Kuranî müjdeler - 3
Bugünkü sohbetimizde mübarek Ramazan ayında sabırdan söz etmek istiyoruz.
Sohbetimizin başında Kur'an'ı Kerim’in Bakara suresinin 155 ve 156.ayetlerinden söz etmek istiyoruz. Ayetlerde yüce Allah sabredenleri şöyle müjdeliyor:
Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma (fakirlik) ile deneriz. (Ey Peygamber! ) Sabredenleri müjdele ! O sabredenler, kendilerine bir belâ geldiği zaman: Biz Allah'ın kullarıyız ve biz O'na döneceğiz, derler.

İçinde yaşadığımız dünya acılar ve meşakkatlerle doludur ve filozofların tabiri ile maddi olduğundan bu acılar ve musibetler yaşamın birer parçası sayılır. Bazen insan ruhu yaşamın acılarından iyice usanır. Bu tür anlarda insan isyan eden ruhunu sakinleştirmek üzere bir yol arar. Özellikle son aylarda dünya halkı korona virüs salgını ile mücadelede zorlu ve gergin günleri geride bırakıyor ve bu hastalığın sebebiyet verdiği sorunların yanı sıra bazı insanlar sevdiklerini kaybediyor ve sağlık personeli, hemşireler ve hekimler hastanelerde çok zor günleri yaşarken, tüm bunlar ancak bu ilahi sınav karşısında sabretmek ve direnmekle çekilebiliyor ve herkes sığınacak güvenilir bir yer arıyor.
Peki ama, gerçekten bu zorlu günleri nasıl geçirmeli ve daha sonrasında tatlı bir yaşama kavuşmalıyız? Yine musibetlerin sırasında ruhi baskıların hafiflemesi için ne yapmalıyız?
İslam öğretilerinde sabır, direnmek anlamına gelir ve Kur'an'ı Kerim’de bu Sözcü yüzü aşkın kez kullanılmıştır. Sabır iman ehli olanlar için, azlığı ve yokluğundan bile Allah tealaya sığınacakları kadar büyük öneme sahiptir.
Kur'an'ı Kerim ayetlerinde ve rivayetlerde belirtildiği üzere sabır iman için bedene baş gibidir. Yani eğer insanın eli ayağı kesilirse, sakat kalmasına rağmen yaşamaya devam eder. Ancak eğer birinin başı ezilirse kesinlikle ölür. Sabırsız insanın imanı olmaz ve sonuçta cennette de yeri yoktur.
Gerçekte bazen iman gevheri bir takım kötülüklerden etkilenebilir ve bu tür sınavlar ve afetlerle yok olur. Kur'an'ı Kerim’in Rad suresinin 24. ayetinde kıyamet gününde iman ehli olanlar cennete girdiklerinde melekler onlara selam vererek şöyle dedikleri buyrulur:
Sabrettiğinize karşılık size selam olsun! Dünya yurdunun sonu (cennet) ne güzeldir! (derler).
Yani melekler cennet ehli olanların tüm amelleri ve ibadetleri ve salih amelleri arasında en çok sabır üzerine vurgu yapıyor ve bunu cennete girmelerinin sebebi olarak beyan ediyor.
Gerçekte sabır, insanı hoşlanmadığı her şeye karşı onu güçlü yapan bir nevi direniştir. İnsan yaşamında her sorun ve her musibet nahoşluğuna göre insan ruhunu rahatsız eder. Ancak Allah’a iman eden ve O’nun hayırdan başka bir şey istemediğine inanan insan zorluklara tahammül etmek ve ilahi kadere teslim olmakla bu zorluklardan kemale ermek üzere kullanır.
Kur'an'ı Kerim Bakara suresinin 153. ayetinde de Allah tealanın zorluklara ve acılara karşı ne gibi bir ilacı önerdiğini beyan ederek şöyle buyuruyor:
Ey iman edenler! Sabır ve namaz ile Allah'tan yardım isteyin. Çünkü Allah muhakkak sabredenlerle beraberdir.
Bu sözcük yaşamın zorlukları ve musibetlerinin sebebiyet verdiği yaraların tedavisi için manevi ilaçtır.
