İlim ve bilgi önderinin mateminde
https://parstoday.ir/tr/radio/uncategorised-i132005-İlim_ve_bilgi_önderinin_mateminde
İmam Câfer Sâdık’ın akrabaları ve dostları bir birinin ardı sıra o hazretin evine geliyorlardı. İmam -as- bizzat kendisi, mübarek hayatının son anlarında herkesin yanında olmasını istemişlerdi.
(last modified 2023-09-08T06:51:29+00:00 )
Haziran 30, 2019 00:14 Europe/Istanbul

İmam Câfer Sâdık’ın akrabaları ve dostları bir birinin ardı sıra o hazretin evine geliyorlardı. İmam -as- bizzat kendisi, mübarek hayatının son anlarında herkesin yanında olmasını istemişlerdi.

İmam bir yudum su içti; sağlık durumu herkesi endişelendirmiş, bazıları ise içleri sızlayarak ağlıyorlardı. İmam ise onları sakin olmaya davet ederek, onlardan sessiz olmalarını ve kendisini iyice dinlemelerini istedi. Ardından şöyle buyurdu: Ben hepinizi buraya son anlarımda sözlerimi dinlemeniz için çağırdım.

Ağır bir sessizlik odayı kapladı; herkes İmam’ın onları neden çağırdığını bilmek istiyordu. İmam’ın yüz ifadesi değişti, mübarek dudaklarını yavaşça açtı ve şöyle buyurdu: Namazı hafife alanlara biz Eh-i Beyt'in şefaati ulaşmayacaktır.

Bu sözler İmam Câfer Sâdık’ın -as- bu dünyadaki son sözleri idi. Hicri kameri 25 Şevval 148 yılı, İslam dünyasını, o hazret gibi büyük bir insan, bilgin ve şahsiyeti kaybetme acısı sardı. Bu yüce insan, İmam Câfer Sâdık’ın -as- ruhu melekuta yükseldi ve Hakk’ın yanında huzura kavuştu.

Ehlibeyt imamlarından 3’ü yani hz. İmam Seccad, Hz. Bakır ve Hz. Sâdık -as- dönemi, öz ve gerçek İslam’ın kültürel, fikri ve bilimsel açıklama dönemi idi. Bu dönemde İmam Seccad kendi bilimsel çalışmaları ve dua ile ibadet sayesinde öz Muhammed-i İslam’ın temellerini onardı. O hazretin başlattığı hareketin devamında İmam Bakır -as- asil Nebevi ve Alevi İslam’ın çerçevesini usul-ı din ve füru-i din ile açıkladı; ardından İmam Câfer Sâdık -as- da din temellerini onun üzerine kurarak, imamların dini, siyasi ve bilimsel merciliğini  güçlendirdi.

İmam Sâdık’ın -as- 65 yıllık mübarek ömrünün 34 senesi, büyük sorumluluk olan ümmetinin imameti ve liderliği ile geçti. Bu yıllarda İmam Câfer Sâdık -as- toplumun düşünce ve bilimsel liderliğini de üstlendi. Emeviler ve Abbasiler arasında yaşanan keşmekeşlerin doruğa ulaşması, İmam Sâdık -as- için çok değerli bir fırsat oluşturdu; İmam bu dönemde, İslam’ı,  hükümdarlar tarafından programlanan sapkınlıkların tehlikesinden korumayı başardı.

Emeviler döneminin son yıllarında, İslam toplumu çok kötü bir durumdaydı. Emevi hakimlerinin despotlukları ve güç sevdaları, halkı incitiyor acı çektiriyordu. Yoksulluk ve yolsuzluk tüm topluma egemen olmuş, halk ilişkilerinde ahlak ve maneviyat silikleşmişti. İnsanlarda iyi ahlak ve özelliklerin gelişmesi ve insanların erdemliğini sağlayan Kur’an-i öğretiler ve Rasûlullah -as- hadisleri ise iktidar takımının elinde bir araca dönüşmüştü.

Diğer yandan da çeşitli düşünce ve inançlara sahip olan sayısız fırka ve gruplar da halk arasında hurafe ve tekfiri felsefeleri yaymaya çalışıyorlardı. Böyle karmaşık ve kaos dolu bir ortamda İmam Câfer Sâdık -as- muhterem babası İmam Muhammed Bakır’ın -as- ardından ilahi emanet yükünü ve İslam ümmetinin liderlik ve rehberlik sorumluluğunu omuzladı.

