Ocak 24, 2018 11:03 Europe/Istanbul

Birgün: Kadıköy'deki 'Afrin' eylemine katılan 11 kişi tutuklandı!

Cumhuriyet:

AKP-MHP ittifakı ‘Saadet’siz

Evrensel:

Avrupa, Afrin’de hem ‘endişeli’ hem ‘seyirci’

Yeniçağ:

Benzine rekor zam

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

...***

Esfender Korkmaz, 24 Ocak tarihli Yeniçağ gazetesinde, “Tüketicinin moralini tutmak önemlidir”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Merkez Bankası ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)  her ay tüketici eğilim anketi yapıyor. Bu anketler sonucu  ''Tüketici Güven Endeksi'' hesaplanıyor.Ocak ayı Tüketici Güven Endeksi, bir önceki ay olan 2017 Aralık ayına göre yüzde 11.1 ve bir yıl öncesi olan 2017 Ocak ayına göre ise yüzde 3.6 oranında arttı. Tüketici Güven Endeksinde, güven sınırı 100'dür. 100 üstünde güven var, 100 altında güven yok demektir. Ocak 2018 Güven endeksi 91.1 oldu. Bu demektir ki Tüketici Güven Endeksinde bir artış var ama henüz tüketici güveni yoktur.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

2017 ocak ayına göre 2018 yılı ocak ayında, tüketici  genel ekonomik durum,  işsizlik,  maddi durum, tasarruf etme ihtimali, konut alma ihtimalinde daha iyimser durumdadır.Beklentilerin iyiye gitmesi, ekonomik gidişatı da etkiliyor. Ekonomik gidişat da beklentileri ve umutları artırıyor. Yani aralarında karşılıklı etkileşim var. Bu nedenle her yerde hükümetler beklentileri olumlu yönetmek isterler.2017 yılında büyümenin artması, 2017 ekim ayında işsizliğin çift hane olmakla birlikte önceki seneye göre düşmesi, Ocak ayına doların seyri, 2017 de dünya da gelişmekte olan ülkeler giden sıcak para 235 milyar dolar oldu. Bunun yüzde 9'u Türkiye'ye geldi. Söz konusu 21.5 milyar dolar sıcak para girişi, 2018 yılı beklentilerini nispi olarak iyileştirdi.2017 yılında Avrupa Birliği'nde tüketimin artması, dünyada büyümenin artması ve enflasyonun düşmesi ile, ekonomik konjonktürde iyileşme oldu. Türkiye'nin ihracatında iyileşme oldu.2018 yılının daha iyi bir yıl olması için siyasi iktidarın algı yönetmekten vazgeçerek, yeni politikalar oluşturması, 15 yıldır aynı tempoda söylediği ve fakat yapamadığı yapısal reformları yapması gerekir.Demokrasi ve hukukun üstünlüğünde kan kaybımızın önlenmesi ve iyileştirme yapılması gerekir. OHAL'in kaldırılması gerekir.Bunlar yapılmazsa, tüketici güveninde yeniden düşme başlar.Risklere gelince, başta döviz riski geliyor… 2018 yılında, 2017 yılında olduğu kadar sıcak para girişi beklenmiyor.Öte yandan bir ekonomide uzun süreli durgunluk karşısında ekonomik dinamikler kayıtsız kalamıyor. Üretici ve tüketici kötümserliğini sürekli erteleyemiyor. Geleceği için harekete geçmek zorunda kalıyor.Türkiye'de 2012 yılından beri reel sektörde yaşanan durgunluğa karşı iç dinamikler tepki göstermiştir.2018 yılında dünyayı bekleyen en büyük risk jeopolitik risklerdir.Biz, 2018 deki bu jeopolitik riskler karşısında en fazla önlem alması gereken bir ülkeyiz.

…***

Murat Muratoğlu, 24 Ocak tarihli Sözcü gazetesinde, “TRT kapansın, para boşa akmasın” başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Bir şirket düşünün… Yedi bin kişiye yakın insan çalışıyor. Bunlara 700 milyon liraya yakın yıllık maaş ödeniyor. Yine de malı dışarıdan alıyor. Hep zararda devamlı cepten yiyor. Adeta kanımızı emiyor. Huzurlarınızda TRT! İşe alımlarda torpilin kralı dönüyor. TRT'nin 380 kişilik kadro için 8 ayrı branşta açtığı yazılı sınavda birinci olanların hiçbirinin atanmadığı ortaya çıkıyor.Soru önergesine bir yıldır kimse cevap veremiyor! Şu şansa bakın ki, Cumhurbaşkanı'nın oğlu Bilal Erdoğan'ın Kartal İmam Hatip Lisesi'nden arkadaşı İbrahim Eren, TRT'nin Genel Müdürü oldu.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

