Kulluğun yüceliği(Ramazan bayramı -1)
Mübarek Ramazan bayramı, bir ay boyunca yüce Allah’a ibadet eden, işlediği günahları nedeni ile tövbe ederek iç ve dış kirlenmelerden ruh ve canlarını temizleyen ve gerçek fıtratına geri dönen Müslümanların bayramıdır. Ramazan bayramınız kutlu olsun.
Bugün güneş her zamankinden daha parlak ve daha sıcak olarak müminlerin kalbini aydınlatıyor. Allahu Ekber’in gönülleri okşayan nidası her camiden, her evin çatısından duyuluyor:
اَللهُ اَکْبَرُ، اَللهُ اَکْبَرُ، لا اِلهَ اِلاَّ اللهُ وَ اللهُ اَکْبَرُ، اَللهُ اَکْبَرُ، وَ لِلّهِ الحَمْدُ، اَلْحَمْدُ لِلِّهِ عَلی ما هَدَینَا، وَ لَهُ الشُّکْرُ عَلَی مَا اَوْلَینَا:
Allah, anlatılamayacak kadar büyüktür. Yegane Allah’tan başka mabut yoktur. Allah vasf edilmeyecek kadar büyüktür. Hamd ve övgü ancak Allah’ın pak zatı içindir. Bizi hidayete erdirdiği için Allah’a şükürler olsun ve bize bağışladığı her şey için ona şükürler olsun.

Bu semavi bayramda, güneşin doğuşu ile birlikte münadinin nidası Allah’a aşık olan müminlerin kulaklarını okşayarak, şöyle fısıldıyor:
Ey müminler, ödüllerinizi almak için acele edin. Bugün herkes ektiği kadar haset toplayacaktır.
Ramazan bayramı, mübarek Ramazan ayının tarlasının haset günüdür. Gerçi oruçlu müminler bu bereketli ayın her gecesinde iftar vaktinde o gün yaptıkları ibadetin karşılığına almıştır, öyle bir karşılık ki bir sonraki gün oruç tutmayı daha tatlı ve daha zevkli kılmıştır onlara. Buna ilaveten yüce Allah’ın, onlara oruç tutabilme nimetini verdiğini ve bunu başardıklarını anlamak, sadece gerçekten oruçlu olmanın kıymetini bilen müminler tarafından idrak edilen anlatılması zor olan bir nimettir.
Yüce Allah namaz, hac, cihat vb. ibadetlerin yanısıra sadece oruç için الصَّوْمُ لِی وَ أَنَا أَجْزِی بِه “oruç benimdir ve ben şahsen onun mükafatını vereceğim” diye buyuruyor. Oruçlu olan müminlerin iftar zamanında duydukları manevi zevk ve mutluluk, bizzat Allah’ın üstlendiği bu ilahi mükafatın sadece çok küçük bir parçasıdır ki Ramazan bayramında büyük bir zevke varılıyor.
Değerli dostlar! Bugün hk. Şevval ayının ilk günü, Ramazan bayramı ve fıtrata dönüş günüdür. Ramazan bayramı, insanın ilahi pak fıtrata zaferle geri dönüş günüdür. Oruçlu Müslümanlar Ramazan ayı boyunca Allah’a ibadet etmek, günahlardan tövbe etmek, ruh ve canlarını dış ve iç kirliliklerden arındırarak gerçek fıtratlarına geri dönmeyi başarmışlar. Bu manevi geri dönüşte oruçlu insanın tüm aza ve organları onun ruhu ile birlikte günahlardan arınarak maneviyata daha çok önem vererek çalışırlar.
Onun gözleri hedefsizce etrafa bakınmaz, onun gözleri hakkı görmek ve tanımak için bir araç olur. Kulakları fıtrata göre çalışır, her sesi duymaz, sadece hakkın sesini duyar. Dili boş yere konuşmaz, içeriksiz laflar etmez ve haktan başka konuşmaz.
Aslında gerçek oruçlu insan bir ay boyunca kendini yetiştirerek ruh ve kalbini güçlendirip sağlamlaştırarak kendi ilahi fıtratına daha da yaklaşır. Ramazan bayramının gelişi ve fıtrata dönüşle tüm günler bayram olur. Nitekim Emir el-Mu'minin hz. Ali -as- Ramazan bayramı hutbesinde şöyle buyurdu: “günah işlemediğin gün senin bayram günündür.”
