Kurban bayramı özel programı
https://parstoday.ir/tr/radio/uncategorised-i39436-kurban_bayramı_özel_programı
Hz. İbrahim, Allah’ın halil kuluydu ve Hak teala katında aziz ve yüksek mevkili bir insandı. Peki ama bir gönülde nasıl hem Allah aşkı ve hem evlat aşkı bir arada olabilir, dersiniz?
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Eylül 25, 2016 12:59 Europe/Istanbul

Hz. İbrahim, Allah’ın halil kuluydu ve Hak teala katında aziz ve yüksek mevkili bir insandı. Peki ama bir gönülde nasıl hem Allah aşkı ve hem evlat aşkı bir arada olabilir, dersiniz?

Evet, kulluk sınavı başlamıştı. İbrahim’in kalbi arınmalıydı; duru ve içinde Allah aşkından başka hiç bir şey kalmamalıydı, hatta yaşlı bir babanın İsmail gibi bir evladın aşkı bile.

Kendi kendime haykırıyorum: Ya sen? Sen kalbinin bin bir köşesinde neyi saklıyorsun? Sen ki, İbrahim’in yolunu izliyorum diyorsun, bugün yüce Allah katına neyi kurban kesiyorsun? Malını mı, mevkiini mi, yoksa evladını mı? kendine bak ve hesabını yap. Seni bu dünyaya bağlayan ne var ki, seni böylesine aksatarak sürüklüyor ve elin kolun bağlı gibi gösteriyor?

Evet, şimdi sınav zamanı, ama bu kez her zamanki gibi değil. İlah ferman doğrudan ve perdesiz ulaşmıyor. Rüya aleminde ihtiyar adam kendini görüyor... ve elindeki İsmail’in beyaz boynuna dayadığı keskin bıçağın ışıltısını... Bu kadarı bile İbrahim gibi aşık birinin maşukun ne istediğini anlamaya yetiyor. Kendi kendime düşünüyorum: Acaba o kadar kulluğu öğrenmiş miyim ki dosttan en ufak işaret gelince ben canı gönülden ser vereyim? İbrahim misali maşukuma gönül vermiş miyim, yoksa kendimi bin bir beyhude ama, lakin, gibi sözlerin ardında saklayarak O’nun fermanını duymazlıktan mı gelirim ve gözlerim hakikat yolunu görmez mi olur?

Hz. İbrahim ilkin kendisi ile halvete çekildi ve ardından oğlu İsmail’le... ona dün gece rüyasında gördüklerinden ve onsa sabırsızlanma sırrından söz etti. Ama İsmail bir an bile tereddüt etmedi ve kelamı babasının titreyen sesine destek oldu: Baba! Görevini yerine getir. Yüce Allah’ın izniyle beni sabredenlerden bulacaksın.

Kolay değil... çıplak hançer genç İsmail’in gırtlağı ile perdesiz konuşacaktı, ama İsmail bir an bile gevşemedi, sarsılmadı, çünkü baştan başa, iman abasına bürünmüştü.

İsmail’in sağlam ve kararlı adımları kurban kesilen yere uzanan yolu muzdarip yapıyor ve her adımla beraber İsmail aşkının bir parçası İbrahim’in kalbinden sökülüp atılıyordu.

Şeytan bunca babamsı şevki yakından rasat ediyor, baba oğul etrafında dolaşıyor ve her an yüreklerine kuşku tohumu serpiyordu. Ancak mahbuba ulaşma yolunda ilkin içinde pusu kuran şeytanı taşlaman gerekir. İçindeki şeytanın kara yüreğine hüsran mühürün basman gerekir, böylece yolun kara lekelerden arınır ve gönlünün ayakları vesvesenin taşlı yolunda kaymaz... ve işte bu da kovulmuş şeytanı taşlama öyküsü oldu.

