Nehcü’l Belâga öğütleri, birinci hikmet “fitnelere karşı”
https://parstoday.ir/tr/radio/uncategorised-i156617-nehcü’l_belâga_öğütleri_birinci_hikmet_fitnelere_karşı
Nehcü’l Belâga’da yer alan Emir el-Mu'minin hz. Ali’nin -as- veciz sözlerine ancak Kur'an-ı Kerim ve nebevi hadis ve vecizlerde benzerine rastlanan bilge sözlerdir.
(last modified 2024-12-09T07:52:16+00:00 )
Kasım 22, 2020 16:32 Europe/Istanbul

Nehcü’l Belâga’da yer alan Emir el-Mu'minin hz. Ali’nin -as- veciz sözlerine ancak Kur'an-ı Kerim ve nebevi hadis ve vecizlerde benzerine rastlanan bilge sözlerdir.

Bu veciz kelimeler ilahi maarif, fıkhi meseleler, ahlaki değerler, sosyal ve siyasi konula içerirken insanın tüm yaşamı boyunca ihtiyacı olan konulardır.

Bugün sizlerle Nehcü’l Belâga’nın ilk veciz sözünü kısaca ele almak istiyoruz:

کُنْ فِی الْفِتْنَةِ کَابْنِ اللَّبُونِ- لَا ظَهْرٌ فَیُرْکَبَ وَ لَا ضَرْعٌ فَیُحْلَبَ

Bazen toplumda fitneler baş gösteriyor ve hakkı batıldan ayırt edilemeyecek kadar puslu bir hava oluşuyor. Bu durumda biraz duraksayarak toz ve dumanın dinmesini ve hakkın kendini göstermesini beklemek gerekir. O zaman hak güneşi parlamaya başlayınca artık durmak ve sessiz kalmak caiz değil ve artık hakkı tam olarak savunmak gerekir.

Fakat bazen zalimlerin birbiri ile savaştığı bir fitne oluşuyor ve ortada haktan eser yok. Bu durumda dikkatli olmak ve kimseye durumu suiistimal etmeye izin vermemek gerekiyor.

Emir el-Mu'minin hz. Ali -as- Nehcü’l Belâga’nın birinci hikmetli sözünde bu gibi fitnelere işaretle şöyle buyuruyor:

کُنْ فِی الْفِتْنَةِ کَابْنِ اللَّبُونِ- لَا ظَهْرٌ فَیُرْکَبَ وَ لَا ضَرْعٌ فَیُحْلَبَ

"Fitneye karşı iki yaşındaki deve gibi ol; onun ne binilecek sırtı, ne de sağılacak memesi vardır."

Emir el-Mu'minin bu hikmetli sözünde tüm muhataplarına, batıl fitnelerin baş gösterdiği zaman tam 2 yaşındaki deve yavruları gibi davranmalarını tavsiye ediyor zira böylece fitneciler tarafından suiistimal edilmezler.

Bu hikmetli sözü anlamak için   ابْنِ اللَّبُون  ve فِتْنَةِ kelimelerini açmak gerekir.

ابْنِ اللَّبُون iki yaşında olan erkek deve yavrusuna denir, erkek olduğu için sağılacak bir memesi yokken üstelik güçsüz olduğu için binek olarak da kullanılamaz. Böylece ne sağılabilir ve ne de binilebilir.

Fitne ise kargaşa, yanıltma, kandırma ve saptırma anlamındadır. Hz. Ali -as- Nehcü’l Belâga’nın 50. Hutbesinde tüm fitnelerin heva ve hevesi izlemenin sonucu olduğunu belirtiyor. Sosyal ve siyasi fitnelerde genelde batıl olan iki grup işleri eline almak ister, bu yüzden toplum gerginleşir ve hak ve batılı birbirinde ayırt edilemeyecek kadar birbirine karışır. Böyle bir ortamda, fitnecilerin tuzağına düşmemek için çok dikkatlı olmak ve ikisi de batıl ehli olan iki taraftan hiç birine yardımcı olmamak gerek. Bu yüzden İmam Ali -as- fitne zamanında fitnecilerin senin mal ve canına göz dikmeyecek şekilde davranılması, yani dolaylı veya dolaysız onlara bizim üzerimizden nemalanmalarına izin vermemek gerektiğini buyuruyor.

Bu fitnelerin örneklerine İslam’ın zuhur ettiği ilk asırlarda rastlanır; İmam ve yarenleri her zaman onlardan uzak durdular. Her ikisi batıl ehli olan Emeviler ve Zübeyrliler arasında yaşanan savaş bu fitnelerin en bariz örneğidir. Bir zamanlar İmam Ali’nin -as- bizzat düşmanlarından olan ve Cemel savaşının yaşanmasına sebep olan Abdullah bin Zubeyr, İmam Hüseyin’in kanının intikamını almak bahanesi ile hilafet iddiasına bulundu ve yine bizzat fesat ve yolsuzluğun sembolü olan Yezid ve Emevilere karşı ayaklandı. İki taraf arasındaki savaşta bir çok günahsız insan öldü, halbuki her iki taraf meşru olmayan bir savaşta güç kazanmak için insanları kurban ettiler.

Sohbetimizin başına da belirttiğimiz gibi hz. Ali’nin bu sözü, batıl bir grubun müminler ve haktan yana olanlara karşı ayaklandıklarında müminleri desteklememek anlamında değil. Zira Allah Teâlâ Hucurat suresinin 9. Ayetinde açıkça şöyle diyor:

“Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa, Allah'ın buyruğuna dönünceye kadar haddi aşan tarafa karşı savaşın. Eğer (Allah'ın emrine) dönerse, artık aralarını adaletle düzeltin ve (onlara) adaletli davranın.”012