Türkiye'den köşe yazarları
Cumhuriyet: Bozdağ’a barodan KHK soruşturması
Yeniasya:
Güvenlik Toplantısı'nda gündem: Terör
Aydınlık:
FETÖ’yü açığa çıkaranlar suçlanıyor
Yeni Mesaj:
Türklerin yüzde 72'si ABD karşıtı
Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:
...***
Emre Kongar, 6 Ocak tarihli Cumhuriyet gazetesinde, “CHP’ye vurmanın dayanılmaz hafifliği”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden genel başkanlığa seçildiği kurultay dolayısıyla, CHP’ye vuran vurana! AKP Genel Başkanı olarak kendi partisine oy vermeyenleri “Bunlar” diyerek, küçümseyen, yabancılaştıran, düşmanlaştıran, Türkiye Cumhuriyeti Devleti Cumhurbaşkanlığı makamında oturan, ama bu makamın gereklerini yerine getirerek tüm halkı kucaklamak yerine, milleti, siyasal parti tercihleri üzerinden bölen, birbirine düşmanlaştıran Recep Tayyip Erdoğan’ı eleştirebilmenin dayanılmaz ağırlığı yerine, Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu eleştirmenin dayanılmaz hafifliğine sığınan veya zaten görevleri CHP’yi eleştirmek olan, medya tetikçileri, Twitter klavyeşörleri, samimi CHP’liler, Tek Adam Yönetimine destek veren sözde muhalif, özde AKP yardakçısı MHP’liler, Erdoğancılık yapan Vatan Partililer, MHP ve AKP yerine CHP’den seçmen koparmak hayali kuran Yeni Partililer, hep birlikte, CHP’ye vurmayı bir Milli Spor haline getirdikleri için, ülkenin her yerinden, her medya kanalından, her dijital/sosyal medya ortamından Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP eleştirisi fışkırıyor!””diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Elbette bugünkü CHP’nin de Kemal Kılıçdaroğlu’nun da, farklı yönlerden bakıldığında eleştirilecek yanı çok:
Sosyal Demokratlar yeterince Sosyal Demokrat olmadığı için... Kürtçüler, yeterince Kürtçülük yapmadığı için...
Aleviler, yeterince Alevicilik yapmadığı için... Milliyetçiler, yeterince milliyetçi olmadığı için... Avrupa Birlikçiler, AB’yi yeterince savunmadığı için... Erdoğan/AKP iktidarının ezdiği, yabancılaştırdığı, susturduğu muhalifler, yeterince sert ve etkili muhalefet yapamadığı için... Demokratlar, demokrasiyi yeterince enerjik olarak koruyamadığı için... Sözün kısası, muhalif, muvafık, CHP’li olan olmayan, iktidar tetikçiliğine soyunan soyunmayan, samimi gayri samimi, solcu, sağcı, herkes CHP’ye ve Kılıçdaroğlu’na “vur Allah vur” vuruyor!
Bu arada: Türkiye’nin asıl sorununun Tek Adam Diktatörlüğü ile Demokratik Rejim arasındaki mücadele olduğu... Binlerce kişinin hapislerde çürüdüğü... İfade ve medya özgürlüklerinin rafa kaldırıldığı... İnsan haysiyetinin yöneticiler tarafından her gün zedelendiği... Adalete güvenin yerlerde süründüğü... CHP’nin ise bütün bunlara karşı duran ve bunları düzeltebilecek en büyük ve en önemli siyasal örgüt olduğu.... Unutuluyor! Yoksa bu linç kampanyası zaten bunları unutturmak için mi yapılıyor?
…***
Sabri Durmaz, 6 Şubat tarihli Evrensel gazetesinde, “Ekonomik ve siyasi gerçekleri açıklamaya devam”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Metal sözleşmesinde gerek bu köşede gerekse gazetemizdeki başka değerlendirmelerde, işçilerin ilk altı aydan sonra gelen zamlar ve hızla artış trendindeki enflasyonla birlikte, 7. aydan itibaren işçilerin vergi dilimlerinin yükselmesiyle sözleşmeyle elde edilen zammın pek de “kazanım” olmadığından söz etmiştik. Ancak, sözleşme maddelerinin açıklanmasıyla “Türk Metal’in son yıllardaki en iyi toplu sözleşmesi” propagandasının büyüsü çabuk bozuldu. Çünkü, genç işçiler başta olmak üzere işçilerin önemli bir bölümünün bu sözleşmeden beklentilerinin karşılanmadığı ortaya çıktı.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Çünkü; 2017’de yapılan TİS’ler, kamu emekçilerinin toplu sözleşmesi, asgari ücretteki zamların yüzde 24’ün çok altında kaldığı dikkate alındığında, metal sözleşmesinde yüzde 24 dolayındaki zam “yüksek” görünmüştü.
Dahası, MESS ve Türk Metal üstünde 2015 büyük metal direnişinin yarattığı ağır baskı ve metal işçileri içinde son aylarda direniş eğiliminin güçlenmesinin gözle görülür hale gelmesi, yasağa rağmen greve fiilen devam edeceği ihtimalinin güçlenmesi karşısında patronlar, “yüzde 24 zam ve iki yıllık sözleşme”ye razı olmak zorunda kalmışlardı.
