Allah’a yakarışlar -5,6
https://parstoday.ir/tr/radio/uncategorised-i146620-allah’a_yakarışlar_5_6
Evlenince yani baht evine gidince mutluluktan uçmayı istiyordum.
(last modified 2022-10-07T16:32:52+00:00 )
Mayıs 02, 2020 06:10 Europe/Istanbul

Evlenince yani baht evine gidince mutluluktan uçmayı istiyordum.

Hayatımın en iyi dönemine gelmişim… babam hep şöyle derdi: Kerbela ziyaretine eşinle git… en iyi elbiseleri, sanat kurslarını, ehliyet kurslarını, neye ihtiyaç olsa ve neyi istesem, evlilik engeline takılıyordu.

Şimdi evleniyordum ve bir ev, tüm idaresi ve içinde olan her şey benim elimdeydi, aynasından paspasına kadar.

Bu hayatımın en iyi dönemidir… tıpkı evlenecek olan her kız gibi. Hep bunun hayalini kafamda canlandırıyordum. Ben bir evin yeni geliniydim. Bir evin hanımı… fakat şimdi her günüm gözyaşı ile geçiyor.

Allah’ım! Neden hayatımın en iyi dönemi böyle geçiyor? Neden?

Her gün bir kağıt alıyorum ve genç bir kızın çeyizi için gerekli olanları yazıyorum. Yazıyorum ve üstünü çiziyorum… fiyatlarını düşününce bir bir üzerini çiziyorum..

Ey her sanatın sanatkârı, Ey her yaratılanın yaratıcısı!

Ben çeyizim için gerekli olan her şeyin üstünü bir bir çiziyorum zira baba bu kadar parayı ödeyemez. Sen ki lütuf ve sevginle beni buraya kadar getirmişsin, şimdi… nasıl çeyizimi hazırlamam gerektiğini söyle… bunu da sana bırakıyorum zira sen her sanatın sanatkârısın… her yaratılanın yaratıcısısın.

Bana ne yapmam gerektiğini söyle. Baht evimin tuğlaları daha sağlamlaşmadı. Ailemin yüzü suyu bu listeye bağlı, hepsinin üzeri çizilmiş bu listede…

Her akşam babam bahçenin merdivenleri üzerinde oturuyor ve uzun uzun düşünüyor… sanırım benim çeyiz listemi kafasında yazıyor fakat bir bir onların üstünü çiziyor. Elindeki sigara küllenince tahminimin doğru olduğunu anlıyorum.

Ey her rızıklananın rızık vereni, Ey her sıkıntıda olanın sıkıntısına son veren!

Derler ki düğün rızkını sen ulaştırırsın ve ben senin nimet sofrasını bekleyen endişeli bir taze gelinim. Bir taze gelinin yeni evi boş kalamaz ki…

Ey her sıkıntıda olanın sıkıntısına son veren, Ey bütün kederlenenlerin kederini gideren!

Endişeliyim. Beni, hayatımın en güzel döneminde en Mesut kadın olmamı engelleyen bu gam yükünden kurtar…

Büyükannem gözümdeki mazlumiyeti yaş damlalarından okurken her defasında şöyle diyor:

لا اله الا انت، سبحانک انی کنت من الظالمین(enbiya suresi 87. Ayet)

Allah’ım Senden başka İlah yoktur, Sen Yücesin, gerçekten ben  zulmedenlerden oldum…

ve şöyle diyor: rivayetlere göre bu zikri sıkça söylemek gerekir. Hayret ediyorum neden hüzünlü olanlar bu zikre tevessül etmiyor?

Ey bütün acınacak kimlerin (haline) merhamet eden, Ey bütün yalnız-yardımcısız kalanlara yardım eden!

لا اله الا انت، سبحانک انی کنت من الظالمین

Ey her kusur sahibinin kusurunu örten, Ey bütün kovulmuşların sığınağı olan!

