İmam Mehdi –s– vadedilen kurtarıcı
Şaban ayının ortasında seher vakti Nergis çiçekleri imamet bahçesinin son goncasının açtığını müjdelediler.
Bu son çiçek mübarek adımları dünyada barış, sevgi, adalet ve eşitliğin başlangıcı olan ilahi halifedir.
Allah’ın son hücceti ve alemi adaletle dolduracak ve beşeriyeti zulüm ve haksızlıklardan kurtaracak yegane kurtarıcı Hz. Mehdi’nin –s– veladeti kutlu olsun.
Yüce Allah insanı yaratmadan önce meleklerine, yeryüzünde bir halifesi olacağını buyurdu. İlk Halife Hz. Adem’di –s– ve o hazretten sonra enbiya ve vasileri bir biri ardı sıra bu koltuğa oturdu ve bu, yüce Allah ile kulları arasında irtibat zinciriydi.
Yeryüzünde Allah tealanın halifesinin bulunması değişmez gelenek ve kanunudur ve bu alem var olduğu günden bu yana aynı şekilde devam etmiştir. İlahi Halife hakkın aynası olmuş ve yüce Allah ile en çok irtibatı olan olmuştur. İnsan Allah tealanın yeryüzünde halifesi olarak hak tealanın erdemlerini ve hayratını yansıtmak üzere en mükemmel ve en üstün mahluktur.
Kur'an'ı Kerim geçmiş kavimlerin öyküsünü anlatırken yüce Allah’ın hepsi için bir nebi ve bir Halife belirlediğini buyuruyor. Bu kavimlerden bazıları hak sözü benimsedi, bazıları ise isyan etti ve bu yüzden ilahi azapla cezalandırıldı. Kur'an'ı Kerim kıssaları genel bir mesaj veriyor, şöyle ki, Allah teala hiç bir kavmi halifesiz ve velisiz bırakmamış ve bırakmayacaktır ve bu sünnet, yaratılış nizamında kat’i bir sünnettir.
İmam Ali –s– de Necül Belağa’nın ilk hutbesinde Hz. Adem’in yaratılışına işaret ettikten sonra şöyle buyuruyor: Subhan Allah hiç bir zaman beşeri camiayı peygamberlerden, semavi kitaplardan ve kesin ve açık ayetlerden boş bırakmadı.
Şimdi de Hz. Mehdi –s– yüce Allah’ın yer yüzünde halifesi ve temsilcisi olarak bu dünyada yaşıyor. Devranın yegane halifesi kameri 255 yılının Şaban ayının 15. Gününde bir Cuma günü seher vaktinde Samerra kentinde dünyaya geldi ve ona son ilahi peygamberin adı Muhammed verildi ve künyesi de Ebulkasım oldu. İmam Mehdi –s– kameri 260 yılında sevgili babası İmam Hasan Asgeri –s– şehit düştükten sonra yüce Allah’ın kesin sünnetine göre binlerce yıldır devam eden hilafetin varisi oldu.
İmam Mehdi –s– dünyayı değiştirmek ve çok yönlü reform yapmak ve zorla ve riyakarlıkla kurulan bir medeniyeti yok etmek üzere dünyaya geldi. O hazret ardından ilahi değerlere dayalı yepyeni bir medeniyet inşa edecek ve böylece ilahi vaatleri gerçekleştirerek yeryüzünü barış ve adaletle dolduracaktır.
Allah’ın dinine düşman olanlar ve sürekli hakikati yok etmek ve küfrü hakim kılmak isteyenler bu kez yine her zaman yaptıkları gibi bu imamı ve ilahi halifeyi yok etmek istedi. Ancak yüce Allah onu gözlerden sakladı, böylece bu İmam hayatta kaldı ve şimdi uygun bir zamanda gaybet dönemini sona erdirerek yeniden ortaya çıkması ve dünyada adaleti hakim kılması bekleniyor.
İmam Mehdi –s– sürekli müminleri ve yakın arkadaşlarını ve sevenlerini kolluyor ve zuhur etmek için uygun zamanı bekliyor. Son imamın zuhur etmesi için insanların aklı, ilmi ve ahlakı gelişmesi ve o hazrete eşlik etmek üzere hazırlıklı hale gelmesi gerekiyor.
Son ilahi önder ve Halife insanları nihai hedefe ulaştırmak üzere iktidarın başına geçiyor. Bu iktidar Allah, adalet ve kanun eksenindedir ve bu durum ancak insanlar ilahi hidayetten yararlanmaya hazır oldukları zaman gerçekleşebilir. Nitekim toplumda uygun zemin yoksa ve insanlar o imamın emirlerini dinlemeye hazır değilse, böyle bir toplumun içinde zuhur etmesi faydası olmayacaktır.
İnsanlar sosyal yaşamlarında kendilerini korumak ve ilerlemek için hükümete ve hakime ihtiyacı vardır. İnsanlar sağlıklı ve huzurlu ve her türlü zulümden uzak bir toplum inşa etmek için hükümdarların emirlerine uyar, fakat bu isteklerine ulaşamadıkları gibi, zulmün her geçen gün yaygınlaştığına şahit olurlar. Nitekim günümüzde dünyanın siyasi ve güvenlik atmosferinin sarsıldığına, türlü fitnelerin her tarafı sardığına, bilinmeyen hastalıkları epidemik hale geldiğini ve ahlaki fesat yayıldıkça yayıldığına şahit oluyoruz ve bu yüzden ilahi bir adamın gelmesini ve beşeri toplumu zulümden kurtararak adaleti inşa etmesini arzu ediyoruz.
