Batılı düşünürlerin gözünde İslam Peygamberi -saa- (4)
https://parstoday.ir/tr/radio/uncategorised-i155629-batılı_düşünürlerin_gözünde_İslam_peygamberi_saa_(4)
Fransız büyük filozof ve düşünür Voltaire şöyle diyor: Muhammed -s- kuşkusuz büyük bir insandı ve fazıllığı ve erdemi ile de büyük insanları yetiştirdi. Muhammed -s- akılcı bir yasama adamı, güçlü bir fatih, adil bir hükümdar ve takvalı bir peygamberdi ve yeryüzünde en büyük devrimi gerçekleştirdi.
(last modified 2022-10-07T16:32:52+00:00 )
Kasım 02, 2020 19:32 Europe/Istanbul

Fransız büyük filozof ve düşünür Voltaire şöyle diyor: Muhammed -s- kuşkusuz büyük bir insandı ve fazıllığı ve erdemi ile de büyük insanları yetiştirdi. Muhammed -s- akılcı bir yasama adamı, güçlü bir fatih, adil bir hükümdar ve takvalı bir peygamberdi ve yeryüzünde en büyük devrimi gerçekleştirdi.

Son ilahi peygamber Hz. Muhammed’i Mustafa risaletine ve tevhide çağrısına, yaşadığı çağda toplum derin cahillik içinde bulunduğu bir sırada başladı ve rahmet ve kardeşlik, sevgi ve dürüstlükten söz etti. O dönemin toplumu en ağır öfke, bağnazlık, kin ve şiddet karanlığına saplanmıştı. İmam Ali -s- Nehcül Belağa’nın 26. hutbesinde cahiliye toplumunu şöyle anlatıyor:

Ey Araplar, sizler hayatın en berbat konağında ve menzilinde yaşıyordunuz; insan gibi yaşamınız yoktu, sokan yılanlarda bir arada yaşıyor, kokmuş suları içiyor, berbat yiyeceklerden besleniyordunuz; birbirinizi öldürüyor, insani bağlarınızı koparıyordunuz. Sizler putlara tapıyor ve günah ve kötülük varlığınızla bütünleşmişti.

Ve İslam Peygamberi -s- böyle bir ortamda en üstün ahlaki faziletleri ve en güzel insani ve manevi cilveleri ile tevhitten söz etti ve cahiliye insanlarının kalbine ilahi rahmet yağmuru gibi yağdı. Kuşkusuz beşeriyet tarihin sonuna kadar Muhammed’i Mustafa’nın -s- rahmani varlığından yararlanır ve ona borçlu olur; zira Kur'an'ı Kerim’in de buyurduğu üzere Allah teala o hazreti alemlere rahmet olarak gönderdi.

Gerçekte dünyanın bilim ve düşünce alanlarında önde gelen büyük bilginler ve düşünürler İslam Peygamberi’nin -s- yüce kişiliğini ve insanları yücelten harikulade etkili tealimini kolay kolay gözardı edemediği gibi, o hazretin parlak hakikatini inkar edemiyor.

Şimdi gelin hep birlikte Batılı ve gayri Müslim düşünürlerin Allah Resulü -s- hakkındaki görüşlerinin küçük bir bölümünü gözden geçirelim.

Alman şarkiyatçı ve İslam araştırmacısı prof. Vannemarie Schimmel’e göre orta çağ Avrupa’sının İslam dini ve Hz. Muhammed -s- hakkında düşünceleri hakikaten tahrip edilmiş ve karalanmış bir tablodur.

Prof. Schimmel 1941 yılında Farsça ve Türkçe branşında doktora derecesine ve 1951 yılında da dinler tarihi branşında aynı dereceye nail oldu. Prof. Schimmel bir süre Ankara ilahiyat fakültesinde ve ayrıca Almanya ve Amerika üniversitelerinde İslami diller ve dinler tarihi derslerini tedris etti. Prof. Schimmel doğunun çeşitli dillerine musallattı ve İslami kültür ve irfan ve İslam dünyasının ünlü şahsiyetleri hakkında yüzü aşkın kitap ve makale yazdı.

Prof. Schimmel “Muhammed Allah’ın peygamberidir” adlı eserinde şöyle yazıyor:

Allah özel bir zaman ve mekanlı sınırlı olmayan nurunu peygamberin aracılığı ile tüm dünyaya yansıttı. Muhammed gayb aleminden aşikar olan ve varlık alemine tecelli eden aydınlatıcı meşaledir.

