İbrahimi Hac - 1
https://parstoday.ir/tr/radio/uncategorised-i133810-İbrahimi_hac_1
Hac mevsimi yaklaştı. Şimdi milyonlarca Hacı uzun yıllar her saniyesini sabırsızlıkla beklediği ve gerçekleştirmeyi buluşma hasreti ile arzu ettikleri bir yolculuğa başlıyor.
(last modified 2023-09-08T06:51:29+00:00 )
Ağustos 06, 2019 22:42 Europe/Istanbul

Hac mevsimi yaklaştı. Şimdi milyonlarca Hacı uzun yıllar her saniyesini sabırsızlıkla beklediği ve gerçekleştirmeyi buluşma hasreti ile arzu ettikleri bir yolculuğa başlıyor.

Hac mevsiminde milyonlarca aşık adeta sel gibi vahiy topraklarına doğru akın ederek muhteşem bir kongreyi düzenlemek istiyor.

Hac İslam’ın diğer talim ve terbiye programları olan namaz ve oruç ibadetleri gibi zaman ve mekan bileşenlerine tabidir. Bir başka ifade ile, bu farizayı her gün, her ay veya her yerde ve her mekanda yerine getiremeyiz, Hacı olamayız.

Hac ibadetinin talim ve terbiye programında büyük bir tarihi bağa ve coğrafi birlikteliğe şahit oluyoruz. Bu yüzden Hac farizası oruç ibadeti gibi bir ay yerine bir kaç özel günde ve belirlenen zamanlarda yerine getirilmesi gerekir. Hac farizası namaz ve oruç ibadetlerinden farklı olarak sadece belli mekanlarda, hem de kutsal topraklarda ve tevhidin doğduğu diyarda ve tarih boyunca güven içinde olan yerde yerine getirilmelidir.

Hac sözcük itibarı ile hedefe ulaşmak üzere hareket etmeye niyet etmektir. Terim itibarı ile Hac kelimesinden maksat, Zilhicce ayında kutsal Mekke kentine ve Kabe’yi ziyaret etmek ve büyük İslami kongreye katılmak üzere ziyaret gerçekleştirmektir.

Allah teala insanların kulluk yolunu izlemeleri ve ilahi kata yaklaşmalarına zemin oluşturmak üzere peygamberi Hz. İbrahim’e -s- Kabe’nin çevresini bu manevi seyir ve süluku engelleyecek her şeyi ortadan kaldırmasını ve böylece evini ziyarete gelen ilahi ziyaretçilerin sadece O’nu düşünmelerini ve evinin etrafında tavaf etmelerini ve karanlıktan kurtularak ilahi ziyafete aşk evinde katılmaya ve yegane mabutla buluşmaya hazırlanmalarını sağlamasını emretti.

O günlerde Hz. İbrahim -s- oğlu İsmail’in yardımı ile Kabe’nin temellerini attığı sıralarda şöyle demişti:

Ey Rabbimiz! Ey sahibimiz! Namazı dosdoğru kılmaları için ben, neslimden bir kısmını senin Beyt-i Harem'inin (Kâbe'nin) yanında, ziraat yapılmayan bir vâdiye yerleştirdim. Artık sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meyledici kıl ve meyvelerden bunlara rızık ver! Umulur ki bu nimetlere şükrederler."

Rivayetlerde belirtildiği üzere Hz. İbrahim -s- Kabe’nin inşaatını tamamladığında vahiy geldi: Ey İbrahim, insanları bu evi ziyaret etmeye davet et. Hz. İbrahim -s- arz etti: Ey yüce Rabbim, benim sesim bu çölde kime ulaşır ki? Nida geldi: İlan etmek senden, mesajı iletmek benden.

Bunun üzerine Hz. İbrahim -s- yüce Allah’ın emri üzerine bir kayanın üzerine çıktı ve şöyle seslendi: Ey insanlar Allah’ın evi olan bu evi ziyaret edin. Böylece Allah teala Hz. İbrahim’in -s- sesini kıyamet gününe dek yaşayan tüm insanlara ulaştırdı ve onlar da icabet ederek “Lebbeyk Allahümme Lebbeyk” şiarını seslendirdi. Bundan sonra Hac tüm manevi ve insani ve sosyal yararları ile birlikte Müslüman ve Allah peşinde olan insanların ibadeti oldu.

Bugün Hz. İbrahim’in -s- yaptığı duanın en güzel biçimde icabet görmesi üzerinden asırlar geçiyor. Zira her yıl milyonlarca Hacı aşk ve ihlas dolu kalpleri ile bu mekana, bu eve doğru akın ediyor ve Allah’a kulluğun en güzel cilvesini sergiliyor.

Hac farizası eşsiz duygular ve sayısız öğretiler ve anılarla beraberdir. Mekke ve Medine’ye gelen Hacılar manevi bir atmosferi idrak ediyor ve bu mekanların her yerinde Allah Resulü -s- ve değerli sahabesinin İslam tarihinin başlarında yaşadıkları gelişmeleri ve hadiseleri hatırlıyor.

Gerçekte Hac ibadetini bir nevi Hz. Adem -s-, Hz. İbrahim -s- ve son ilahi resul Hz. Muhammed’e -s- yeniden biat etme merasimi nitelemek mümkün.

