Abbas bin Ali; fazilet ve keramet simgesi
https://parstoday.ir/tr/radio/uncategorised-i107258-abbas_bin_ali_fazilet_ve_keramet_simgesi
Hz.Abbas –s– dünyanın tüm hür insanlarına ait olan büyük ve sevgi dolu bir şahsiyettir.
(last modified 2023-09-08T06:51:29+00:00 )
Nisan 28, 2018 19:51 Europe/Istanbul

Hz.Abbas –s– dünyanın tüm hür insanlarına ait olan büyük ve sevgi dolu bir şahsiyettir.

Nitekim hristiyanların, yahudilerin, asurilerin ve diğer inançların bu eşsiz şahsiyete yönelik sevgi ve saygısı bu iddianın en somut ispatıdır ve İran’da bir çok dini azınlık mensupları da İmam Hüseyin’in –s– en vefakar yakını olan Hz. Abbas’ın –s– hayranıdır.

 

İranlı Ermeni hristiyanlardandı. Beş yaşında bir oğlu vardı, ancak oğlu kan hastalığına yakalanmış, doktorlar uzun uğraşların ardından tedavisinden umudunu kesmişti. Muharrem ayının ilk günüydü, komşu kadınla oğlunun hastalığı hakkında dertleşiyor ve göz yaşını tutamadan hekimlerin umudunu kestiğini anlatıyordu. Müslüman olan komşu kadın ona şöyle dedi: Bak bugün Muharrem ayının ilk gün, gelin siz de İmam Hüseyin’in –s– kardeşi Hz. Abbas’tan –s– oğlunuz için şifa dileyin. O hazret hacetlerin kapısıdır ve hiç bir insanı kapısından umutsuzlukla geri çevirmez, gelin siz de tevessül edin ve eğer oğlunuz şifa bulursa evinizde Muharrem ayının 9. Günü Hz. Abbas –s– için yas meclisi düzenleyin.

 

Hristiyan anne yüreğindeki tüm acıları ile birlikte Hz. Abbas’a –s– tevessül etti ve şöyle dedi: Bayım, ben Müslüman değilim, ama sizin herkesin hacetini yerine getirdiğinizi ve hacetlerin kapısı olduğunuzu duydum. Ben Ermeniyim, ama sizin kapınıza geldim ve sizden Allah’tan oğluma şifa vermesini talep etmenizi istiyorum.

Ermeni anne bir kaç gün geçmeden hacetini Hz. Abbas’tan aldı ve oğlu iyileşti ve adağını yerine getirdi.

 

Evet, Hz. Abbas –s– dünyanın tüm hür insanlarına ait olan büyük ve sevgi dolu bir şahsiyettir. Nitekim hristiyanların, yahudilerin, asurilerin ve diğer inançların bu eşsiz şahsiyete yönelik sevgi ve saygısı bu iddianın en somut ispatıdır ve İran’da bir çok dini azınlık mensupları da İmam Hüseyin’in –s– en vefakar yakını olan Hz. Abbas’ın –s– hayranıdır.

Biz de edep, vefa, şecaat ve diğer bir çok seçkin sıfatı taşıyan bu büyük insanın veladet yıdönümünü siz ehle beyt –s– hayranlarına tebrik ediyoruz.

 

Kameri 26 yılının Şaban ayının dördüncü gününde yeryüzünü cennetten bir çiçeğin kokusu sardı. O günde Abbas dünyaya geldi ve böylece Emirülmüminin’in evini büyük bir sevince boğdu. Abbas’ın doğumunu Hz. Ali’ye –s– müjdelediler. O hazret oğlu Abbas’ı görmek için sabırsızlandı ve hızla evine dönerek sevimli evladını kucağına aldı ve mübarek ellerini öptü. Aslında Hz. Ali –s– bu ellerin Aşura gününde oğlu Hüseyin’in –s– en iyi destekçisi olacağını ve Abbas’ın mübarek ellerinin adı tarihte kayda geçeceğini biliyordu. Hz. Ali –s– ardından yeni doğan bebeğin kulağına ezan okudu. Abbas, ehli beyt –s– dostlarından biri olan cesur ve faziletli bir aileye mensup olan Fatıma Kulabiye adında bir anadan doğdu ve böylece mertlik, yiğitlik ve şecaat ilkelerini varlık alemine yaydı.

 

Abbas babası Hz. Ali’nin –s– dipsiz fazilet ve marifet denizinden büyük feyiz aldı. İmam, marifet, bilgelik ve erdemin en büyük abidesi olan Hz. Ali –s– semavi söz ve amelleri ile birlikte sevgili evladına en derin insani değerlerin intikal ettirdi. O hazret evladının yüzünde, Müslümanlar için onur ve kerametten büyük bir miras bırakacak İslam kahramanlarından bir kahramanın imajını görüyordu.

Hz. Ali –s– oğlu Abbas’ın kemale ermesi konusunda şöyle buyurmuştu: Evladım Abbas ta çocukluk çağından ilim öğrendi ve güvercin yavrusu misali nasıl anasından su ve yemle besleniyorsa benden ilim ve maarif öğrendi.

 

Öte yandan Abbas sevgili kardeşleri İmam Hasan –s– ve iman Hüseyin –s– ile birlikte olması da manevi kişiliği ve faziletlerinin gelişmesinde büyük etkisi oldu. Ve böylelikle Hz. Abbas –s– İslam Peygamberi’nin –s– pak ehli beytinin –s– erdemlerinden ilham alarak ilim ve bilimde büyük mertebelere ulaştı.

İmam Sadık –s– bu konuda şöyle buyuruyor: Amcamız Abbas güçlü imanı ve derin bakışı olan bir insandı.