Prof. Schimmel Hz. Muhammed’i -s- karalamak isteyenlere karşı çıkarak şöyle diyor:

Ben Batılı çevrelerin İslam dinine menfi açıdan bakmalarını büyük esefle karşılıyorum. İslam dini yüce bir konuma sahiptir ve dahi titiz bir şekilde gözetilmesi gerekir. Muhammedi inanç milyonlarca kalbi fethetmişti ve barış, huzur ve adalet dinidir.

Prof. Schimmel eserinin bir başka bölümünde Hz. Muhammed’i -s- takdir ederek şöyle yazıyor:

Gerçekte Hz. Muhammed’i -s- izlemek, onun her türlü hatadan ve sapmadan arınmış olması asla pak varlığına günah tozu konmasına müsaade etmemesi bakımından önemlidir. Muhammed her türlü nefsani içgüdüyü ve şehveti dizginleyen mükemmel bir insandır; yaşamının her anında doğru düşünce ve akılla Allah’ın tealimini uyguladı ve şeytanı yenilmez iradesi karşısında teslim aldı. Hz. Muhammed -s- düşünce denizine dalan ve o dönemin dinlerinin aradığından çok daha üstün bir şeyi arayan biriydi ki birden ilahi vahiy ona nazil oldu ve aldı götürdü. Hz. Muhammed’in -s- özellikleri o kadar eşsiz ve emsalsizdir ki bilginler ve düşünürler o hazretin yüce konumuna saygı göstermek için onu dünyevi makamlar ve politikacılar ve yöneticilerle karşılaştırmamak gerektiği konusunda hemfikirdir.

Rusların ünlü ve büyük yazarı Leo Tolstoy da İslam Peygamberi Hz. Muhammed’e -s- karşı büyük sevgi ve saygı duyuyordu. Aslında bu ilgi ve sevgi, Tolstoy’un İslam dini ve Hz. Muhammed’in -s- düşüncesi ve tealimi üzerine yaptığı derin araştırmadan kaynaklanıyordu.

Tolstoy, İslam Peygamberi’ni -s- iktidar hırsı ve şehvet düşkünü olmakla suçlayan çevrelerin reddinde çok değerli bir eser telif etti. Tolstoy’un yazdığı bu kitabın adı “Muhammed”dir. Tolstoy ayrıca İslam Peygamberi’nin -s- hikmetli vecizelerini devşirerek Rusçaya çevirdi ve “Muhammed’in sözleri” adı ile yayımladı.

Leo Tolstoy Muhammed adlı kitabında çok güzel ifadeleri kullanarak Hz. Muhammed’e -s- karşı duyduğu sevgi ve saygıyı dile getiriyor. Tolstoy eserinde İslam Peygamberi’nin -s- kişiliği hakkında şöyle yazıyor:

Kuşkusuz İslam Peygamberi -s- dünyanın en büyük muslihlerinden biridir; hem de beşeri camiaya büyük hizmetler sunan bir muslihtir. Muhammed için barbar ve vahşi bir milleti çirkin adetlerin pençesinden kurtarmak ve ilerleme yollarını açmakla övünmek yeter; oysa hiç bir sıradan insan bu denli muhteşem bir işi yaparak sonuç alması mümkün değildi. Dolayısıyla İslam Peygamberi -s- her türlü saygı ve ikramı hak eder.

Tolstoy eserinde İslam öğretilerinin akılcı olduğunu belirterek şu öngörüyü paylaşıyor: İslam şeriati akıl ve hikmetle örtüştüğünden gelecekte tüm alemi saracaktır

İngiliz tarihçi ve düşünür Thomas Carlyle “Tahkikat” adlı kitabında Hz. Muhammed -s- hakkında asla gözardı edilemeyecek şekilde güzel ve asil sözler ediyor. Carlyle Allah Resulü -s- hakkında şöyle yazıyor:

Ben Muhammed’i -s- huyu ihlas olduğu ve işlerinde riyakarlık ve gösteriş olmadığı için seviyorum. Bu çöl adamı bağımsız düşüncesi, saf ve sadık zatı vardı; anlayışlı, aydın görüşlü ve nurani biriydi; kibirli değildi, ama hor da sayılmazdı; fıtri olarak büyük insandı. Kur'an'ı Kerim Muhammed’in -s- dilinden cari oluyor ve başkalarını etkiliyordu. Gerçi okuma yazma bilmiyor, okula gitmemiş ve öğretmen görmemişti, ama onlara ihtiyacı da yoktu, bilemeye ihtiyacı olmayan keskin kılıç gibiydi.