İmam Ali -s- insanların Kabe’yi ziyaret etme şevki hakkında şu tabiri kullanıyor: İnsanlar adeta susamış kişiler gibi su çeşmelerine doğru koştukları  gibi Kabe’ye akın ediyor ve güvercinler misali bu eve hayranlık duyuyor. İnsanlar peygamberlerin vakfe ettikleri yerlerde vakfe ediyor ve meleklerin Arş’a tavaf ettikleri gibi Kabe’nin etrafında dönüyor. Bu insanlar ibadet pazarında kazanç elde ediyor ve mağfiret mekanına doğru ilerliyor. Rabbim Kabe’yi İslam’ın simgesi yaptı ve ona sığınanlara güvenli ve emniyetli bir ev haline getirdi.

Hz. İbrahim -s-, tüm enbiya ve peygamberlerin arasında özel ve has bir yeri bulunan bir peygamberdir, öyle ki Allah teala Kur'an'ı Kerim’de tam 25 surede 69 kez onun adını buyurmuş ve bu semavi kitapta o hazretin seçkin sıfatlarını anlatarak Hz. İbrahim’i -s- Müslümanların ve mümin kulların örnek alacağı biri olarak tanıtmıştır.

Hz. İbrahim -s- insanların İmamı ve mümin kulların seçkin örneği olduğundan, Hac farizası sırasında yaptığı tüm ameller vacip veya mustahap sünnet olarak vurgulanmış ve Hac, İbrahimi Hac olarak Müslümanlara miras kalmıştır. Bu yüzden Allah teala Hz. İbrahim -s- makamını yaşatmak üzere şöyle buyurmuştur:

Biz, Beyt'i (Kâbe'yi) insanlara toplanma mahalli ve güvenli bir yer kıldık. Siz de İbrahim'in makamından bir namaz yeri edinin (orada namaz kılın).

İbrahimi Hac farizasından maksat, Allah tealanın kullarına vacip kıldığı ve ilan edilme görevini de Hz. İbrahim’e -s- verdiği ve İslam Peygamberi’nden -s- de bu ibadeti ihya etmesini buyurduğu Hac ibadetidir. İbrahimi Hac gerçekte Allah teala katına yakınlaşmak ve O’na kulluk ettiğimizi beyan etmek ve şirk ve küfrü reddetmek amacı ile yapılan Hac ibadetidir. İbrahimi Hac her türlü şirk, küfür ve zulümle mücadele eder ve İslam ve Müslümanların izzet ve iktidarı için çaba harcar ve sadece Hac farizasının görece amellerini yerine getirme üzerinde odaklanmaz ve bundan başka bu ibadetin iç yüzüne ve amellerin batınına dikkat ederek tüm durumları gözetler.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei bu konuda şöyle buyuruyor:

İbrahimi Hac aslında bilinen Muhammed Hac’dır ve bu amelde tevhit ve vahdete doğru hareket etmek, tüm merasimleri ve tüm şiarlarının başında yer alır. İbrahimi Hac tek ümmetin hayatı ve kıyamında temel sütun ve bereket kaynağıdır; Allah teala zikri ile dolu bir ibadettir; Müslüman milletler Muhammedi varlığı tüm benliği ile hissettiği ameldir; Müslümanlar kardeşlik ve yakınlık duygusu ile acizlik ve zafiyet duygusundan kurtulduğu bir ibadettir. İbrahimi Hac, Müslümanlar tefrika noktasından birlik noktasına hareket ettikleri Hac’dır ve tevhidi simgeleyen ve şirk ve putperestlikten beraat şifresi olan Kabe’yi tavaf ettikleri ve bu amellerin zahirinden batınına ulaştıkları ve bu noktadan da kendi yaşamları ve İslam ümmetinin yaşamı için bir şeyler topladıkları ibadettir.

Hac ibadetinde yatan ince bir nokta, bu ibadetin mali açıdan yeterli güce sahip olan insanlara farz olmasıdır. İlahi nizamda kim Hac kongresine katılmak üzere mali gücü yetiyorsa ve bu ibadetin giderlerini rahat bir şekilde karşılayabiliyorsa bu farizayı yerine getirmeli ve kendinden yegane yaratana doğru bu yolculuğu yapmalıdır. Gerçekte hayatında daha fazla mali refahtan yararlanan insanlar toplumun diğer kesimlerine nazaran daha fazla tehlike ve sapmalara maruz kalmaktadır. Buna göre eğer insanların mali konumu, tezkiye ve arınmakla beraber olmazsa, isyan etmeleri ve doğru yoldan sapmaları muhtemeldir. Kuşkusuz ilahi nimetlerden daha fazla nasibi olan insanlar fiziksel ve iktisadi açılardan daha güçlü sayılır ve bu yüzden daha fazla sorumluluk duymaları ve sürekli nefsini arındırmak ve tezkiye ederek bireysel ve sosyal sorumluluklarını daha başarılı bir şekilde yerine getirmelidir. Bu yüzden Hac farizası varlıklı insanlara vacip kılınmış ve böylece bu insanların mali güçleri yüzünden isyan etmeleri ve doğru yoldan sapmaları engellenmek istenmiştir.

Kabe, yüce Allah’ın misafirlerini kabul ettiği evdir ve Hz. İbrahim -s- de O’nun kerem davetinin habercisidir. Hac, zaman sürecinde yankılanan ve Allah tealaya tapan milyonlarca insana ulaşan bir çağrıdır ve bu melekuti çağrı Müslümanları dünyanın dört bir yanından Kabe’ye davet etmektedir.