Şeyh Bahai'yi anma günü
https://parstoday.ir/tr/radio/uncategorised-i14269-Şeyh_bahai'yi_anma_günü
Şeyh Bahai olarak ün yapan Şeyh Bahaeddin Amuli, İran diyarının kameri 10 ve 11. Yüzyıllarının ünlü mefahirlerinden biridir.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Nisan 23, 2016 02:56 Europe/Istanbul

Şeyh Bahai olarak ün yapan Şeyh Bahaeddin Amuli, İran diyarının kameri 10 ve 11. Yüzyıllarının ünlü mefahirlerinden biridir.

İranlı bu büyük düşünürü anma günü dolaysıyla kendisini biraz yakından tanımak için kısa bir söyleşi hazırladık.

Birlikte dinleyelim.

İlim ve bilim semalarında bazen öyle yıldızlar doğmuştur ki şiir ve yazarlık yeteneklerinin dışında diğer bir çok fıtri muhibetten de yararlanmıştır. Bu dâhi insanlardan biri de hiç kuşkusuz şeyh Bahai olarak ün yapan şeyh Bahaeddin Amuli’dir.

Bugün 22 Nisan şeyh Bahai’yi anma günüdür. Bu yüzden biz de bu büyük bilgin ve düşünürü size anlatmaya karar verdik.

Şeyh Bahai olarak ün yapan Şeyh Bahaeddin Amuli, İran diyarının kameri 10 ve 11. Yüzyıllarının ünlü mefahirlerinden biridir.

Şeyh Bahaî’nin babası İzzeddin Hüseyin bin Abdüssamed bin Muhammed bin Ali bin Hüseyin onuncu asrın büyük fakihlerindendi. O, fıkıh, usul, hadis, rical, hikmet, kelam, matematik, tefsir, şiir, tarih, edebiyat ilimlerinde dönemin meşhur üstatlarındandı. Aynı zamanda Şehid Sani’nin meşhur öğrencilerinden olan Şeyh Bahaî üstadıyla çeşitli yolculuklara çıkmıştır. Üstadının şehadetinden sonra, Cebel Amul’da şii müslümanlara yönelik sıkıntıların yüzünden İran’ın İsfahan şehrine gelerek İslami ilimlerle meşgul oldu. Safevi şahlarından Şah Tahmasp’ın önerisiyle Kazvine giderek Şeyhül İslamlık makamını üstlendi. Herat ve Meşhed’te yıllarca İslam ve şii inancını tebliğ etti. Şeyh Bahai kameri 996 yılında Safevi kralı birinci Abbas’ın başkenti İsfahan kentinin Şeyhül İslamlık görevini üstlendi ve vefat ettiği güne kadar bu görevi sürdürdü.

Şeyh Bahaî’nin dedesi Şeyh Abdüssamed’de onuncu asrın önde gelen âlimlerinden ve Şehid Sani’nin üstatlarındandı.Şeyh Bahaî’nin nesebi Hz. Ali’nin değerli ashabı Harisi Hamdani’ye dayanır. Harisi Hamdani Sıffın ve Cemel savaşlarına katılan ve son nefesine kadar mücadele eden değerli bir sahabeydi.

Şeyh Bahaî 17 Zilhicce hicri 953’de de Lübnan’ın Balebek şehrinde dünyaya geldi. Babası ona Muhammed adını koydu. Muhammed okuma yazma, Kur'an'ı Kerim, ahkâm ve dini bilgileri vatanında anne ve babasının yanında öğrendi.

Şeyh Bahai bir çok ülkeye seyahat etti ve büyük üstadların nezdinde çeşitli ilimleri öğrendi. Şeyh Bahai yazdığı kitaplar ve bu kitapların çeşitliliği bakımından İran ve İslam dünyasının en çalışkan bilginlerinden biri sayılır, öyle ki teliflerinin sayısı 100 olarak ifade ediliyor.

Yine şeyh Bahai’nin nücum ilmine hizmetlerinden ötürü UNESCO 2009 yılını “Nücum ve şeyh Bahai” yılı olarak adlandırdı.

Şeyh bahai Farsça, Arapça ve Türkçe şiirler yazmiştir ve şiirleri mesnevi, gazel ve rübai türündendir. Şeyh Bahai’nin şiirlerinin muhtevası zühd ve irfana şiddetle eğilimlidir. Şeyhin Arapça şiirlerinin önemli bir bölümü bilmecelerin gündeme getirilmesinden ibarettir ki bu da şeyh Bahai’nin bu alana musallat olduğunu gösteriyor. Şeyh Bahai’nin konuları bilmece şeklinde beyan etme yeteneği bir çok eserinde göze çarpar.

Şeyh Bahai’nin en ünlü eserinin adı Keşkül’dür. Bu kitap çeşitli ilim ve maarifleri ve bu büyük düşünürün bilgilerini içeriyor. Kitabın bazı bölümleri, şeyh Bahai’nin sevdiği divan ve diğer eserlerden bir derlemedir ve diğer bazı bölümleri de şeyhin yazdığı şiirler veya edebi metinler ve yazılardan oluşuyor ve okuru şeyhin düşünceleri ve zevkleri ile tanıştırıyor.

Şeyh Bahai’nin Farsça şiirleri genelikle mesnevi, gazel ve rübai türündendir. Şey gazeli Fahreddin Iraki ve Hafız, rübaiyi Ebu Said Ebulhayr ve Hoca Abdullah Ensari ve mesneviyi de Mevlana tarzında yazmıştır.

