Aşura kıyamı; çağdaş İslamî hareketlerin ilham kaynağı - 2
İslamî hareketler, varlığını bundan 1400 yıl önce Kerbela çölünde akan temiz kanlara borçludur.
İslam Peygamberi’nin -s- bu sözleri İmam Hüseyin -s- kıyamının ebedi tesirini açıkça ortaya koyuyor. Allah Resulü -s- şöyle buyuruyor: Hüseyin’in şehadet müminlerin kalplerinde asla soğumayacak ve asla sönmeyecek bir ateşi yakacaktır.
Evet, geçen bölümde büyük Aşura kıyamının özelliklerine işaret etmekle beraber bu kıyamın dünyada bir çok özgürlükçü hareketi ve inkılabı etkilediğini anlattık. Geçen bölümde ayrıca Filistin ve Lübnan’da İslamî direnişler, İmam Hüseyin -s- kıyamından ilham alan hareketler olduğunu belirttik. Şimdi sohbetimizin devamında Aşura kıyamından esinlenerek başlayan diğer bazı haktalep inkılapları gözden geçirmek istiyoruz.
Son dönemde Arabistan’ın güneyinde yer alan Yemen toprakları Suud rejimi ve müttefiklerinin ağır saldırılarına maruz kalıyor. Aslında bu acımasız savaş Mart 2015’te ve Yemen milleti Suud hanedanının yandaşı olan kukla yönetimi devirerek kendi kaderlerini kendileri belirlemek ve medeni özgürlüklerine kavuşmak istediği sıralarda dayatıldı.
Suud rejimi BAE ile birlikte bir kaç Arap rejimini ve bazı tekfirci terö örütlerini de yanına alarak Yemen milletine karşı büyük bir ittifak oluşturdu. Bu ittifak Batılı devletler ve siyonist rejim İsrail tarafından da destekleniyor.
Ancak mazlum Yemen milleti Ensarullah hareketi ve Yemen ordusunun öncülüğünde ve İmam Hüseyin -s- kıyamını izleyerek küstah düşmana karşı amansız bir mücadele veriyor.
Yemen’ın Ensarullah hareketi genel sekreteri Seyyid Abdulmelik Bedreddin ülkesi bugün yeni bir Kerbela olduğunu belirterek şöyle diyor: Yemen halkı İmam Hüseyin’i -s- örnek, önder ve hidayet bayraktarı biliyor ve İslam ümmetinin bir parçası olarak bu büyük imama uyuyor ve onun izlediği yola adım atıyor ve İmam Hüseyin’in -s- habercisi olduğu değerlere inanıyor.
Bugün Yemen milleti her gün Suud rejimi ve başını çektiği ittifaka bağlı savaş uçaklarının bombardımanlarına mazlumane bir şekilde şehit oluyor. Öte yandan Suud rejimi ve mütetfiklerinin dayattığı deniz kuşatması yüzünden Yemen’de her gün çok sayıda çocuk açlık ve hastalık yüzünden hayatını kaybediyor. Bu durum hiç kuşkusuz İmam Hüseyin -s- ve arkadaşlarının Kerbela çölünde mazlumiyetini hatırlatıyor.
Gerçekte Yemenli mücahitlerin direnişi ve zaferleri, bu insanların İmam Hüseyin’i -s- izleyerek mücadelelerinde Allah tealaya tevekkül ettiklerini ve Allah’ın yardımlarına inanmak sureti ile Suud rejimi ve çok sayıda hamilerine karşı direndiklerini ortaya koyuyor. Yemenli mücahitler düşmanın tüm baskıları ve sivilleri barbarca katliamlarına karşın uzlaşmaya yanaşmadan İmam Hüseyin -s- gibi izzet, şeref ve inançlarını savunuyor.
Yemen halkı özgürlük ve kendi kaderlerini belirleme hakkını istiyor ve bu özgürlüktalepliği ve haktalepliği Aşura kıyamından öğrendiklerini belirtiyor. Yemen halkı İmam Hüseyin -s- ve arkadaşları gibi dişine kadar silahlanan düşmana karşı az sayıda silahları fakat güçlü iman ve direniş anlayışları ile direndikleri takdirde zafer elde edeceklerine inanıyor. Nitekim Bakara suresinin 249. ayetinin bir bölümünde nice küçük grupların yüce Allah’ın istek ve iradesi ile büyük gruplara karşı zafer elde etikleri ve Allah sabredenlerin yanında olduğu vurgulanıyor.
