Aşura konusunda önemli sorular-1
https://parstoday.ir/tr/radio/uncategorised-i118306-aşura_konusunda_önemli_sorular_1
Bu programda Aşura olayı ile ilgili akıllardaki bazı sorulara cevap bulmaya çalışacağız.
(last modified 2022-10-07T16:32:52+00:00 )
Eylül 24, 2018 22:24 Europe/Istanbul

Bu programda Aşura olayı ile ilgili akıllardaki bazı sorulara cevap bulmaya çalışacağız.

Bir çok insanın zihninde Aşura olayının acaba hk 61 yılında, günümüzde anlatıldığı gibi yaşanıp yaşanmadığı sorusudur.

Aşura olayı, tarihin en ilginç ve önemli olaylarından biridir. Bu hadisede çok az sayıdaki kahramanlar, yüzbinlerce acımasız küfür savaşçılarının karşısında son nefeslerine kadar Allah’a olan inançları yolunda direnerek kanlı ölümü, zillet içinde yaşamaya tercih ettiler. Hz. Muhammed’in –saa- ümmetini ıslah etmek hedefi ile Resulullah –saa- ailesi ve ehlibeyti ile onların sadık yarenleri tarafından sergilenen cesur direniş ve kahramanca fedakarlıkları, kıyamlarının ilk anlarından günümüze kadar tüm gözleri, kalpleri ve düşünceleri adeta büyülemiştir.

Emeviler, İmam Hüseyin -as- ve Müslümanların şehadetini unutturmak ve ehlibeyt -as- düşmanlarının rezaletini örtbas etmek için Aşura gününü bayram ilan ettiler, fakat asla başarılı olamadılar. Aşura olayı zaman aşımı ile bir kültüre dönüştü, zulüm ve fesada karşı direniş ve bu yolda candan geçme kültürüne. Böyle bir kültür tarihin her kesitinde güç sevdalılar ve sultacılar için tehlikeli sayılır. Nitekim günümüzde de düşünce açısından Yezid ve Muaviye’nin safında olanlar, çeşitli yollardan ve mümkün olduğu her yoldan bu tarih yazan destanı, Müslümanların kalbinden ve zihninden silmeye çalışıyorlar.

 

Tarih yazan bu kıyamın çeşitli boyutlarında şüphe uyandırarak Müslümanların zihninde sorular oluşturmaya çalışmak, bu zümrenin hiç de yeni olmayan taktiklerindendir. Bu yüzden gerçekleri arayanların aklına gelen sorulardan bazılarına bu sohbetimizde açıklık getirmek istiyoruz, böylece bilgi ışığının karanlık yarasaların cirit atmasını engel olmaya çalışacağız.

Tarihi olaylar ile ilgili akla gelen ilk soru, olay ile ilgili anlatılanların doğruluk payıdır. “Acaba Kerbela olayı, gerçekten günümüzde anlatıldığı gibi mi yaşandı?” sorusu zihinlere gelen ilk soru olabilir.

Tarihçiler ve yazarlara göre İslam tarihinde hiçbir olay, Kerbela tarihi gibi doğru olarak kayda alınarak yazılmamıştır. Tarihi ve siyer kitapları, ister ehli sünnet, ister şii veya hatta Müslüman olmayanlar arasında Aşura olayını güçlü kanıtlarla aktarmıştır, öyle ki olayın başlıca erkanları ve olayları, tarihsel kesinlikler arasındadır, fakat detayları ise her tarihi olay gibi değişik şekillerde aktarılmış olabilir. Tarihçilere göre Aşura olayı ile ilgili bildiklerimizin %90’ı gerçek ve doğrudur.

Aşura olayı ile ilgili önemli bilgilerin büyük bir bölümü, ehlibeyt ve masum imamlar -as- tarafından günümüze ulaşmıştır. Hk 61 yılında İmam Hüseyin -as- ile birlikte olanların tümü şehit olmadılar; olay günü yoğun birşekilde hasta olan İmam Seccad’a -as- ilaveten Emirülmüminin hz. Ali’nin -as- kızı hz. Zeyneb –sa- ve o zaman çocuk olan İmam Muhammed Bakır -as- ve İmam Hüseyin’in -as- ehlibeytinden diğerlerinin tümü, olayın canlı tanıkları olarak Aşura olayından sonra yıllar boyunca, Kerbela’da yaşananları diğerlerine anlattılar.

 

Başta İmam Cafer Sadık -as- ve İmam Rıza -as- olmak üzere diğer ehlibeyt imamlarından -as- da Aşura olayı hakkında bir çok hadis geriye kalmıştır. Şia inancına göre ehlibeyt imamları -as- masum oldukları nedeni ile onların sözleri ve anlattıkları da kesin belge ve hüccet sayılır. Bu arada hz. Rübab’ın –sa- kölesi gibi Kerbela olayında yaralanan ve hayatta kalan İmam Hüseyin’in -as- bazı yarenleri de Aşura olayının tanıkları olarak tm yaşananları açıkça anlatmışlardır.