Bundan sonra yüce Allah’ın emir ve iradesi üzerine hançer İsmail’in boğazını kesmez oldu. O sırada mavi gökte meleklerin kanat çırpmalarının sesi yankılandı ve Hz. Cebrail –s– beyaz bir nur arasında Mina’nın eşiğinde elinde bir hediye ile zahir olduktan sonra şöyle der:

Selam sana ey İbrahim. Rabbim sana selam gönderiyor. Şimdi şu koçu kurban kes, çünkü bu Rabbimden en iyi kuluna bir armağandır. Rabbim her daim iyilerledir. Eğer sevdiklerinden O’nun uğruna vaz geçebiliyorsan, özel rahmani merhamete layık olursun ve sahte ilahları gönül Kabe’sinden atarak Hakkın aydın cemalini idrak edersin. Kurban bayramı sana mübarek olsun. Şimdi bağlılık kokan her şeyden özgürsün.

İlk adım Arafat, tanım ve marifettir. İkinci adım ise Maş’er, şuur, uyanış ve bilinç ve üçüncü adımda Mina’da arzularının nihayetine kavuşursun ve iman ehli olanların nihai arzusu başkasına değil, ancak Hakka kavuşmaktır.

Hac farizesinin beşinci ameli ve Mina’da ikinci amel, Hac farizesini yerine getirmekte olan hacı için kurban kesmektir. Kurban kesmek, Hac suresindeki ayetlerde açıkça belirtildiği üzere takva ve yoksulların ve fukaranın uğruna fedakarlık yapmanın işaretidir.

Bugün zilhicce’nin onuncu günüdür ve müslümanların takviminde bayram günü olarak bilinmektedir. Bu gün, bir nevi Hz. İbrahim’in ilahi sınavdan başı dik çıktığının hatırlatır.  Hz. İbrahim böyle bir günde maddi yaşamda bir insanın en aziz varlığı yani evladını kurban kesme sınavından başı dik çıktı.

Kurban kesmek ilahi emre uymak ve maşuka itaat etmektir. Kuşkusuz bu, çok karmaşık bir sırdır ve İmam Gazali, William Akami ve başkaları bu ilahi fermana ahlak temelinden bakmaktadır. Kurban bayramı gününde Hac farizesini yerine getiren hacılar kurban kestikten sonra ihramdan çıkar ve kurban satın almaya maddi gücü yetmeyen hacıların Hac sırasında üç gün ve Hac dönüşünde de yedi gün oruç tutmaları gerekir.

Kurban bayramına çok farklı ve çok özel açılardan yaklaşılmıştır ki en güzeli irfanın bu bayramla ilgili bakışıdır. Zira kurban bayramı veya bir başka tabirle nefsi emmareyi kurban etme şeklinde tanımlanan bu amel ilahi cemalin celali tecellisidir. Bu ilahi siyeri seyretmekte olan hacı ihramdan çıkmak ve bir kez daha uzak bir misafirliğe giden bir insan gibi maddi doğaya geri dönmek istiyor.

Kurbanlık sözcük itibarı ile kurban sözcüğünden türetilmiştir. Allah teala katına yakınlaşma vesilesi olan her şeye kurban adı verilir bu da bir hayvanı kesmek veya başka türlü sadaka vermekten ibarettir. Arapça bayram anlamına gelen İd sözcüğü da dönüş anlamına gelen Aud sözcüğünün türevidir; yani nefsin ve hurafelerin zindanından çıkmak ve Allah’a dönmektir; şeytanın sultasından kurtulup ilahi rahmete dönmektir. Kurban bayramı ise insanın ilahi kata yaklaşma mevkiine dönüşütür ve bu mevki ancak nefsani heva ve heveslerle mücadele ve tehzip ve kendini yetiştirme ve öz fırsatları değerlendirme yoluyla elde edilebilir.