Tarihte belirtildiği üzere bir çok Müslüman ilmi sorunlarını gidermek için o hazrete başvururdu. Hz. Abbas –s– geniş ilminin yanı sıra bol ibadet, namaz ve uzun secdelerle de ün yapmış ve ilim ve marifet o hazretin iki kanadı gibi olmuştu.

 

Hz. Abbas –s– fazilet, maarif ve ahlaki kerametler okyanusunda yetişen değerli bir inci gibiydi. Annesi en iyi ve en şerefli kadınlardan biriydi ve tarih bu sözü doğrulamıştır.

Hz. Ali –s– eşi Hz. Fatıma –s– vefat ettikten sonra o dönemin en büyük soy bilimcisi olan kardeşi Akil’e kendisine uygun bir eş seçmesini söyledi. Bu eş şayeste ve mümin biri ve soyu cesur ve yiğit insanlardan olması gerekiyordu, böylece  cesur ve yiğit evlatlar dünyaya getirecekti.

 

Bir süre sonra Akil Kelab aşiretinden Hz. Ali –s– için bir eş seçti. Bu kadın necip, pak ve ihlaslı bir kadındı. Adı Fatıma Kelabiye olan bu kadın daha sonraları, oğulların annesi anlamına gelen Ümmül Benin lakabı ile ün yaptı ve dört erkek evlat dünyaya getirdi ve Abbas onların en büyüğüydü.

Fatıma Kelabiye Hz. Ali –s– ile evlendikten sonra İmam Hasan –s–, İmam Hüseyin –s–, Hz. Zeyneb –s– ve Ümmi Külsüm’a özel bir sevgi ve şefkatle bakıyor ve onları kendi evlatlarına tercih ediyordu, zira bu çocuklar alemin en büyük kadını Hz. Fatıma’nın –s–  evlatları ve Resulullah’ın –s– torunlarıydı. Fatıma Kelabiye eşi Hz. Ali –s– ile ilk karşılaşmasında o hazretten onu Fatıma adıyla hitap etmemesini ve böylece  Hz. Fatıma’nın –s– çocuklarına annelerinin acısını hatırlatmamasını istedi.

 

Hz. Abbas –s– İmam Ali –s– ve Fatıma Kelabiye gibi marifetli ve erdemli bir kadının elinde yetişti. Vefakarlık duygusu ile beraber olan edep, insanın ruhi yücelişinin işaretlerinden biridir ve Hz. Abbas –s– bu değerli fazilette herkesi sollamıştı.

Hz. Abbas –s– babasına ve kardeşlerine fevkalade saygı duyan ve İmam Ali’nin –s– emirlerine mutlak surette itaat eden bir evlattı. Bu büyük insan babasının imametine ve ondan sonra da değerli ağabeylerinin imametine kesin ve derin bir şekilde inanıyordu ve o büyük imamların velayetine hayrandı. Nitekim bu yüzden Emeviler İslam dinini yok etme çabalarını ve tahrifata uğratmalarını görünce kardeşi İmam Hüseyin –s– ile birlikte savaş meydanına ayak bastı ve İslam dinini büyük bir ihlasla savundu ve ağabeyinin en iyi yar ve yardımcısı olup ilahi ahkamın yeryüzünde bekasını güvence altına aldı.

 

Hz. Abbas –s– ömrü boyunca bir an olsun kardeşi ve imamı ve mevlası olan İmam Hüseyin’i –s– yalnız bırakmadı ve o hazrete itaat ve hizmet etmekte asla kusur etmedi. Nitekim Hz. Abbas’ın –s– İmam Hüseyin’e –s– karşı vefa ve edebi, tarihte atasözüne dönüştü. Hz. Abbas –s– izin almadan asla İmam Hüseyin’in –s– önünde oturmazdı ve o hazreti sürekli Ya seyyidi, Ya Eba Abdullah, Ya İbni Resulullah gibi sözlerle hitap ederdi.

 

Tarihte belirtildiği üzere Hz. Abbas –s– oldukça güzel yüzlü bir insandı ve bu yüzden Haşimoğlları ayı olarak lakaplandırıldı, zira güzellikte ve yiğitlikte eşsizdi. Nitekim tarihi belgelerde Hz. Abbas’ın –s– özellikleri hakkında o hazreti güzel yüzlü, güçlü ve cesur bir insan olduğu ve ata bindiğinde bacakları yere kadar ulaştığı belirtiliyor.

 

 

Hz. Abbas’ın –s– güçlü bir fiziği olması ailevi geçmişinden başka Hz. Ali’nin onu çocukluk günlerinden itibaren dövüş teknikleri ve ağır işlerle tanıştırması yüzündendi ve oğluna güreş, kılıç, ok atma ve binicilik gibi maharetleri öğretmişti.

Hz. Abbas –s– tüm cismi ve manevi gücünü İslam uğruna ve Kerbela’da hakikati savunma yolunda harcadı. Hz. Abbas –s– iki elini İmam Hüseyin’in –s– susuz kalan evlatlarına su getirmek için verdiği kahramanca bir mücadelede kaybetti ve böylece gazi oldu ve zalim düşman ancak bu şekilde onu şehit edebildi.

 

 

Hz. Abbas’ın –s– İmam Hüseyin’i –s– ve İslam dininin hakkaniyetini büyük ihlasla savunması yüzünden Allah teala da onu hacetlerin kapısı yaptı ve o hazret şehadetinden sonra da mağdur ve muhtaç insanların kapısı oldu.

Kim saf bir kalp ve ihlasla Hz. Abbas’tan yüce Allah katında şefaat talebinde bulunursa Allah teala onun acılarını giderir.

Bir kez daha fedakarlık abidesi Hz. Abbas’ın –s– veladet yıldönümünü kutluyor ve esenlikler temenni ediyoruz.