatçılar Derneği Genel Başkanı Hüseyin Demirtaş da, düzenlediği basın toplantısında 2017 yılında tarım sektöründe yaşanan gelişmeleri değerlendirip, 2018 yılına ilişkin tekliflerini paylaşmış. Bu tesbitlere bakınca tarım sektörünün de “Bir dokun, bin ah işit” misali dertlerle iç içe olduğu söylenebilir.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

…***

Tarım sektörünün kronikleşen dertlerinin bu yıl da çözülemediğini hatırlatan Demirtaş, gelecek yıllarda bu dertlerin giderilmediği takdirde çok daha büyük problemlerin ortaya çıkacağını da belirtmiş.     

Demirtaş, Millî Tarım Projesi çerçevesinde tarımsal üreticilerin kullandığı mazotun yarısının devlet tarafından karşılanacağının açıklandığına dikkati çekerek, “Özellikle dolardaki artışlardan sonra mazota yapılan zamlar da göz önüne alındığında, 2018 yılı bütçesinde bu vaadin karşılanması büyük önem kazanmış bulunmaktadır. Beklentimiz bu vaadin yerine getirilmesi ve bu fon için kullanılacak kaynağın zaten yetersiz olan destekleme bütçesinden kesilerek değil yeni kaynak ayrılarak gerçekleştirilmesidir” demiş.

Hemen ifade edelim ki çiftçiye böyle bir söz verildiğine göre bunu icra safhasına koymak için ne bekleniyor? Ya söz verilmemeli ya da verilen sözler tutulmalı değil mi?

Bu sene zeytin üretiminde rekor kırıldığına dikkati çeken Türkiye Ziraatçılar Derneği Genel Başkanı Hüseyin Demirtaş, rakamlara bakıldığında rekolte açısından 2017 yılının olumlu olduğunu ancak üreticinin malî durumuna bakıldığında üretimin artmasının çiftçinin gelirinin artması anlamına gelmediğini ifade etmiş. (AA, 28 Aralık 2017)

Kırmızı et üretiminin 2017 yılının yılın üçüncü çeyreğinde, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 23,6 azalışla 301 bin 331 ton olduğunu belirten Demirtaş, 1990’dan itibaren kaybedilen tarım alanlarının toplam miktarının 3 milyon 907 bin hektarı bulduğunu ifade etmiş ve ovaların sit alanı olarak korunmasını çok önemsediklerini hatırlatmış.