İmam Cevad'ın -as- nurlu yüzü
https://parstoday.ir/tr/radio/uncategorised-i133609-İmam_cevad'ın_as_nurlu_yüzü
Bugün hk 30 zilkade 1440, Rasûlullah'ın –saa- torunlarından ehlibeyt imamlarının 9'uncusu Cevad olarak bilinen hz. İmam Muhammed Taki'nin -as- şehadet yıldönümüdür.
(last modified 2022-10-07T16:32:52+00:00 )
Ağustos 02, 2019 19:04 Europe/Istanbul
  • İmam Cevad'ın -as- nurlu yüzü

Bugün hk 30 zilkade 1440, Rasûlullah'ın –saa- torunlarından ehlibeyt imamlarının 9'uncusu Cevad olarak bilinen hz. İmam Muhammed Taki'nin -as- şehadet yıldönümüdür.

İmam Cevad -as- hk 220 yılında böyle bir günde şehit edilirken İslam ümmeti de böyle büyük ve keramet sahibi bir lideri kaybetme matemine büründü.

Bugün Kazımeyn kentinin başka bir havası vardır. Siyah bayraklar dalgalanırken herkes mateme ve hüzne bürünmüş, genç yaşlı herkes imamlarının türbesine doğru yol alırken hz. İmam Cevad -as- için yas tutuyor.

Ehliebyt imamlarının 9'uncusu hz. İmam Cevad'ın -as- şehadeti nedeni ile tüm ehlibeyt aşıklarına taziyetlerimizi sunarken, yüce Allah'tan o hazretin gerçek izleyenlerinden olmamızı ve din emirlerini hayatımızda uygulama tevfikini nasip etmesini niyaz ediyoruz.Ehlibeyt imamlarının 9'uncusu İmam Muhammed Taki -as- hk 195 yılında Medine'de dünyaya geldi. Babası ehlibeyt imamlarının 8'incisi İmam Rıza -as- ve muhterem annesi ise Sekibe'dir.

İmam Cevad -as-, İmam Rıza’nın -as- ömrünün son dönemlerinde dünyaya geldi, zira İmam Cevad’ın -as- doğumundan önce İmam Rıza’nın -as- çocuğu olmadığından bazı muhalifler halka şöyle diyorlardı: “İmam Rıza kendisinden geriye bir nesil bırakmayacak ve imamet silsilesi sona erecektir.”

Gerçekte onlar, Peygamber Efendimizin –saa-, "Benden sonra imamlar on iki kişidir." sözünün yalan olduğunu gösterme küstahlığında bulunmak istiyorlardı. Eğer İmam Rıza -as- çocuk sahibi olmasaydı imamet silsilesi sekizde sona ermiş olacaktı.

Tüm bu koşullar altında İmam Cevad -as- dünyaya geldiğinde ve kendisini İmam Rıza’nın -as- yanına getirdiklerinde İmam şöyle buyurmuştur: “Bu mevlit Şialarımız için, ondan daha bereketli bir doğumun olmadığı bir mevlittir.”

İmam Cevad -as- doğduğu zaman, yeni doğan bebeği babası İmam Rıza'nın -as- kucağına verince o hazret evladını sevgi dolu sıcak kucağına aldı ve orada o hazretin acı ve mazlumane şehadetinin haberini vererek şöyle buyurdu: Benim bu evladım zulüm ile öldürülecektir ve semalar ahalisi ona ağlayacaklar ve Hak Teâlâ onun düşmanına gazap edecektir, ve onu öldüren ve ona zulmeden ise onun katlinden sonra hayattan bir zevk almayacaktır ve çok yakında ilahi cezaya vasıl olacaklardır.

İmam Muhammed Taki -as-, ehlibeyt imamlarının 9'uncusu Rasûlullah’ın torunlarından çocukluk yaşta imamet makamına ulaşan ve İslam ümmetinin liderliğini üstlenen ilk imamdır. O hazret değerli babası hz. İmam Rıza’nın -as- şehadetinden sonra 8 yaşında bu ağır ve büyük sorumluluğu üstlenerek halkı hidayete erdirmeye çalıştı.

