Vahdet, İslam dünyasının düşmanlara karşı zafer sırrı
https://parstoday.ir/tr/radio/uncategorised-i155471-vahdet_İslam_dünyasının_düşmanlara_karşı_zafer_sırrı
İslam dini vahdet, gönül birliği, şiddetten ve gerici düşüncelerden uzak bir dindir. Gerçekte vahdet, İslam dünyasının sorunlarından kurtuluş ve komplolara galip gelmek üzere iktidarının temellerinden biri sayılır. Peki ama, neden İslam dünyası böylesine güçlü bir dayanağa rağmen tefrika yaşamaktadır?
(last modified 2022-10-07T16:32:52+00:00 )
Ekim 30, 2020 19:36 Europe/Istanbul

İslam dini vahdet, gönül birliği, şiddetten ve gerici düşüncelerden uzak bir dindir. Gerçekte vahdet, İslam dünyasının sorunlarından kurtuluş ve komplolara galip gelmek üzere iktidarının temellerinden biri sayılır. Peki ama, neden İslam dünyası böylesine güçlü bir dayanağa rağmen tefrika yaşamaktadır?

Bu soruya cevap ararken, İslam dünyasının yaşadığı ayrışma ve tefrikanın kökleri İslam hakikatinden uzaklaşmaya ve İslami vahdet gibi önemli bir etkenden gafil olmaya uzandığı gerçeği gözardı edilemez.

Maalesef İslam dininin vahdet söylemini yaygınlaştırmak üzere sahip olduğu onca kapasitelere rağmen İslam dünyası hak ettiği gibi siyasi vahdet ve dayanışmadan yararlanamamıştır. Öte yandan bu eksiklik günümüzde radikal düşüncelerin ve modern cahiliyenin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Bugün S. Arabistan gibi bazı İslami ülkelerin elebaşıları da bu cahilliğin çıkış noktaları olarak İslam dünyasında tefrika yaratma ve İslam’ın gerçek imajını karalama sürecinin öncüleri sayılır.

Bu doğrultuda başta Amerika ve korsan İsrail rejimleri olmak üzere İslam düşmanları bölgede bazı gerici Arap rejimlerin liderlerinin iş birliği ile sürekli İslam ülkeleri arasında tefrika ve ihtilaf yaratmak için bir an olsun komplo kurmayı ihmal etmiyorlar.  Bu süreç gerçekte İngilizlerin sömürü ve sultacılık dönemlerinde izledikleri politikaların ve “böl yönet” gibi sömürücü siyasetin devamıdır.

Bugün kesin olarak Amerika terör devleti ve korsan İsrail Müslümanların arasında tefrika ve ayrışmaların başlıca etkeni oldukları söylenebilir. Bu sapkın akım son bir asırda ve özellikle üçüncü milenyumun ilk yirmi yılında birçok ahlaki ve insani faziletin ve değerin yavaş yavaş yok olmaya yüz tutmasına ve yerine rezil davranışlara bırakmasına sebebiyet verdi. Bu acı gelişme Batı Asya bölgesinde, yani gaspçı ve şer İsrail rejimi bulunduğu bölgeye dayatılmış ve en çirkin yüzünü göstermiştir.  Bu sapkın akımın tesirlerini bölgede birçok ülkenin sosyal, ahlaki, kültürel ve siyasi sorunlarında ve yaşanın acı hadiselerde görmek mümkün.

Gerçekte bu sapkın akımın önemli bir bölümü, vababi tarikatının ideolojisinde, Suud hanedanının tekfirci ve aşiret temelli anlayışından kaynaklandığını ve bu batıl düşüncelerden bölgede savaşları başlatmakta yararlandığını ve İslam ülkeleri şiddete sürüklendiğini söylemek de mümkün. Bu akımın en önemli hedefi ise Müslümanların arasında vahdet ve birliği bozmaktır.

