Hüseyni Erbain Yürürüşündeki Aşk Fırtınası( Erbain Özel Programı-4)
https://parstoday.ir/tr/radio/uncategorised-i137113-hüseyni_erbain_yürürüşündeki_aşk_fırtınası(_erbain_Özel_programı_4)
Erbain gelip çattığında İmam Hüseyin as'ın aşıkları ve muhipleri farklı bir coşku yaşamaya başlarlar.
(last modified 2023-09-08T06:51:29+00:00 )
Ekim 15, 2019 13:09 Europe/Istanbul

Erbain gelip çattığında İmam Hüseyin as'ın aşıkları ve muhipleri farklı bir coşku yaşamaya başlarlar.

Her yıl milyonlarca Ehlibeyt aşığı toplu halde, alaylar halinde matem merasimleri düzenlemektedirler. İmam Hüseyin as ve 72 değerli yarenlerinin 680 yılında Kerbela'da vuku bulan faciada şehit düşenlerin şehadetinin anısına düzenlenen bu merasimler ve törenler Irak'ta farklı bir şekilde gerçekleştirilmiş günümüze dek süre gelmiştir. 

İmam Hüseyin as'ın şehadetinin kırkıncı günü yıldönümüne yaklaştığımız zaman milyonlarca insan farklı yollardan kendilerini yaya olarak Kerbela'ya yetiştirirler. Görünüşte, sadece bir yürüyüş gibi görünen bu hareket, gerçekte ruhsal ve manevi açıdan ziyaretçileri yükseklere taşımaktadır. Yürüyüş yapan ziyaretçinin vücudu bu uzun yürüyüş sırasında zayıflayıp güçsüzleşse de ruhsal gelişme ve manevileşmeye atılan adımlar sayılır. Böylece daha çok güçlü bir bünye ve vücudu gerektiren rağbetler ve şehvetlerin geri püskürtülmesi ile maneviyatın büyümesi için uygun bir fırsat yaratılır. 

İşte Kerbela yolundaki yürüyüşçünün yol boyunca kazandığı bu ruhsal tahareti Erbain yürüyüşünün en büyük avantajlarından sayılır. Olur da bu ruhsal taharet ve arınmışlık uzun süre vücutta kalırsa böyle bir insan da günlük faaliyetlerinde bu durumun faydalarından yararlanabilir. Erbain yürüyüşünde ayrıca her insan yeni marifete dayalı deneyimler ve yeni farkındalıklar kazanabilir. 

Tarih boyunca  yürüyerek ziyarete gitme geleneği defalarca tekrarlanmıştır. Örneğin Hz. Adem 70 kez yaya olarak Allah'ın evini ziyarete çıkmıştır. Birçok dini lider de manevi yolculuklarını yaya olarak yapmışlardır. 

İmam Hasan Mücteba as yaya olarak kimi zaman çıplak ayak Allah'ın evine doğru yola çıkmışlardır. Tabii yaya olarak ziyarete gitmek bir dine özel değildir. Roma İmparatorluğu Kayseri İran İmparatorluğunu yenmesi halinde bu büyük zaferin şükredilmesi için Konstantinopol'dan yaya olarak Beytül Mukaddes'e gitme adağında bulundu. Tabii Roma Kayseri bu zaferi elde ettikten sonra bu adağını yerine getirdi. 

İmam Hüseyin as'ın türbesinin ziyareti de Ehlibeyt imamlarının hayatta oldukları dönemden itibaren başlamıştır. Ancak bu ziyaret her zaman belli tehlikeler ile karşı karşıya kalmıştır. Abbasi Mütevekkil gibi bir zalimin hilafeti döneminde İmam Hüseyin türbesini ziyaret etmek isteyenlerin eli kesilmesine rağmen insanlar yine de ziyaretlerinden vaz geçmiyorlardı. Saddam Rejimi döneminde de güvenlik güçleri ziyaretçilerin yolunda pusuya yatıp onları bu ziyaretten vaz geçirmek için çalışıyorlardı. Ancak yine de insanlar bu sevdadan vaz geçmiyorlardı. Çünkü Hz. Hüseyin'in as aşkı onlar için farklı bir anlam taşıyordu. Erbain döneminde İmam Hüseyin as türbesini ziyaret edenlerden biri bu ziyaretin aşkın sergilenmesi olduğunu, aşkın olduğu yerde fiziksel rahatsızlık ve zorlukların hiçbir değeri olmadığını söylüyor. 

