Aşk Yolundaki Hüseynî çadırlar( Erbain Özel Programı-3)
Bu günlerde Necef'ten Kerbela'ya uzanan 80 kilometrelik karayolu yerkürenin en semavi caddesine dönüşmüştür.
Öyle bir yol ki yolcularını cennete doğru götürmektedir. Bu yolda atılan her adım insanı Allah'a yaklaştırmaktadır. Öyle bir yol ki Necef'in kapılarından Hz. Ebulfazl as'ın türbesine dek 1'den 1452'ye kadar numaralandırılan ışık direkleri ile aydınlatılmıştır. Bu direkler 50 metre arayla yerleştirilmişler. Amud adı ile bilinen bu direkler ziyaretçiler için çok iyi bir kriter sayılırlar. Milyonlarca insan Irak ve diğer ülkelerden özellikle de İran'dan bu direkleri tek tek geride bırakıp Kerbela'ya ulaşmaya çalışırlar.
Çocuk, ihtiyar, yoksul zenin, işçi, doktor, mühendis ve tüccar kesiminden herkes hep beraber tüm yapmacık dünyevi üstünlüklerden koparak tek renk tek vücut, bu yolda adım atmaktadırlar. Burada dikkat çeken nokta ise bu görkemli yürüyüşün hiçbir devlet organı veya kurumu tarafından yönetilmemesidir. Aslında hiçbir kurum veya örgüt, 20 milyon ziyaretçiyi istese de yönetemez. Buna karşın Irak halkının Hz. Hüseyin bin Ali as'a olan aşkından doğan özveri duygusu ve güçlü inancı bu küresel yürüyüşü yönetmeye yetmiştir.
Iraklılar Erbain yürüyüşleri sırasında o kadar misafirperverdirler ki bu yolda yürüyen ziyaretçiler küçük bir sırt çantasından başka hiçbir şeye ihtiyaçları yoktur. Necef'ten Kerbela'ya doğru harekete çıkan bu ziyaretçiler yola çıkmadan İmam Ali as'ın Necef'teki türbesini ziyaret edip Ali as'ın izni ile yola koyulurlar. Kerbela'ya giden yollar, farklı milletlerden insanlar ile dolup taşmaktadır. Her adımda Arapça, Farsça, Urduca, Türkçe, İngilizce ve Fransızca gibi farklı diller ve şiveler duyulmaktadır. Herkes ortak bir hedefe doğru hareket etmek üzere tek ses ve tek vücut yola koyulmuştur. Öyle bir hareket ki sadece ibadet değildir. Bu yolculuk Hüseyin bin Ali as ve vefakar yarenleri ile sinerji yapmak için onların ilahi ve insani değerleri canları pahasına koruma ve hakikatin yolunu aydınlatma çabalarını takdir etmek için yapılmaktadır.
Gerçekte İmam Hüseyin as'ın ziyaretçileri Erbain yürüyüşlerinde İmam Hüseyin as'ın kafilesinin ahlaki ve dini özelliklerine bağlı olduklarını göstermek istiyorlar. Bu yolda yürüyen her ziyaretçi kişisel olarak yol almasına rağmen kendini bir ve beraber bir kitlenin bir parçası olarak da görmektedir. Erbain, alemin son kurtarıcısı Hz. Mehdi as'ın zuhuru için hazırlık çalışması sayılır!
Yaya ziyaretçiler dünyanın en müthiş ve en büyük mezarlıklarından olan Vadi El Selam mezarlığını geride bırakıp Kerbela karayoluna ayak bastıklarında ziyaretçilere hizmet vermek için kurulan çadırlar ve mevkebler göz kırpmaya başlıyor.
Ey Hüseyin ziyaretçileri Ey Ebulfazl ziyaretçileri hoşgelmişsiniz diye karşılanır ziyaretçiler. Iraklıların karşılaması ise görülmeye değer anların yaşanmasına neden olur.
Dini mekanlar ziyaretçilerinin yemek yemesi, açlığını gidermesi, ağırlanması ve konaklaması için kurulan çadırlara mevkeb denmektedir. Erbain yürüyüşleri yolunda da mevkebler hizmet vermektedirler. Bu yolun kenarlarında yer alan hizmet çadırları-mevkeblerde herkes elinden geldiğince ziyaretçilere hizmet vermektedir. Irak'ta en büyük aşiretlerden birine ait mevkeblerde çocuklara da ziyaretçilere hurma dağıtması şansı verilmiştir. Böylece çocukların bile ziyaretçilere hizmet vermekten sevap kazanması göz önünde bulundurulmuştur.
Mevkebler arasında ise yorgun ayaklara masaj yapan, ayakkabıları boyayan çadırlar çok daha büyük ilgi görmektedirler. Bu yüzden Necef'ten Kerbela'ya doğru giden yolda masaj ve boyacı çadırları diğer çadırlara göre daha fazladırlar. Bu ikisi arasında ise yorgun ve yararlı ayakları masaj yapan masajcılar en fazla ilgiyi görmektedirler.
Tüm mevkebler daha fazla ziyaretçiyi kendilerine çekmek için adeta sıkı bir rekabet içerisindeler. Birçoğu da yolda ziyaretçilerin önünü kesip onlara yalvararak evlerine gelip dinleme molası vermelerini istiyorlar. Bunun arından da kendileri ziyaretçilerin huzurunu sağlamak için çaba gösterdikleri bir sırada onları biraz daha fazla ağırlamaya ve böylece daha fazla sevap almaya çalışırlar.