İmam Câfer Sâdık -as- bilim ve ilmin zirvesinde yer alarak, marifetin coşan çeşmesini zaman yatağında akıttı. İmam Sâdık -as- çeşitli bilim dallarında düşünce sahibiydi ve kendi yüce düşünceleri ile ilme susamış gönülleri filizlendirerek yetiştiriyordu. Tarih kaynakları İmam Câfer Sâdık’ın dolaylı veya dolaysız yaklaşık 4 bin talebesi olduğunu belirtiyor; bu öğrenciler doğa bilimlerinden felsefe, fıkıh ve tarihe kadar geniş bir yelpazede araştırma yapıyor, islami düşünce ve kültürü başkalarına aktarıyordu.

İmam Sâdık’ın bilimsel ders toplantıları her zaman çeşitli inanç ve düşünceye sahip olan düşünürlerin ilgi odağında idi. O hazretin bilimsel mektebine semavi dinlere bile inanmayanlar bile özgürce katılıyor ve düşüncelerini beyan ediyorlardı, üstelik İmam büyük bir itina ile onların sorularını cevaplıyordu.

Çağdaş ehli sünnet büyüklerinden Mir Ali Hindi İmam Sâdık -as- hakkında şöyle diyor: O  hazret döneminde ilmin yayılması, düşüncelerin serbest bırakılmasına yardımcı olurken, prangaların düşüncelerden açılmasına, felsefi ve akli sohbetlerin tüm İslam toplumunda yaygınlaşmasına sebep oldu. İslam dünyasına bu fikri harekete liderlik edenin Hz. Ali bin Ebutalib’in torunlarından İmam Sâdık -as- olduğunu unutmamak gerekiyor; o ki düşüncesinin ufukları açık, akıl ve düşünesi çok derindi. Aslında İslam dünyasında akli medreseleri kuran ilk kişi de odur.

Çeşitli inançlar ve düşüncelerin çeliştiği ve kültürel gelişmelerin yaşandığı dönemde İmam Sâdık -as- çeşitli ekoller ve düşüncelere sahip olanlar ile sohbete oturuyor ve onların delil ve kanıtlarına güçlü mantık ve açık beyan ile karşılık veriyordu.

Ebu Hanife şöyle diyor: Günlerden bir gün Mansur Devanigi (Abbas-i halifelerin ikincisi) birini benim yanıma göndererek “ey Ebu Hanife halk Câfer bin Muhammed’e hayran olmuş. O, halk arasında geniş toplumsal konuma sahiptir. Sen onun konumunu etkisizleştirmek ve halktan uzaklaştırılması için birkaç zor mesele hazırla ve uygun bir fırsatta ona sor” dedi. Ben de 40 zor soru hazırladım. Yine günlerden bir gün Mansur beni çağırdı. Huzura vardığımda Câfer bin Muhammed’in onun sağ tarafında oturduğunu gördüm. Onun büyüklük ve heybetinden, anlatamayacağım şekilde etkilendim, fakat Abbasi halifesi Mansur’u görünce böyle hissetmemiştim. Mansur’un talebi üzerine ben kırk zor soruyu biri birinin ardından sordum. Câfer bin Muhammed de büyük bir sabır ve konuya tam musallat hakim olarak cevapladı. O tüm grupların düşüncelerini beyan ediyordu. Bazı konularda bize katılıyor ve bazılarında da Medine alimleri ile aynı görüşü paylaşıyordu. Bazen de her iki görüşe karşı muhalefet ediyor ve kendisi üçüncü bir görüşü beyan ediyordu. Ben Câfer bin Muhammed’den daha fakih ve daha bilgin birini görmedim. O bu ümmetin en bilginidir.

İmam Câfer Sâdık -as- bereketli ömründe Kur'an-ı Kerim ile özel bir ünsiyeti vardı ve çeşitli sözler ve yorumlarla Kur’an ile ünsiyetin, insanların felah ve kurtuluşu olduğunu beyan ediyor ve her kesi de bu konuya çağırıyordu. Görünüşte ve batında her zaman Kur’an ile birlikteydi. Nitekim İmam Câfer Sâdık -as- siyerinde şöyle buyurduğu anlatılıyor: Ona sığındığımda huzur bulacağım bir munis arıyordum ve onu Kur’an kıraatinde buldum.

O hazret ayrıca şöyle buyuruyordu: Kur’an, Halik ve mahluk arasında bir misaktır ve her Müslümanın her gün bu ahitnameyi tekrar gözden geçirerek (en azından) ondan 50 ayet okuması, şayestedir.

