Şubat 03, 2018 10:42 Europe/Istanbul

Birgün: Valilik: Vergi dairesindeki patlamada bomba bulguları var

Aydınlık

Çavuşoğlu: Amerika’nın PYD’ye verdiği destek ortaklığımızı zehirliyor

Evrensel:

Önderoğlu: Siyasi iktidar AYM kararlarını içine sindiremiyor

Yeniçağ:

Tabipler Birliği yöneticileri adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

...***

İhsan Çaralan, 2 Şubat tarihli Evrensel gazetesinde, “Dönemin en önemli sorunu: Ortak mücadele için birlik!”başlıklı yazısını okıuyucularla paylaşıyor.

“Bir yanda OHAL gerkçesiyle özgürlükler ayaklar altına alınır, “içerde” ve “dışarıda” asker-polis operasyonları aralıksız sürerken, öte yanda 2019’da yapılacağı belirtilen iki seçim için partiler hazırlık yapıyorlar. Dolayısıyla her siyasi çevre, bugün attığı her adımı, 2019’da yapılacak seçimi hesap ederek atıyor. Seçimler ve siyasi partiler yasasının yeniden düzenlemesi için Mecliste yapılan AKP-MHP pazarlığının geldiği aşama ise ilgili düzenlemenin bugün yarın Meclis gündemine geleceğini gösteriyor. Elbette bütün bu girişimler yapılırken 2019’da yapılacak seçimlerin 2018’e çekilme ihtimali de herkesin aklında.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

MHP ve AKP’nin, seçim ve siyasi partiler yasalarını kendi lehlerine ve tüm öteki partilerin aleyhine olacak biçimde değiştirmek için anlaştıkları, artık saklanamayan ve herkesin bildiği bir gerçektir.

OHAL uygulamaları ve Afrin’e yönelik “ucu açık” askeri operasyonla ilgili içeride ve dışarıda yeni hamleler yapılacağı, bu amaçla “içeride”, “TTB’nin yöneticilerinin gözaltına alınmasına” gelen baskıların giderek daha da artacağını söylemek yanlış olmaz.

Açıktır ki bu mücadelenin bir Meclis boyutu vardır. Ama bu, Mecliste “kaldır parmak indir parmak”la sınırlı kalırsa kuşkusuz ilerici demokratik güçlerin bu mücadeleden başarıyla çıkması beklenemez. Bu yüzden de muhalefetin ortak ve birleşik bir mücadele etrafında örgütlenmesi hayati önem kazanmıştır.15 Temmuz darbe girişiminin arkasından ilan edilen OHAL’den sonra 16 Nisan referandumuyla yapılan anayasa değişikliği ile siyasi gündemin olduğu kadar ilerici demokrat güçlerin etrafında birleşeceği taleplerin başlıcaları da belirlenmiş oldu. Bugün bu talepleri ve görevleri şöyle sıralayabiliriz:

- OHAL’in kaldırılması ve KHK’lerin geri çekilmesi,

- Tek parti tek adam rejimine hayır” diyen güçlerin ortak mücadelesini örgütlenmesi,

- Seçim ve siyasi partiler yasalarının Meclise gelmesini bu yasaların siyaset alanının demokratikleşmesi için anti demokratik düzenlemelerden arındırılması için değerlendirilmesi. Bu kapsamda ilerici demokratik güçler;

-Sendikalar, emek ve meslek örgütlerinin, ilerici aydın ve demokratların,

- Talepleri için mücadele eden Kürtler, Aleviler, gençlik ve kadın çevreleri, çevreci örgütler etrafındaki oluşumlar,... gibi kısmi taleplerle sistemle karşı karşıya gelen toplumsal kesimlerin mücadelesinin nasıl ortaklaşabileceğini tartışmak, buna dair kararlar almak durumundadır. Bugüne kadar karşı karşıya kalınan sorunların aşılması için de; bu güçler gerekli sorumluluğu üzerilerine almak durumundadırlar.Burada, özellikle “Kürt fobisi” ve “milli sorunlar” bahanesiyle iktidarın arkasında yer alan CHP’nin, bu “yumuşak karın” sorununu bir biçimde çözme yoluna girmesi son derece önemlidir. Çünkü bu sorunu aşamayan bir CHP’nin bırakalım önümüzdeki dönemdeki zor günleri aşmayı, referandumda sağlanan “hayır bloku” etrafında oluşan birliği bile koruması olanaklı olmaz.