…***

Torpil ile hiç alakası yoktu! Aynı zamanda kendisi, ülkenin yediği en büyük kazıklardan biri olan Türk Telekom'un Yönetim Kurulu Üyesi… Arkadaşını seçmeyi bileceksin bir tanesi…… Güzel kardeşim elektrik kullanırken, televizyon, radyo, cep telefonu, bilgisayar veya duşakabin alırken, ne fark eder TRT'nin yayınlarını bile izlemesen? Para çıkacak o cepten! Zira TRT'ye 2016 yılında elektrik faturasından 794 milyon lira, bandrolden 962 milyon lira aktarıldı. Parayı ne yaptı? Dışarıdan yandaşa program yaptırdı. Son 10 yıl içinde TRT'nin 3 bin 455 adet dış yapım satın aldığı açıklandı. Milyonlar aktı. Topladığı parayı direkt yapımcı şirketlerin hesaplarına yatırdı. Sahi personeli ne iş yaptı? Kara delik gibi… Baktılar olmayacak, TRT için bir yasa çıkardılar, içine ne varsa kattılar. Nasıl da uyanıklar! “İnternet üzerinden yayın alan” tabirini de araya kaynattılar. Sadece telefon ve bilgisayarların internete bağlandığını düşünüyorsunuz ama gelecek 10 yıl içerisinde evinizde bu haracın kesileceği en az 15 cihaz olacak. Bence Et ve Süt Kurumu da bandrol bastırıp pay talep etmeli. İnternete girmenin TRT ile ilgisi neyse, Et ve Süt Kurumu'nun daha az değildir. Hiç değilse toplanan paralarla ülkede belki sığır yetişir. TRT avukatı 10 yılda kurumu 50 milyon dolandırdı. Kurum çiftlik gibi olduğundan kimse uyanmadı! Cep telefonlarına konulan bandrolü Danıştay da iptal etti. Yine de bandrolden para kesildi. Memlekette Anayasa Mahkemesi dinlenmiyor, Danıştay'ı kim dinleyecekti ki? Sabah akşam AKP propagandası yapıyor.

…***

Çiğdem Toker, 24 Ocak tarihli Cumhuriyet gazetesinde, “Akkuyu’da yine olağanüstü toplantı”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Rusya’yla ilgili haberleri, bugünlerde Afrin operasyonu dolayısıyla sık duyup okuyoruz. “Zeytin Dalı Harekâtı” gelişmeleri ve askeri gelişmelere bağlı söylemlerin, Türkiye içinde, farklı başlık altındaki önemli konuların, gündeme taşınıp görünür olmasını engellediğine değinmiştik. Türkiye-Rusya ilişkisinde, uçak düşürme olayından bile etkilenmemiş, mevcut süreçte de dışarıdaki gelişmelerden bağımsız yürüyen ortak alanın hatırdan çıkarılmaması gerekiyor:Akkuyu Nükleer Güç Santralı.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadeler eyer veriyor:

…***

Akkuyu NGS ile ilgili kayda giren bir gelişmenin dikkatlerden kaçmaması gerekiyor. Sadece 20 milyar dolarlık mali ölçeğiyle değil, kilovatsaatini Türkiye’nin 12.35 cent’ten satın almayı garanti etmesiyle girdiği taahhüt, süresi ve etki alanı bakımından da ülkenin gelmiş geçmiş en büyük tutarlı yatırımı olan Akkuyu NGS’de yine bir olağanüstü genel kurula gidiliyor.

Köşenin düzenli okurları, daha geçen ay denetim konusunda Rus CEO’yu tam yetkili kılan bir olağanüstü genel kurulu duyurduğumuzu anımsayacaktır.

25 Aralık’ta yapılan o toplantının üzerinden bir ay geçmemişken Ticaret Sicili’nde yeni bir olağanüstü genel kurul yapılacağı duyurusu yer aldı.  Kısa arayla ikinci kez yapılacak olağanüstü genel kurulunda, bu seferki konu, yönetim kurulu üyelikleri. Şirketin CEO’luğuna 2014’te atanan Fuad Akhundov, Nisan 2016’da bu görevden alınmıştı. Akhundov’un şimdi yönetim kurulu üyeliği de sona erecek. Akkuyu NGS AŞ’nin, 23 Ocak 2018 tarihli Ticaret Sicil gazetesinde yayımlanan kararına göre, olağanüstü genel kurul 12 Şubat 2018 tarihinde toplanacak, Akhundov görevden alınıp yerine Anton Dedusenko yeni yönetim kurulu üyesi olarak atanacak. Dedusenko, Rus devlet kuruluşu Rosatom’un ticaret direktörlüğü görevini yürütüyor.

Akkuyu NGS, geçen yıl sonunda sınırlı çalışma iznini almıştı. Şirketin şu anda öncelikli hedefi, bu yılın mart ayında TAEK’ten inşaat lisansı almak.  Bu lisansın alınması, nükleer reaktör tesislerinin inşaatına başlanmasını mümkün kılacak.  Fakat bütün bu gelişmeler olur, Ankara merkezli şirketin yönetim yapısı değişirken, Türk şirketlerin yatırım ortaklığının akıbeti belirsizliğini koruyor. Akkuyu NGS’de hisselerin yüzde 35-40 oranındaki bir kısmının Türk şirketlerce satın alınacağı, böylece yatırım için 6-8 milyar dolarlık bir kaynak sağlanacağı biliniyor. Daha doğrusu bu plan, Akkuyu için Türkiye’ye 3 milyar dolar göndermiş olan Rus tarafının dileği. Her yıl yaklaşık 35 milyar kilovatsaat elektrik üretecek olan Akkuyu’nun anlaşmasının üzerinden 8 yıla yakın zaman geçti. Rosatom’un, geçen haziranda imzaladığı ön protokolün hangi aşamada olduğu bilinmiyor. Üç Türk şirketi kaynak buldu mu? Bulmadıysa, inşaat nasıl başlayacak?