İmam Hüseyin’in -s- Kerbela’daki arkadaşları – 4
https://parstoday.ir/tr/radio/uncategorised-i118012-İmam_hüseyin’in_s_kerbela’daki_arkadaşları_4
İslam tarihinde bir çok cihat sahnesine şahit oluyoruz.
(last modified 2022-10-07T16:32:52+00:00 )
Eylül 18, 2018 22:48 Europe/Istanbul

İslam tarihinde bir çok cihat sahnesine şahit oluyoruz.

Ancak bu sahnelerden bazılarını ebedileştiren şey, o cihadın dünyevi hedeflerden arınmış ve ihlasla gerçekleşmiş olmasıdır. Aşura hareketini de asırlar boyunca kalıcı hale getiren şey bu özelliği yani ihlasla gerçekleşmiş olmasıdır. İhlas, düşünce, niyet ve ameli Allah için tüm amellerde ve iyi işlerde halis hale getirmektir. İlahi halis hedefler ve saikler insanın ameline değer katan şeydir, nitekim riya ve hilenin karıştığı amellerin ne sevabı vardır, ne de kalıcı ve ne de değerli olur.

Şeytan ilahi kattan kovulunca Allah teala karşısında O’nun izzeti ve azametine tüm Ademoğullarını saptırmak üzere yemin etti. Ancak söz muhlis insanlardan ve halis ve ilahi amellerden açılınca şeytan hemen hüsrana kapılarak geri adım attı ve bu tür insanların üzerinde hiç bir sultası olamayacağını ve onları saptıramayacağını itiraf etti.

Kur'an'ı Kerim Sad suresinde şöyle buyuruyor:

İblis: Senin mutlak kudretine andolsun ki, onların hepsini mutlaka azdıracağım.Ancak onlardan ihlâslı kulların hariç, dedi.

İmam Hüseyin -s- ve vefakar arkadaşlarının ihlası, Aşura kıyamını ebedileştiren en önemli etkenlerden biridir. Onlar Allah rızasından başka hiç bir şeyi düşünmüyordu. İmam Hüseyin’in -s- arkadaşler bu hedefe ulaşmak için ilahi görevlerini yerine getirmekten başka hiç bir şeyi düşünmediler ve dünyataleplik, mal ve mevki hırsı gibi şeylerin akıllarına girmesine asla müsaade etmediler.

 

İmam Hüseyin -s- Mekke’den Irak’a doğru hareket etmeye karar verdiğinde, hareket etmeden önce ailesi ve arkadaşları ve Mekke’de ikamet ettiği sürede onlara katılanlara hitaben okuduğu hutbede şöyle buyurdu: Şimdi sizlerden her biriniz bizim yolumuz uğruna kanını ve canını Allah’a kavuşmak üzere feda etmeye hazırsa bizimle bu yolculuğa çıksın.

İmamın -s- bu daveti tarihi ve coğrafi sınırları aşan bir davetti, öyle ki kim o hazretle yol arkadaşı olmak istiyorsa, Allah ve İslam ve beşeri toplum yolunda her şeyini feda etmesi gerekiyordu.

Bu halis ve ihlaslı harekette ihlaslı olmayanlar ister yolun ta başında, ister Kerbela yolunda olsun, yavaş yavaş tasfiye oldular. Yolculuk boyunca özellikle Müslim bin Akil’in şehadet haberi İmam Hüseyin -s- kafilesine ulaşınca mal ve mevki peşinde olan bir çokları kafileden ayrıldılar ve sadece ihlaslı olan insanlar kaldı. Bu ihlaslı insanlardan biri Ebuzer Gaffari’nin kölesi Cevn bin Huvay’dır.

 

Aslında bu kölenin yaşamı hakkında elimizde pek fazla bilgi bulunmuyor, zira o dönemde kimse bu insanların yaşamını önemsemiyordu. Cevn hakkında anlatılanlara göre Afrikalı bir siyahiydi. İmam Ali -s- Cevn’i Fazl bin Abbas bin Abdulmutallib’den satın almış ve Ebuzer Gaffari’ye vermişti.

Ebuzer Gaffari Osman’ın iktidarında onun hükümet anlayışına itirazda bulunduğu için mazlumiyetin doruğunda Rebze’ye sürgün edildi. Cevn de bu sürgünde Ebuzer’le birlikteydi. Ebuzer vefat edince, Cevn Medine’ye döndü ve kendi isteği üzerine İmam Hasan’ın -s- hizmetine girdi ve İmam Hasan -s- şehit olduktan sonra da İmam Hüseyin’in -s- yanına gitti ve her yerde o hazrete eşlik etti.

Aşura gününe bağlanan gecede İmam Hüseyin’in -s- arkadaşları imamlarının huzuruna çıktı. İmam -s- bu son geceyi yüce Allah’a son ibadetlerini yapmak ve ayrıca arkadaşlarına son kez seçim yapmaları için yolu açık bırakma fırsatı olarak değerlendirdi.