Kerbela kıyamı ile ilgili diğer bazı tarihi olayları ise İmam Hüseyin’in -as- düşmanları anlattılar. O dönemde her savaşta bazı kâtipler, olayları kayıta alıyorlardı zira o dönemde resmi muhabirler yoktu. Bu yüzden Ömer bin Saad’ın ordusunda Homeyd bin Müslim حُمَید بن مسلم savaş meydanında yaşananları kaleme almakla görevlendirildi. O Aşura gününde yaşananları, detayları ile kayda aldı.

 Buna ilaveten bu cinayete karışanlardan bazıları da (Allah’ın laneti üzerinde olsun) Yezid’i sevindirmek için Kerbela’da yaşananları sözlü olarak anlattılar ve bu anlatılanlar ise tarihte kayda geçti. Aşura olayını çeşitli kaynaklar ve hatta bazen çok farklı inançlara sahip tarafların anlatmasına rağmen, anlattıklarının arasında bir çok benzerlikler bulunuyor.

Kerbela olayının tarihi belgeleri çeşitli dönemlerde yaşayan tarihçiler açısından çok kesin bilgilere dayalıdır, öyle ki hiçbir tarihçi, ister Müslüman olsun ya da olmasın, olay üzerinden geçen 14 asra rağmen, Kerbela olayı ve başlıca unsurları hakkında hiçbir şüpheye yer bırakmamıştır. Bu olayda İmam Hüseyin’i -as- haklı taraf olarak görmeyenler bile 10 muharrem 61 tarihinde Kerbela çölünde yaşanan esef verici olayı onaylıyor ve hatta bazen Resulullah –saa- evlatlarının -as- katillerini bile lanetliyorlar.

Ehli sünnetin 1270 yılında vefat eden ve şiilerle pek de iyi olmayan büyük alimlerinden  Ebu’s Sena Şihabuddin Mahmud el Alusi bile Aşura ile ilgili bazı konulara değinmenin ardından şöyle diyor: Belli ki Yezid tevbe etmemiştir ve İbn-i Ziyad ile İbn-i Saad da ona katılmışlar ve İmam Hüseyin’e bir gözden bile yaş dökülen güne kadar Allah Yezid ve ona tabi olanlara lanet etsin.

Aslında bu olayın azameti ve İslam dünyasında ve şii tarihte ve hatta insanlık tarihindeki etkileri, tüm tarih ve siyer yazarların hangi mezhep ve hangi düşünceden olursa olsun, bu olayı anlattıkları kadar büyüktür, zira hatta muhalifler bile bu olayın önemi ve büyüklüğünü inkar edememişlerdir.

 

Günlerden bir gün İmam Hüseyin, Resulullah’ın –saa- mübarek omuzlarına oturmuş oyun oynarken, Resul Ekrem –saa- onu öpüp koklarken şöyle buyurdu: Ben Hüseyin’denim ve Hüseyin de benden. Allah Hüseyin’i sevenleri sevsin.

Ümmü Seleme şöyle anlatıyor: Hüseyin, Resulullah’ın –saa- yanındaydı, birden bire Resul Ekrem’in ağladığını gördüm, sebebini sorunca şöyle buyurdular: Cebrail burada ben ve Hüseyin ile birlikteydi, bana “Hüseyin’i seviyor musun?” diye sordu. Evet dedim. Cebrail “senin ümmetin senden sonra onu Kerbela topraklarında öldürecektir!” dedi ve sonra Kerbela topraklarından bir avuç bana verdi.

Bu rivayet hem şii ve hem ehli sünnet  rivayetlerinde defalarca tekrarlanmıştır.

İmam Hüseyin’in -as- aşkı ve onun şehadetinin derin acısı din ve coğrafya sınırlarını aşmıştır, fakat Resulullah’ın haklı halefleri ehlibeyt imamlarının 3.süne inanan şialara Aşura bir başka anlam taşıyor. Şia kültüründe İmam, insanın Allah’a hidayete ermesi için tek yoldur ve Ahzab suresinin 33. Ayetinin bir bölümü olan Tathir ayeti uyarınca her türlü hata ve kötülükten temiz ve paktır. Şia adı Hüseyin ve Aşura ile öğle birbiri ile yoğrulmuştur sanki onlar olmadan bir anlam taşımıyor. Fakat akıllarda, acaba Aşura olayı sadece şia kültüründe mi özel öneme sahiptir? Acaba İslam’ın diğer mezhepleri olan ehli sünnet, İmam Hüseyin -as- ve Allah resulünün ailesine reva olan zulme kayıtsız mı kaldılar? Gibi sorular soruluyor.

Sohbetimizin bu bölümünde ise bu soruya cevap vermek istiyoruz.