Suudi Arabistan’ın öbür sınırının ötesinde Bahreyn milleti de Suud rejiminin mutlak desteklerinden yararlanan Halife rejimi tarafından bastırılıyor. Bahreyn halkı zalim Halife rejimine karşı kıyamını 2011 yılında başlattı. Bu millet de özgürlük, demokrasi ve ülkeleri için istiklal istiyor.
Bahreynli şia Müslümanlar da İmam Hüseyin -s- ve ülkülerinin hayranıdır ve yedi yıldır devam eden kıyamlarında o hazreti izlediklerini ortaya koymuştur.
Bahreyn halkının Aşura kıyamından etkilendiğini farkeden Halife rejimi bu yüzden bu insanların Hüseyin bin Ali -s- ve arkadaşları için yas tutmaları yolunda ciddi engeller çıkarıyor. Ancak Bahreynli şia Müslümanlar o hazrete iktida ederek zalim Halife rejiminin habisliği ve baskıcı politikalarından asla korkmuyor ve büyük bir cesaretle başlattıkları hareketi sürdürüyorlar.
Bahreyn halkı İmam Hüseyin -s- gibi ancak Allah’a güveniyor ve Arap Batı medyasında uygulanan ağır sansüre karşın yasal haklarını talep ediyor. nitekim Bahreynli şia alimlerin ve kıyamın önderlerinin hapse atılmaları veya katledilmeleri ve özellikle kıyamın manevi lideri Ayetullah Şeyh İsa Kasım’la ilişkilerinin kesilmesi onları haktalep ve izzettalep tutumları ve Aşura kıyamının ünlü şiarı, zillete boyun eğmeyiz şiarından vaz geçiremediği anlaşılıyor.
Ortadoğu bölgesinde Suriye de yıllardır Arap Batı ittifakı tekfirci teröristlerin ve işbirlikçilerinin üzerinden bu ülkeye dayattıkları savaşla uğraşıyor. Arap Batı ittifakının destekledikleri tekfirci vahabi inançlı teröristler yıllardır Suriye milletini acımasızca katliam ediyor. bu caniler şimdiye dek defalarca da ehli beyt -s- fertlerine yönelik kin ve nefretlerini ortaya koydu ve İmam Hüseyin’in -s- sevgili kız kardeşi Hz. Zeyneb’in -s- mutahhar türbesine saldırdı.
Suriye’de bu canilere karşı mücadele vermek üzere Suriye ordusu ve halk güçleri ortak bir cephe kurdu. Şimdi ise İranlı askeri müsteşarlar, Lübnan Hizbullah hareketi, Afganistan ve Pakistan’dan bazı gönüllü mücahitlerin gelmesinden sonra ortak bir cephe kuruldu. Bu cephe İmam Hüseyin’in -s- ülkülerini izleyerek acımasız cani tekfirci teröristlere karşı amansız bir mücadele veriyor. Gerçi Arap ve Batı dünyasında bir çok devlet bu teröristlere mali, siyasi ve propaganda desteği sağlıyor, ancak İslamî direniş cephesinin mücahitleri yüce Allah’a dayanmakla büyük bir şecaatle bu canilere karşı mücadele veriyor.
Gerçekte vahabi tekfirci teröristlerin barbarlığı, Kerbela çölünde yaşanan faciayı hatırlatıyor, fakat tüm bu cinayetler İslamî direniş cephesinde çarpışan mücahitlerin haktalep ve zulüm karşıt psikolojilerini asla etkilemiyor. Bu insanlar gerçekte Arap Batı ittifakında yer alan ABD, İngiltere, Fransa ve Arabistan gibi fitneci rejimlerle savaştıklarını ve direnişleri Müslümanlara izzet kazandıracağını çok iyi biliyor.
Irak da şimdiye kadar bir çok masum vatandaşın hayatını kaybettiği musibetler ve krizler ülkesi nitelenebilir. Bilindiği üzere Saddam’ın despot rejimi iktidarın başında bulunduğu yıllarda Irak halkından çok sayıda masum insanı katlettikten sonra sonunda 2003 yılında devrildi ve Irak toprakları sultacı ve eli kanlı Amerika tarafından işgale uğradı.