Carlyle daha sonra da İslam Peygamberi’nin -s- insani sıfatlarını takdir ederek o hazretin düşmanlarına hitaben şöyle diyor:

Kardeşlerim, acaba siz yalancı bir insanın bir din yaparak tüm dünyaya yayabileceğini hiç gördünüz mü? Allah’a and olsun cahil ve yalancı bir insan bir evi bile inşa edebilecek gücü yoktur. Böyle birinin 14 asır boyunca milyonlarca Müslümanın içinde yaşayabileceği bir ev inşa etmesi imkansızdır. Eğer bir yalancı bu evi inşa etmiş olsaydı, şimdiye kadar çoktan yıkılmış, yok olmuştu. Yazık! Bu tür düşünceler ne kadar utanç vericidir! Bu tür düşünen insanlar ne kadar zavallı ve acizdir! Ben tarihe bakınca, peygamberin tüm yaşamı ve amelleri ve seçkin sıfatlarının temeli doğruluk ve dürüstlük olduğunu görüyorum.

Batı dünyasında dinlerin üzerinde araştırma yapan ve bu alanda çağdaş dünyanın önde gelen kanaat önderlerinden biri, bayan yazar Karen Armstrong’dır. İngiliz bayan düşünür Armstrong, imansızlıkla var gücümüzle mücadele etmemiz gerektiğini belirterek hayat dindarlıkla anlam kazandığını belirtiyor.

Bayan Armstrong 11 Eylül 2001 olaylarından sonra Amerika’da yok satan “Muhammed” adlı eserini yazdı. Bayan Armstrong’un bu kitabı yazmaktan gayesi, İslam’ı savunmak ve Batılı Hristiyanların Salman Rüşdi’nin yazdığı şeytani ayetler adlı kitaptan sonra karalanan ve kuşkuya kapılan zihniyetini Allah Resulü’nün -s- nurani çehresi hakkında aydınlatmaktı.

Bayan Armstrong eseri hakkında şöyle diyor:

Ben bu kitabı, Batılı insanların gözünde Hz. Muhammed’in -s- imajı sadece Salman Rüşdi’nin kitabında sunulan imaj olmasından korktuğum için yazdım. Zire ben Muhammed’i -s- beşeriyet tarihinin nadir şahsiyetlerinden biri olarak tanıdım. İslam Peygamberi’nin -s- yaşamı vahiy ilkeleri ve Allah’ın beşeri toplumlara çeki düzen veren hakiki tealimine göre planlanmıştır. Hz. Muhammed -s- cahiliyenin kökünü kurutmak için mücadele etti ve parçalanan Hicaz’ı birlik yapmayı başardı; oysa bu durum o dönemde inanılmaz ve imkansız görünüyordu.

Bayan Armstrong’a göre İslam Peygamberi’nin -s- günümüz insanları için tealimi bilinç, basiret, adalet taleplik, ahlak, keramet, sevgi, barış ve insan severliktir ve günümüz insanı her zamankinden daha çok bu tealime ihtiyacı vardır.

Bayan Armstrong’a göre, günümüzde başeri tarihin şu hassas diliminde İslam Peygamberi’nin -s- sevgi ve merhamet dolu imajını tanımak kesin zarurettir; zira bağnaz ve bencil insanlar İslam Peygamberi’nin -s- yaşamını tahrif ederek kendi çıkarları doğrultusunda yararlanıyor.

Maalesef günümüzde Fransa’nın Charlie Hebdo dergisi ifade özgürlüğü bahanesi ile İslam Peygamberi’ne -s- en çirkin hakarette bulunuyor ve en çirkin karikatürleri yayımlıyor, üstelik bu ahlaksızlık Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel Macron tarafından da destek görüyor. Oysa beşeriyet tarihinin neresinde ilahi dinlere ve peygamberlerine hakaret etmek ifade özgürlüğü ve medeniyet olarak telakki edilmiştir?

Kuşkusuz Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve Charlie Hebdo dergisinde çalışan sapkınların din karşıtı davranışları bu zümrenin dünyanın en büyük şahsiyeti Hz. Muhammed’i -s-, kişiliği ve siyerini tanımaktan aciz olduklarının göstermektedir. Oysa Fransa’nın büyük düşünürleri en güzel tabirlerle Allah Resulü’nü -s- tanıtmıştır. Fransız büyük düşünür ve filozof Voltaire eserinde şöyle yazıyor:

Muhammed -s- kuşkusuz büyük bir insandı ve fazıllığı ve erdemi ile de büyük insanları yetiştirdi. Muhammed -s- akılcı bir yasama adamı, güçlü bir fatih, adil bir hükümdar ve takvalı bir peygamberdi ve yeryüzünde en büyük devrimi gerçekleştirdi.012