Ehli sünnet, kendi kitaplarında Seyyed-ü şüheda’nın -as- konumu ve Aşura olayları ile ilgili bir çok rivayet ve konulara değinmişlerdir. Ehli sünnet’in büyük alimlerinin bir çoğu ehlibeyt’e olan sevgi ve saygılarına bildirirken, onların emin, sadık ve yüksek iman seviyesine sahip olduklarını belirtiyorlar. Bu alimler İmam Hüseyin’in -as- kıyamını haklı bilerek Yezid’in fasık ve zalim olduğunu ve Resulullah evlatları hakkında işlediği cinayet nedeni ile laneti hakkettiklerini savunuyorlar. Bu alimlerden İbn-i İmad, Teftazani ve İbn-i Cuzani’ye değinebiliriz. Bu arada çok az ehli sünnet büyükleri de İmam Hüseyin’in -as- haklı olduğunu fakat Yezid’in de suçlu olmadığını, bu cinayet için başkalarını suçladıkları da biliniyor.

Buhari, Teberi ve Zehebi gibi ehli sünnetin büyükleri kendi kitaplarında İmam Hüseyin’in -as- kıyamının temelinde özgürlük, adalet ve şerafet olduğunu belirterek, İmam’ın şehadeti ile her kese özgürlük ve izzet dersi verdiğini savunuyorlar.

Ehli sünnetin ünlü mütekellimlerinden Teftazani şöyle diyor:  Peygamberin –saa- ehlibeytine karşı işlenen zulüm gizlenemez. Zira şekavetin had safhası olan bu zulme dilsiz olan eşyalar ve hayvanlar bile şehadet ediyorlar; neredeyse gök ve yer ona ağlayacak ve dağlar yerinden koparak kayalar parça parça olacaktı. Öyle ise Allah’ın laneti bu işi yapanlara veya buna razı olanlara veya bu yolda çalışanın üzerine olsun. Ve ahiretin azabı, daha yoğun ve daha kalıcıdır.

7. asrın ehli sünnet tarih yazarlarından Sibt bin Cuzi’den, Yezid’in lanetlenmesi konusunda sormuşlar, şöyle cevap vermiştir: Ahmet bin Hanbel (Hanbeli mezhebin lideri) onun (Yezid’in) lanetlenmesini belirtmiştir, biz de Resulullah’ın kızının oğlu hakkında işlediği cinayet nedeni ile onu sevmiyoruz ve eğer bununla yetinmeyen varsa şöyle diyoruz: aslolan Yezid’in lanetlenmesidir.

Kameri 13. Asrın ehli sünnet alimlerinden Şeblenci, “Nuru'l-ebsar fi menâkıbi âli beyti'n-nebiyyi'l muhtâr” adlı kitabında Aşura olayı ve İmam Hüseyin’in -as- faziletleri ve mazlumiyetine değinerek İmam Hüseyin’in -as- mübarek başından iki keramet anlatıyor. Bu kitap önceleri ehli sünnet camilerinde Kur'an-ı Kerim’in  yanında dururdu fakat vahabilerin işbaşına gelmesi ile camilerden toplandı.

Ehli sünnetin alimleri ve büyüklerin eserleri ve görüşleri, bir çoklarının Aşura olayından hüzünlü ve üzgün olduklarını, bu kıyamda İmam Hüseyin’i -as- haklı gördükleri anlaşılıyor. Tabi ki onları izleyenler de aynı düşünceye katılıyorlar. Bu arada, İslami ve dini olmayan sahte ve sapkın vahabi fırkası tamamen Emevi ve Yezidi bir düşünceye sahipler fakat bu düşünceyi ehli sünnetin düşüncesi olarak yansıtmaya çalışıyorlar. Bu zümre Aşura ve İmam Hüseyin’in -as- şehadetini sadece şia mezhebine has bir konu olduğunu dayatmaya ve böylece İmam Hüseyin -as- hareketini önemsiz ve silik göstermeye çalışıyorlar. Tarih ve dini kaynaklara ilgisizlik, bu batıl ve temelsiz inançların bazı cahil insanlar tarafından kabul edilmesine sebep olmuştur. fakat Emevilerin Hüseyin’in -as- nurunu söndüremedikleri gibi, onları izleyenler de tarihin her döneminde rezil olmaya ve yenilgiye mahkumdürler.

Bugünkü sohbetimizi ehli sünnet mezhebinin liderlerinden Muhammed bin İdris Şafii’den Aşura olayı ile ilgili bir şiirle noktalıyoruz.

Günlerin geçmesiyle onlara yapılanlar uykumu kaçırmış, saçımı ağartmıştır.

Gözlerim ve gönlümü meşgul etmiş ve beni üzmüştür, gözlerimden yaş akmakta ve uykum ise kaçmıştır.

Hüseyin -s- suçsuz ve günahsız öldürülen, kıyafeti kanı ile boyanandır!

Hayret bize ki bir taraftan Al-ı Peygamber’e –saa- selam gönderiyor ve diğer yandan onun evlatlarını katlediyor ve onlara eziyet ediyoruz!

Eğer benim suçum peygamber ehlibeytini sevmek ise, bu günahtan asla tevbe etmem.

Peygamberin ehlibeyti mahşer gününde benim şafilerimdirler ve eğer onlara bir buğzum var ise, bağışlanmayan bir suç işlemişimdir.