Hz. Ali Ekber(a.s) ve Gençlik Günü
Gençlik dönemi, bahar mevsimi gibi, insanın yeşerdiği bir dönemdir. Bundan olsa gerek, hiçbir kuyumcu bu mücevher gibi döneme değer biçemez.
Bugün Hz. Resul(s.a.a.)'ün pâk soyunun en iyi ve en değerli gençlerinden olan Hz. Ali Ekber(a.s.)'in doğum günüdür. O, güzel huylu birisi ve manevi ve insani fazilet ve kemalatlara sahip, İmam Hüseyin(a.s)'in oğludur. Yumuşak huylu ve edepli olan Hz. Ali Ekber(a.s.) gerçek ve halis bir Allah kuludur. İmam Hüseyin(a.s.) Kerbela şehidi olan bu mert gençle ilgili şöyle buyurmaktadır: '' Bu genç, ahlak, boy pos ve konuşma bakımından her kesten daha çok İslam Peygamber’ine (s.a.a) benzemektedir, bunun için biz de ne zaman Peygamber efendimizi özlesek ona bakmaya çalışırdık.''
İşte Hz. Ali Ekber'in uğurlu ve bereketli doğum gününden ötürü, bu gün gençlik günü olarak adlandırılmıştır. Gençler gününüzü kutluyoruz.
Kimi rivayetlere göre Hz. Ali Ekber,hicri kameri 11 Şaban 43 yılında Medine-i Münevvere'de doğmuştur. Değerli babası İmam Hüseyin ve muhterem annesi Leyla, soylu ailelerdendi. Hz. Ali Ekber işte böyle mübarek bir ebeveynin yanında yetişti ve öyle bir genç oldu ki herkes onu güzellik ve iyi huyluluğuyla anıyordu. Gençlik döneminin başlangıcından beri büyüklük, celal ve fazilet nuru mübarek yüzünde parlıyordu. O, cesur, mert, mümin ve takva sahibi, güzel huylu birisiydi. İmam Hüseyin böyle bir oğula sahip olmaktan dolayı her zaman Allah'a şükrediyordu. Hz. Ali Ekber de en zor zamanlarda her zaman babası İmam Hüseyin yanında olurdu.
Şeyh Abbas Kumî, Müntehi-ül Âmal(Emellerin nihayeti) adlı eserinde, Hz. Ali Ekber kişiliğiyle ilgili şöyle yazmıştır: '' O, güzel yüzlü, yakışıklı, güzel konuşan ve cesaretli biriydi. Görünüş ve huy bakımından, Peygamber Efendimize en çok benzeyen birisiydi ve cengâverlik ve yiğitliği de dedesi Hz. Ali'den ona miras kaldı. Kendisi bütün kemalat ve iyiliklere sahipti.''
Tarihte, Hz. Ali Ekber'in hayatını anlatan çok az sayıda eser bulunmaktadır. Onun evlenip evlenmediğine dair, eşinin kim olduğu ve evladı olup olmadığına dair bir bilgi bulunmamaktadır. Ama İmam Sadık (as) tarafından nakledilen ziyaretnamesinde geçen bazı cümlelerden onun evlendiği ve evlatları olduğu kanaatine varabiliriz. Bunu şu cümleden anlayabilmek mümkün: '' Sallallahü Aleyke ve ala itretüke ve ehli beytüke ve abaüke ve ebnaüke''( Allah'ın selamı sana, sülalene ve ailene, dedelerine ve evlatlarına olsun) . İşte bu cümleden, Hz. Ali Ekber'in evlendiğini ve evlat sahibi olduğu gerçeğini anlayabiliriz.
Hak arama, adalet arama, zulüme karşı olma duygusu onda en yüksek seviyelere kadar ulaşmıştı. Aşura Vakıası gibi Allah düşmanlarının adaletsizce dayatan savaşta, Hz. Ali Ekber, yüksek insani değerler ve gayelerini savunmak için ısrarcı olup savaş meydanına indi. Hâlbuki İmam Hüseyin'in (as) ashabı bu meseleyi kabul etmemekte ısrarcı olarak kendileri olduğu sürece Resulullah soyu ve Beni Haşim'den kimsenin savaşmasına izin vermeyeceklerini söylüyorlardı. Ama İmam Hüseyin'nin (as) vefalı ashabının, Kerbela çölünde şehadete ermesiyle Resulullah hanedanından cihat meydanına giren ilk kişi Hz. Ali Ekber oldu. O acayip derecede cesaret ve yiğitlik göstererek, şehadet şerbetini içti. Bu hazretin mezarı İmam Hüseyin (as) türbesinin yanındadır.