İmam Muhammed Taki -as- yaklaşık 25 yıl yaşadı; kısa fakat bir o kadar bereketli hayatında insanların düşünce seviyesini yükseltmekte etkin çalışmalar gerçekleştirdi. İmam Cevad -as- küçük yaşına rağmen, Kur’an-i ve bilimsel maariften sahip olduğu muazzam birikimle her zaman halkın sorunları ve şüphelerini gidermeye ve çözmeye çalıştı. İmam’ın 8 yaşında imamet makamına varması bazılarının şaşkınlığına ve şüpheye düşmelerine sebep olmuştu. Bu şüphenin sebebi ise onların dünya olayları hakkında sadece maddi ve zahiri ölçülerle düşünmeleri idi. Fakat Kâdir ve Bilge Allah, maslahat gereği, küçük yaştaki insanları bile mükemmel akılcılık ve aydınlığa kavuşturabilir. Nitekim Kur'an-ı Kerim ayetleri uyarınca bu mesele önceki ümmetlerde de yaşanmıştır. Hz. Yahya’nın çocuklukta nübüvvete ermsi ve hz. İsa’nın -as- beşikte konuşması ise büyük ilahi mucizelerdendir.

İmam Cevad’ın -as- imameti hicri 203 yılından 220 yılına kadar toplam 17 yıl sürmüştür. İmam Cevad’ın imameti hakkında birçok rivayet aktarılmıştır. Nitekim Şeyh Müfid'in, el-İrşad kitabının 2.cildinde aktardığı üzere, İmam Rıza’nın -as- ashabından birisi halifesi ve vasisi hakkında kendisine yönelttiği bir soruda İmam Rıza -as-kendi eliyle önünde oturan oğlu Ebu Cafer’i (İmam Cevad’ı) işaret ettiğini aktarıyor.

Şeyh Müfid, yine aynı eserinde aktardığı başka bir rivayette de İmam Rıza-as- şöyle buyurduğunu aktarıyor: “Bu Ebu Cafer’i kendi yerime tayin etmiş ve ona makamımı vermişim. Bizler küçüklerin büyüklerinden miras aldığı bir ailedeniz.” Yani büyükler ilmi mirası aldıkları gibi küçüklerimiz de hiçbir fark olmadan ilmi büyüklerden miras alırlar.

Yine şeyh Saduk, Uyun-u Ahbari’r-Rıza adlı eserinde bir başka rivayeti aktararak, İmam Rıza’nın ashabından; Ebü’l Hasan b. Muhammed’in, İmam Rıza’dan -as- şöyle duyduğunu rivayet etmiştir: “Ebu Cafer, ailem arasında benim halifem ve vasimdir.”

Ehlibeyt yıldızlarının 9'uncusu İmam Cevad’ın -as- diyalogları, şüpheleri giderme çalışmaları, özlü sözleri ve hitabeleri, İmam’ın bilimsel birikiminin açık delilidir, nitekim İslam ümmetinin imamet  makamında genç bilginlerin örneği olarak ilim alanında parlayan bir yıldız gibi örnek alınırdı. İmam Cevad’ın -as- engin sözleri ve hayret uyandıran münazaralarında açığa çıkan, büyük ve çözülmez sorunları çözen ilmi ledün, Müslüman araştırmacılar ve bilginlerin hayretini uyandırırken şia mezhebine karşı olanların da övgüde bulunmalarına sebep olurdu. Öyle ki İmam’ın -as- üstün fazilet, ilmi ve manevi makamını itiraf etmek zorunda kalıyorlardı. Onlar İmam’ın yüksek bilimsel konumunu itiraf ederken her biri, bir şekilde İmam’ı takdir ediyordu

İmam Cevad’ın -as-  Ma’mun ve Mu’tesem dönemindeki münazara ve söyleşileri ilmi ve fıkhi alanda bazı sorunları çözmesi Şia ve Sünni İslam âlimleri ve araştırmacılarının övgüsüne neden oluyordu. Öyle ki onların çoğu İmam’ın -as- ilmi şahsiyetini seçkin bilerek övmüştür. Nitekim Hanbelî fıkıh alimlerinden Sıbt İbnü'l-Cevzî şöyle demektedir: O, ilim, takva, züht ve bağışta babasının yolunu izlemekteydi.