Ziyaretçileri evine alan Ebu Kumeyl bu hususta şöyle diyor: "İmam Rıza as'ı ziyaret için Meşhet'e gittiğimde böyle onurlanmayı nasıl şükredeceğimi düşünüyordum. İşte tam da o sırada Erbain yürüyüşçülerinin istediği yemeği hazırlamaya söz verdim. İşte benim adağım da buydu. Daha sonra ziyaretçileri ağırladığımda ne yiyorsunuz, et mi, koyun eti mi, balık mı, tavuk mu, bamya mı sarı bezelyeli kıymalı pilav mı diye soruyorum. Ziyaretçilere her türlü yemeği hazırlayabileceğimi söylüyorum ve onları evime götürüyorum. Onlara kavrulmuş tavuk, şiş tavuk, et ve balık hazırladığımı söylüyorum. Hizmetinizdeyim buyurun oturun diyorum. İzin verin de hizmetinizde olayım diyorum. "
Bu misafirperver Iraklı'dan bunu yapmaktaki motivasyonunun ne olduğunu sorduğumuzda şöyle diyor: "İman ve Allah aşkı. Bu aşkı tattınız mı artık hiçbir şeye ihtiyacınız yoktur. Kim bu üst düzey aşka erebilir sorarsanız her bin kişiden biri derim. İnançlarında eşsiz olanlar, marufu emreden ve münkeri nehyeden, despotluk ve bastırmaya karşı mücadele veren İmam Hüseyin gibi biri. O zamanlarda Kerbela'da olsaydık ona yardım edip yanında savaşırdık. İmam Hüseyin aşk ve barış gibi büyük ülküler için savaştı. İmam Hüseyin'in ufacık bebeğinin şehit edilmesi de zaten tüm gökler ve yerlerdeki değerlere saygısızlık ve zulmün nihai noktası idi. Onun bebeğinin öldürülmesi mürtedliğin ta kendisi idi. Sadece İslam'da değil tüm dinlerde mürtedlik sayılır."
Kerbela yolunda ziyaretçilere hizmet veren çadırlar ve mevkeblerden biri de İsa bin Meryem çadırıdır. Bu mevkebde Hristiyanlar, Müslümanlar ve Sâbiînler yan yana İmam Hüseyin as ziyaretçilerine hizmet vermektedirler. Tabii bu mevkebde çalışanların çoğu da Hristiyanlardan oluşur. Bu mevkebin hizmet verenlerinden biri de Şiilerin İmam Hüseyin as'a olan aşkı ile ilgili şöyle diyor: "İmam Hüseyin as'a olan bu sevgi gerçekten hayret vericidir. Ben bir Hristiyan olarak bunu söylüyorum ancak Sünniler ve Sabiinlerin de benimle aynı fikirde olduklarından eminim. Gerçekten bu aşkı kelimelere sığdırmak mümkün değildir. Bir Hristiyan olarak sizin yaptıklarınızla iftihar ediyorum. Böyle bir kültürün Irak'tan başka bir yerde bulunacağını düşünmüyorum. "
Bu Iraklı Hristiyan sözlerinin devamında şöyle diyor: " Burada yoksul insanlar bile sunmak için bir şeyleri vardır. Bu da bu halkın İmam Hüseyin'e olan aşkını gösteriyor. Ben diğer ülkeleri de inceledim birçok ülkeye yolculuk yaptım. Ancak Iraklıların İmam Hüseyin as ziyaretçilerine verdikleri bu hizmet dalgasını hiçbir yerde görmedim. İşte onurlandığım nokta da burası. Hristiyan biri olarak Şii kardeşlerimle iftihar ediyorum. Ziyaretçilere nasıl coşkulu bir şekilde hizmet verdiklerini görünce onur duyuyorum. Ziyaretçilere yemek ısmarladıklarını onlara su döktüklerini, onları evlerinde ağırlamaları için yalvardıklarını görünce gurur duyuyorum. "
İşte bunu bir Müslüman veya Şii olan biri değil Hristiyan biri söylüyor. Ancak bu gibi insanlar da İmam Hüseyin'i o kadar sevip ziyaretçilerine saygı duyuyorlar ki her gün yeni bir hediye ile Erbain yürüyüşçülerine hizmet veriyorlar. 20 günlük yürüyüş boyunca bu kişiler de kendilerini bu işe adıyorlar.
İsa bin Meryem Mevkebinde Erbain yürüyüşçülerine hizmet veren Sâbiinlerden biri de şöyle diyor: "Zekerya Peygamberin başına gelen zorluklar İmam Hüseyin as'ın da başına geldi. Bu yüzden İmam Hüseyin'i kardeşimiz olarak görüyoruz.
Irak'taki Sabiinler Dicle ve Fırat kıyılarında yaşayıp Süryani dillerinden olan bir dili konuşuyorlar. Bu grubun kendilerine has alfabeleri de vardır. Ayrıca bu grup kendilerine has inançları ve kutsal kitaplarına da sahip olup kendilerini Hz. Yahya bin Zekerya'ya mensup görüyorlar.
Evet arkadaşlar! İmam Hüseyin as tarihin en kalıcı gerçeği olup yüzyıllar geçmesine rağmen Erbain gibi büyük bir etkinliğine sebebiyet vermiştir. Bu yüzden Erbain yürüyüşlerine katılan herkes artık bir daha bu aşk hareketinden kopamaz. Her yıl yürüyüşçülerin artmasının asıl nedeni de budur. Bu hareket ve bu yürüyüş Hz. Mehdi'nin zuhuru ile küresel adaletin inşasına dek devam edecektir!