Aşura kıyamı; çağdaş İslamî hareketlerin ilham kaynağı -1
https://parstoday.ir/tr/radio/uncategorised-i117787-aşura_kıyamı_çağdaş_İslamî_hareketlerin_ilham_kaynağı_1
Bugün Aşura kıyamı üzerinden 14 asır geçtiği halde İmam Hüseyin -s- ve arkadaşlarının kanı halâ ilk günkü gibi kaynıyor ve dünyanın zulüm altında olan ve özgürlüğünü isteyen milletleri Aşura kıyamının derslerini izleyerek zulüm ve zalime karşı mücadele veriyor.
(last modified 2024-12-09T07:52:16+00:00 )
Eylül 14, 2018 19:27 Europe/Istanbul
  • Aşura kıyamı; çağdaş İslamî hareketlerin ilham kaynağı -1

Bugün Aşura kıyamı üzerinden 14 asır geçtiği halde İmam Hüseyin -s- ve arkadaşlarının kanı halâ ilk günkü gibi kaynıyor ve dünyanın zulüm altında olan ve özgürlüğünü isteyen milletleri Aşura kıyamının derslerini izleyerek zulüm ve zalime karşı mücadele veriyor.

Tarih boyunca dünyanın çeşitli yerlerinde bir çok kıyam ve inkılap gerçekleşti ve her biri çağdaş hareketleri ve daha sonraki zamanlarda yaşanan inkılapları farklı biçimlerde etkiledi. Bu hareketlerden bazılarının etki alanı sadece kendi çağı ve kendi çevresi ile sınırlı kaldı. Bazı kıyamlar ise daha geniş bir zaman ve mekan kavramına yayıldı.

Yine dünyada seyrek sayıda inkılap ve kıyam bir süre uluslararası düzeyde ve bazı milletleri etkisi altına aldı, fakat zamanla etkisini ve nüfuzunu kaybetti.

Ancak İmam Hüseyin’in -s- Kerbela çölünde ve Aşura gününde gerçekleştiği büyük ilahi kıyam gerçi görecede yenilgi ile sonuçlandı, fakat müthiş etkisi ve fevkalade tesiri tarih boyunca dünya genelinde tüm kıyamları ve inkılaplarının üzerinde devam etti ve halen de ediyor.

 

İmam Hüseyin’in -s- büyük inkılapçı hareketi üzerinden 14 asır geçtiği halde halâ dünyanın tüm özgürlükçü ve haktalep insanları için eşsiz bir örnek olarak konumunu koruyor.

Peki ama, neden Aşura’nın ibret verici hamaseti bu kadar önemli ve etkili oldu? Bu kıyamın onu kalıcı ve başkaları için örnek haline getiren özellikleri vardır. İmam Hüseyin -s- kıyamı ilahi saikleri olan bir kıyamdı ve Allah’ın dinini korumak için gerçekleşti ve o hazret de bu kıyamı dünya halkı için tüm devranlarda daimi örneği olarak güvence altına aldı.

Aşura kıyamı, İslam Peygamberi’nin -s- sevgili torunu ve İmam Hüseyin -s- gibi muhteşem bir şahsiyetin önderliğinde gerçekleşti ve o hazrete eşlik eden çok seçkin şahsiyetler bu kıyamda şehit düştü. Onların her biri iman ve şecaat abidesiydi. Bu insanlar mazlumiyetin doruğunda ve mümkün olan en vahşi şekilde şehit edildi ve hatta aileleri esir alındı.

 

Aşura kıyamının bir başka özelliği, bu kıyamın Emevi hanedanı ve Yezid bin Muaviye’nin fasık iktidarına hakim olan zulüm ve fesatla mücadele etmek için gerçekleşmesiydi.

Haktaleplik, Aşura kıyamının bir başka özelliğiydi. Hüseyin bin Ali -s- hakkı savunmak ve batılla savaşmak uğruna arkadaşlarının sayısının seyrek ve düşman ordusunun sayısı fazla olmasından asla korkmadı ve sırf kutsal hedefini düşündü. Nitekim o hazreti ve vefakar arkadaşlarının iman, takva ve şecaati, hakkaniyetlerini ve Allah yoluna inandıklarını gösteriyordu.