Şeyh Bahai’nin mesnevilerine Ekmek ve helva ya da Hicaz seyahati hadiseleri adlı eserini örnek vermek mümkün. Bu mesnevi adından da anlaşıldığı üzere Hac ziyareti sırasında ve Mevlana’nın yazdığı mesnevinin tarzında yazılmıştır. Eserde irfani vaaz, mizah, hikaye, temsil ve beşeri maarif yer alıyor. Bu kitap çok akıcı ve kulağa hoş gelen bir dille yazılmış ve içinde dünyevi mal ve servet ve şatafatı ve kibir ve sahtekarlıkları yazar tarafından eleştirilmiştir. Şeyh Bahai bu mesnevinin bir yerinde sultanlardan ve zalimlerden uzaklaşmayı tavsiye ediyor ve bu kesime yaklaşmanın gönlü ve dini yok ettiğini vurguluyor. Şeyhin siyasi düşünceleri bu eserinde çok belirgindir.

Şeyh Bahai, şii alimlerin arasında yaygın geleneği izleyerek, Erbain kitabını da kaleme almıştır. İslam Peygamberi’nden –s– bir hadiste anlatıldığı üzere alimlere o hazretten 40 hadis yazmaları ve halka anlatmaları tavsiye edilmiştir.

Şeyh Bahai de Erbain’de İslam Peygamberi’nden –s– 40 hadis seçmiş ve her birini detaylı bir şekilde açıklamıştır. Şeyh Bahai bu eserinde de siyasi konulara değiniyor ve hadisleri açıklarken çok açık ve net görüşleri beyan ediyor. Şeyh esirinde emri maruf ve nehyi münkirin şartlarını ve merhalelerini de anlatıyor.


Şeyh Bahai’nin bir başka ünlü eseri, Safevi kralı birinci Abbas’ın emri üzerine yazdığı Came Abbasi adlı eseridir. Bu kitap Safevi devletinin dini çizgisini ve birinci Abbas iktidarının siyasi ve dini icraatını anlatıyor. Gerçi şeyh Bahai bu eseri tamamlamadan vefat eder ve talebesi Nizameddin Saveci bu eseri tamamlama görevini üstlenir.

Şeyh Bahai’nin diğer bazı eserleri ise, Meftahul Fellah, Habul metin ve Hadaikul Salihin adlı eserleridir.

Bahaeddin Muhammed Amuli yaşadığı çağın en büyük bilginlerinden ve ahlak alanında dünyanın en büyük insanlarından biriydi. Şeyh Bahai matematik, nücum ve astronomide yaşadığı çağın kesin üstadıydı ve mimari ve sanatta da parlak bir şehsiyetti ve Safevi döneminde İran’da sanat ekolünün temelini attı.

İran halkı ise Şeyh Bahai’yi en çok matematik ve mimarlık ve mühendislik alanlarında mahareti ve yeteneği ile tanıyor. Nitekim İsfahan’da İmam Humeyni –ks– camii, Necef hisari mimarisi, İsfahan’ın Necefabad yöresinde Kariz kuyu sistemi şeyh Bahai’nin işleri olduğu belirtiliyor. Şeyh Bahai ayrıca güneşin gölgesinden faydalanarak günün saatlerini belirledi ve İmam camiinin kıblesini tespit ederek o çağda bilginlerin en büyük anlaşmazlığına son verdi.

Şeyh Bahai’nin bir başka icraatı ise İsfahan kentinde akan Zayenderud ırmağının suyunu kentin mahalleleri ve çevre köyleri arasında paylaştırmaktı ki bu sistem günümüzde hala olduğu gibi devam ediyor.

Yine şeyh Bahai’nin inşa ettiği söylenen bir başka harikulade ese, İsfahan kentinde şeyh Bahai hamamı adıyla anılan bir hamamdır. İsfahan halkı, şeyh Bahai bu hamamı, altında yaptırdığı boş bir alanda yanan sadece tek bir mumla ısındığına inanıyor. İsfahan halkının anlattığına göre şeyh Bahai söz konusu hamamın altındaki boş alanda bir mum yaktıktan sonra o alanı kapatmış ve eğer bir gün bu kapalı alan açılacak olursa mum söner ve hamam da artık ısınmaz demiş. Anlatılanlara göre bir grup yabancı arkeolog hamamın sırrını keşfetmek için orasını açmış ve maalesef mum sönmüş ve bu sistem bir daha çalışmamış.

İsfahan’da sallanan minarelerin mimarisi de şeyh Bahai’nin işi olduğu belirtiliyor.

Şeyh Bahaî (r.a) yıllarca eğitimle meşgul oldu. Bu yıllar içerisinde meşhur ve büyük fakihler yetiştirdi. Molla Sadra-i Şirazi, Molla Muhsin Feyz-i Kaşani, Feyyaz Lahici, Seyyid Macid Behrani, Fazil Cevad Bağdadi, Molla Halil Gazi Kazvini, Şeyh Muhammed bin Ali Amuli, Muhakkik-i Sebzivari, Muhammed Salih bin Ahmed Mazenderani, Muhammed Taki Meclisi, Şeyh Bahai’nin yetiştirdiği ünlü talebelerden bazılarıydı.

Şeyh Bahai kameri 1031 yılında İsfahan kentinde vefat etti ve vasiyeti üzerine Meşhed kentinde İmam Rıza –s– türbesinin civarında defnedildi.

Şimdi ise mezarı kendi adıyla adlandırılan bir revakta yer alıyor ve ziyaretçilerce ziyaret ediliyor. 015