Ramazan ayı, Korona tehdidini ibadet fırsatına çevirme
İslam inkılabı rehberi şöyle buyuruyor: Ramazan ayında genel oturumların yokluğunda… yalnızken ibadet, yakarış ve huşudan gafil olmayın; biz kendi odamızda, kendi halvetimizde, ailemizde ve kendi çocuklarımızla, aynı anlamı, aynı ilgiyi, aynı huşu ve teslimiyeti oluşturabiliriz.
Bir kez daha mübarek Ramazan ayı geldi, rahmet, bereket, mağfiret, maneviyat ve Allah’ın ayı geldi. Her yıl Müslümanların, samimi ve maneviyat dolu atmosferinden yararlanmayı sabırsızlıkla beklediği, böylece Rahman ve Rahim olan yüce Allah’a daha yakın olmaya çalıştığı ay geldi.
Bu aziz ayın bereketi ile ilahi rahmetin hayat veren meltemi bir kez daha tüm günah tozlarını kalplerden silerek ilahi rahmet kapılarını açmak için esmeye başladı.

Fakat bu yıl eski yıllara nazaran daha farklı şartlarda Ramazan ayını karşılıyoruz. Tehlikeli ve ölümcül Koronavirüs tüm dünyayı sarmış ve bir çok insan virüse yakalanırken maalesef onbinleri de hayatını kaybetmiştir. Dünyada yaşanan bu beklenmedik acil durum, hükümetlerin hastalığı kontrol etmek ve salgın hastalığın daha da yayılmasını ve can kayıplarını önlemek için bazı kısıtlama kuralları uygulamaya zorlamıştır. Bu kurallardan biri sosyal mesafenin korunması ve dolayısı ile toplantıların yasaklanmasıdır. Böylece camiler, hüseyniyeler, ziyaret edilen türbeler ve diğer dini mekanlar geçici olarak kapandı.
Fakat tüm bu mekanlar özellikle Ramazan ayında daha bir coşkulu kalabalıklar ve oruçlu müminleri ağırlıyordu. Onlar camilerde Kur'an-ı Kerim tilavet etmenin yansıra din hocalarının çeşitli kounlardaki konuşmalarını dinler, dua törenleri düzenliyorlardı. Dini toplantılara hakim olan manevi ortam özellikle de bereketli Ramazan ayında insan ruhunun diğer dini kardeşleri ile birlikte kemale ermesi ve yüce Allah katına yakınlaşma ortamını hazırlıyor. Bu yüzden İslam dini cemaat ve Cuma namazı, hac ve benzeri topluca ibadetlerin altını önemle çiziyor.
Fakat maalesef bu yıl dünyada yaşanan Korona salgını nedeni ile tüm Müslümanlar böyle dini toplantılar ve törenlere katılmaktan mahrum kalmış, Koronavirüs’ün yayılmaması için doktorlar ve uzmanların tavsiyesi üzerine evde kalmaları gerekir. Şimdi sorulması gereken soru şu: acaba rahmet ve mağfiret ayı olan bu mübarek ayda çeşitli dini törenlere müminlerin katılmaması, onların eskiden olduğu gibi kalplerinde yanan iman ve maneviyat nurunu daha da alevlendirebilirler mi?
Bu sorunun cevabı çok açık ve nettir. Zira Ramazan ayında var olan bunca fazilet ve bereketler, sadece Allah’ın iradesi ve tedbirinden başka bir şey değildir. O, Ramazan ayının yılın en üstün ay olmasına irade etmiş, rahmet kapılarını daha da açarak kullarının yapmış olduğu duaların icabete daha yakın olmasına karar kılmıştır. Bu yüzden bu aziz ayın kapıları her zaman yüce Allah’ın rızasını, rahmetini ve mağfiretini kazanmaya çalışanlar için açıktır ve maneviyat dolu bu sofra, Ramazan ayın sonuna kadar açık ve bereketli kalacaktır.
Allah’ın bu değerli aydaki rahmeti her zaman ve her şartta, hatta dini toplantıların düzenlenmesine engel olan Korona salgını döneminde bile kulların kapsıyor. Nitekim eski dönemlerde de çeşitli hastalıklar, savaşlar, doğal afetler, hükümranların dini törenlere muhalefetleri vb. engellere rağmen Allah sevgisi her zaman Müslümanların kalbindeki yerini korumuş ve Allah’ın varlığı, Ramazan ayında her zamankinden daha fazla hayatın tüm açılarında ve müminlerin ruhi yücelmesinde kendini hissettirmiştir.
Fakat yine de, Ramazan ayın bereketlerinden daha fazla feyiz almak için bu yıl mahrum kaldığımız Ramazan ayındaki dini törenlerin rolü göz ardı edilemez. Günümüzde cami veya kutsal bir türbede yayana ibadet etmenin değerini eskiye nazaran daha çok iyi anlıyoruz. Koronavirüs’ün hepimize oluşturduğu istenmeyen durumu mübarek ayın bereketlerinden daha fazla yararlanmak için bir fırsata çevirebiliriz. Doktorların sürekli ve önemle yaptıkları tavsiyeler üzerine hükümetler aldıkları tedbirlerle halkın daha çok evde zaman geçirmelerini ve dışarıdaki zamanlarının en aza indirilmesine çalışıyorlar.
Eski yıllarda dışarıdaki işlerin yoğunluğundan dolayı evde Allah’a ibadet ve dua etme zamanımız olmadıysa hatta eğer dini törenlere katılmadıysak şimdi bu fırsatı yakalamışız. Eve olduğumuz saatlerde zamanı iyi ayarlayarak yaptığımız programla Kur'an-ı Kerim tilavet etmek, dua etmek, namaz kılmak ve Allah’a yakarış gibi ibadetlere zaman ayırarak en iyi şekilde onları yerine getirme fırsatımız oluşmuştur, üstelik dini toplantılara katılma nimetinden mahrumiyeti de telafi edebiliriz.