Aslında İmam Hüseyin’in -s- gerçekleştirdiği ebedi kıyamı akıl, mantık ve fıtrat da onaylıyor. Bu yüzden dünyanın hatta bir çok gayri müslim milleti bu büyük kıyamı örnek aldı.

Bu kıyamın bir başka özelliği ise özgürlüktaleplik ve izzettaleplikti. İmam Hüseyin -s- düşmanların tüm tehditleri ve vesvese edici önerilerine karşın kutsal hedefi uğruna canı pahasına direndi ve doğru inanç uğruna her türlü bedelin verilmesi gerektiğini ortaya koydu.

İmam Hüseyin’in -s- Kerbela’da gerçekleştirdiği seçkin kıyamın bu özelliklerinden hareketle neden bu inkılabın ta baştan etkisini göstermeye başladığını ve ardından Küfe’de Tevvabeyn ve Muhtar kıyamları ve İslam dünyasının başka yörelerinde de Emevilere ve daha sonra da her türlü fasık ve zalim düzene karşı bir dizi kıyamın gerçekleşmesine yol açtığını söylemek mümkün.

Bugün Aşura kıyamının üzerinden 14 asır geçtiği halde İmam Hüseyin -s- ve arkadaşlarının kanı halâ ilk günkü gibi kaynıyor ve dünyanın zulüm altında olan ve özgürlüğünü isteyen milletleri Aşura kıyamının derslerini izleyerek zulüm ve zalime karşı mücadele veriyor.

Image Caption

 

İran İslam İnkılabı İmam Hüseyin -s- kıyamından esinlenerek gerçekleşen çağdaş hareketlerin en büyük örneğidir. Bu kıyamın İmam Humeyni -ks- ve İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei ve diğer seçkin liderleri konuşmalarında defalarca İmam Hüseyin’in -s- yolunu izlediklerine vurgu yaptı. Bu konuda İmam Humeyni -ks- şöyle buyuruyor:  İran İslam İnkılabı Aşura ve o büyük ilahi kıyamın bir hüzmesidir.

Nitekim bu muhteşem inkılabın zaferinden önce ve sonra İran milleti de sloganlarında ve amellerinde gerçekleştirdikleri kıyamın Aşura kıyamının devamı olduğunu ortaya koydular.

 

İran İslam İnkılabının direniş, fedakarlık, zulüm karşıtlığı, haktaleplik, özgürlüktaleplik ve diğer bir çok özelliği, hepsi Aşura kıyamı ve Kerbela hamasetinden alıntıdır. Ancak ilginçtir ki, kendini İmam Hüseyin -s- kıyamına borçlu bilen bu inkılap  dünyada başka kurtuluşçu hareketlerin ve halk ayaklanmalarına örnek olmuştur. Bir başka ifade ile Kerbela kıyamını örnek alarak gerçekleşen her kıyam başlı başına Aşura değerlerini yaygınlaştırma modeli oluyor.

 

Milletleri ezen gaspçı ve zalim hükümetlerin arasında siyonist rejim İsrail hepsinden daha fazla acımasızdır. İşgalci bir rejim olan İsrail, yetmiş yılı aşkın bir süredir Filistin topraklarını işgal ederek Filistinli Müslümanları şehit ediyor, işkence ediyor, hapse atıyor. İsrail şimdiye kadar milyonlarca Filistinli vatandaşı da anavatanından ihraç etti. Ancak Mazlum Filistin milleti İmam Hüseyin -s- gibi az imkanlarına rağmen vatanını savunuyor.

 

Fakat ne var ki zamanla Filistinli bazı liderler yavaş yavaş eli kanlı siyonist canilerle müzakere ve uzlaşma yolunu tuttular ve bu süreçte onları bir çok taviz verdiler. Oysa bu yöntem, İmam Hüseyin’in -s- kesinlikle reddettiği bir yöntemdi. İmam -s- teslim olma önerisine şöyle cevap vermişti:

Ey insanlar, bilin ki alçak oğlu alçak Yezid ve alçak babası Muaviye beni kılıçla zillet arasında bir seçim yapmakla karşı karşıya bıraktı. Heyhat ki biz zillete boyun eğmeyiz.