İmam Hüseyin -s- açıkça yarın neler olacağını anlattı ve arkadaşlarından isteyen varsa gece karanlığından yararlanarak gitmelerini istedi. İmam -s- bir kez daha yarın şehadet günü olduğunu hatırlattı. Ancak İmam Hüseyin’in -s- arkadaşları bu talebi reddederek şöyle dedi: Hayır, biz asla seni bu topraklarda yalnız bırakmayız. Biz nasıl sizi düşman tarafından kuşatılmışken bu halde bırakabiliriz?

O gece İmam Hüseyin’in -s- huzurunda toplananlardan biri şöyle dedi: Eğer serin uğrunda öldürüleceğimi ve yeniden dirileceğimi ve yeniden dirildiğimde beni yakacaklarını ve bunu yetmiş kez tekrarlayacaklarını bilsem, yine seni yalnız bırakmam.

 

Bir başkası şöyle dedi: Allah’a and olsun ki ben senin yolunda öldürülmek istiyorum ve eğer yeniden dirilirsem ve bu durum bin kez tekrarlanacak olursa, yine farketmez ve umarım Rabbim seni ve hanedanını düşman şerrinden korusun.

İmam Hüseyin’in -s- bir başka arkadaşı da şöyle dedi: Eğer ben senden ayrılıp hayatta kalacaksam, o zaman yırtıcı hayvanlara diri diri yem olmayı tercih ederim.

İmam Hüseyin -s- arkadaşlarından bu sözleri dinledikten sonra onları şehadet makamı ile müjdeledi. Arkadaşları da bu müjdeyi duyunca şöyle karşılık verdi: Allah’a hamd olsun ki bize sana yardım etme izzetini verdi ve sizin eşliğinizde şehit düşme şerefini sundu.

Bu diyalogların ardından İmam Hüseyin -s- çadırına geri döndü. Arkadaşlarından bir tek Cevn imama eşlik etti. Silah yapımında ve onarımında usta olan Cevn İmam’ın kılıcını gözden geçirmeye başladı.

İmam Seccad’dan -s- o sırada Cevn İmam Hüseyin’in -s- kılıcını gözden geçirirken babası İmam Hüseyin’in -s- şu şiiri fısıldadığı nakledilir:

Ey dünya, of olsun senin dostluğuna ki bir çok dostunu ve talibini sabah ve akşam vakti ölüme götürürsün,...

İmam Seccad -s- şöyle devam ediyor: Bu şiirleri duyunca bizim büyük sınavımızın zamanı yaklaştığını farkettim, ancak halam Zeyneb babamın sesini duyunca çadıra girdi ve şöyle dedi: Ey vah, keşke kız kardeşin ölseydi de bu günü görmezdi. Sanki hemen bugün annem Fatıma ve babam Ali ve kardeşim Hasan’ı kaybetmiş gibi oldum. Ey geçmişlerin yadigarı, ey geriye kalanların sığınağı! Babam onu sakinleştirdi ve şöyle buyurdu: Allah tealadan sabır ve huzur talep et ve bil ki yeryüzünde yaşayan herkes ölecek ve gök ehi olanlardan da hiç kimse geriye kalmayacak ve tüm mahluklar yok olacak ve bir tek Allah kalacak. O zaman biz Müslümanlara Allah Resulü’nü -s- örnek almak düşer.

Cevn ise sessizce bu diyaloğu dinliyordu.

Sürekli kampın etrafını gözetleyen İmam Hüseyin -s- şimdi savaş meydanının kenarında duruyor. Cevn öne geliyor ve şöyle arzediyor: Ey mevlam, acaba meydana çıkmama icazet verir misiniz? Ben de canımı sizin uğrunuza feda etmek istiyorum.

İmam Hüseyin -s- şöyle karşılık veriyor: Ey Cevn, diyor, sen afiyet ve asayiş ümidiyle bizimle buraya kadar geldin; şimdi kendi yoluna gidebilirsin.

Cevn İmam Hüseyin’in -s- ayaklarına kapanarak şöyle diyor: Ey benim imamım! Ben kötü kokulu, hasebi düşük ve rengi siyah bir köleyim. Güzel kokulu, şerif hasebli ve beyaz renkli olmam için cennete girmeme müsaade edin. Allah’a andolsun ki, benim siyah kanım siz Resulullah’ın -s- ehli beytinin pak kanlarına karışıncaya kadar sizi bırakmam.

Bunun üzerine İmam Hüseyin -s- Cevn’a izin veriyor. Cevn meydana gidiyor. Kufeliler onun İslam Peygamberi’nin -s- pak hanedanını savunmakta şecaatini görünce yine korkup toplu halde saldırıya geçiyor.

Ancak Cevn korkusuzca düşman askerleri ile  vuruşuyor ve sonunda şehit oluyor. Tam o sırada İmam Hüseyin -s- onun başı ucuna gelerek şöyle buyuruyor: Allah’ım! Onun yüzünü ak et, kokusunu güzelleştir, onu salih kişilerle haşret ve onu Muhammed -s- ve ehli beyti ile haşret.

Bir kaç gün sonra Esedoğulları aşireti Kerbela şehitlerini defnetmek için oraya geldiklerinde Cevn’in naaşını buluyor ve hayretler içinde Cevn’in bedeninden etrafa hoş bir koku yayıldığını farkediyor.