İmam Câfer Sâdık’ın -as- en önemli özelliklerinden biri Asr-ı Saadetten itibaren tüm hakiki ilmi, Kur’an tefsiri ilimlerinin çevrede geliştiğini sanan, çevrede bu işleri iyi bildikleri iddialarıyla ortaya çıkıp da bu yorumları hiç yapamayan bir takım insanların elinden almasıdır. Yani İmam Sâdık -as-, Kur'an ayetlerini yorumladığı zaman, bu yorumlardaki inceliğini, en az bilgiye sahip olan bir insanın dahi anlaması ve İmam Sâdık Hazretlerinin mevcudiyeti birçok yanlış müfessirin doğmasını engellemiştir. Eğer İmam Câfer Sâdık -as- doğmasaydı, ne cebir ilmî olurdu, ne teknoloji olurdu. Ne de Kur'an'ın sağlıklı bir şekilde yorumlanması mümkün olurdu.

İmam Câfer Sâdık -as- İslâm dünyasında, gerek mânâ ilimleri bakımından, gerek madde ilimleri bakımından fevkalâde üst seviyede yeri olan Rasûlullah ehlibeytinin çok kıymetli bir ferdidir. İmam Sâdık’ın -as- hikmetli sözleri, yetiştirdiği pek çok ilim adamı, çağımıza kadar insanlık yoluna ışık tutmuştur.

İmam Hazretleri İslâm ilimleri açısından iki önemli sırra sahiptir. Bir tanesi: Bütün dünya bilimlerine ışık tutan madde bilimlerine ait bilgi hazinesinin genişliğidir. İkincisi de, mânâ ve tasavvuf ilmine ait tuttuğu ışıktır.

Günlerden bir gün İmam Sâdık’ın yakınlarından biri, bir konu hakkında o hazretin yokluğunda o hazretin dedikodusunu yapıyordu. İmam Sâdık ise başka birinin vasıtası ile bu kötü konuşmalardan haberdar oldu ve olayı duyunca üzüldü, fakat her hangi özel bir tepki göstermeden tam huzur içinde kalktı, abdest aldı ve namaza durdu.  

O sırada orada bulunanlardan biri şöyle anlatıyor: O hazretin namaz duasında o kişiye lanet okuyacağını ve Allah’tan ona azap talebinde bulunacağını zannettim. Fakat İmam Sâdık -as- namazının ardından onun için dua etti ve şöyle buyurdu: Allah, ben kendi hakkımdan geçtim ve onu affettim, fakat en büyük bağışlayan Senden onu affetmeni ve cezalandırmamanı istiyorum.

İmam’ın eşsiz şahsiyeti, yüce insani sıfatları ve engin bilgisi, o hazretin halk arasında tanınması, sevilmesi ve nüfuza sahip olmasına sebep oldu. Bu yüzden zalim Abbasi hükümranları, o hazrete karşı kin ve nefret tohumlarını kalplerinde yetiştirdi ve nihayet bu düşmanlık öyle bir kök saldı ki o hazreti şehit etmeye karar vererek o hazreti zehirlediler.

Medine’de bir çok mutahhar insanın defnedildiği Cenentül-Baki mezarlığı, bu yüce İmam’ın da defnedildiği mezarlıktır.

İmam Câfer Sâdık’ın -as- şehadeti nedeni ile tüm İslam ümmeti ve özellikle siz kıymetli dinleyicilere başsağlığı dileyerek sohbetimizi o hazretten bazı vecizelerle noktalamak istiyoruz.

Ehlibeyt -as- semasının 6. Parlak yıldızı İmam Câfer Sâdık -as- şöyle buyuruyor:

 Dünyaya bağlanarak onu sevmenin sonucu, rahatsızlık ve üzüntü; dünyada takva ve paklığın sonucu ise ruh ve bedenin huzurudur.

İmam yine şöyle buyuruyor:

Allah üç şeyi üç şeyde gizlemiştir:

1) Rızâsını tâatinde gizlemiştir. Bu sebeple O’nun tâatinden hiçbir şeyi küçük görmeyin; belki rızâsı o şeydedir.

2) Gazabını günahlarda gizlemiştir. Onun için hiçbir günahı küçük görmeyin; belki gazabı ondadır.

3) Evliyâsını mü’min kulları arasında gizlemiştir. Bu sebeple mü’minlerden hiç kimseyi hor görmeyin; belki o, Allah Teâlâ’nın velî kuludur.”

Rasûlullah’ın –saa- torunu İmam Cafer sadık -as- bir başka bölümde şöyle diyor:

Kulların en hayırlısı, kendisinde şu beş hasletin toplandığı kimsedir:

1) İyilik yaptığı zaman sevinir.

2) Kötülük yaptığı zaman istiğfâr eder.

3) Kendisine nîmet verildiği zaman şükreder.

4) İptilâya mâruz kaldığı zaman sabreder.

5) Haksızlığa uğradığı zaman affeder.”/012