Erbain yürüyüşünün özelliklerinden biri de İmam Hüseyin ziyaretçileri ve ev sahibi, ziyaretçilere hizmet verenler arasındaki karşılıklı aşk bağıdır. Her ikisi aşk dolu davranışlarda bulunuyorlar. İmam Hüseyin as ise bu güçlü bağın aracısıdır. Ziyaretçi türbeye ulaşmak ve ev sahipleri de hizmet verme derdindedir. Gerçekte her iki taraf ortak maşuklarını sevindirmek ve memnun etmek çabası içerisindeler. Örneğin maddi bakımdan iyi bir durumu olmadığı görünüşünden belli olan yaşlı bir kadın yürüyüş yolunda evine götürüp ağırlanmaları için ziyaretçilere yalvarıyor. Yaşlı kadın şöyle diyor: "Hala ağırlayacak ziyaretçi bulamadım. Ey ziyaretçiler! İmam Hüseyin aşkına dinlenmek  için benim evime gelin. "

Evet değerli dinleyiciler, aşk, güvenliğin boş yerini de doldurur. Yürüyüş yolu güvensizleştiğinde sanki ziyaretçiler İmam Hüseyin'e daha da yakınlaşır. Kerbela yolunda patlama sonucu ayağını kaybeden bir kızın konuşmaları bunu onaylayıcı niteliktedir. 

Muhabirlerden biri bu konu hakkında şöyle yazıyor: " çadırların birinin yanında ihtiyar bir erkeğin yanında genç bir kızı gördüm. Dikkatimi çekti. İkisi de mevkebin yanındaki plastik sandalyeler üzerine oturmuş dinleniyordu. Kızın bir ayağı yoktu. Elinde ise sahip olmadığı ayağın yerine iki koltuk değneği vardı. Göründüğü kadarı ile bu koltuklar onu yormuş ve oturmaya zorlamıştı. Biz de bir köşeye çekilip onun kalkmasını ve yürümeye başlamasını böylece onun görüntüsünü almayı bekliyorduk. Uzun bir süre geçti ancak o hala kalkmamıştı. Böyle sürseyde bundan vaz geçmek zorunda kalabilirdik. Ancak manevi bir güç çekip gitmemizi engelliyordu. İhtiyar ve genç kız yavaş yavaş bizi fark ettiler. İlk başta bizim bakışlarımızdan rahatsız olduklarını düşündük. Ancak böyle olmadığını anlayınca hemen yanlarına gittik. Engelli kızın yürüyüşünden bir kaç saniyelik görüntü almak istiyorduk. Yani mülakat falan yapmak niyetinde değildik. Ancak yaklaştık ve sonunda da mülakat yaptık. İhtiyardan nereden geldiklerini sordum. Yanıtlamak istese de sesinin çıkmadığını fark ettim. Şaşırdım. Çok zorlanarak konuşuyordu. Ardından kız onun sözlerini tekrarlıyordu. Kız " Basra'dan geliyoruz " dedi. Kaç gündür yürüyorsunuz diye sorunca kız da "on dört gün" dedi. Arabaya bindiklerini sordum ve kız kesin olarak hayır dedi. Sadece yürüyerek, adım adım geldik dedi. Allah Allah! O ihtiyar ve bu genç engelli kız bu kadar yolu kat etmiş ve şimdi Kerbela'nın bir kaç kilometre yakınlığına varmışlar.... Hayretler içerisindeyim. "

-  Kıza durumu ile ilgili sordum. Saddam sonraki ilk yıldaki yürüyüşte yolda bir patlama olduğunu ve ayağını kaybettiğini söyledi. Babasının durumunu sordum. Onun yıllarca Saddam hapishanelerinde olduğunu ve Saddam güçlerinin ağzına namlu bile soktuklarını ateş ettiklerini ve bu yüzden babasının gırtlağının delindiğini söyledi. 