 

Sen benimlesin… tıpkı o günlerde olduğu gibi…sen bir gün olup bir gün olmayabilir misin? Bir dönemde sana sahipken bir diğer dönemde kaybedilir misin?

Senin kapından başka, kimin kapısına gidebilirim?

Bazı hüzünler gizlidir, haykıramazsın. Sen kusurları örtensin… bu hüzün aramızda kalmalı. Evimizden gitme, bunu sen çöz, bundan sonra da kimse benim şükür secdelerimin sebebini bilemeyecektir, bu aramızdaki bir sırdır.

 

Ey her sanatın sanatkârı, Ey her yaratılanın yaratıcısı, Ey her rızıklananın rızık vereni,

Ey her sıkıntıda olanın sıkıntısına son veren, Ey bütün kederlenenlerin kederini gideren, Ey bütün acınacak kimlerin (haline) merhamet eden,

Ey bütün yalnız-yardımcısız kalanlara yardım eden, Ey her kusur sahibinin kusurunu örten, Ey bütün kovulmuşların sığınağı olan!

Münezzehsin sen, Ey kendisinden başka bir ilah olmayan…

Kurtar bizi ateşten ey Rabbim!

یَا صَانِعَ کُلِّ مَصْنُوعٍ یَا خَالِقَ کُلِّ مَخْلُوقٍ

یَا رَازِقَ کُلِّ مَرْزُوقٍ یَا مَالِکَ کُلِّ مَمْلُوکٍ

یَا کَاشِفَ کُلِّ مَکْرُوبٍ یَا فَارِجَ کُلِّ مَهْمُومٍ

یَا رَاحِمَ کُلِّ مَرْحُومٍ یَا نَاصِرَ کُلِّ مَخْذُولٍ

یَا سَاتِرَ کُلِّ مَعْیُوبٍ یَا مَلْجَأَ کُلِّ مَطْرُودٍ

سُبْحَانَکَ یَا لا إِلَهَ إِلا أَنْتَ الْغَوْثَ الْغَوْثَ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ یَا رَبِّ

 

Böyle anlaşmamıştık…bu yol ayırımı…bu sonsuz yol… bu ne yapmam gerektiğini bilmezliğim… böyle anlaşmamıştık.

Çantam sırtımda ve yalnız… baştan da böyleydi. Seninle yalnız, zira senin yanında olduğun birisinin bir eksiği olmaz ve senin yanında olmadığın birisi neye sahip olabilir ki? Sırtımda bir çanta, elimde bir bavul, seninle birlikte uçsuz bucaksız bir yolda.

 

Neyim eksik? Hiç..

Sen varken…neyim eksik ki.

Öyleyse neden kendimi yalnız hissediyorum. Neden ıssız caddenin sonsuzluğu nefesimi daraltıyor… varmak için gelmişiz. Gidelim ve varalım, bunca yolculuğu kararlaştırmamıştır… bunca gitmek ve … varamamaktan korkmak. Yolculuk hayatın bir parçası. Allah’ım! Hayatımı yolculukla geçirmek istemiyorum…

Allah’ım! Ey zorluk zamanında hazırlığım, Ey musibet zamanında ümit kaynağım!

Ey yolculukta ve ikamette benimle olan. Ebedi ve kalıcı olduğunu biliyorum. Beni sonuçsuz bir yaşam için yaratmadın. Her hikayenin bir sonu vardır ve her yolcu bir gün maksada ulaşır, fakat… korkuyorum. Yenilikler şeytan cinsinden içime bir korku salıyor. Şeytan’ın içime sızmasını istemiyorum. Bu yüzden seninle konuşmaya ve bana yol göstermene geldim.

Allah’ım! Ey yalnızlık zamanımda yoldaşım, Ey gurbette benim arkadaşım!

Uzun ve sonuçsuz yolculuklar beni yıprattı ve bu yorgunluk neden yolculuğa başladığımı unutturdu. Nasıl bir hedefim olduğunu, neden yalnızlığı seçtiğimi unutmak, beni korkutuyor…

Allah’ım! Ey yalnızlık zamanımda yoldaşım, Ey gurbette benim yol arkadaşım!