İmam Muhammed Taki’nin -as- en fazla bilinen lakabı ise Cevad’dır. Bu seçkin İmam, çok fazla cömert olduğu için Cevad olarak tanınır; üstelik Cevad, yüce Allah’ın adlarından Esma-ül Hüsnâlardan biridir. Yüce Allah’ın bu ismi, İmam Muhammed Taki’nin -as- kutsal varlığında tecelli etmiş, yüce atalarının kerametini akıllarda canlı tutmuştur. İmam Cevad -as- cömertlikte seçkin bir konumdaydı; halkın ihtiyaçlarını gidermek o  hazretin yaşamının bir parçası idi. Nitekim bu konuda şöyle buyuruyor:

İnsan sahip olduğu 3 özellikle Allah’ın rızası ve Rıdvan makamına ulaşabilir: çokça mağfiret talebinde bulunmak, yumuşak huylu olmak ve halk ile iyi geçinmek, bolca sadaka vermek.

İmam Muhammed Taki -as- zorluklar ve acı olaylara sabretmenin, insanların en seçkin özelliklerinden olduğuna işaretle şöyle buyuruyor: bir musibete düşeni azarlayan için zorluklara karşı sabırlı olmak zordur.

O hazret bizzat kendisi, zorluklarda sabırlı davranır ve acı olaylar karşısında asla ıstıraba kapılmaz, yüce Allah’a tevekkül ederek sabırla zorluklara göğüs gererdi. Tabi ki bu konu şahsi meseleler hakkında gerçeliydi, yoksa İslami usul ve İlahi hadlar hakkında tamamen savunma konumuna geçer ve tamamen esaslı ve hesaplı bir tutumla karar verirdi.

Rivayetlerde belirtildiği üzere uzak bir yoldan bir grup, değerli hediyeler ile İmam Cevad’a -as- gelirken yolda bir grup eşkıya ile karşılaşıyor ve eşkıyalar tüm hediyeleri çalıyor. Hediyeleri İmam’a ulaştırmakla görevli olan, o hazrete bir mektup göndererek olup biten macerayı anlatır. Mektup İmam’a ulaşır ve o hazret olaydan haberdar olur. Bunun üzerine İmam Muhammed Taki -as- bir mektupta şöyle yazar: Bizim canlarımız ve mallarımız Allah’ın rahmetinden ve onun emanetidir. Eğer onlardan yararlanırsak sevinmeye sebep olur ve götürülenlere (yok olanlar) sabırlı olursak ecir ve sevabı vardır. Zorluklarda sabırlı olmayan ve huzursuz olanların ecirleri yok olur.

Abbasi hanedanının kurnaz halifesi Ma’mun kendi veliahtlığını İmam Rıza’ya -as- dayatma ve o hazreti şehit etmenin ardından İmam Cevad -as- döneminde daha farklı bir hile düşündü ve İmam Muhammed Taki'ye dostluk ve sevgi yolundan yaklaşmaya çalıştı. İmam Rıza’nın -as- şehadetinden bir yıl sonra kendi kızı Ümmü Fazl ile evlenmeyi İmam Cevad’a dayattı, zira bu evlilikten sadece siyasi hedefler amaçlıyordu. İmam Cevad’ın sahabelerinden biri şöyle anlatıyor:

Bağdat’ta İmam Cevad’ın huzuruna varma şerefine nail oldum ve yaşamını gördüm. Aklımda “İmam böyle bir rahat yaşama ulaştıysa asla kendi vatanı Medine’ye dönmez” diye bir düşünceye kapıldım. İmam bir an başını öne eğdi, fakat başını kaldırınca yüzü üzüntüden sararmıştı. Şöyle buyurdu: “Ey Hüseyin, benim için Rasûlullah’ın –saa- türbesinde arpa ekmeği ve sert tuz, bu gördüklerinden daha sevimlidir.” Bu yüzden İmam Bağdat’ta kalmadı ve eşi Ümmü Fazl ile Medine’ye döndü ve kameri 220 yılına kadar Medine kentinde yaşadı.

Ma’mun’dan sonra Abbasi halifesi Mu’tesem iş başına gelince İmam Cevad’ın -as- faziletleri ve kemalatından içinde yanan haset ateşini söndüremedi ve o hazreti Medine’den Bağdat’a çağırdı. İmam Cevad Bağdat’a Abbasi halifesi Mu’tesem, hazretin eşine verdiği zehir ile o hazreti şehit etmesini istedi, hazretin eşi de aldığı zehri üzümlerde kullandı ve İmam Cevad’ı böylece şehit etti.