Şubat 05, 2018 10:53 Europe/Istanbul

Birgün: Kurultay CHP’nin omuzuna yeni sorumluluklar yükledi

Cumhuriyet:

TÜSİAD Başkanı Bilecik: Hukuk devleti yoksa güçlü ekonomi olmaz

Evrensel:

Tabip Odaları: Hekimler derhal serbest bırakılsın

Milli gazete:

Temel Karamollaoğlu: Seçimlerin galibi Saadet Partisi olacak

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

…***

Aydın Engin, 5 Şubat tarihli Cumhuriyet gazetesinde, “Eski hamam, eski tas...”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Başlıkta yarım bıraktığım halk deyişini kolayca tamamlamışsınızdır. Hemen belirteyim, bunu söyleyen ben değilim. Kıdemli bir CHP’li, kurultayın ilk gününün akşamında biraz da kederli bir sesle böyle söyledi: Engin Abi, kurultay sonucunu bana sorarsan eski hamam eski tas... Bakalım ikinci günde tellaklarda ne kadar değişiklik olacak; hatta olacak mı?”diyen yazar, yazısının devaında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Dün çarşaf liste yöntemiyle yapılan parti meclisi (PM) üyelikleri seçiminin sayımı besbelli çok uzun sürecek. 1247 delegenin üçte ikisinin PM’ye aday olduğu söylentisinde birazcık gerçek payı varsa sayımın bugüne sarkması bile ciddi olasılık. Yani PM’ye kimlerin seçildiğini bugünkü basılı gazetede siz okuyamayacaksınız, büyük olasılıkla gazeteci tayfası da ancak bugün öğrenebilecek.

Önemli, çünkü seçilecek PM, partinin kurultaydan sonraki en yetkili organı. Orada belirlenecek siyasal tercihler 2019, erken seçim olursa 2018 yaz aylarında CHP’nin ne yapacağını, neyi nasıl yapacağını ve neyi neden yapacağını gösterecek... Bir başka deyişle 2019’dan itibaren Türkiye Recep Tayyip Erdoğan nam zatın iktidarında mı yürüyecek yoksa daha farklı bir sonuç için en azından bir umut kırıntısı belirecek mi?

Mesela Başkanlık seçiminde ikinci bir “Ekmeleddin vakası” yaşayacak mıyız, yoksa her kesimden seçmenin gönlüne yatacak bir aday çıkarılabilecek ve CHP de böyle bir cephede yer alacak mı? Göreceğiz...

Muharrem İnce CHP’de “ince delege” hesapları ile başkan ve yönetim organlarının belirlenmesine karşı örgütün bütününün ağırlığını taşıyacak bir parti içi seçim yöntemini savundu. Genel başkanın da, partinin cumhurbaşkanı adayının da 1 milyon 200 bin CHP üyesinin oylarıyla belirlenmesini önerdi.

Bu ciddiye alınacak bir öneri değil mi?

Keza İnce, bir genel seçimde kazanamayan genel başkanın tüzük gereği istifa etmiş sayılıp yerine bir başka genel başkanın seçilmesini önerdi. Bütün sosyal demokrat partilerin anası sayılan Alman Sosyal Demokrat Partisi’nde (SPD) tüzük gereği değil ama parti içi gelenekler yüzünden bu kural kendiliğinden işliyor. Seçimden partisini zaferle çıkaramayan başbakan adayı bir sonraki seçimde aynı göreve aday olmuyor. CHP fokur fokur kaynıyor. Bu, kurultayı izlemek için ta Ankara’ya gelecek kadar koyu partililer için de geçerli, sıradan CHP üyeleri için de... Bu “fokurdama”nın bereketli ve partiye “dirim” kazandıracak bir hareketlilik ve özlem yansıttığını söylemeliyim. Bundan da sadece CHP değil Türkiye kazançlı çıkar. Tersi AKP Reisi ile geçireceğimiz yıllar ve yıllar demek olur...

…***

Necati Doğru, 5 Ocak tarihli Sözcü gazetesinde, “seçimleri kazanamıyor, kurultayları kazanıyor”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Ne olaydı, ne olaydı; “kasetle geldi ama bak kurultayla gitti” diyebilecek bir lafımız olaydı. Muhalefet partisi CHP'de “parti içi demokrasi” çalışıyor, delegeler genel başkanın esiri olmamışlar, siyaseti geçim aracı görmüyorlar, milletvekilliğini devletten geçinmenin yolu yapmak niyetinde değiller; “kasetle geleni kurultayla gönderdiler” diyebilseydik. Bunu bile çok gördüler. Diyemedik. Eski tas, eski hamam. Katıldığı her seçimi kaybetti. Girdiği her kurultayı kazandı. Yerini “genç bir lidere” kendi isteğiyle bıraksaydı. Gönüllerde taht kuracaktı. Gönül tahtı istemiyor. Parti koltuğuna yapıştı. Kurultayları kazanıyor.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadeelre yer veriyor:

