Erbain Coşkusu Destanı( Erbain Özel Programı-1)
Bu programda İmam Hüseyin as'ın hakkında büyük İslami şahsiyetlerin görüşlerini anlatıp İmam Hüseyin as'ın şehadeti etrafında konuşmaya çalışacağız.
Yine ziyaret vakti geldi çattı! Zulme karşı direnen, haktaleplik ve hürriyet alanında büyük dersler veren, bu dersi tüm zamanlara kazandıran bir insanın ziyaret vakti geldi.
Ziyaret ise ilahi öncüler ve evliyalar ile ilişki kurmanın en iyi yoludur. Böyle bir ziyaret ilahi tevfike ve maneviyatın artmasına neden olacaktır.
İbni Şabbe Tarih-el Medine-tül Münevvere kitabında Hz. Muhammed saa'in Mekke fethinin ardından Medine'ye döndüğünde annesi Amine'nin kabrini ziyarete gittiğini ve şöyle buyurduklarını nakletmektedirler: " Bu annemin mezarıdır. Allah'tan onu ziyaret edebilmemi istemiştim. Allah da böyle takdir buyurdu. "
Ziyarette, ziyaretçi Allah ile gönülden ilişkisi sayesinde ruhsal olarak da daha kabarık bir güven duygusu yaşar. Kimi bilim adamları bile kutsal mekanları ziyaretin, insanın ruhu ve cismini etkilediğinin yadsınamaz olduğunu savunuyor. Aslında ziyaret istek ve tanımanın bir karışımı olarak insanın kalbinde yer edinmektedir. Bu yüzden ziyaret, insanın iradesi ve şevkini yönlendirirken, insanın tavırlarında huzur ve neşe yaratır. İnsanda ortaya çıkan huzur, güven duygusu ve neşe ise hayatın olmazsa olmazlarındandır.
Peygamberler ve İmamlar ayrıca ermiş insanlar ve evliyalar Allah katında iman ve Allah'a yakınlık açısından zirvede yer alan insanlar olarak hatalardan ve kusurlardan en uzak olan insanlardırlar.
Bu büyük şahsiyetlerin takdir edilmesi ise ziyaretçilerin ve ziyaret edilenler arasındaki gönülden kaynaklanan bağları güçlendirip onların manevi yolunun devamını sağlamakta etkili olur. Şia tarihinde ise Masum Ehlibeyt İmamlarının türbeleri, manevi bağların kesiştiği nokta, bilim ve ilim merkezleri, dinin yayılması ve yaygınlaştırılması merkezleri, hareketler ve ayaklanmaların başlangıç noktası, anlaşmaların yapıldığı, devrimlerin ve toplumsal hareketlenmelerin yaşandığı bir nokta olmuştur. Nitekim en büyük dini ilmiye havzaları ve merkezleri de bu büyük şahsiyetlerin mezarları ve türbelerinin yanı başında inşa edilmiştir. Necef, Kum ve Meşhet ilmiye havzaları bunun açık örnekleri sayılıyorlar.
İşte ziyaretçilerin akın ettiği kutsal mekanlardan biri de İmam Hüseyin as'ın Irak'ın Kerbela şehrindeki İmam Hüseyin as türbesidir. İmam Hüseyin as'ın şehadetinin kırkıncı günü-Erbain yıldönümünde milyonlarca Ehlibeyt sevdalısı insan, hürlerin padişahı İmam Hüseyn'in Kerbela'daki türbesini ziyaret etmek için akın etmektedir.
Bu yolda ziyaretçiler ilk olarak Necef'e ve oradan da yaya olarak Kerbela'ya doğru harekete başlarlar. Bu istikamet bu dönemde insanlarla dolup taşmaktadır. Tüm yol boyunca ziyaretçilere hizmet veren heyetler tarafından kurulan çadırlar görülmektedir. Bu çadırlarda ziyaretçilere bedava olarak hizmet verilmektedir. Bu çadırlar mevkeb adı ile de bilinmektedir.
Yayaların Kerbela'ya doğru yürüyüş yaptığı yol boyunca rengarenk ışık lamba direkleri bulunmaktadır. Numaralandırılan bu direkler ziyaretçiler arasında "amud" ismi ile tanınmaktadır. Her amudun diğer amud ile mesafesi 50 metre kadardır. Ana yolun amudları 1'den 1452'ye kadar numaralandırılmıştır. Böylece 1452 numaralı amud tam Hz. Ebulfazl Abbas'ın türbesinin karşısında yer almaktadır.
