Aşura ibretleri ve mesajları
https://parstoday.ir/tr/radio/uncategorised-i118014-aşura_ibretleri_ve_mesajları
Aşura gibi muazzam ve mukaddes kıyamın hiç kuşkusuz sadece dünya Müslümanları için değil, bütün insanlığa büyük ve önemli mesajları vardır. Aşura hareketinin mesajlarının kökleri insani fıtrat ve akli selime uzanır ve bir çoklarında bütün dünya muhatap alınır.
(last modified 2022-10-07T16:32:52+00:00 )
Eylül 18, 2018 23:23 Europe/Istanbul

Aşura gibi muazzam ve mukaddes kıyamın hiç kuşkusuz sadece dünya Müslümanları için değil, bütün insanlığa büyük ve önemli mesajları vardır. Aşura hareketinin mesajlarının kökleri insani fıtrat ve akli selime uzanır ve bir çoklarında bütün dünya muhatap alınır.

İmam Hüseyin –s– ve vefakar arkadaşlarının kıyamı bir günden daha az bir süre sürdü ve bu büyük insanların tümü Yezid bin Muaviye’nin acımasız ordusunca şehit düştü. Ancak biraz önce de belirtildiği üzere Aşura gibi muazzam ve mukaddes kıyamın hiç kuşkusuz sadece dünya müslümanları için değil, bütün insanlığa büyük ve önemli mesajları vardır. Aşura hareketinin mesajlarının kökleri insani fıtrat ve akli selime uzanır ve bir çoklarında bütün dünya muhatap alınır. Bu yüzden dünyanın bir çok gayri müslim düşünürü ve siyaset adamı İmam Hüseyin –s– ve ülküleri ve kıyamı hakkında kitaplar ve makaleleler yazarak o hazreti takdirle karşılamıştır.

 

Biz de kısa sohbetimizde Aşura gibi muazzam bir kıyamın mesajlarını sizlerle paylaşmak istiyoruz.

İmam Hüseyin –s– kıyamı Allah içindi ve o hazret bu yılda sadece Allah’a tevekkül etti ve bu yüzden Allah yolunda cihat ederken tüm zorluklara çok rahat bir şekilde katlandı. Nitekim Aşura öncesi ve sonrasında o hazret ve arkadaşları bir çok kez bu ilkeye vurgu yaptı.

İmam Hüseyin –s– ailesi ile veda ederken, Allah tealaya yönelik büyük bir iman duygusu ile onlara hitaben şöyle buyuruyor: Bilin ki Allah sizin haminiz ve koruyucunuzdur ve pek yakında sizi düşman şerrinden kurtarır ve sonunuzu hayırlara kavuşturur.

Bu büyük insan mazlumane şehadeti sırasında da Allah tealayı unutmadı ve şöyle fısıldadı: Ey yüce ve güç ve ceberut sahibi olan Rabbim, ben zayıf kulunum ve senden yardım umuyorum ve sana tevekkül ediyorum ve bu bana yeter.

 

İmam Hüseyin –s– sonunda ve onca acı ve musibetin ardından da şöyle buyurdu: Ey yüce Rabbim, ben senin takdirine ve hükmüne razıyım ve senin emrine ve iradene teslim oluyorum. Senden başka ilah yoktur, ey sığınanların tek sığınağı Rabbim.

Allah tealaya yönelik bu iman ve tevekkül anlayışı sayesinde İmam Hüseyin –s– ve arkadaşları her daim büyük bir ihlasla ancak Allah rızasını kazanma yönünde adım attı ve yüce Allah da bu insanların kıyamını ebedileştirdi.

Güçlü iman ve Allah tealaya tevekkül, İmam Hüseyin –s– ve arkadaşlarının ilahi sonsuz güçten güç kazanmalarına ve büyük bir şecaatle batıl ordusuna karşı direnmelerine vesile oldu, ki bu da Aşura hareketinin bir başka önemli dersi sayılır.

İmam Hüseyin –s– Kerbela’ya doğru ilerlerken dinlendikleri bir menzilde arkadaşlarına hitaben şöyle buyurdu: Ey büyük insanlar, sabredin ve direnin, zira ölüm sizi tüm zorlardan ve acılardan kurtaracak ve ebedi nimetleri ile geniş cennete kavuşturacaktır.

