Vahdet Haftası Özel Programı 2
https://parstoday.ir/tr/radio/uncategorised-i138347-vahdet_haftası_Özel_programı_2
İsmini, övüldü ve çok sevildi anlamına gelen Muhammed koydular.Hiç kimseyi o dönemde bu adla çağırmadılar. Önceki semavi kitaplarda ona müjde verilen ve sahibi gibi kadir olan Allah'ın seçilmişi işte bu isimdir.
(last modified 2023-09-08T06:51:29+00:00 )
Kasım 11, 2019 08:03 Europe/Istanbul

İsmini, övüldü ve çok sevildi anlamına gelen Muhammed koydular.Hiç kimseyi o dönemde bu adla çağırmadılar. Önceki semavi kitaplarda ona müjde verilen ve sahibi gibi kadir olan Allah'ın seçilmişi işte bu isimdir.

Şimdilerde Muhammed ismini duymayan çok az sayıda insana rastlanır. Çünkü bu kutsal isim aşk ve iman ile o yüce insanın risâletine inanan, onun getirdiği din ışığında, birbirleriyle dostluk ve sevgi geliştirerek insani değerleri koruyup tevhid bayrağını dalgalandıran bir milyardan fazla Müslümanın övgü ve selamını kazanmıştır. Hz. Muhammed -saa- yaratılışın büyük ve harika fenomenidir. O hayatın kaynağını arayanlar için hayatın anlamı ve halkın düşmanlarını uzaktan gören bir gözlemci olarak halkı kurtarmak için onlara doğru koşuyor.

İnsan, hayatı boyunca her daim kendisine bir olgu ve örnek arar ve kendi hedeflerine varmak için belirli bir konuda veya mutlak bir şekilde ona uymayı ister. Eğitim ve öğretim konularında, öğrenme, psikoloji, tasavvuf ve yönetimdeki söz konusu olgular inkar edilecek bir mevzu değildir. İslam dini bir kültürel yetiştirme akımı olarak bu konudan gafil olmamıştır ve yararlı olguları çeşitli aşamalarda tanıtmıştır. Yüce Allah en iyi ve güzel olguyu Ahzap suresinin 21. ayeti kerimesinde şöyle anlatıyor: " Andolsun sizin için, Allah’ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah’ı çokça zikredenler için Allah’ın Resulü’nde en güzel bir örnek vardır."

Sözü geçen ayet tüm müslümanlara her zaman ve mekan içinde hitap eder ve bundan öyle anlaşılıyor ki peygamber efendimizin eşsiz şahsiyetine sarılmak özel bir zaman ve mekanla sınırlı değil ve o hazretin güzel varlığı her zaman ve mekanda herkes için özel bir örnek teşkil ediyor ve bu genellik istisna değil. Gerçekte İman getirmenin hükümlerinden biri insanların kurtuluşu için bir çok zorluğa katlanan peygamberlik yolunu takip etmekte anlam bulur.

Kur'anı kerim'de Hz. Muhammed gibi övülen birisi çok az bulunur. Muhammed -saa- Kur'an açısından bir taraftan diğer insanlar gibi yaşıyor, yemek yiyor ve uyuyor ancak kainatın içinde parlayan bir gevher olarak insanlar içinde parlak ve şeffaf bir iksir gibidir. Kur'anı kerim açısından Allah resulünün üstünlüğü ilahi katta en mükemmel insan olmasıdır. O hazret tüm insanların lider ve kılavuzu olup ilahi ve manevi kemal peşinde islamî adaletin bariz örneği olan yeni bir uygarlığı tesis ediyor. Bu nedenle Kur'anı Kerim o hazreti beşeriyetin olgu ve numunesi olarak tanıtmıştır.

Yüce İslam peygamberi bir kaptan gibi gemisine en şiddetli fırtınalar çarptığında, en ufak bir zayıflığa yol vermez.Diğer mümin insanlarla birlikte kazmayı eline alıp hendek kazar, arkadaşları ve ashabının moralini korumak için onlarla şakalaşır, kalplerini ve ruhlarını ısıtmak için sürekli olarak Allah'ı hatırlatan Kur'an ve hamasi şiirler okumalarını teşvik eder. Ayrıca sürekli olarak parlak bir gelecek ve fetihleri vaat ediyor. Münafık ve düşmanların komplolarından dolayı onları uyarır ve gereken ihtiyat tedbirleri almalarına tavsiye ediyor.Doğru savaş taktikleri ve en iyi askeri yöntemlerden bir an bile gafil olmayıp aynı zamanda çeşitli yollardan düşmanı kovmaya çalışır. Evet Hz. Muhammed -saa- tüm meydanlarda müminlerin muktedası ve güzel örneğidir.

Rahman ve rahim olan yüce Allah Kalem suresinin 4. ayetinde Hz. Muhammed'in -saa- en güzel ahlaka sahip olduğunu belirterek şöyle buyuruyor: " Ve şüphe yok ki sen, pek büyük bir ahlaka sahipsin." Yüce Allah bu ayette o hazretin güzel ahlakını övüyor ve onu büyük sayıyor. Kur'an-ı kerim hatta peygamber efendimizin başarılı bir şekilde risaletini yerine getirmesini, onun güzel huyunda özetliyor sonra peygamber efendimizin şefkatinin zirvesini Tevbe suresinin 128. ayetinde şöyle anlatıyor: " Andolsun ki size kendi içinizden; sıkıntıya düşmeniz O'nun gücüne gidip, izzeti nefsine dokunan, size pek düşkün, mü'minlere şefkatli ve esirgeyici olan bir Elçi gelmiştir."

