Türkiye olağanüstü hal durumunun uzatılması
https://parstoday.ir/tr/radio/turkey-i97255-türkiye_olağanüstü_hal_durumunun_uzatılması
Türkiye Başbakan yardımcısı ve hükümet sözcüsü Bekir Bozdağ 8 Ocak Pazartesi günü bir açıklama yaparak Türkiye’de 15 Temmuz 2016’da düzenlenen başarısız askeri darbenin ardından alınan olağanüstü hal durumu kararı altıncı kez ve üç ay daha uzatılıdğını belirtti.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Ocak 26, 2018 15:29 Europe/Istanbul

Türkiye Başbakan yardımcısı ve hükümet sözcüsü Bekir Bozdağ 8 Ocak Pazartesi günü bir açıklama yaparak Türkiye’de 15 Temmuz 2016’da düzenlenen başarısız askeri darbenin ardından alınan olağanüstü hal durumu kararı altıncı kez ve üç ay daha uzatılıdğını belirtti.

Türkiye Başbakan yardımcısı ve hükümet sözcüsü Bekir Bozdağ konu hakkında yaptığı açıklamada, Ankara yetkililerinin aldığı karar gereği, 19 ocak 2018’da sona ermesi gereken olağanüstü hal durumu altıncı kez art arda ve üç aylık süreliğine yeniden uzatılmış olduğunu belirtti.

Başbakan yardımcısı Bozdağ, bu konu hükümet tarafından Türkiye büyük millet meclisine sunulmadan önce milli güvenlik konseyi MGK’nin bir sonraki oturumunda ele alınacağını kaydetti.

Türkiye meclisinde olağanüstü hal durumuyla ilgili yasanın onaylanmasından sonra bu yasa Türkiye’de 15 Temmuz 2016’da düzenlenen başarısız askeri darbenin ardından alınan karar çerçevesinde altıncı kez uzatılmakla kalmıyor, aynı zamanda Türkiye güvenlik yetkililerinin Fethullah Gülen taraftarlarını ve gerçekte Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın muhalifelerini yakalama yetkisini de arttırıyor.

Bilindiği üzere Türkiye yönetimi 15 Temmuz 2016’da düzenlenen başarısız askeri darbenin ardından bu darbeyi bastırma operasyonunu başlatır başlatmaz, Fethullah Gülen’i bu darbeyi tasarlayan ve azmettiren kişi olarak ilan etti. Bu yüzden Türkiye güvenlik kurumları darbenin hemen ardından ülke genelinde Fethullah Gülen hamileri ve taraftarlarına yönelik geniş çapta yakalama operasyonu başlattı.

Ancak Fethullah Gülen Ankara yönetiminin tüm bu suçlamalarını reddederek AKP iktidarının bu operasyonla aslında darbe bahanesi ile muhaliflerini bastırmak istediğini açıkladı.

Ancak buna rağmen Ankara yönetiminin darbenin başında ve hükümetin muhaliflere yönelik geniş çaplı propagandaları doruk noktasına ulaştığı bir sırada aldığı bu karar Türkiye kamuoyunun olumlu tepkisi ile karşılaştı ve bu arada seyrek sayıda vatandaşlarca kerhen ve zorunlu olarak benimsendi. Özellikle o sıralarda Adalet Bakanı olan Bekir Bozdağ Türkiye meclisinde yaptığı açıklamada şöyle demişti: Olağanüstü hal durumu, Türkiye’de ikinci muhtemel bir darbeyi önlemek amacıyla ilan ediliyor.

Bozdağ açıklamasında Türkiye vatandaşları olağanüstü hal durumu uygulamasında normal yaşamlarında hiç bir değişiklik hissetmeyeceklerini ve olağanüstü hal durumu ülkenin ekonomisini ve yatırımları olumsuz yönde etkilemeyeceğini vurguladı.

Kuşkusuz bu açıklama, Türkiye yöneticilerinin kamuoyunun Ankara yönetiminin güvenlik eksenli davranışlarına bakış açısının değişmemesini umduklarını ve ayrıca bu kararın sıradan vatandaşların normal yaşam koşullarını etkilemeyeceğini ve özellikle ülke ekonomisi de hükümet, yargı, yürütme kurumu ve yargı erkanlarının güvenlik tedbirlerinden olumsuz etkilemeyeceğini düşündüklerini ortaya koyuyordu.