Bir kaç gündür İmam Hüseyin as türbesine giden tüm yollar günler önce hatta yıllar önce ziyaret planı yapan ziyaretçilerle doludur. Necef ve Kerbela arasında büyük bir coşku yaşanmaktadır. Lebbeyk Ya Hüseyin haykırışları semalara kadar yükselmekte, ortamı ıtırlandırmaktadır. Artık Hüseynî Erbain'e kısa bir süre kalmıştır. İmam Hüseyin hayranları bu yolu büyüklerinin ayak izinden yürüyerek yaya veya çıplak ayak bitirmeye çalışıyorlar.
Bu yolda hiçbir özel ve kamu arabası geçiş yapmamaktadır. Matem alayları bir kaç gündür Necef'ten Kerbela'ya doğru harekete geçmişlerdir. Bu matem alayları genelde 3 günlük bir yürüyüşün ardından Kerbela'ya varıp İmam Hüseyin ve Hz. Ebulfazla Abbas türbelerinde Lebbeyk Ya Hüseyin olarak haykırırlar.
Yolun her noktasında Ehlibeyt İmamlarının sözleri göze çarpmaktadır. İmam Sadık as ziyaret hakkında şöyle buyurmuşlardır: " Allah katında en değerli ve en beğenilen amellerden biri de İmam Hüseyin as'ın türbesinin ziyaret edilmesidir. "
İslam aleminin büyük ulemalarından Şeyh Mofid, Şeyh Tusi ve Allame Hilli ise Erbain ile ilgili şöyle buyurmaktadırlar:" 20 Safer-Erbain- günü İmam Hüseyin as'ın Ehlibeyti yani esirler kervanının Şam'dan Medine'ye döndükleri gündür. Böyle bir günde Allah Resulünün sahabelerinden Cabir bin Abdullah Ensari İmam Hüseyin mezarını ziyaret etmek için Medine'den Kerbela'ya geldikleri gündür. Cabir bin Abdullah Ensari İmam Hüseyin mezarını ziyaret eden ilk kişi idi. "
Erbain yürüyüşlerinin yapıldığı yollar aslında her şeyden ziyade Allah Resulü hanedanı hakkında yapılan haksızlıklar, zulümler ve küstahlıkların hatırlatıcısıdır. Bu kırk günlük zaman kesiti İslam tarihinin karanlık dönemlerinden olmasına rağmen İmam Hüseyin as'ın İslam düşmanları karşısındaki cesurca direnişi, doğruluğu ve hakkı savunduğu ve sonunda da bu mücadelesi ile hür yaşamayı öğreten bir insanın hatırlatıcısıdır. Zaten bu kırk günlük dönemin ardından Emevilerin yönetim merkezi sayılan Şam'da bile insanlar, Allah Resulünün hanedanı hakkında yapılan alçakça davranışları beğenmemiş ve Emevileri lanetlemekteydi.
Yaya olarak attığınız her adımla aklınıza yeni bir soru gelir. Neden hurmalarını almaları için size yalvarıyolar? Neden yerli insanlar evlerini konaklara dönüştürmüş bedava hizmet vererek bu kadar içtenlikle sizi evlerinde ağırlıyorlar?
Bir kaç adım daha ilerliyorsunuz. Orada bir boyacı ayakkabılarınızı ter temiz yapıp parlatıyor. Boyacı yüzündeki gülüş ayaklarınızı kendine doğru çekiyor.
Biraz daha ilerliyorsunuz. Birileri yorgun buldukları ziyaretçilere masaj yapıyor.
İşte böyle bir manevi ortamda artık kendinize ait olmadığınızı hissetmeye başlıyorsunuz. Hüseynî coşku herkesi bam başka yapmış, sefa ve muhabbet, kardeşlik ve insan severliği had safhaya ulaştırmıştır. Sanki bu toprak parçası 21'inci yüzyılın tüm cinayetleri, şiddet olayları ve dehşet verici olaylarından uzak düşmüştür.
Hicri Kameri 61 yılında Aşura gününde keder ve göz yaşları ile dolan gün, şimdi de Lebbeyk Ya Hüseyin haykırışları ile dolu, kararlı, tek vücut ve zinde insanlardan oluşmuş görkemli bir toplanmaya sahne olmaktadır.
Aşura gününde de tüm hükümet organları bu olayın gerçeklerini ve genel olarak Ehlibeyt'in gerçeklerini gizlemek ve Allah Resulü hanedanını tecride sürüklemek için seferber olmuşlardı. O günlerde de tıpkı günümüzde olduğu gibi zalim ve acı çektiren güçler, yalanları, garazkar açıklamaları ve kumpasları ile halkı kandırmaya çalışıp gerçekleri saptırmaktaydı. Böyle bir ortamda bulunan biri, İslam dünyasının çöllerinden birinin, uzak bir köşesinde yaşanan Aşura olayının bu kadar coşkulu devam edeceğini düşünmüyordu.