Demek ki Peygamber efendimiz Hz Muhammed'in-saa- siyeri ve söylemi üstün bir yaşam için yapıcı bir olgudur ve her kes saadete ve mutluluğa varmak istiyorsa, bu kalıcı örneğe bakıp sarılması gerekir.

İslam peygamberi eşsiz bir kimliğe sahip olarak kendi üzerindeki sorumluluğunu en güzel şekilde yerine getirip kararlarında hızlı davranıyordu. o hazret halkın en sabırlısı ve bağışlayıcısı olarak bilinir ve her zaman yerde oturup sade yemek yerdi. Allah Resulü'nün en önemli etkileyici aracı kendisiyle birlikteydi, güçlü kişiliği ve cesur tavrı herkes üzerinde derin ve kapsamlı bir etki yarattı. Söylem ve sessizliğinin her ikisi hikmet ve yapıcı nüktelerle doluydu. Enes bin Malik şöyle diyor:" 10 yıl boyunca Allah resulünün hizmetindeydim ve Allah'a and olsun ki o hazret hiç bir zaman aşağılayıcı ve üzücü bir söz dile getirmedi, beni yaptığım bir işten ötürü serzeniş etmedi ve benimle güzel davrandı."

İslam peygamberinin insanlara karşı muhabbeti herkesçe bilinen bir konudur ve o hazretin şefkatli yüreği herkese aitti. Allah resulü her zaman kendi yarenlerinin durumu ve ahvalini merak eder, eğer bir kişiyi üç gün görmeseydi başkalarından haber alırdı. Eğer o kişi yolculuğa gitseydi onun sağlığı için dua ederdi ve eğer evde olsaydı o kişiyi ziyarete giderdi.  Düşmanlar bile Yüce İslam Peygamberinin rahmet ve marifet denizinden yararlanırdı. Bedir savaşında Müslümanlar peygamber efendimizin talimatı üzerine bölgenin su kuyularını kendi kontrolleri altına aldılar ve bir havuz inşa ederek suyu onun içinde hazır tuttular. Düşmanlar su almak için o havuza yaklaştıklarında Peygamber efendimiz onların karşısında engel olmamaya emrederdi! Diğer bir yandan Hz Muhammed'in -saa- adaleti tüm alanlarda uygulama, yasama, ahlaki ve düşünsel alanlarda o hazretin bariz özelliklerinden biridir. Öyle ki en ufak bir olay sırasında kişilere en küçük zulümde bulunmadı. İmam Sadık -as- şöyle buyuruyor: " Allah resulü -saa- bakışlarını bile kendi yarenleri arasında bölüştürüyor ve herkese adaletle bakıyordu."

insanoğlunun doğasında var olan özelliklerden biri de rasyonellik ve mantık üzerinden hareket etmesidir. İslam peygamberi de bu özelliğe dayanarak , hikmet ve akıl esası üzerinde halkı hakka doğru davet etti ve bunun yanında dostluk ve sevgi dolu  vaazlerinde insanların kalbi ve zihnine nüfuz etti. Bu yüzden Yüce İslam Peygamberi Allah'a davet etme konusunda da en iyi örnek ve numune sayılır zira tüm davet adabı ve yöntemlerine tanıktı ve en çok başarıyı da bu yolda elde etmiştir. Şimdi ise İslami ümmet Allah resulünün öğretileri ışığında dünyanın en büyük mezhebi oluşumunu şekillendirmiş ve gün geçtikçe müslüman olanların sayısına ekleniyor. Bu mesele de İslam peygamberinin zulüm karşıtı ve ruh sağlayan İlahi mesajını insanlara iletmedeki kayda değer başarısı sonucunda meydana gelmiştir.

Kuşkusuz Hz. Muhammed - saa- yüce bir zaattı  ve büyük insanları kendi yanında yetiştirmiştir. O hazret akıllı bir yasa koyucu, güçlü bir lider, adalet kralı ve dürüst bir peygamberdi. Hz. Muhammed -saa- yer yüzündeki en büyük inkılapların vuku bulmasına imza attı. İran İslam inkılabı rehberi Ayetullah Seyid Ali Hamenei bu hususta şöyle buyuruyor: " Yüce Allah bizlere peygamberine uymayı emretmiştir. Bu itaat hayattaki her şeyde tecelli bulur. Bu yüce şahsiyet, sadece konuşmasında değil, davranışlarında, hayatında, insanlarla ve aile ile ilişkilerinde, arkadaşlarla nasıl davranmada, düşmanlar ve yabancılarla muamelede, zayıf ve güçlü insanlarla ilişkilerinde kısacası her şeyde Üsve-i Hasene (güzel bir örnek)dir. İslam dünyası İslam peygamber'inin -saa- davranışlarına uyarsa tam manasıyla İslam dünyası anlamını yansıtacaktır. Eğer yüzde yüz o hazretin tavrı gibi değilse de -ki değil- en azından o yüce insana benzesin  ve İslam peygamberinin yaşamının aksi bizim yaşamımız üzerinde hakim olmasın ve o hazretin yolundan gidenlerden olalım."