Ancak bu kararın ardından olağanüstü hal durumu 5 kez daha uzatıldı ve AKP iktidar her defasında bir nevi bu kararı haklı göstermeye çalıştı. Fethullah Gülen yandaşlarının devlet erkanları, yürütme kurumu, ilkokullardan üniversitelere kadar uzanan eğitim kurumları gibi alanlara nüfuz etmeleri, diğer medeni ve sosyal muhalif aktivistlerin bastırılması, PKK üyelerinin bastırılması, HDP taraftarlarının bastırılması, özellikle 2017 yılının başında düzenlenen terör saldırısından sonra tekfirci IŞİD terör örgütü ile mücadele, anayasa referandumu, hepsi AKP iktidarının çeşitli aşamalarda olağanüstü hal durumunu uzatmak için ileri sürdüğü gerekçelerdi. Ancak şimdi görünen o ki Ankara yönetimi son dönemde sosyal hoşnutsuzlukların artması ve kötü giden ekonomik şartlar ve milli para biriminin sürekli değer kaybetmesinden duyduğu derin kaygı, Türkiye’de olağanüstü hal durumunu uzatma ihtiyacı hissetmesine yol açtı.

Olağanüstü hal durumu gerçekte hükümete ülkeyi meclis ve yargı kurumunu devre dışı bırakarak yönetmesi yönünde geniş yetki veren bir durumdur. Böylece hükümet ülke genelinde durumu normal şartlara geri getirmek için bazı kararları çok hızlı bir şekilde alarak uygulayabiliyor ve ayrıca daha sonra bu kararları hakkında hesap vermekten çekinmesi de gerekmiyor. Bu yetkileri Türkiye’nin şimdiki anayasası hükümete veriyor, oysa bu anayasa bundan önce darbelerin sonucunda işbaşına gelen hükümetlerin tedvin ettiği bir anayasa olduğu belirtilmelidir.

Ancak olağanüstü hal durumunun Türkiye ekonomisini olumsuz yönde etkilemesinin bir sebebi, ülkeleri kredileri çerçevesinde derecelendiren uluslararası mali müesseselerin olağanüstü hal durumu ilan eden ülkelerin kredi notlarını düşürmesidir ve Türkiye devleti de bu kaideden müstesna değildir. Gerçi Ankara yönetimi söz konusu müesseselerin bu yöndeki kararlarına sürekli tepki gösterdi, fakat bu tepkiler uluslararası mali müesseselerin kararlarını hiç bir zaman etkilemediği gibi, sadece Türkiye ekonomisini daha da olumsuz etkiledi.

O günlerde Türkiye İş bankası Başkanı Adnan Bali’nin bu yönde açıklaması ilginçtir. Bali şöyle diyor: gerçi Türkiye merkez bankası başarısız askeri darbenin ardından bankaların nakit ihtiyacını karşılamak için bazı ciddi tedbirler aldı ve bu bankalara 50 milyarlık faizsiz nakit sunmaya hazır olduğunu ilan etti, ancak Türkiye’nin bankacılık sistemi bu nakit desteğinden yararlanabilecek konuma gelmedi.

Bali şöyle devam ediyor: halk TL değerinde yaşanan dalgalanmalara rağmen tasarruf mevduatlarını geri almak için hiç bir girişimde bulunmadığı gibi TL’nin Amerikan doları karşısında değerinin erimesini engellemek için paralarını ABD dolarına çevirme yönünde de hareket etmediler

Türkiye’de beşinci kez olağanüstü hal durumu uzatıldıktan sonra yapılan açıklamalara göre Türkiye’de muhalefet kanadından başka AB liderlerinden bazıları da Türkiye’de olağanüstü hal durumunun uzatılmasını eleştirdiği anlaşılıyor. AB liderlerine göre bu karar Türkiye’de vatandaşların hak ve özgürlüklerine yönelik ciddi bir tehdittir. Bu durum hali hazırda Türkiye’de siyasi ve sosyal çalkantıları bu ülkenin ekonomisine de bulaştırdığı anlaşılıyor.

Bu yüzden şimdi gözlemciler, AB’nin bazı üyeleri ile ilişkilerini yeniden inşa etmek veya düzeltmek isteyen ve ayrıca milli para biriminin kan kaybını önlemek için elindeki tüm imkanları seferber eden Ankara yönetiminin olağanüstü hal durumunu altıncı kez uzatması AKP iktidarının iç ve dış politika alanlarında davranışlarını ve ayrıca Türkiye toplumunu nasıl etkileyeceğini bekleyip görmek gerektiğini belirtiyor.