Ramazan gittiği için değil, günahlarımızın affedildiği için, büyük sevab ve nimete kavuştuğumuz için bayram yapıyoruz. Hadis-i şerifte şöyle buyruluyor:
Bayram sabahı Müslümanlar, namaz için camilerde toplanınca Allah Teâlâ meleklere, “İşini yapıp ikmal edenin karşılığı nedir?” diye sorar. Melekler de, “Ücretini almaktır” derler. Allah Teâlâ da, “Siz şahit olun ki, Ramazandaki oruçların ve namazların karşılığı olarak, kullarıma kendi rızamı ve mağfiretimi verdim. Ey kullarım, bugün benden isteyin, izzet ve celâlim hakkı için istediklerinizi veririm” buyurur. (Beyheki)

Mübarek Ramazan bayramının özelliklerinden biri ilahi şiarlardır. اَللهُ اَکْبَرُ، لا اِلهَ اِلاَّ اللهُ و اَلْحَمْدُ لِلِّهِ şiarı, bayram gününe özel bir hava ve görüntü veren bir sesleniştir. Rasûlüllah -saa- şöyle buyuruyor: “Ramazan ve kurban bayramlarını لا اِلهَ اِلاَّ اللهُ، اَللهُ اَکْبَرُ، اَلْحَمْدُ لِلِّهِ و سبحان الله şiarı ile süsleyin.”
Resul Ekrem hz. Muhammed -saa- Ramazan bayramında evden çıkar ve namaz yerine gidene kadar yüksek sesle لا اِلهَ اِلاَّ اللهُ، اَللهُ اَکْبَرُ şiarını tekrarlardı ve hatta hutbeler arasında, öncesinde ve sonrasında herkesin duyacağı yüksek sesle tekrarlardı.
Ehlibeyt imamlarından hz. İmam Rıza -as- da Ramazan bayramında çokça tekbir getirme hakkında şöyle buyuruyor: Tekbir, yüce Allah’ı saygı ile anmak ve ona baş eğmektir ve dünyaların Allah’ının verdiği nimetlere ve hidayetlerine bir nevi şükrandır.

Ramazan bayramı namazında, insanı içten güçlendiren ve ruhunu arındıran bazı surelerin tilaveti önemle dikkate alınmıştır. Birinci rekâtta Kur'an-ı Kerim’in 87. Suresi, A’lâ suresi okunur zira bu mübarek surede insanın yetiştirilmesi konusuna bir çok önemli konular bulunuyor. Örneğin yüce Allah 14 ve 15. Ayetlerde şöyle buyuruyor:
قَدْ اَفْلَحَ مَنْ تَزَکّی
Arınan ve Rabbinin adını anıp, namaz kılan kimse mutlaka kurtuluşa erer.
Bu ayetler de insanın arınması ve yüce ihlas makamına ulaşması için bir uyarıdır. Bu yüzden tezkiye ederek Allah’ın anan ve zikreden kimse, felah ve erdemliğe ulaşır.
İkinci rekatta Şems suresinin okunması tavsiye edilmiştir. Bu surede de insanın kendisini yetiştirmesi ve içini temizleyerek sağlamlaştırılması, mümkün olduğu mertebe önemle vurgulanıyor. Yüce Allah 9. Ayetin sonunda şöyle bir yeminde bulunuyor:
قَدْ اَفْلَحَ مَنْ زَکّیها
andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir.
Ramazan bayramı namazının birinci rekatında 5 kunut ve ikinci rekatında ise 4 kunut ardır.