Kur'an'ı Kerim müfessirleri bu ayette sabır sözcüğünü oruç şeklinde mana etmiş ve oruçtan sabrın en mükemmel mısdakı şeklinde söz etmiştir; zira insana zorluklarda ve sıkıntılarda umutsuzluğa kapılmasına ve sapmasına mani olur. Bir başka ifade ile sabır, oruç ibadeti ile kopmaz bağı vardır. Açlık ve susuzluğa karşı sabretmek, günahlara karşı direnmek, acılara ve zorluklara karşı sabretmek, hepsi oruç ibadetinde var olan durumlardır ve sonucu da ruhun yücelmesi ve ilahi kata yaklaşmaktır.
Gerçekte dünyevi yaşam türlü sorunlar ve sıkıntılarla beraberdir. Eğer insan bu zorluklara ve sıkıntılara karşı sabreder ve direnebilirse kesinlikle zafer kazanır; ancak sabırsız olur ve hadiselere karşı teslim olursa, hiç bir zaman hedefine ulaşamaz. İslam Peygamberi -s- de mübarek Ramazan ayını sabır ayı niteleyerek şöyle buyurur:
Ey insanlar, hakikaten içinde bulunduğunuz ve bir gecesi bin geceden daha üstün olan bu ay Ramazan ayıdır ve Allah teala bu ayda oruç tutmayı vacip kılmıştır ve bu ay sabır ayıdır.
Namaz ibadeti de sabır mısdaklarından biri olarak beyan edilmiştir. İnsan sorunlar fırtınası ve yıkıcı hadiselere karşı ilahi sonsuz güce güvenmediği takdirde hüsrana uğrar ve yolunu şaşırır. Kendisini namazla yüce Allah’a bağlayan insan hiç bir koşul altında kendini kaybetmez veya yalnız hissetmez. Rivayetlere göre İmam Ali -s- ne zaman zor durumda kalırsa ilkin iki rekat namaz kılar ve ardından Allah tealadan yardım isterdi.
Gerçekte namaz kılan insan tekbirle Allah teala onun gözünde büyük olduğunu itiraf eder ve bu anlayışla başka her şeyi küçük sayar.
Bir uçağı düşünün; uçak ivme kazanarak yükseldikçe evler ve binalar yolcuların gözünde küçüldükçe küçülür. Bunun gibi Allah tealaya doğru kanatlanan ve ilahi aşk ve rahmetin odağını muazzam bulan insanların gözünde bu dünyanın her şeyi değersiz ve para ve güç sahibi olanlar da onların gözünde hor ve naçizane olur.
Burada önemli olan nokta, afetler toplumun manevi gelişmesi ve toplumda şirk ve küfrü kırmak ve toplumun dikkatini Allah’a yöneltmek için bir vesiledir. Bu yüzden zorluklar ve sıkıntılar bizim erdemlerimizi geliştirerek derecelerimizi yüceltir. Bu sorunlardan bazıları insanları cismi açıdan ve bazıları da ruhi açıdan güçlendirir.
İmam Ali -s- bu konuda şöyle buyurur: Allah sürekli kullarını türlü musibetlerle karşı karşıya getirir ve önlerinde türlü çabaları koyar ve refah içinde yaşama isteklerine aykırı bazı teklifleri belirler ve böylece kalplerinden kibri uzaklaştırır ve nefislerini Allah’a kulluk yolunda uysallaştırır ve bu da ilahi fazl ve rahmet kapılarını onların yüzüne açar.
Sabır, toplumu terbiye etme aracıdır ve bazı çeşitleri vardır. Nitekim sabır savaşta cesarete sebep olurken, günaha karşı sakınma vesilesidir. İbadette sabır da itaat ve kulluğa sebeptir. İslam kültüründe sabır, zorluklara ve hadiselere karşı direnmektir ve asla bedbahtlığa katlanma ve zillete boyun eğme ve teslim olma anlamına gelmez. İman eğer ilim, amel ve sabırla beraber olursa daha da değerli olur. Bu yüzden Kur'an'ı Kerim ayetlerinde Allah teala sabredenleri sevdiğini ve onların hamisi olduğunu buyurur.