 

Aşura’ya bağlanan gecede İmam Hüseyin –s– arkadaşlarını karşı karşıya bulundukları kesin tehlike hakkında uyararak istedikleri takdirde kamptan ayrılabileceklerini söylediğinde onlar Allah’a iman ve şehadettalep ruhunu yansıtan tepkileri ile Hak yolunda direneceklerini ve o hazreti yalnız bırakmayacaklarını belirtti. Nitekim Saad bin Abdullah şöyle dedi: Allah’a and olsun, eğer yetmiş kez öldürüleceğimi ve bedenimi yakarak kül edeceklerini ve yeniden dirileceğimi bilsem, yine  sana yardım etmekten el çekmem ve her dirilişimde yeniden sana yardıma koşarım.

Evet, İmam Hüseyin’in –s– arkadaşları böyle bir psikoloji ve inançla Allah’ın dinini ve Resulullah’ın –s– evlatlarını savunmakta kararlıydı

Haktaleplik, hürriyet ve izzettaleplik, Aşura olayının her zaman ve her yerde tüm dünya halkına yönelik en önemli mesajları sayılır. Gerçekte İmam Hüseyin’in –s– kıyamında en temel kriterler hak ve adaletin inşa edilmesi ve batıl ve zulmün ezilmesiydi. Yezid, fasık ve salahiyetsiz bir hükümdardı ve haksız olarak Müslümanların halifesi olmuştu ve üstelik İmam Hüseyin’den –s– de ona biat etmesini istiyordu. Ancak İmam Hüseyin –s– büyük bir şecaat ve açık bir şekilde şöyle dedi: ey insanlar, bilin ki şu pak olmayan haramzade beni iki şeyin arasında seçim yapmaya zorladı: ya kılıcımı çekip savaşa hazırlanmalıyım, ya da zillete bürünüp Yezid’e biat etmeliyim, ancak bizde zillete yer yoktur, zira Allah ve Resulü ve bizi pak eteklerinde yetiştiren mümin insanlar bizim zillete boyun eğmemize asla müsaade etmez.

 

İmam Hüseyin –s– bir başka yerde de izzetle ölüm, zilletle yaşamaktan daha iyidir, şeklinde buyurur.

Böylece İmam Hüseyin –s– insanlara onurlu ve hür yaşamanın yolunu gösterdi ve zillet ve zulüm altında yaşamanın asıl ölüm olduğunu ilan etti. Buna göre hür yaşamanın yolu zalimleri ve zorbaları yok etmek için kıyam etmek ve izzete ve hürriyete ve adalete kavuşmaktır. Bu ülküler o kadar yücedir ki uğruna canımızı ve malımızı feda etmekten çekinmemeliyiz.

Adalet, hürriyet ve izzet gibi yüce ülkülere ulaşmak için bazı şeyler gereklidir ki bunların arasında en önemli olanı, basiret ve bilinçtir. Aşura kıyamı, halk ve hatta toplumun elit kesimi hakiki basiretten yoksun oldukları takdirde hak yolunu teşhis edemediklerini ortaya koydu. Nitekim Kerbela çölünde İmam Hüseyin’i –s– davet edenler bu kez o hazretin karşısında durdu ve ancak 72 kişi doğru yolu tespit ederek canı pahasına İslam’ı ve İmam Hüseyin’i –s– destekleyerek tarihte ebedileşmeyi başardı.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei Aşura kıyamının bu ibreti hakkında titiz bir açıklamada şöyle buyuruyor:

İslam ümmeti gerçekten neden İslam Peygamberi –s– vefat ettikten elli yıl sonra İslam devletinin işi şu müslümanların vezirinden emirine, komutanından alimine, kadısından karisine kadar Küfe’de ve Kerbela’da toplanıp Resulullah’ın –s– ciğerinin bir köşesini o feci şekilde kana buladıklarını düşünmelidir. İnsan neden o insanlar bu hale geldi, diye düşünmelidir. Eğer has kesim zamanında doğru buldukları şeyi yapmış olsaydı, tarih kurtulurdu ve Hüseyin bin Ali’lerin artık Kerbela’lara gelmelerine gerek kalmazdı.

 

İmam Hüseyin –s– de bizzat kendi döneminin ulema ve düşünürlerine hitaben şöyle buyuruyor: sizler, ey ulema grubu, eğer bize yardım etmez ve adalet için bizimle bir olmazsanız, zalimler sizin karşınızda daha da güçlenir ve nübüvvet meşalesini söndürmekte daha aktif olur.