İşte bu tarihi vakayı hala canlı tutan mesele İmam Hüseyin as akrabaları ve yakınlarının bu olay hakkındaki gerçekleri açıklamaları idi. İmam Hüseyin ve yarenlerinin kıyamı ve mücahedesi ne denli büyük engeller ile karşılaşmışsa Hz. Zeyneb sa ve Hz. İmam Seccad as'ın bu olay hakkındaki ifşaatları ve açıklamaları da bir o kadar engebeli idi. İşte İmam Hüseyin as'ın değerli yakınlarının açıklamaları sayesinde Aşura olayı sonsuzlaştı.
Şimdi de Aşura olayından yüzyıllar geçmesine rağmen, Kerbela'da her kes Lebbeyk Ya Hüseyin diye haykırmaktadır. İster Müslüman ister Hristiyan, ister Şii ister Sünni artık herkes İmam Hüseyin as için ağıtlar yakıp matem merasimi düzenliyor. Buradaki herkes bu büyük toplanmanın Hüseyin aşkı ile oluştuğunu dünyaya sergilemek istiyor.
İmam Hüseyin aşkı yaşa bakmıyor. Yaşlı olsun genç olsun herkes burada. Briçok ihtiyar kadın ve erkek tüm zorluklara rağmen gelmişler. Gençler ise bu aziz ve değerli insanlara yardımcı olup onların yüklerini hatta kendileri bile sırtlarında taşırlar.
İşte bu noktada Erbain Yürüyüşlerinin neden İslam aleminin en büyük yürüyüşü olduğunu anlıyoruz. Bu toplanma her yıl daha da coşkulu bir şekilde düzenleniyor.
Şimdi de birçok ziyaretçi kendini Kerbala'ya ulaştırmış ve birçoğu da son amudlara yaklaşmaktadır.
Aşura olayından bir kaç yüz yıl geçmesinin ardından milyonlarca Hüseyini sevdalının mazlumiyet bayrağını ele alacağına kim inanabilirdi ki. Ancak şimdi İmam Hüseyin as'ın şehdetinin kırkıncı günü olan Erbain yıldönümünde dünyanın dört bir yanından insanlar bu şehadet olayını canlandırmak ve yaşatmak için Kerbela'ya akın ediyor.
Dikkatli bakınca herkesin Hz. Ali as'ın değerli kızı Hz. Zeyneb sa'ı avutmaya geldiği anlaşılmaktadır. Ağabeyi İmam Hüseyin'den kırk gün uzak kalmasından sonra Kerbela'ya gelip Allah'ın en iyi kulunun mezarı başında Aşura hatıralarını tekrarlayan Hz. Zeyneb'i teselli etmek için.
Peygamber Efendimiz'in hakkında " Hüseyin bendendir ve ben de Hüseyin'denim." dediği bir şahsın mezarı başında göz yaşları döken Hz. Zeynebi teselli etmek için bu kadar insan bir araya gelmiştir.
Artık yürüyüşün sonlarına yaklaşmışım. Son amuda vardım. Kalabalığın arasında Beynül Haremeyn'e doğru yolumu bulmaya çalışıyorum. İki kardeş, iki eşsiz insan, hürriyet ve özverinin timsallerinin bulunduğu iki türbenin arasındaki bölgeye gitmeye çalışıyorum. Beynül Haremeyn bir dünya azamet demektir. Bu manevi coşku ve telaş içerisinde İmam Hüseyin as'ın ruhunun Allah'ın izni ile ziyaretçilerini sardığını ve bu ziyareti aşk dolu manevi bir seyre dönüştürdüğü açıkça anlaşılmaktadır.
Türbelerin giriş kapılarında artık Erbain ziyaretinin sesini duyuyorum.
İmam Hasan Askeri as ne demişler: "Mümin'in beş özelliği vardır, biri de Erbain ziyaretini okumasıdır."
Artık göz yaşlarımı tutamıyorum. Ellerimi kucağımda toplayarak Erbain ziyaretinin sesine uyum sağlamaya çalışıp şöyle selam vermeye başlıyorum:
" Allah'ın dostu ve habibine selam olsun,
Allah'ın seçilmiş ismine, dostuna selam olsun,
Allah'ın seçilmiş ismine ve seçilmiş oğluna selam olsun,
Mazlum Şehit Hüseyn'e selam olsun,
Kederler, belalar esiri düşen, göz yaşları için şehit düşene selam olsun...