Esasen nafile namazlar gibi bazı ibadetlerin özellikle Allah’ın bereket ayında, 11 ayın sultanı Ramazan ayında insanın kendi halvetinde ve kalbinde hissettiği huzurla yapılması daha etkili olabilir. Tabi ki bu yıl yine hastaları ve özellikle tehlikeli Koronavirüs ile mücadele eden hastaların şifası için dua etmeyi unutmamalıyız.
Bu arada bazı ibadetlerin ailenin diğer fertleri ile yapılması daha da etkili olacak ve çocukların dini terbiyesi ve ailevi bağların güçlenmesi için yararlı olacaktır. İslam inkılabı rehberi Ayetullah seyit Ali Hamenei bu bağlamda şöyle buyuruyor:
Ramazan ayında genel oturumların yokluğunda… yalnızken ibadet, yakarış ve huşudan gafil olmayın; biz kendi odamızda, kendi halvetimizde, ailemizde ve kendi çocuklarımızla, aynı anlamı, aynı ilgiyi, aynı huşu ve teslimiyeti oluşturabiliriz.
Bu arada unutmamak gerekir ki camilerin en önemli işleri namaz ve diğer ibadetler için bir araya gelmek olsa da bu kutsal mekan Allah’ın emirleri ile bir şekilde bağlantıda olan diğer bazı çalışmalar için de kullanılabilir. Örneğin camide yapılan en önemli çalışmalardan biri, muhtaç insanlara yardım toplamaktır. Özellikle Ramazan ayında Allah’ı da memnun eden bu çalışma halk arasında daha yoğun yaşanıyor ve müminler bu mübarek ayda bereketli sofrasını kurduğu için şükür bağlamında yardıma muhtaç olan yoksulların yardımına koşarlar.
Fakat bu yıl Ramazan ayında Koronavirüs nedeni ile yaşanan bir çok kısıtlama nedeni ile mali ve ekonomik açıdan kötü bir dönemde olan bir çok insan vardır, işte bu yüzden yapılan yardımların artması gerekir. Eğer İslam’da mal ve servetin, insanın dünya malına bağlılığını ölçmek için ilahi sınav için bir araç olduğu gerçeğine dikkat edersek, bu önemli ilahi sınavda başarının en bariz göstergesinin muhtaçlara yardım etmek olduğunu anlarız. Tabi ki Müslüman kardeşim maddi sıkıntısını gidermek, karşı tarafa olan yararından çok, yaradım eden için sevab sayılır zira bu aziz ayda yapılacak olan infaklar diğer aylara göre daha değerlidir.

Resul Ekrem hz. Muhammed -saa- şöyle buyuruyor: “Allah Ramazan ayında sadaka veren herkesi bağışlar.”
Bu ayda ayrıca iftar sofrası açarak iftarlık vermeye de çok tavsiye edilmiş, hatta sevabı da oruç tutmak kadar zikredilmiştir. Bu yüzden Koronavirüs nedeni ile yaşadığımız bu kriz döneminde muhtaçlara ve yoksullara daha çok yardımda bulunmak daha değerli ve önemlidir.
İslam inkılabı Rehberi Ayetullah seyit Ali Hamenei bir süre önce yaptığı bir konuşmada, Korona salgını nedeni ile halkın sorunlarına işaretle şöyle dedi:
Ramazan ayı, infak ayıdı, fedakarlık ayıdır, yoksullara yardım ayıdır; yoksullara ve muhtaçlara mümince yardım etmek, dayanışma ve eşitlik için ülkede geniş bir kampanyanın başlaması çok iyi olur; eğer bu gerçekleşirse, bu yıldan iyi bir hatıra zihinlerde kalır.
İşte o zamandan itibaren muhtaçlara yaradım için kapsamlı bir kampanya başlatıldı, öyle ki bu bereketli ayda Allah’ın salih ve mümin kullarının eski yıllara göre daha geniş bir şekilde muhtaç kardeşlerine yardım için fedakarlık ve dayanışma göstermeleri bekleniyor.
Ramazan ayı, Müslümanlar için başka bir sınav da sayılıyor. İslam’ın emirleri uyarınca sağlıklarının tehlikede olduğu düşüneneler bu ayda oruç tutmayabilirler. Bu yıl Koronavirüs salgını nedeni ile bazıları oruç tutmanın bu hastalığa yakalanma riski taşıdığı düşüncesi ile kendilerini bu büyük ibadet ve sevaptan mahrum bırakıyorlar.
Hal bu ki İran Tıp Bilimler Akademisi başkanı Dr. Alirıza Merendi çeşitli alanlarda uzman doktorların görüşünü aldıktan sonra, sağlıklı insanların oruç tutmasının Korona hastalığına sebep olmadığı gibi hatta bağışıklık sistemini de güçlendirdiğini duyurdu.
Diğer yandan uzman doktorlar, psikolojik açıdan daha iyi bir durumda olanların hastalık karşısında daha fazla dayanıklı olduklarını, hatta maneviyata daha çok ilgi duyan hastaların, daha hızlı bir şekilde iyileşme sürecini geçirdiklerini belirtiyorlar.
Bu yüzden mübarek Ramazan ayının maneviyat dolu ortamının insanın bağışıklık sistemini güçlendirebileceği inkar edilemez. Böylece bu yıl da Ramazan ayında çeşitli vesveselerden uzak, oruç tutmanın muazzam bereket ve mükafatlarından yararlanabilir, bu ilahi sınavdan yüzümüzün akı ile çıkabiliriz.