İşte kaybolan bu ayak ve koltuk değnekleri, yolun uzunluğu, ihtiyarın durumu ve gırtlağındaki yırtık gibi zorlukların ve sorunların hiçbiri bu iki Hüseyin aşığının yola çıkmasına engel olamamıştı. Görünen o ki bu yolda adım atmaya karar verenler için korku ve tehlike kelimesinin bir anlamı yoktur. Çünkü zaten bu şahıslar, her şeyinden geçen İslam'ı ayakta tutmaya çalışan birinin türbesini ziyaret için yola çıkmışlardır. 

Her yıl dünyanın farklı noktalarından milyonlar, Erbain yürüyüşüne katılmaktadırlar. Farklı niyetler ve sebeplerden dolayı bu yürüyüşe katılırlar. Bunlardan biri de Irak'ın Güneyinde bulunan Meysan eyaletindeki El Kehla şehrinin ahalisinden Dâhil Hadem adlı bir erkektir. Engelli olmasına rağmen çok zor ve yorucu bir yola çıkmış ve dünyaya Hüseyin aşkının çılgınlığını göstermeye çalışmıştır. Bilindiği üzere yürüyüş yolunu sağlıklı insanlar 8 gün içerisinde bitirmektediler. İşte Dahil Hadem bu yolda her türlü yardım almaktan çekinmiş ve bu yürüyüş hakkında şöyle demiştir: "Maksat kerbela'dır, bu bizim için yeter."

Suriye'den İmam Hüseyin türbesine varmak aşkı ile yola koyulan Suriyeli bir ziyaretçi ise bu aşkın tüm dünyevi işleri unutmaya yol açtığına değinerek şöyle diyor: "Bu yolda hiçbir patlama falan umrumuzda değil, Kerbela'ya yakınlaşır yakınlaşmaz maneviyat nurunu görünce seni kendine çeken bir gücün olduğunu hissedip ona doğru daha hızlı yürümek istiyorsunuz. İşte bu sırada artık ne ayak, ne bel ne diğer ağrıları ve dertleri anlamıyorsunuz. "

Avustralyalı genç ziyaretçi ise bu aşk yolculuğu ile şöyle diyor: "İslam'a bağlı kaldığımızın nedeni İmam Hüseyin as'dır. Bu yola koyulmamızın sebebi İmam Hüseyin as'dır. Sidney'de gece kulüplerinde veya diskolarında eğlenebilirdim. Ancak bakın şimdi neredeyim. "

İşte görüldüğü gibi İmam Hüseyin as bir mıknatıs misali demir parçaları misali olan bizleri kendine çekmektedir. Bu çekiş gücüne direnmek mümkün değil. Sanki bir güç seni İmam Hüseyin'e doğru çekiyor ve sen buna karşı direnemiyorsun. Gerçekten anlatılacak gibi değildir. "

Erbain yürüyüşü aslında derin bir aşkın hikayesidir. Öyle bir aşk hikayesi ki maşuk, "bana yardım edecek kimse var mı" diye haykırmış ve yüzyıllar sonra şimdi onun aşıkları hayret içerisinde ona doğru yol kat etmektedir. Erbain'in aşk dolu ortamı Kerbela şehidinin varlığından ortaya çıkmış ve ziyaretçilerin adımları ile anlam kazanmıştır. İmam Hüseyin as güçlü bir mıknatıs misali aşıkları kendine çekmeye devam etmektedir. Bu aşıklar ise bu çekim gücü çevresine toplanarak  hep beraber İmam Hüseyin türbesine doğru yol almaktadır.