Burada şunu da belirtelim ki; yapılan TİS’in, “Türk Metal Sendikasının son yıllardaki en iyi toplusözleşmesi” olarak değerlendirilmesi, elbette yanlış değildir. Ama bu değerlendirme, son TİS’in gerçekten işçilerin isteklerinin karşılanmasını değil, Türk Metal’in bugüne kadar çok kötü satış sözleşmeleri imzalaması anlamına gelmektedir.
Nitekim, sözleşmeye dair sendika yönetimlerinden gelen övgülerin etkisinin gerçekler karşısında hızla erimeye başlamasıyla işçilerden tepkiler de gelmeye başladı.
Özellikle genç işçilerin, “kıdeme göre zam” ilkesi nedeniyle mağdur oldukları, ortaya çıktı. Metal iş kolunda işçilerin önemli bir bölümünün genç işçiler olması “kıdem hoşnutsuzluğu”nun hiç de az bir işçi kitlesini kapsamadığını göstermektedir. Dahası, “kıdeme göre zam”ın kıdemli işçilerin işten çıkarılması ve yerine genç işçilerin alınmasını teşvik edici bir etkisinin olabileceği de dikkate alındığında, bu TİS’in işçilerin iş güvencesini tehdit eden bir özellik taşıdığını da göstermektedir.
Öte yandan; otomotiv sanayiinin üretim ve ihracat rekorlarını, büyük kârlar açıklamasını işçiler, şimdi daha dikkatle izliyor, elbette aldıkları yüzde 24 zamla patronların büyük kârları arasındaki uçurumu karşılaştırıyor olmalılar. Çünkü, açıklanan kârlar iş kolunda çalışan işçi sayısıyla karşılaştırıldığında bir çok büyük işletmede işçi başına patronların kârının yıllık 60 bin TL’ye ulaştığını gösteriyor. Ama patronların ayda 5 bin TL’yi bulan kârın onda birini bile vermek istemediğini son aylardaki tartışmalar içinde işçiler apaçık gördüler. Çarşı pazarda ise, gıda maddelerindeki el yakan fiyat artışları, resmi enflasyonla adeta alay ediyor.Afrin’e yönelik askeri operasyon ve bölgeye yönelik öteki girişimlerin askeri harcamaları olağanüstü artırmasının faturası büyümektedir. Bunun da temel tüketim maddelerine zam ve emekçilerin gelirlerinin düşmesine yol açacağını, bütün bu askeri harcamaların en sonunda ve çok geçmeden işçilere, halka fatura edileceğini söylemek için kahin olmaya gerek yok.
…***
Orhan Uğuroğlu, 6 Şubat tarihli Yeniçağ gazetesinde, “Kılıçdaroğlu ve CHP'ye öneriler”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Kurultay geldi geçti ama Cumhuriyet Halk Partisi'nin 2019 yılında yapılacak 3 ayrı seçime hazır olmadığı da çok net şekilde ortaya çıktı. Genel Başkanlığa yeniden seçilen Kemal Kılıçdaroğlu ile tüm CHP'lilere bazı önerilerim olacak.Öncelikle parti içi barışı ve huzuru sağlamanın adımları atılmalı.Muharrem İnce'nin önerileri ile enerjisinin CHP'ye kazandırılması sağlanmalı. 94 yıllık CHP'nin 1,5 milyon olan üye sayısını artırmak için büyük bir kampanya başlatılmalı.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Cumhurbaşkanı, genel ve yerel seçimler için genel merkezde 3 ayrı çalışma grubu oluşturularak seçimlerde başarıya ulaşılması için sorunlar ve çözüm yollarını içeren çalışma başlatılmalı.Yerel seçim için öncelikle Büyükşehir Belediye Başkanları olmak üzere CHP'nin tüm belediye başkan adayları çok kısa sürede açıklanmalı. Cumhurbaşkanı adayını belirlemek için genel merkezde CHP ile siyasi bağı olmayan akil insanlardan oluşan geniş katılımlı bir danışma kurulu oluşturularak 1-2 ay içerisinde rapor hazırlamaları sağlanmalı. Milletvekili çıkaramayan iller için genel merkezde ayrı ayrı çalışma grupları oluşturularak her gruba bir ya da iki milletvekili görevlendirilmeli. Medyanın mevcut durumu göz önüne alınarak 2019'a kadar medyadan en geniş şekilde nasıl yararlanılacağı konusunda uzmanlarla iş birliği yapılmalı. Özellikle yerel yazılı medya ile radyo ve televizyonlardan çok daha fazla yararlanmak için çalışma başlatılmalı. İlçe ve İl Başkanlarının "üye kayıt seferberliği" çerçevesinde vatandaşlarla buluşma ve kucaklaşma toplantıları düzenlemeleri sağlanmalı. Suriye politikası konusunda CHP'nin net tavrı çözüm yollarını da kapsayacak şekilde açıklanmalı. AKP'nin, "FETÖ-PKK" gibi suçlamalarına karşın daha sert tepki verilmeli. Enis Berberoğlu ve tutuklu gazeteciler konusunda sürekli, aktif ve etkili propaganda yapılmalı.- Halkın geçim zorluğu, hayat pahalılığı, işsizlik ve üst üste yapılan zamlara karşın işçi ve emeklilere sahip çıkacak kapsamlı ekonomik çözüm yolları paketi hazırlanmalı. İYİ Parti, Saadet Partisi ve Demokrat Parti gibi partilerle ittifak olmasa dahi iş birliğinin devam ettirilmesi ve güçlendirilmesi önemlidir.