Vahdet Haftası Özel – 4 Vahdet yaratan İslam, İslam dünyasının zarureti
Evet, İslam Peygamberi Hz. Muhammed-i Mustafa’nın -s- kutlu veladeti dolaysıyla ilan edilen Vahdet Haftası’nı idrak ediyoruz.
Ehl-i Sünnet Müslümanlar Rebiülevvel ayının 12. gününü ve Şia Müslümanlar aynı ayın 17. gününü İslam Peygamberi’nin -s- kutlu veladet günü biliyor. İran İslam Cumhuriyeti kurucusu İmam Humeyni -ks- dünyada İslam aleminin vahdet öncülerinden biri olarak Şia ve Sünni Müslümanların vahdeti doğrultusunda 12 – 17 Rebiülevvel günlerini Vahdet Haftası olarak adlandırdı. Bu adlandırmanın önemi, aslında hangi mezhepten olursa olsun, Müslümanların arasındaki vahdetin öneminden kaynaklanır.
Gerçekte son zamanlarda dünya genelinde Müslümanların durumu ve İslam ülkeleri ve Müslümanlara dünyanın dört bir yanında türlü yollardan düzenlenen saldırılara ve karalama kampanyalarına bakıldığında, dünya genelinde İslam ve Müslümanlara karşı bu tür fitnelerle mücadele için hiç bir şey Müslümanların arasındaki vahdet kadar önemli olmadığı anlaşılır. Nitekim son onyıllarda Müslümanların uğradığı her türlü zararın başlıca kaynağı, aralarındaki ihtilaflar ve tefrika olmuştur. İngilizlerin böl, yönet sloganı, dünyada en çok İslam ve Müslümanların düşmanları tarafından izlenen temel stratejilerden biri olmuştur ve halen de aynı şekilde izlenmektedir.
İslam düşmanlarının Müslümanlara karşı izledikleri yumuşak ve sert taktiklere ve uygulamalara bakıldığında, dünyada hiç bir konu, İslam dünyasının vahdeti ve birlikteliği kadar Batılıların propaganda saldırılarına ve hatta siyasi tutumlarına hedef olmadığı anlaşılır. Özellikle son onyıllarda İslam dünyasına karşı uygulanan kumpaslar ve Müslümanlara dayatılan vekalet savaşları, İslam karşıtlığı ve Şia karşıtlığı ve nihayetinde İran karşıtlığı, hepsi oldukça komplike ve tehlikeli planlar olmuş ve sinsi hedefleri izlemiştir.
Günümüzde Müslümanlar dünyanın dört bir yanında bir çok sorun, acı ve katlanılmaz sıkıntılarla karşı karşıya bulunuyor. Bu arada Yemen, Bahreyn, Nijerya, Myanmar, Kaşmir, Afganistan, Irak, Suriye ve Filistin ülkeleri, Müslümanların içler acısı durumda yaşadıkları bazı İslam ülkeleri olduğu belirtilmelidir. Oysa eğer Müslümanların arasında vahdet ve birliktelik olsaydı belki de bu ülkelerde şimdiki esef verici duruma şahit olunmazdı. Gerçekte Müslümanların şimdiki şartlarda en çok ihtiyaç duydukları şey, semavi Kur'an'ı Kerim kitabı ve İslam Peygamberi’nin -s- sünnetinde üzerine vurgu yapılan vahdettir.
Son yıllarda bazı İslam ülkelerinde tekfirci IŞİD terör örgütü gibi terör örgütlerinin türemesi ve tekfirci düşüncenin yayılması, İslam düşmanlarının Müslümanların arasında tefrika çıkarma ve İslam’ın adalettalep ve barıştalep imajını tahrip etmeye yönelik komplolardır. Oysa eğer Müslümanların arasında vahdet ve gönül birlikteliği olsaydı, İslam düşmanları kesinlikle tekfirci ve terörist düşünceleri yaymaya fırsat bulamazdı. Nitekim Kur'an'ı Kerim’de de bir çok ayette Müslümanların vahdetine vurgu yapılmıştır.
Kur'an'ı Kerim bakışında vahdetin ekseni Tevhid ilkesi ve bir başka mertebede İslam dinidir. Kur'an'ı Kerim İslam Peygamberi’nin -s- kitap ehli olanlara doğru yolluyor ve onları tevhid şiarına katılmaya ve Allah’tan başkasına tapmamaya davet ediyor: (Resûlüm!) de ki: Ey ehl-i kitap! Sizinle bizim aramızda müşterek olan bir söze geliniz: Allah'tan başkasına tapmayalım. O'na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâhlaştırmasın.
Allah teala aynı surenin 103.ayetinde de Hep birlikte Allah'ın ipine (İslâm'a) sımsıkı yapışın; parçalanmayın. Şeklinde buyuruyor ve islam ümmetini yegane vahdet ekseni olan ilahi ipe sarılmaya ve tefrikadan uzak durmaya davet ediyor.
İmam Ali -s- de bir yerde İslamî önderlik meselesini şöyle izah ederek, Nehcül Belağa’nın 146. hutbesinde şöyle buyuruyor:
Hükümette hükümdarın konumu tesbih tanelerini birleştiren bir İslam Peygamberi gibidir. Eğer bu ip kopacak olursa tespih taneleri dağılır ve her biri bir tarafa düşer.
Müslümanların vahdeti onların düşmanların karşısında gücünü yüzlerce ve hatta binlerce kat arttırır. Bu dünyanın bir çok yerinde inşa edilen büyük barajlar gibidir ve en büyük sanayi gücünün çıkış noktasıdır ve geniş toprakları sular ve ürettiği elektrikle aydınlatır.