Zilhicce ayının onuncu günü müslümanların en büyük bayramlarından biri olan kurban bayramına denk gelir. Bu gün biraz önce de anlatıldığı üzere Hz. İbrahim’in yüce Allah katına mutlak teslimiyeti ve kulluğu ve büyük fedakarlığı ve Hz. İsmail’in sağlam ve sarsılmaz imanı gibi sıfatları hatırlatır.

Allah katına yaklaşmak niyetiyle kurban kesme ameli Hz. Adem –s– zamanında ve iki oğlu Habil bir koçu ve Kabil de biraz buğdayı kurban olarak ilahi kata sunması ile başladı. Kur'an'ı Kerim’de bu tarihi olay şöyle beyan ediliyor: Adem'in iki oğlunun haberini gerçek olarak anlat: Hani birer kurban takdim etmişlerdi de birisinden kabul edilmiş, diğerinden ise kabul edilmemişti.

Bundan sonra bu amel tüm semavi dinlerde bir ibadet ve özel etkinliklerde bir gelenek olarak yerini aldı.

İslam dininde kurban kesmek, Hac sırasında ilahi sünnettir ve yüce Allah katına yakınlaşmaya vesile olur. Cahiliyede de kurban kesmek yaygındı, fakat kafirlerin ve müşriklerin kurban kesmeleri lebbeyk demeleri ve namaz kılmaları gibi şirk ve küfüre bulaşmıştı. Müşrikler kurban kestiklerinde Kabe’yi kurban kestikleri hayvanın kanı ile kirletir ve etin bir parçasını da Kabe’ye asar ve böylece Allah’ın kurbanı kabul etmesini isterdi. Ancak İslam dini kurban kesme ameline özel bir saygınlık kazandırdı ve ilahi öğretilere saygı zaruretini beyan ettikten sonra cahiliyenin kurban kesmekle ilgili çirkin geleneğini reddederken şöyle buyurdu: Onların ne etleri ne de kanları Allah'a ulaşır; fakat O'na sadece sizin takvânız ulaşır.

Bu ayete göre yüce Allah’a ulaşan şey, kurbanın eti değil, amelin batını ve ruhudur. Kurban kesmek de İslam’ın diğer amelleri ve menasikleri gibi takva adında bir nefsi vardır ve kurban kesmenin kudsiyeti ve yüceliği de etten ve kandan değil, bu takvadan kaynaklanır.

İmam Seccad –s– kurban kesmi hakikatini şöyle beyan ediyor: Hac farizesini yerine getiren ve kurban kesen kimse takva hakikatine dayanarak tamah devinin boğazını kesmiş ve onu öldürmüş olur.

Belki bu yüzdendir ki kurban bayramı Hacci Ekber olarak adlandırılır.

Allah’ın evini ziyaret eden hacılar bir çok zorluğa katlanmak ve dünyevi simgelerden uzak durmanın ardından şimdi son durağa gelmiştir ve kurban bayramını kutlamaktadır. Bu güzel günde hacılar eşsiz bir vahdet örneği sergileyerek Hz. Dost’un önünde secdeye kapılar ve hepsi güler yüzle bu ilahi farizeyi yerine getirmeyi başardıkları için birbirini kutlar.

Dünya müslümanları kurban bayramını bir günden dört güne kadar değişen sürelerde kutlar ve bu günde en güzel elbiselerini giyer ve bu güne özel ibadetleri yerine getirdikten sonra eşi dostu ziyaret ederek bayramını kutlar. Gerçi kurban kesmek Hac farizesini yerine getiren hacılar için ve Hac sırasında vaciptir, ama yine de dünyanın bir çok yerinde müslümanlar bu günde koyun, davar veya deve gibi büyükbaş hayvanları Hz. İbrahim Halil’in sünnetini anmak üzere keser ve etini komşulara ve yoksullara dağıtır.

Kurban bayramı, kulun yaratanın önünde kulluğunun en güzel örneğinin hatırlandığı gündür. Aşk, ihlas, fedakarlık ve kulluk günü olan kurban bayramınız kutlu olsun.015