Uluslararası İslami uyanış asamblesi Genel Sekreteri Dr. Ali Ekber Velayeti bu konuda şöyle diyor:

Müslümanların arasında ihtilaf doğal bir durumdur; ancak düşmanla mücadelede vahdet ve kardeşlik de hayati bir konu sayılır.

Bugün İslam düşmanları İslami direnişi kırmak ve bölgede Amerika terör devleti ve korsan İsrail’in yayılmacı politikaları önündeki engelleri kaldırmak için Müslümanların arasında tefrika çıkarmak ve IŞİD ve El Nusra Cephesi gibi terör örgütlerinin bayrağı altında terörizmi yaygınlaştırmakla vahdet ilkesini ve İslami uyanışı hedef almak gerektiğini çok iyi biliyor.

Amerika terör devletinin İslam ve Müslümanlara karşı temel politikası savaş çığırtkanlığı yapmak ve Müslümanları birbirine kırdırmaktır. Kuşkusuz son yıllarda Afganistan, Irak, Suriye, Gazze, Yemen, Bahreyn ve diğer İslam beldelerinde şahit olduğumuz savaşlar bu büyük kumpasın devamıdır. Hal böyleyken İslam dünyasının sorunlarının tek çaresi öz Muhammedi -s- İslam’ın ilkelerine ve değerlerine geri dönmektir; zira İslami vahdet İslam düşmanlarının isteklerinin tam karşı noktasıdır. Düşmanlar tüm evrelerde ve özellikle son dönemde sürekli Müslümanları birbiriyle karşı karşıya gelmeye teşvik etmiş ve teşvik etmeye de devam etmektedir.

Bugün İslam ümmetini ve dini değerlerini tehdit eden en büyük tehlike, İslam adına şiddet uygulamak ve tefrika yaratmaktır. Bugün Batı’nın propaganda sistemi İslam dinini karalamak ve Müslüman milletleri birbirine düşürmekle İslam ümmetini zayıflatmaya çalışıyor. Kuşkusuz bu kumpası ifşa ederek etkisiz hale getirmek büyük bir sorumluluktur; nitekim mevcut hassas şartlarda bu sorumluluğu yerine getirmek, düşmanların birçok komplosunu boşa çıkarabilir.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei bu bağlamda, İslam Peygamberi -s- ve İmam Cafer Sadık’ın -s- veladet yıldönümü dolayısıyla bundan üç yıl önce üç erkin başkanları, nizamın önde gelen yetkilileri, İslam ülkeleri büyükelçileri ve İslami vahdet konferansının konuklarını kabulde yaptığı konuşmanın bir bölümünde Amerika, siyonist rejim İsrail ve onlara bağlı gerici rejimleri günümüz dünyasının Firavunları ilan etti. Ayetullah Hamanei bu zümrenin İslam ümmeti içinde ihtilaf ve savaş çıkarma çabalarına işaretle şöyle ekledi:

Bazı Amerikalı yetkililer bilerek veya bilmeyerek siyonist rejimin güvende olması ve İslam dünyasının kana bulaşan bedeni ilerleyebilecek gücü olmaması için Batı Asya bölgesinde savaş ve çatışma çıkarmak gerektiğini itiraf etmiştir.

Ayetullah Hamanei şöyle vurguladı:

Bugün Filistin meselesi İslam dünyasının siyasi meselelerinin başındadır ve herkes Filistin milletinin özgürlüğü ve kurtuluşu için çaba harcaması gerekir. kuşkusuz İslam dünyasının izzeti zalimlere ve müstekbirlere karşı direnişe bağlıdır.

Bu alanda önemli nokta, İslami vahdetin değerli ilkelerine yönelmek ve İslam’ın hakiki kimliğine geri dönmektir. Kuşkusuz vahdet İslami toplumların değişim sürecinde ve zulüm altında bulunan milletler dünyanın neresinde olursa olsun gelişmelerinde önemli rol ifa etmekte ve İslam dünyasının küresel sulta düzeninin sultası ve nüfuzundan kurtulmasında etkilidir.

Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani de 31. Uluslararası İslami vahdet konferansında yaptığı konuşmada Müslümanların birlik ve beraberliğine vurgu yaparak şöyle dedi:

Bizim en büyük görevimiz, sömürücülerin ve istikbarın aramızda yarattığı eski yaraları sarmaktır ve bugün bu konu bizim görevimizdir ve buna daha fazla özen göstermemiz gerekir.

Bugün İslam dünyası birçok acı ve sorunla karşı karşıyadır. Oysa İslam dini insanların kurtuluş ve saadet yolunu Müslümanlara sunmuştur. Bu aydın yol, birlik ve vahdet doğrultusunda hareket etmek ve dini ortaklıkların gölgesinde mezhebi ve fikri ihtilafları bir kenara bırakmaktır.

İslam dünyasında yapılan araştırmalar, Müslümanların tüm sorunları iç kaynaklı olmadığını, bilakis İslam ülkelerine dayatılan sorunların önemli bir bölümü Batılı düşüncelerin nüfuzu ve Batılı düşünce merkezlerinin yanlış telkinleri ve Müslümanların yanlış algılamalarının sonucu olduğunu gösteriyor. İran İslam Cumhuriyeti’nin bu kumpasa karşı politikası, İslami vahdet ilkesine geri dönüş zaruretine vurgu yaparak ilahi büyük bir görevi yerine getirmekten ibarettir.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei bu konunun önemi hakkında yaptığı konuşmada İslam dünyasından tefrika etkenlerini bir kenara itmek gerektiğini belirterek, yeni İslami yaşam tarzında İslami çözüm yolları bulmak üzere ulemanın vahdeti, bilim ve teknolojileri geliştirmek ve yeni medeniyetin altyapılarını inşa etmek üzere İslami üniversitelerin iş birliği yapmaları gibi durumlara vurgu yaptı. Ayetullah Hamanei ayrıca bu bağlamda genel kültürü köklü bir şekilde ıslah etmekte İslami medya organlarının rolüne de vurgu yaptı.

Bölgeden savaş ve saldırıları uzaklaştırmak için İslami silahlı kuvvetlerin arasında ilişkileri takviye etmek ve yine İslam ülkelerinin ekonomilerini yağmacı kartellerin sultasından kurtarmak üzere İslami piyasaların arasında ilişkileri ve iş birliği durumlarını geliştirmek İslam ülkelerinde güvenlik ve ekonomi alanlarında birlik ve beraberliği takviye etmenin bileşenleridir. İslami vahdetin gelişmesinde önemli rol ifa eden kültürel alanda da iş birliğini geliştirmek, dil birliğini, gönül birlikteliğini, vahdet ve dostlukları artırmak üzere Müslümanların arasında ilişkileri ve seyahatleri arttırmak da İslami vahdeti takviye etme ve İslam dünyasında tefrikaları giderme yollarından sayılır.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei dünya Ehl-i Beyt asamblesi üyeleri ve İslami radyo televizyonların birliğine üye ülkelerin temsilcileri ile görüşmesinde Amerikalıların planını üç temel akım şeklinde beyan etti.

Ayetullah Hamanei bu üç akımı bölge ülkeleri arasında ihtilaf yaratma politikası, İslam ülkelerine siyasi, iktisadi ve kültürel nüfuz çabası ve Müslümanların arasında tefrika çıkarma şeklinde ifade etti.

Ayetullah Hamanei İslami vahdet düşmanlarının taktiği İran ile İslam dünyası arasında duvar örmek olduğunu belirterek, herkes bu yapay duvarı kaldırmak için çaba harcaması gerektiğini vurguladı.