Sonu olmayan yolculuklar beni yordu ve bu yorgunluk yolculuk hedefimi unutturdu. Ve beni korkutuyor hangi hedefle, hangi maksatla bu yalnızlık ve gurbet yoluna ayak bastığımı unutmak …

 

Ey nimetlerimde velinimetim, Ey sıkıntı zamanında imdadım!

Gurbet… insanı çaresiz kılar, sessiz kılar. Gurbet insanı unutkan yapar. Giderek alışırsın gurbete ve bu beni korkutuyor… yalnız olduğuma inanmak… korkutuyor.

Ey fakirlik zamanında zenginliğim!

Ben fakirlik içinde yalnız başıma sorunlar yükünü taşıyorum. Gurbetten gelen sorunlar beni çaresiz bırakmış. Burası benim şehrim değil.

رب یَسِّر و لا تُعَسِّر “Allah’ım işleri kolaylaştır ve beni zorlama” zikri, sabah akşam ağzımdan düşmüyor. Bu garip kentte kalbimi bir tanıdıkla ısıt. Ne yapmam gerekir sorumu cevapsız bırakma. Yorgun bir erkek … giderek ayaktan düşer.

Ey çaresizlik zamanında sığınağım!

Elimi tut ve bu kimsesizlikten kurtar.

Her zaman kendin gibi insanlarla karşılaştır ki hayat yüküm hafiflesin. Bir zamanlar benim rüyalarım olan bu kenti artık sevmiyorum. Rüyalarıma ulaşma bedeli çok ağırdı…

Ey korku zamanımda benim yardımcım…

Beni icabet et..

Benim gurbetimi öldürmesi için Kendin gibi insanları hayatıma kat. Sadece ve sadece sen varsın, yekta ve yegane…

Bu gurbet ve yalnızlıkta her sabah, neden yola çıktığımı, azığımın ne olduğunu soruyorum. Eve döndüğümde anneme ne götüreceğim… Allah’ım azığımı mutluluk ve açılım ile doldur. Annemin duası benimle birliktedir. Beni annemin dualarının hürmetine esirge ve hayırlara ulaştır. Annemin dediği gibi sonumu hayır et…

Yol, gurbet demek… rüzgar, yolcu ve uyuklamak hissi… evin bahçesindeki sarmaşık dalı… ben ve özlem ve bu ıslak cam…

Ey zorluk zamanında hazırlığım, Ey musibet zamanında ümit kaynağım, Ey yalnızlık zamanımda yoldaşım, Ey gurbette benim arkadaşım,

Ey nimetlerimde velinimetim, Ey sıkıntı zamanında imdadım, Ey şaşkınlık zamanımda kılavuzum,

Ey fakirlik zamanında zenginliğim, Ey çaresizlik zamanında sığınağım, Ey korku zamanımda benim yardımcım

Münezzehsin sen, Ey kendisinden başka bir ilah olmayan…

Kurtar bizi ateşten ey Rabb’im!

یَا عُدَّتِی عِنْدَ شِدَّتِی یَا رَجَائِی عِنْدَ مُصِیبَتِی

یَا مُونِسِی عِنْدَ وَحْشَتِی یَا صَاحِبِی عِنْدَ غُرْبَتِی

یَا وَلِیِّی عِنْدَ نِعْمَتِی یَا غِیَاثِی عِنْدَ کُرْبَتِی

یَا دَلِیلِی عِنْدَ حَیْرَتِی یَا غَنَائِی عِنْدَ افْتِقَارِی

یَا مَلْجَئِی عِنْدَ ضْطِرَارِی یَا مُعِینِی عِنْدَ مَفْزَعِی

سُبْحَانَکَ یَا لا إِلَهَ إِلا أَنْتَ الْغَوْثَ الْغَوْثَ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ یَا رَبِّ/