İtaat etmek ve boyun eğmek anlamında olan konut, dua etmek, münacatta bulunmak ve Allah ile en içten dertleşmektir. Namaz kılan mümin en mütevazi duygularla ellerini kaldırarak Allah’a itaat ettiğini dile getirerek Allah’tan her konuda ona hayır ve iyilik vermesini dileyerek öyle diyor:

اللهم اهل الکبریاء والعظمه / و اهل الجود و الجبروت / و اهل العفو و الرحمه / و اهل التقوی و المغفره / اسئلک بحق هذا الیوم الذی جعلته للمسلمین عیدا / و لمحمد ٍ صل الله علیه و آله زخرا ً و شرفا ً و کرامتا ً و مزیدا ً / ان تصلی علی محمد و ال محمد / و ان تدخلنی فی کلّ خیر ٍ ادخلت فیه محمدا ً و آلَ محمد و ان تخرجنی من کل سوء ٍ اخرجتَ منهُ محمدا ً و الَ محمد صلواتک علیه و علیهم / اللهم انی اسئلک خیرَ ما سئلکَ منهُ عبادکَ الصّالحون / و اعوذ بک ممّا استعاذَ منهُ عبادکَ المخلصون
Ey Allah’ım, azamet ve yücelik sana yakışır, bağışlamak ve büyüklük sana yakışır, af ve rahmet sana hastır, ve takva ve mağfiret sendendir, Müslümanlara bayram kıldığın bu günün hürmetine, ve Muhammed ve hanedanına birikim, şeref ve makam yüceliği kıldın, senden Muhammed ve hanedanına selam göndermeni istiyorum, ve beni Muhammed ve hanedanını dahil ettiğin hayır ve saadete dahil etmeni istiyorum, ve beni Muhammed ve hanedanını çıkardığın her şer ve kötülükten dışarı çıkarmanı istiyorum, ey Allah’ım ben senden senin şayeste kullarının senden istediği en iyi şeyleri istiyorum, ve samimi kullarının sana sığındığı şeyden sana sığınırım.
Ramazan bayramının güzel yanlarından biri, insan severlik ve dostluk duygularının pekişmesidir. Müslümanlar bu muazzam bayramda infak ve ihsanda bulunarak maddi açıdan zor durumda olanlara yaradım ediyorlar. Ramazan bayramında fitre zekatı vermek, mümin insanın Hak tealaya yapmış olduğu bir aylık ibadet ve semavi nimetlerden yararlanmanın şükrünü yerine getirmesidir. Yoksullara ve maddi açıdan sıkıntıda olanlara fitre zekatının verilmesi yüce Allah’ın nimetlerle dolu misafirlik ayında sosyal bağları pekiştirmeyi tamamlayan halkadır.
İmam Cafer Sadık -as- şöyle buyuruyor: Orucu tamamlayan fitre zekatının ödenmesidir.
Ehlibeyt imamlarının 8'incisi hz. İmam Rıza -as- da şöyle buyuruyor:
Fıtır günü bayram kabul edildi ki Müslümanlar bir araya gelsinler ve nimetlerinden dolayı Allah’a baş eğsinler. Öyle ise bugün, bayram günü, toplanma günü, Fıtır (açılma) günü ve zekat günüdür. Yüce Allah Müslümanlar böyle bir günde toplanmalarını ve orada O’na ibadet ederek saygı duymalarını sever.
Fıtır zekatı, Cenâb-ı Allah’ın kişiye ve velayeti altındaki kimselere lütfettiği hayat ve vücut nimetine karşı bir şükran olarak dindeki yerini almış bir ibadettir. Nitekim Fıtır zekatının yoksullar hariç diğerlerine vacip olması için oruç tutmak şart değildir. Oruç tutamayan veya tutmayanlara da Fıtır zekatı vermek vaciptir.
Fıtır zekatı, o yılın oruç ibadetini eda edebilen Müslümanların böyle bir ibadeti yapmaya muktedir kıldığı için Yüce Allah’a bir şükür manası da taşır.
Fıtır zekatı, zekâttan çok daha geniş bir çapta mükellefler tarafından yerine getirilir. Böylece imkânı olan herkes Allah yolunda bir şeyler vermenin zevkine ulaşmakta ve toplumdaki muhtaç insanların durumlarını daha yakından görmekte ve anlamaktadır.
Diğer taraftan yoksul kimselere de onurları koruyarak, el açarak istemek zorunda bırakılmadan yardım eli uzatılmış olmaktadır. Böylece aynı toplumda yaşayanlar arasında kardeşlik ve dostluk köprüler daha da güçlenmektedir.
Fıtre miktarı miktarı ise insanın alışılmış gıdası, örneğin buğday, hurma, kuru üzüm, pirinç., Mısır veya benzeri gıdalara karşılık belirli bir miktar paradır. Genelde fıtre miktarı bayramdan önceki son gece yani Ramazan ayının son gününde güneş batmadan bir kenara bırakılır ve Ramazan bayram günü öğlene kadar ödenir.
Sohbetimizin sonunda yüce Allah’ın lutüf ve keremine sığınarak ellerimizi Sahifeyi Seccadiye’den bir dua ile açıyor ve şöyle diyoruz:
Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bu ayın gitmesiyle başımıza gelen musibeti telafi et; bayram ve iftar günümüzü bizim için mübarek eyle ve bu günü, geçirdiğimiz en hayırlı, affını en çok çekici, günahı en iyi silici gün kıl./012