Pâk olmayı kendine hedef edinen bir genç, haram lezzetlerden sakınan bir genç, kesinlikle Allah'ın rahmet ve aşk kapılarını aralamış birisidir. Böyle bir genç, pak kalbiyle, doğru yoldan sapmayacak ve haramdan sakındığı için Allah da ona basiret ve farkındalık yeteneklerini bağışlar. Paklık ve hulus simgesi olan Hz. Ali Ekber, işte bu doğru yoldan yürüyüp Allah'ın lütfuna mazhar olarak ömrünün sonuna kadar yüksek insani ve manevi değerleri ve gayeleri için çaba gösterdi. Acaba günümüz gençleri de pak ve halis bir şekilde yaşayabilir mi? Allah'ın rızasını elde etmeyi kendi hayatının ülküsü olarak seçecek mi?
Bulunduğumuz devirde, sosyal ağların gelişmesiyle, görünen o ki gençler sanal âlemin kaçınılmaz kuşatması altına alınmıştır. Gençler sosyal şebekelere girerek birçok insanla sohbet edip, birçok doğru yanlış habere maruz kalırlar. Bunun ne kadar işe yarayacağı da belli değil. Kesinlikle, değerli zamanlarının çoğunu sosyal şebekelerde harcayan gençler, birçok hayati ve önemli husustan mahrum kalabilirler. Maalesef bunların sayısı da az değildir. Sanal âlemde bu kadar zaman geçirmeleri, etraflarını ve kedilerini tanıma, aileleriyle doğru ilişki kurma, yeteneklerini geliştirme ve bilgi sahibi olma fırsatlarını ellerinden alıyor.
Gençlik döneminin, yeteneklerin tanınması, kabiliyetlerin ortaya çıkması ve faydalı tecrübelerin elde edilmesi mevsimi olduğundan dolayı bu dönemdeki plansızlık ve amaçsızlık büyük bir ziyana sebep olur. Amaçsızlık tam da bahar mevsiminde yağan kar misali tomurcukların büyümesini engelleyerek çiçek olmalarını önleyip bir gencin parlak bir geleceğe yürümesinin önünü kesebilir.
Gençlik dönemi daha sonraki dönemlerde mevcut olmayan birçok özelliğe sahiptir. Fazilet arama, hak arama, kendini değiştirme gücüne sahip olma, ibadet etme aşkı, hakka teslim olma, başkalarını affetme kudreti ve tövbe etme gibi değerli özellikleri kendinde barındıran dönemdir gençlik dönemi. Saadet ve başarı doruklarına ulaşan büyük insanlar, büyük adımlarını gençlik döneminde atmışlardır. Allah'a Kulluk ve ahlakta örnek olan büyük âlimler ve büyük icatlar yapan ünlü bilim adamlarının hepsi gençlikte çizdikleri yol haritası doğrultusunda azim ve kararlılıkla gelişme ve kemale doğru yürümüşler.
Kendini değiştirme, hak sözü kabul etme ve kendini geliştirme gibi olaylar başka dönemlere kıyasla gençlik döneminde çok daha rahat gerçekleşebilir. Peygamber Efendimiz ise bu konuyla ilgili şöyle buyurmuşlardır: '' Sizi gençlere iyi davranmayı tavsiye ediyorum; çünkü onlar en yumuşak kalplere sahipler; Gerçekten Allah'ım beni Resul ve ikaz eden birisi olarak göndermiştir. Gençler benimle ahitleştiler, ihtiyarlar ise bana karşı geldiler.'' Sonra buyurdular ki: Ömürleri uzadı ve böylece kalpleri sertleşti.”
Bir genç, gençlik döneminde, ahlakın hala fasit olmaması ve kötü özelliklerin sabitlenmemesinden dolayı azim ve irade ile bunları düzeltebilir. Hâlbuki yaşlılıkta fasit ahlak ve kötü adetler sabitlenir ve onları değiştirmek bayağı zordur. İmam Ali(a.s.)'a göre: ''Bir genç fırsatlar adasında yaşıyor, geçmiş ve gelecek okyanuslarının arasında yer alan bir adada, bunun için bu fırsatı kaçırmaması lazım, çünkü geçmiş artık geri dönmeyecek ve gelecek de güvencesi olmayan elde olmayan bir şeydir. O zaman sahip olduğunuz gençlikten en iyi şekilde yararlanmalı ve kendini değiştirmek için çaba göstermelisiniz.'' Anlaşılacağı üzere, Hz. Ali'ye göre, gençlik elden gittiği zaman kıymeti anlaşılan bir nimettir.
İmam Humeyni(r.a.) güzel bir tabirle şöyle buyurmuşlar: '' Gençlik fırsatı varken, batının temizliği, ilahi fıtrata dokunulmamışken, tasfiye ve tezkiye peşine düşün, fasit ahlak ve zulüm köklerini kalbinizden sökün, çünkü kötü huylar insanın saadete ermesinde büyük bir engeldir. ''
Bir kez daha Hz. Ali Ekber(a.s.)'ın doğum günü ve gençlik günü dolayısıyla sizleri tebrik ediyoruz. Bütün gençlerin doğru bir planlamayla kemal, olgunluk ve saadete varmalarını, güzel ahlak ve salih hayat istikametinde, kendini yetiştirme ve bilimsel çalışmalar yönünde büyük adımlar atmasını temenni ediyoruz.