İşte bu arzu veya bekleyiş, İmam Mehdi’nin –s– evrensel hükümetini benimseme zeminidir ve tüm beşeri camiayı sarması gerekir.
Bu arada bu bekleyiş zulme karşı sessiz ve pasif kalmak ve bir köşeye çekilip durumu ıslah etmek için hiç bir şey yapmamak anlamına gelmez. Bu sadece bir umut, bir arzu ve bir bekleyiştir. Umut ve arzu insanların hareket etmesi ve direnmesi için önemli bir etkendir. Bu ümit ve arzu, insanın geleceğine iyimser baktığının işaretidir ve Allah teala ayetlerinde ve rivayetlerde bu aydın geleceğin kesin olduğunu buyurmuştur.
İmam Mehdi’nin –s– hükümeti ideal toplum ve eşitlik ve adalet kavramlarından insanoğlu şimdiye kadar erişemediği düzeyde bir tanım sunmaktadır. Hz. Mehdi’nin –s– zuhur etmesi ile birlikte yeryüzünde tüm fasık ve zalim iktidarlar yok olur. Kuşkusuz beşeri toplumu fasık hükümdarlardan temizlemek için mücadele etmek ve onlarla çatışmak gerekir. Bu çatışmalar için güçlü ve etkili bir devlet ve güçlü bir ordu şarttır. Bu devlet çok özel işgüzarlardan ve büyük insanlardan kurulmuş olması gerekir. Bu insanlar her açıdan ilk zorlu mücadeleye katlanma gücüne ve toplumu İmam Mehdi –s– zuhur ettikten sonra yönetme yeteneğine sahip olmaları gerekir. Zira yüce Allah İmam Mehdi’nin –s– bu risaleti tek başına ve gaybi yardımla yapmasını mukadder buyurmamıştır. Bu büyük risalet için halktan büyük bir ordu mücadele sürecine katılmalı ve böylece kendileri de değişime uğrayarak tarihlerinin kaderini belirlemekte rol ifa etmelidir.
Dolaysıyla dünyada zulüm ve adaletsizliğin yayılmasına paralel olarak bazı salih ve şayeste insanlar da yetişmeli ve böylece İmam Mehdi’ye –s– adalet ekseninde hedeflerine ulaşmasında yardımcı olmalıdır. Buna göre zuhur döneminden önce bekleyenlerin üzerine büyük görevler düşmektedir. Bekleyenler İmam Mehdi’ye –s– eşlik edecek insanları yetiştirmeleri gerekir.
İmam Mehdi’yi –s– bekleyen insanın ilk görevi, beklediği imamın hakkında marifet kazanmak ve o hazreti doğru biçimde tanımaktır. Bu tanım çok önemlidir, öyle ki hem şia ve hem sünni rivayetlerde İslam Peygamberi’nin –s– şöyle buyurduğu rivayet edilir: kim ölür ve zamanının imamını tanımamışsa, cahil olarak ölmüştür.
Bekleyenlerin bir başka görevi her türlü çirkin sıfattan arınmak ve iyi ahlaka bürünmektir. İmam Sadık –s– şöyle buyurur: Kim vadedilen Mehdi’nin arkadaşlarından olmak istiyorsa beklemeli ve bu arada ahlakını iyi yapmalıdır. Eğer bu halde ölürse mükafatı o hazreti idrak edenler kadardır. O zaman çaba harcayın ve bekleyin.
İmam Mehdi’nin –s– arkadaşları yürütme ve yönetmede yüksek becerilere sahip olmakla beraber manevi açıdan da yaşadıkları çağın en üstün ve en mükemmel insanları sayılır. Dinin önde gelen büyükleri İmam Mehdi’nin –s– arkadaşlarının manevi özelliklerini beyan etmiştir. İlim, marifet, iman, takva, paklık, basiret, ibadet, kulluk, dua ve münacat, sabır, hepsi Hz. Mehdi’nin –s– arkadaşlarının özellikleridir.
İslam aleminin büyük alimlerinden Seyyid bin Tavus İmam Ali’den –s– bir rivayeti şöyle anlatır: Mehdi’nin arkadaşları kalpleri çelik gibidir, tüm benlikleri Allah’a yakindir. Bu muzaffer arslanlar ve keskin pençeli kartallar imamlarını aralarına alır ve savaşlarda kendilerini onun uğruna siper eder ve her ne buyurursa canı gönülden yerine getirir. Bunlardan bazıları gecelere uyumaz ve Kur'an'ı Kerim ve münacat fısıltıları arıların sesi gibi atmosferi doldurur. Bunlar sabaha kadar Allah’a ibadet eder ve sabahleyin atlarına bindiklerinde nuranidir, sanki kalplerinde ışık yanıyor gibidir. Bunlar Allah’tan korkar ve Allah yolunda ölmeyi arzu eder.
Evet, biz de tüm sıkıntıların ve zulümlerin son bulacağı zuhur gününü sabırsızlıkla beklerken hep birlikte nudbe duasının bir bölümünü söylüyoruz:
Ne zaman senin duru pınarından doyasıya içeriz, susuzluğumuz ne de uzadı? Ne zaman seninle sabahı akşam ederiz, gözlerimiz camiinde aydınlanır? Ne zaman sen bizi gördüğün gibi biz de seni görebiliriz, hani o zaman ki zafer bayrağını alemde göndere çekmişsin? Acaba biz senin etrafında toplandığımız ve sen ve vefakar arkadaşların yeri adaletle doldurduğunuz günü görebilecek miyiz? O gün ki alemde tüm müstekbirlerin kökünü kurutmuşsun ve bizler de büyük sevinçle Rabbimize şükrediyoruz.