Amerika Irak topraklarını terk etmek zorunda kaldıktan sonra Irak’ın devrilen Baas rejiminin kalıntıları ve Amerika ve Arabistan tarafından kurulan tekfirci IŞİD terör örgütü Irak’ta konumlarını güçlendirmeye başladı. Sonunda Haziran 2015’te IŞİD Irak topraklarının önemli bir bölümünü işgal etti ve ardından feci katliamlara imza attı.
Ancak hem Saddam döneminde, hem ABD’nin işgali ve daha sonra da IŞİD’in Irak’ta varlığı yıllarında Irak’ın inkılapçı güçleri Aşura kıyamını örnek alarak bu canilerle mücadele etti. Irak’ta tekfirci IŞİD terör örgütü ile mücadele sürecinde Haşed-ul Şaabi, Bedir örgütü, Asaibul Hak hareketi, Nuceba hareketi ve diğer bazı İslamî direniş grupları kuruldu. Bu grupların tümü mücadelelerinde İmam Hüseyin’in -s- kıyamını ve Aşura inkılabını örnek aldı. Aşura kıyamı bu insanlara ülkelerini savunurken İmam Hüseyin -s- ve arkadaşlarının fedakarlığını hatırlatarak güç ve cesaret veriyordu. Nitekim bu Hüseyni -s- moral ve psikoloji tekfirci IŞİD terör örgütünün çökertilmesine vesile oldu ve Irak milleti Hüseyin bin Ali’yi -s- izleyerek izzet ve şeref ve özgürlüğüne kavuştu.
Aslında günümüzde İmam Hüseyin’i -s- izleyen en mazlum milleti Nijeryalı Müslümanlar olduğu söylenebilir. Bu insanlar ehli beyti -s- izlemek ve İmam Hüseyin -s- aşkı yüzünden şehit ediliyor, bastırılıyor ve liderleri Şeyh İbrahim Zekzaki feci bir şekilde işkence edilerek hapse atılıyor.
Nijerya’da şia Müslümanların toplantıları sürekli güvenlik güçlerinin saldırılarına uğruyor. Netikim Aralık 2015’te Hüseyni Erbain yürüyüşü sırasında Suud rejiminin kışkırtması ve Nijerya ordusunun saldırısı sonucu yüzlerce Nijeryalı şia şehit düştü veya yaralandı.
Ancak tüm bu baskılara ve mazlumiyete karşın Nijeryalı şia Müslümanların İmam Hüseyin -s- ve arkadaşlarının mazlumiyetini hatırlayarak mevcut şartlara Allah tealaya iman ve direnişle karşı koyma yolunu seçtikleri gözleniyor. Nijeryalı Müslümanlar morallerini yüksek tutmak ve izzet ve kerametlerini korumak için düzenledikleri yas merasimleri ile İmam Hüseyin -s- ve arkadaşlarının kıyamını unutturmamaya ve bu kıyamdan haktaleplik ve özgürlüktaleplik dersi çıkarmaya gayret ediyor.
Her halükarda ve Aşura kıyamının günümüzde İslamî hareketlerin üzerindeki inkar edilemez tesirini gören düşmanlar türlü yollara başvurarak Aşura’nın aydınlatıcı meşalesini söndürmeye çalışıyor. Ancak düşmanlar bunu yapamadıklarından bu kez Aşura kıyamını tahrif etmek ve haktaleplik, izzettaleplik, zulüm karşıtlığı ve basiretleri geliştirmek gibi özelliklerini renksizleştirmeye çalışıyor. Ancak buna karşın tarih boyunca düşmanlar asla Aşura kıyamının tesirini etkileyemedi.
Bugün İslamî hareketler, bundan 1400 yıl önce Kerbela çölünde akan temiz kanlara borçludur. İslam Peygamberi’nin -s- bu sözleri İmam Hüseyin -s- kıyamının ebedi tesirini açıkça ortaya koyuyor. Allah Resulü -s- şöyle buyuruyor: Hüseyin’in şehadet müminlerin kalplerinde asla soğumayacak ve asla sönmeyecek bir ateşi yakacaktır.