Bir barajın gücü aslında ardında toplanan yağmur damlacıklarının bir araya gelmesi ve birleşmesinden başka bir şeyden kaynaklanmaz. Dolaysıyla yağmur damlacıkları arasında oluşan vahdet ve ittifak devasa barajlara onca güç kazandırmıştır. Eğer yağmur damlalarının birleşmesi bu denli büyük bir güç yaratıyorsa, kuşkusuz Müslümanların vahdeti ve birlikteliği daha büyük güce ve bereketlere vesile olur ve sömürcülerin ve zorbaların insanlık dışı şom hedeflerini engeller ve İslam ve Müslümanların izzet ve iktidarına vesile olur.
Çağımızda İslamî vahdetin en büyük habercisi İran İslam İnkılabının büyük önderi İmam Humeyni -ks- olmuştur. İmam Humeyni -ks- vahdeti güç etkeni ve tefrikayı da diyanet temellerini sarsan etken telakki etmiş ve İslam dünyasının vahdetini büyük ülkü nitelemiştir.
İmam Humeyni -ks- İslam ümmetinin vahdeti ve dayanışması için etkili yöntemler sunuyor ve bizzat meydana ayak basarak bu yöntemleri hayata geçiriyor. İmam Humeyni -ks- İslamî vahdeti oluşturmanın temel yollarından biri İslamî hükümeti kurmaktan ibaret olduğunu belirtiyor.
İran İslam İnkılabının büyük önderi İmam Humeyni -ks- İslam inkılabı zafere kavuştuktan bir gün sonra ve onca karmaşık meselelerin arasında bu temel konuya işaret ederek şöyle diyor:
Biz Ehl-i Sünnet Müslümanlarla biriz, hepimiz Müslüman ve kardeşiz. Eğer biri biz Müslümanların arasında tefrikaya yol açacak bir söz edecek olursa, bilin ki ya cahildir ya da Müslümanların arasında tefrika çıkarmak istemektedir. Burada Şii Sünni meselesi söz konusu değildir. Bizler hepimiz kardeşiz.
İmam Humeyni -ks- İslam inkılabı zafere kavuştuktan bir kaç ay sonra İran’ın batısında nüfusunun önemli bir bölümü Ehl-i Sünnetten olan Kürdistan halkına hitaben de şöyle diyor: çıkarlarını tehlikede gören ecnebiler ve patronları Ehl-i Sünnet kardeşlerimizi kışkırtmak ve Müslümanları birbirine kırdırmak için Şii Sünni meselesini gündeme getiriyorlar ve şeytanlık yaparak kardeşlerin arasında ihtilaf çıkarmaya çalışıyorlar. İran İslam Cumhuriyeti nizamında tüm Sünni ve Şii Müslümanlar birbiriyle kardeştir ve eşit haklara sahiptir. Kim bunun tersi yönünde propaganda yaparsa, İslam ve İran düşmanıdır. Kürt kardeşlerimiz bu tür İslamî olmayan propagandaları ta başta susturmalıdır.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei de İmam Humeyni’den -ks- sonra İslam inkılabının önderliğini üstlenmenin ardından sürekli İslam ümmetinin vahdetine vurgu yapmış ve nizamın genel politikalarını bu temelin üzerinde inşa etmiştir.
Ayetullah Hamanei bir konuşmasında İslam düşmanlarının İslam ümmeti arasındaki tefrikadan nemalanmaları konusunda şöyle diyor: dünyada bir milyar insan Allah, peygamber, namaz, Hac, Kabe, Kur'an'ı Kerim ve bir çok dini ahkam konusunda aynı görüşü ve aynı inancı paylaşmaktadır ve bir kaç konuda da aralarında görüş farklılığı vardır. Eğer bu insanlar sırf şu bir kaç ihtilaf konusu üzerinde durup birbiriyle savaşırsa, Allah’a ve peygamberine ve dine ve her şeye karşı olanlar yapacaklarını yaparlar.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’ye göre İslam ümmetinin birlikteliğinin anlamı ortak acıları, ortak düşmanları ve ortak kapasiteleri idrak etmeleridir, böylece bu durumda bir nevi gönül birlikteliği yaşanır ve bunun sonucu da vahdettir.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei vahdet konusunu taktiksel bir konu değil, stratejik bir konu olarak önemsiyor ve sürekli ulema, aydınlar, siyasi elit kesim ve İslam ümmetinin tüm kesimlerini Kur'an'ı Kerim tealimi ve İslam Peygamberi -s- sevgisi ekseninde vahdete davet ediyor. Ayetullah Hamanei’nin gözünde vahdet, Müslümanların tefrikaya ve çatışmaya sürüklenmemesidir.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei şöyle diyor: şu iki mezhebin izleyenleri birbiriyle kardeş olursa, birbiriyle kardeş olduklarını hissederse, yani Şii Sünni olsun veya Sünni Şii olsun demiyorum, hayır, vahdetten maksat bu değil, vahdet sadece kardeşlik duygusudur.
Bugün İslam dünyası her zamankinden daha çok vahdete muhtaçtır. Bugün tefrika ve tekfir, hepsi aynı kıbleye doğru namaz kılan, aynı semavi kitabı okuyan, aynı Allah’a tapan ve aynı peygambere gönül bağlayan insanların başına bela olmuştur. İslam düşmanları her zamankinden daha çok Müslümanların arasında tefrika çıkarıyor ve böylece İslam topraklarına musallat olmaya çalışıyor. İşte bu yüzden Allah tala mümin kullarını vahdete davet ediyor. kuşkusuz bu ilahi çağrıya lebbeyk demek, Müslümanların saadet ve izzetine vesile olacaktır.