 

Filistin milleti de siyonist düşmana karşı zilleti kabul etmedi ve intifada hareketini başlattı ve bu kıyam halâ devam ediyor. bu büyük kıyamın da Aşura kıyamı ile örtüşen bazı özellikleri bulunuyor. İntifada kıyamının ilk özelliği, zalim ve gaspçı siyonistlerle uzlaşmazlıktır. Haktaleplik, zulüm karşıtlığı ve adalettaleplik de Filistin milletinin siyonist rejime karşı direnişinde göze çarpan Kerbela kıyamının diğer bazı özellikleridir.

 

Filistin milletinin kıyamının bir başka özelliği, silah ve her türlü imkan yetersizliği ve yeterli desteğin yokluğu ve çoğu Arap rejiminin ihanetine rağmen dişine kadar silahlanan ve küresel büyük güçlerce desteklenen düşmana karşı direnmeleridir. Nitekim İmam Hüseyin -s- de seyrek sayıda arkadaşı ile birlikte binlerce askeri olan düşman ordusuna karşı direndi.

Filistin milletinin direnişi ve intifadası İslamî kriterlere dayanır ve hedeflerini de bu büyük dinden ilham alarak belirlemiştir, nitekim Aşura kıyamı da İslam’ı ihya etmek için aynı kriterlere dayanarak gerçekleşti.

 

Aşura kıyamı sadece yüce Allah’a dayanmak ve O’nun rızasını kazanmak amacıyla gerçekleşti ve yüce hedeflerine ulaştı. Şimdi de Filistin milleti yüce Allah’ı tek dayanakları olarak görüyor ve dış desteklere gönül bağlamadıkları gözleniyor.

Düşman ordusunun baskıları, engellemeleri, kuşatmaları ve İmam Hüseyin -s- hanedanı ve arkadaşlarına suyun akışını engellemeleri o hazreti kıyamından el çekerek teslim olmaya zorlayamadı. Filistin milleti de İmam Hüseyin’den -s- ilham alarak siyonistlerin katliamları, zindan ve işkenceleri, evleri ve tarlalarının yakılıp yıkılması, yerleşke inşaatı ve diğer bir çok cinayetlerine karşı direnmeye devam ederek vatanını ve haklarını geri almak istiyor.

Siyonistlerin işgalciliği ve zorbalığına karşı başlatılan bir başka hareket, Lübnan İslamî direniş hareketidir. Bu hareket İran İslam İnkılabından etkilenmek ve Aşura kıyamını örnek almakla işe başladı. Lübnan Hizbullah hareketinin lideri Seyyid Hasan Nasrullah defalarca bu konuya vurgu yaparak şöyle dedi: Biz İmam Hüseyin’i -s- tanıdık ve onu sevdik ve savaş meydanlarında direnişimizle ona biat ettik.

 

Lübnan İslamî direnişe bağlı mücahitler Hizbullah hareketi adı altında Lübnan topraklarında siyonist askerlerle mücadele etmeye başladıklarında sayıları seyrek ve silahları çok azdı. Ancak buna karşın onlar önderleri İmam Hüseyin’e -s- uyarak yıllarca savaşmaya devam ettiler, ta ki 2000 yılında işgalci siyonistleri Lübnan topraklarından attılar. Hizbullah savaşçıları şecaat ve cesareti Hüseyin bin Ali -s- ve arkadaşlarından öğrendiler, nitekim siyonist askerler mümkün mertebe onlarla yüz yüze çarpışmaktan kaçınıyorlar.

 

Lübnan Hizbullah hareketi İmam Hüseyin’i -s- izleyerek asla zillete boyun eğmeyeceklerini ve düşmanla ve hamileri ile mücadeleye devam edeceklerini ve bu uğurda ancak Allah’a tevekkül ettiklerini ortaya koydular. Bu yüzden Hizbullah lideri Nasrullah da şöyle diyor: Bizi öldürmek için plan yapanlara söylemek istiyoruz: biz tüm gücümüzle savaşıyoruz, zira uzlaşmaz ruhumuz vardır ve bu da İmam Hüseyin’in -s- Aşura gününde sergilediği ruhuydu ve zillete hayır dedi.

 

İşte bu yüzden ve İmam Hüseyin -s- kıyamından esinlenerek mücadele veren Hizbullah hareketi bugün Lübnan içinde ve dışında sevilen ve sayılan bir güce dönüşmüştür ve hatta başka mazlumları da zalimlere ve sultacılara karşı savunabilmektedir.