...***

Ahmet Takan, 2 Şubat tarihli Yeniçağ gazetesinde, “Saraydan MHP'li Belediyelere "Davet Edin" talimatı gitti!..”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Formül nasıl olacak?.. Oy pusulalarına nasıl yansıyacak?.. Mührü nereye vuracağız?.. Seçim barajı kaç olacak?.. Tek liste mi çift liste mi?.. Bu sorularla kafalarınızı hiç çatlatmayın!.. Hepsi teferruatta kaldı. AKP eş Genel Başkanı Devlet Bahçeli, MHP'yi tamamen saraya teslim etti. Ancak, ittifakı garantileyen sarayın işi öyle göründüğü gibi kolay değil. Çünkü, hızla eriyen MHP oylarını  geri döndürebilmek için oy pusulası formülden daha sihirli formüllere ihtiyaç olduğunu biliyorlar. Ve hummalı(!) bir arayış içindeler...”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Başkentin hararetli siyasi kulislerinde neler olup bittiğini sizlere aktarabilmek için sırasıyla gidelim;Sarayın, Yüksek Seçim Kurulu'na "her an bir erken seçim için hazırlıklı olun" talimatı verdiğini 2 gün önce yazmıştık. Saray ekibi, YSK ile koordineli çalışmalarına devam ediyor. Kulağıma gelenlere göre, saraydan tarafsız(!) YSK'ya "sıkıntınız varsa, ödenek desteği de yapalım" denmiş. Saray kaynaklarının ifadelerine bakılırsa, Afrin- Menbiç algısı hızla nakite çevrilmeli... Ancaak!.. AKP-MHP ittifakı  tamam da... Ya gerisi?.  Zeytin Dalı Harekatının başlamasından sonra sarayın yaptırdığı anketlerde hâlâ sıkıntı var. Kan arayışı devam ediyor. En baba ankette AKP'nin oy oranı yüzde 0.5 artmış gözüküyor. Yani; sarayın elindeki son anket, AKP'nin şu anda yüzde 40.5 civarında gezdiğini söylüyor. MHP ise hâlâ yüzde 7'yi bulamıyor. Sahada çalışmalarını sürdüren saraya yakın anketçiler, "çok zorlanırsa MHP yüzde 6 olur" diye rapor veriyor. 40.5 artı 6 ne yapar?.. 46.5.. O zaman ne yapmak lazım!..  AKP-MHP ittifak komisyonu, Meclis Beştepe sosyal tesislerinde çay-kahve içip, meyve yiyip sohbet ederken saray ittifakta yeni bir kurgu formülü geliştirdi. Buna göre, AKP Genel Başkanı Erdoğan, önümüzdeki günlerde MHP'li belediyeleri ziyaret edecek. Ama bu iş, sanki MHP'li belediye başkanlarının daveti ile gerçekleşmiş görüntüsü ile yapılacak. Saray, başta büyükşehirler olmak üzere MHP'li belediye başkanlarına "Erdoğan'ı davet edin" şifahi talimatı verdi. R. Erdoğan gelen davet üzere Adana, Isparta başta olmak üzere MHP'li Belediyelerin bulunduğu illerde toplu açılış törenleri yapacak ardından da MHP'li belediye başkanlarını makamlarında ziyaret ederek fotoğraf verecek.  İşe yarar mı?.. Umut dünyası...Yerse pazarı!.. Osmaniye'ye, Devlet  Bahçeli mitingine gönderilen AKP destek kıtaları işe yaramadı demek...Vee!.. Gelelim, azledilen Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun geçen Salı Binali Yıldırım ile R. Erdoğan'ın yanında grup toplantısında verdiği fotoğrafa. AKP kulislerinde, yeni kabine revizyonunu heyecanla beklerken, bu fotoğraf "acaba Ahmet Davutoğlu'na iade-i itibar için Bakanlık mı verilecek" sorularına sebep olmuştu. Saray kaynakları, "metal yorgunluğu" sürecinde belediye başkanlarının istifalarının hız kazanacağına dikkat çekerek, toplamda 50 civarında il ve ilçe belediye başkanlarının istifa ettirileceğini bildirdi. Bu arada, yaklaşan kabine revizyonunda koltuklarını kaybedecek bazı Bakanların  belediye başkanlığı için sahaya sürülmesinin sürpriz olmayacağını ifade ettiler. Saray kaynakları, Binali Yıldırım'ın İstanbul, Süleyman Soylu'nun da Ankara  belediye başkanlığı için aday gösterebileceğini söylerken, "Ahmet Davutoğlu'nu da Konya Belediye Başkanlığı için aday görürsen şaşırma" dedi.

…***

Kazım Güleçyüz, 2 Şubat tarihli Yeniasya gazetesinde, “Meclisin KHK sınavı”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

““OHAL KHK’ları: AYM yine kaybetti, sınav sırası Mecliste” başlıklı yazımızı; sürelerinde görüşülmedikleri için sırf bu sebeple geçersiz hale gelmiş olmaları gereken KHK’ların, bu kadar zaman sonra onay için Meclise getirilmiş olmaları sebebiyle tekrar yayınlıyoruz:Halkın sandıkta kullandığı oylarla oluşan Meclis, en önemli görevlerinden biri olan yasama, yani kanun yapma işlevini devam ettiriyor.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

…***

Ancak çıkardığı kanunların “kalite”si giderek düşerken, daha da vahimi, hukukun temel esaslarıyla çelişen düzenlemelere imza atıyor. Özellikle ilgili-ilgisiz herşeyin içine tıkıştırıldığı “torba kanun”ların gelenek haline getirilmesi, yasama faaliyetinin ciddiyetine gölge düşürüyor.

Ve bu yöntemle çıkarılan kanunların epeyce bir kısmı AYM’de iptal ediliyor.

Ama “Beterin de beteri varmış” sözünün doğruluğunu defaatla ispatlayan örneklere OHAL sürecinde şahit oluyoruz.

Şartlara bağlı istisnaî bir yönetim modeli olarak ilân edilen OHAL’i sınırlayıcı temel hukuk kriterlerini kaale almadan çıkarılan KHK’lar bunun talihsiz örnekleri. Onun içindir ki, ilki dışındakiler iptali talebiyle AYM’ye götürüldü. Ama evvelce 12 Eylül KHK’larını bile iptal etmiş olan mahkeme, bu kez “yetkisizlik” kararı vererek hem kendisiyle çelişti, hem de son süreçte üstün irade mercii olarak MGK’yı görüp ona boyun eğen tavrını sürdürerek çok kritik bir sınavı daha kaybetti.Ve ilk KHK ile ilgili görüşmeleri, muhalefete önerge dahi verdirmeden sürdürüp maddeleri “jet hızıyla” geçirmeye başladı. Bu emrivakiye engel olmayıp çanak tutan bir Meclis, varlığını inkâr etmiş olur.