Aslında esas nokta da bugün Batı’dan kaynaklanan tefrikacı ve İslamofobi akımlarına şahit olmamızdır. Bu akımların esas amacı İslami vahdeti bozmak ve Müslümanların arasında tefrika çıkarmaktır. Örneğin son haftalarda bir kez daha Fransa devletinin İslam Peygamberi’ne -s- hakaret eden bir derginin çirkin hareketine destek vererek şeytani mahiyetini ortaya koydu. Fransa’nın Chalie Hebdo dergisi son günlerde İslam Peygamberi’ne -s- hakaret içeren karikatürleri yeniden yayımladı. Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel Macron ise diplomatik örf ve adetlere ve demokrasi ilkelerine aykırı bir şekilde sergilediği tutumda, Fransa bu tür çirkin ve hakaret içeren karikatürleri yayımlamaya devam edeceğini açıkladı. Kuşkusuz Müslümanların mukaddesatına yönelik bu tür tutumlar ve hakaretler İslam dünyasının ihtiyacı olan şeyin, küresel sulta düzeni ve zorbalara karşı Müslümanların birlik ve vahdetidir.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei bu bağlamda beyanatında Batılı kültürün dünyanın İslam ülkeleri başta olmak üzere diğer ülkelerde yaşayan milletlerin kültürü ile karşılıklı etkileşimi ve bağlarına işaretle, bu tür uyumsuz bağların etkisi yüzünden Batı kültüründe bazı radikal davranışlar ve özellikler birer alışkanlığa dönüşerek başka milletlere dayatıldığını belirtmiştir.

Son yarım asırda İslam dünyasında kanayan yaraya dönüşen sorunlardan biri, Müslümanların hangi dinden, mezhepten, ırktan veya kavimden olursa olsun tüm meselelerinin başında olan İslami vahdet yokluğunda, Filistin topraklarının işgale uğramış olmasıdır. Gerçekte son asırların en büyük zulmü Filistin’de yaşamıştır. Bu acı macerada bir milletin evi, tarlası, serveti, hürmeti ve kimliği gibi her şeyi gasp edilmiştir.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei Filistin meselesi hakkında tüm Filistinli grupların ve Filistin halkının düşmanların şom planlarını boşa çıkarmak üzere vahdeti ve birlikteliğine vurgu yaparak şöyle buyurmuştur:

İran İslam Cumhuriyeti geçmişte olduğu gibi dini ve insani görevi gereği ve İslam inkılabının değersel ilkeleri temelinde mazlum Filistin milletine destek vermekte ve bu milletin haklarını geri almakta ve ayrıca gaspçı çakma İsrail rejiminin şerrini bertaraf etmekte elinden gelen her türlü çabayı sarf edecektir.

Gerçekte mevcut şartlarda Amerika terör devleti ve siyonist rejim İsrail de bu cani rejimle İslam ülkeleri arasındaki ilişkileri normalleştirmekle İslam dünyasını bölmeye ve İslam ülkeleri arasında tefrika yaratmaya çalışıyor.

Bu yüzden İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei sürekli cani Amerika ve siyonist rejime karşı İslami vahdet zaruretine vurgu yaparak bazı İslam ülkelerinin liderlerini zillet dolu davranışlardan kaçınma yönünde nasihat etmiştir.

Bugün İslam ümmeti Amerika terör devleti ve korsan İsrail’in ortak amacı, direniş cephesini yok etmek ve İslami vahdeti zayıflatmak olduğunu bilmektedir. Bu yüzden bugün İslam dünyası her zamankinden daha çok İslami vahdete ve bunun önündeki engelleri bertaraf etmeye ihtiyacı vardır. Kuşkusuz kader belirleyici bu alanda siyasi seçkin şahsiyetlerin ve düşünürlerin ve İslam dünyasının meselelerini bilen kanaat önderlerinin görev ve sorumluluğu daha da ağırdır.

Bu yıl gerçi vahdet haftası etkinlikleri korona virüs salgınının etkisi altında düzenleniyor; ancak yine de tüm dikkatler, rahmet, sevgi, vahdet, izzet ve insani keramet dini olan İslam dininin öğretilerinde yatan değerlerin üzerinde odaklandığı anlaşılıyor.