İmam Hüseyin –s– Medine’den ayrılırken, kardeşi Muhammed Hanefiye’ye bir vasiyetname verdi. Vasiyetnamenin bir bölümünde şu ifadeler yer alıyor:

Ben ceddim Muhammed’in –s– dinini ıslah etmek için hareket ettim ve emri maruf ve nehyi münker yapmak ve ceddim Muhammed –s– ve babam Ali bin Ebutalib –s– yöntemine göre davranmak istiyorum.

İmam Hüseyin –s– ceddi Hz. Muhammed’in –s– dinini tehlikede görüyor ve çareyi emri maruf ve nehyi münkerde görüyordu ki bu da Aşura’nın tüm insanlar için en temel mesajlarından biridir. Bu yüzden o hazret Kerbela’da savaş meydanında şöyle buyuruyor:

Eğer Muhammed’in dini benim öldürülmemle ayakta kalacaksa, o zaman ey kılıçlar gelin benim canımı alın.

İmam Hüseyin –s– kendi çağında bu önemli farizenin unutulmasının olumsuz sonuçları hakkında da şöyle buyuruyor: eğer Müslümanlar Yezid gibi birinin emrinin altına girdiyse o zaman İslam’ın sonu geldi demektir. Evet, ben ceddim Resulullah’tan –s– duydum ki şöyle buyuruyordu: Ebu Sufyan hanedanının hilafeti haramdır ve eğer bir gün Muaviye’yi benim minberimin üzerinde görürseniz onu öldürün. Ancak Medine halkı onu Resulullah’ın –s– minberinde gördü ve öldürmedi ve şimdi Allah onları fasık Yezid’in eline düşürdü.

İmam Ali –s– de daha önce son vasiyetinde emri maruf ve nehyi münkerin önemine işaretle şöyle demişti: emri maruf ve nehyi münkeri terk etmeyin, zira o zaman eşkiya size musallat olur ve her ne kadar dua ederseniz edin, icabet görmez.

Gerçi Aşura kıyamında erkekler çarpıştı ve şehit düştü, fakat kadınlar da ister bu kıyamdan önce ve ister Aşura gününde ve ister o günden sonra seçkin rol ifa etti.

İmam Hüseyin –s– ta baştan kadınları Mekke ve ardından Kerbela’ya doğru yolculuğunda beraberinde götürdü ve şöyle buyurdu: İlahi tedbir, ehli beyt fertleri ve kadınların benim yanımda olmaları üzerinedir.

Kadınlar Kerbela meydanında da erkeklere moral vermek ve onlara bakmakta önemli rol ifa etti. Ancak kadınların en önemli rolü, Aşura faciası görecede sona erdiği andan itibaren başladı. Ehli beyt –s– kadınları nerede ellerine bir fırsat geçtiyse büyük bir şecaat örneği sergileyerek Yezid iktidarını ifşa etti ve Aşura kıyamının amaçlarını anlattı. Bu arada İmam Hüseyin’in –s– kardeşi Hz. Zeyneb’in –s– ifa ettiği rol en büyük roldü. Hz. Zeyneb –s– Küfe halkına hitaben öyle bir konuşma yaptı ki Küfe halkı büyük utanç ve pişmanlık duydu ve neredeyse hükümete karşı ayaklanacaktı ki bu kez Hz. Zeyneb’in konuşması engellendi.

Küfe’de Hz. Zeyneb –s– Küfe valisi Ubeydullah bin Ziyad’ın sarayında onun aşağılaması ile karşılaştığında İmam Hüseyin –s– ve arkadaşlarının şehadetini şöyle anlattı: ben Kerbela’da güzellikten başka bir şey görmedim. Kerbela şehitleri Allah teala tarafından şehadet için seçilmiş inanlardı.

Hz. Zeyneb –s– Yezid sarayında da büyük bir cesaretle konuştu ve şöyle dedi: ey Yezid, sen istediğin kadar hile yap ve çaba harca ama her ne kadar hile yapar ve çaba harcasan harca, asla bizim zikrimizi unutturamaz ve bize gelen vahyi yok edemezsin.

İmam Hüseyin –s– büyük kıyamında hanedanının büyük kadınlarının bu tür yeteneklerinden kıyamını tebliğ etmekte yararlandı.