…***

Kurultay salonunun duvarlarına “adalet ve cesaret” yazmışlardı. Ne adalet vardı. Ne cesaret. En çok iktidar partisi, Tayyip Erdoğan, Binali Yıldırım, Devlet Bahçeli ve MAN Adası'nda şirket kuranlar sevinmiştir. Bu sevinç şöyle anlatılır: Güçlü iktidar yoktur. Aciz muhalefet vardır. Tarihin her döneminde sayısız örnekleri görülür. Türkiye'de yapılan son 8 seçimin sonuçlarına doğru bakmayı bilen gözler; “Güçlü iktidar yoktur, beceriksiz muhalefet vardır” gerçeğini görüyorlar. İktidar partisi 2011 seçimlerinde 21 milyon 400 bin oy almıştı, 2014 seçimde 19 milyona indi. İl genel meclisi ile belediye meclislerine verilen oyların ortalaması alınarak yapılan kıyaslamada “balkonda zafer konuşması yapan iktidar lideri Erdoğan'ın inişin tehlikeli virajına geldiğini” görmüşlerdi. İnişi hızlı olacaktı. Muhalefet aciz kaldı. İktidar oy artırdı. Bahane kirli çoraptır. Kokar. Kimse bahanelere sığınmasın. Kurultay, kazanç olmadı. Kurultay, ilgi uyandırmadı. Kurultay, bir yenilik sunmadı. Onlara oy vermişler ve vermemiş tüm seçmenler; ana muhalefet partisi kurultayda ne yapacak diye beklemekteydi. Yaklaşmakta olan 3 seçime hangi hazırlıklarla girdiklerini gösterecekler, ülkenin 81 ilinde, ilçelerinde, her mahallesinde, her evinde titiz araştırmalar yapıp “Türkiye'nin dert haritasını” çıkarmışlar, bu dertlere göre bilimsel, akılcı, uygulanabilir çözümler üretmişler, bunu halkın anlayabileceği sadelikte anlatacak yol ve yöntemleri bulmuşlar… Seçmen böyle bir kurultay görmek, heyecanlanmak, umutlanmak istedi.

…***

Abdulkadir Selvi, 5 Şubat tarihli Hürriyet gazetesinde, “2019’da Kılıçdaroğlu’nu bekleyen”başlıklı yazısını okuyyucularla paylaşıyor.

“CHP kurultayının yapıldığı Arena Kapalı Spor Salonu’na yaklaştıkça, Parti Meclisi adaylarının pankartları, afişleri karşılıyor.Daha salona adım atar atmaz bu kez elinize broşürler tutuşturuluyor, kartvizitler uzatılıyor. PM için 488 aday çıktı. Öyle ki, bazı adayların ismi oy kullanılacak kabinlerin içine yazılmış. Divan’dan “İsimler tinerle silinecek, lütfen oy kullanılacak kabinlerden uzak durun. Kokudan etkilenmeyin” anonsu yapılınca salondaki gergin hava birden dağılıyor, yerini esprilere bırakıyor. Herkesin dilinde aynı benzetme var. CHP’liler Parti Meclisi’ne girmek için sarf ettikleri enerjiyi iktidar olmak için harcasalar, ilk seçimde iktidar olurlar deniliyor.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadeler eyer veriyor:

…***

Yanlış olan, bazen kantarın topu kaçıyor. Türkiye’de iktidar olma hedefine odaklanmak yerine parti içi iktidar için kıran kırana bir mücadele veriliyor. Parti içi verilen mücadele kurultay salonunda bırakılıp, ülkede iktidar olmak için kollar sıvanmıyor. Kurultayda bir yandan da PM’ye olan yoğun ilginin sebebini soruşturdum. Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçileceği belli olduğu için bütün gruplar PM’ye yüklenmiş. Ayrıca kongreden çıkacak PM, CHP’yi 2019 seçimlerine taşıyacak. Belediye başkan adayları, milletvekilleri ve cumhurbaşkanı adayı burada karara bağlanacak. O nedenle PM’ye ilgi büyüktü.

Hem 2016 kurultayında hem bu kez Kılıçdaroğlu’na verilmeyen 400-450 civarında kemikleşmiş bir oy var. Kemal Bey’in parti içinde bu oranı dikkate alarak siyaset yapması gerekiyor. CHP liderinin kurultay konuşmasındaki en önemli eksiklik, geleceğe dair bir vizyon ortaya koyamamasıydı. Kurultay bitti ama 2019’a dair belleklerde yer edecek bir mesaj verilebildi mi? Başka bir deyişle Kılıçdaroğlu seçildi ama CHP kazandı mı?

AK Parti’nin CHP kurultayına temsilci göndermemesi, Erdoğan’ın 2019 stratejisini CHP karşıtlığı üzerine kuracağı şeklinde yorumlanabilir. Erdoğan 2019’a AK Parti ve MHP’nin oluşturacağı “Milli İttifak”la giderken, CHP’yi, HDP ile aynı potaya sokmaya çalışıyor. Kılıçdaroğlu’nun kurultay konuşması ise buna kapalı olmadığını gösteriyor. Kurultayda 447 oy alarak gücünü gösteren Muharrem İnce’nin mücadeleye devam kararı alması CHP’de suların durulmayacağını gösteriyor. İnce, Kılıçdaroğlu 2019’da cumhurbaşkanı adayı olduğu takdirde CHP Genel Başkanlığı için en önemli ismin kendisi olduğu algısını pekiştirmiş oldu. Belli ki o gün geldiğinde Kılıçdaroğlu’nu cumhurbaşkanı adayı olması konusunda zorlayacak.

2019’a giderken Kılıçdaroğlu’nun bir yandan Erdoğan’la diğer yandan parti içi mücadelede zorlu bir dönem bekliyor. Bu kurultay CHP’yi 2019’a taşıyacak ama kurultayda CHP’nin 2019’da iddialı olduğu yönünde bir görüntü ortaya konulamadı.Parti içi mücadelede canlı ve heyecanlı olan CHP’liler, iktidar konusunda yorgun ve yılgınlar. Tez elden Kılıçdaroğlu’nun iktidar umudunu ateşleyip, 2019 yürüyüşünü başlatması gerekiyor.